Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

December 17th, 2003

Supplement # 071

 
 

 

 

ETHNICHATREDISTAN !!

THE NEW HOMELAND FOR THE TROUBLED PEOPLES OF THE WORLD !!

 

The Dissociated Press, İZMİR -- In a bold gambit hoped to resolve dozens of conflicts around the world, the U.N. announced Monday the establishment of Ethnichatredistan, a multinational haven in the West Bank that will serve as a new homeland for the Serbs, Greek Cypriots, Hutus, Tamils and other troubled groups.

 

gambit / gæm-bit / = Biliyorsunuz, satranç açılışında rakibi tuzağa düşürüp avantaj elde etmek için, bir-iki piyonu riske sokmak anlamına gelen bu sözcük, genel anlamda da "elini riske sokup, karşıdakinin kolunu koparmak için hesaplı bir davranış" anlamı taşır... to resolve a conflict = sürüp giden bir anlaşmazlığı çözmek... haven / hey-vın / = sığınılacak yer ("liman" kavramından... "Heaven"  / he-vın / = "Cennet/cennetgibi yer" sözcüğü ile karıştırmayınız...

 

"For far too long, these groups have been locked in prolonged strife with their former neighbours, unable to achieve a lasting peace," U.N. Secretary-General Kofi Annan said. "Now that these various peoples have a new homeland where they can find refuge, all the years of fighting and bloodshed can finally be put behind them."

 

for far too long = çok çok uzun zamandır... locked in strife = çatışma içinde olageldiler ("kilitlenmiş, çözülemiyor" kavramından)... prolonged / pro-longd / = çok uzun, uzamış (cisimler için kullanmayınız)... former = önceki... [DİKKAT: Daha önce sözü edilmiş iki şeyden daha sonra söz ederken şu kalıpları kullanırız: the former, the latter... Önceki, sonraki; birincisi, ikincisi... lasting = kalıcı, sürekli ("to last" = sürmek, kalıcı olmak, fiilinden)... Now that...= Madem ki artık... Artık ----- olduğuna göre... find (take) refuge in / ref-yu:c / = sığınmak, iltica etmek... refugee / ref-yu-ci: / = mülteci... bloodshed / blad-şed / = kan dökülmesi...

 

 

Former Serbian leader Slobodan Milosevic, now presiding over a Serb settlement near the Jordanian border, was optimistic about the future. "All Muslim scum must die," he said. "Death to all enemies of Serbian purity!"

 

settlement = yerleşim alanı veya mevkii veya bu şekilde kurulmuş yerleşim birimi... scum = mecazi olarak "pislik, değersiz tortu, aşağılık birikinti ve fazlalık"... purity / pyu-riti / = saflık, arılık... [Sırpların "etnik arındırma" rezilliği kastediliyor -- Kabahat bizde ki, herifleri Sırp Sındığı'nda yeterince "sınmamışız"!! ("sınmak" = "kırmak")]... [Şu dünyanın geldiği hale bakın: 30 yıl önce nefret duyduğum tek millet yoktu dünyada; şimdi -- kendimiz dahil -- sevdiğim tek millet kalmadı !!]

 

The various groups, transported to Ethnichatredistan by a massive U.N. airlift, will share their new homeland with the roughly two million Palestinians and Israeli settlers who currently occupy the region. U.N. officials say the West Bank site was chosen for its centralized location, opportunities for tourism, and comfortable desert climate. These factors, combined with the already diverse cultural, ethnic, and religious composition of the area, offer "a unique opportunity for many international groups to live together in peace."

 

massive / -siv / = Çok büyük... airlift = havadan taşıma operasyonu... roughly / raf-li / = kabaca...

 

"This is truly a win-win situation," U.S. Secretary of State Colin Powell said. "War-ravaged peoples from all over the world finally have a place they can feel safe. And, for the Palestinians and Israelis already there, the presence of additional ethnicities should reduce any pre-existing stresses. Arabs and Jews will enjoy exposure to a glorious, multiethnic stew, and they will, in turn