YAHOO
Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA
BİRİNCİSİ !!
November 14th, 2003
Supplement # 067
TEST YOURSELF (02)
Intermediate & Advanced Grades
Please
do not hurry to click the answer button; make sure you have studied the question
thoroughly, deliberating on
your own choice first!
01 --
In
modern airports, your luggage is .............. at the check-in desk and is
then transported to the luggage sorting hall on a luggage conveyor belt.
a.
scaled b.
measured c.
estimated d.
balanced e.
weighed
Açıklama için
en alta bknz.
02 --
Did you
notice the ............. on Gülben's face when Hülya was declared to be the
overall winner? She nearly had a fit.
a.
appearance b. impression c. exposition d. expression e. manifestation
She nearly had a fit.
= Neredeyse kriz geçirecekti...
DİKKAT: "Appearance"
sözcüğünü, "-ence" şeklinde yanlış yazmamağa özen gösteriniz.
03
--
What
strong feeling, do you think, Gülben Hn. in the previous question experienced
when she heard that it was Hülya Hn. who was declared the overall winner?
a.
jealousy
/ce-lısi/ b. pleasure
/ple-jı/ c. envy
/en-vi/ d. joy e. indifference
/in-dif-rıns/
Açıklama için
en alta bknz.
04 --
The baby
is very restless . She must be ............. some teeth.
a.
cutting b.
incising c.
growing d.
grinding e.
dissecting
Eğer size göre en
mantıklı yanıt olan seçeneğin yanlış olduğunu görünce isyanları
oynuyorsanız, daha da büyük bir hataya düşüyorsunuz: Tavrınız, "Demek ki
bunu böyle ifade ediyorlar, hemen not almalıyım," olmaktan öte gitmemeli...
05 --
"I can't
open this drawer; it's ............. ." "Well, don't expect me to give
you a hand with it! I'm ............. here myself and I can't
get out!" Bu
çekmeceyi açamıyorum; sıkışmış." "Walla, benden yardım bekleme. Ben de
buraya sıkıştım, çıkamıyorum!"
a.
fixed b.
screwed c.
halted d.
stuck e.
bolted
DİKKAT: "to screw" =
"vidalamak"... Ama, bir anlamı daha var ki, öğrenmeseniz daha iyi edersiniz:
Ahlakınız bozulur... Diyeceğim: Yani "b" şıkkı da doğru sayılabilir -- O
açıdan bakacak olusanız...
Açıklama için en alta
bakınız.
06 --
We must now hear the
............... of our last meeting before we further proceed with our
discussion of the subject at hand.
a.
minutes b.
protocol c.
items d.
hours e.
agenda
Sürpriz açıklama için
en alta bknz.
07 --
How many
............... do you take at school?
Okulda kaç ders alıyorsunuz? Kaç ders görüyorsunuz?
a.
topics b.
lessons c.
subjects d.
lectures e.
classrooms
08 --
"Come and
have a .............. of raki; it'll make you feel better." "Just a
.............. ? Cm'on, I'd rather be a fish and live in that bottle
forever."
a.
pip b.
puff c.
sip d.
chew e.
bite
Açıklama için
en alta bknz.
09 --
The
houses with even numbers are on this side of the street, and those with
.............. numbers are on the other side.
Çift sayılar, tek
sayılar...
a.
odd b.
irregular c.
single d.
peculiar e.
singular
10 --
Huricihan's father .............. to notice the silent exchange between that
lecherous youth called Abdurrahman and his enamored daughter.
= Kaçamak bakışları görmemezlik etmedi; gözünden kaçmadı... "Enamoured"
sözcüğünün kök anlamını kolaylıkla görebiliyorsunuz: Julio Iglesias'dan ünlü
"Amor, amor, amor" şarkısını sanırım bilirsiniz. Dolayısıyla, "enamoured"
(U.S., enamored) "aşka düşmüş, sevdaya tutulmuş demek"... "Lecherous"
sözcüğüne gelince, anlamını bilenler herhalde bu tümceye çok gülmüşlerdir.
Bilmeyenlere gelince, walla bilenler bilmeyenlere söylesin!
a.
didn't
escape b.
caught
with his eyes c.
didn't
fail d.
grabbed
his chance e.
tried
hard
Açıklama için en alta
bknz.
"KÜÇÜCÜK" BİR
ÖNERİ: Sınav
salonlarında şok geçirmektense, kendinizi öğrenme sürecinde zora koşmanız
çok daha AKILCI... Basit şeyleri tekrarlayarak kendi kendinizi aldatmayın;
aldatmalarına da izin vermeyin. Kendinizi zorlayın; hocalarınızı da...
01.
soru..."To weigh" =
tartmak (nedense Türk öğrencilerin öğrenmemekte direndiği bir fiildir:
Belki de, ad türevi olan "weight" ile karıştırılıyor olmasından
dolayıdır... Okunuşlara dikkat: weigh
/wey/;
weighed /weyd/;
weight /weyt/...
03.
soru...
"Jealousy" ve "envy"
aynı şey değildir: "Kıskançlık" kavramında kısmen örtüşürler, ama "envy"
sözcüğünün bir de "gıpta etmek, imrenmek" anlamı vardır ki çok olumlu bir duygu da
olabilir.
Örnek: Eşinin bir
sevgilisi olduğunu öğrenen bir kimsenin hissedeceği duygu normalde
"jealousy" = kıskançlık" olur.
Eğer "envious of
him/her" durumu varsa, yani hissedilen duygu "envy" (gıpta) ise, ya, 1.
Keşke benim de bir sevgilim olsa... yada, 2. Keşke eşimin sevgilisi
aslında benim (de) sevgilim olsaydı... şeklinde bir imrenme sözkonusu
olacaktır!!
05.
soru...
to stick - stuck -
stuck = yapışmak, yapıştırmak... Ancak, "to be stuck" sıkışmış olmak
anlamında kullanılır.
(Daha heyecan verici
bir açıklama için koşarak geldiyseniz, üzgünüm, o konuda bugün ağzım
kilitli...
05.
soru...
minute
/mi-nit/ = dakika
minute
/may-nyut/
= minicik: minute details...
the minutes of the
meeting /mi-nits/ = toplantının kayıtları...
07.
soru...
Give me a sip...
Give's a puff... =
Ver bi nefes çekiim...
Give's a bite... =
Bi ısırık aliim...
C'mon, give's a
kiss...
dersiniz, kavga
biteeer...
10.
soru...
"To fail" fiilinin bildiğimiz "başarısız olmak" anlamı dışında (ve ondan
tamamen bağımsız olarak) bir işlev sözcüğü olarak da görev yapabilir. Bu
işlev, girdiği tümcenin anlamını tersine çevirmektir.
Yani: She came. =
Geldi... She faied to come. = Gelmedi...
İşte, "to fail"
fiilinin bu işlevinden yararlanarak, İngilizce'de mümkün olmayan bir
yapıyı gerçekleştiririz: "double negative" (çifte olumsuz):
She
didn't fail to come. = Gelmemezlik etmedi.
Bodrum nights have
a good reputation and we didn't fail to party.
= Bodrum
gecelerinin sıkı bir şöhreti vardır; biz de eğlenmemezlik etmedik,
eğlenceden uzak durmadık...
Bir
tane de çok zor bir tümce:
Torpedoes at the
beginning of WWII had one common characteristic -- reliable
unreliability! If they didn't fail to run, fail to explode, run too
deep, explode too soon or run in a circle -- the target was doomed!
İkinci Dünya
Savaşının başlarında torpidoların bir ortak özelliği vardı: Şaşmaz
güvenilmezlik! Eğer çalışmamazlık etmezlerse, patlamamazlık etmezlerse,
çok derinlere inmek, vaktinden önce infilak etmek, yada bir çember çizip
rotadan ayrılmazlarsa, hedef "ayvayı yemiş" demekti!...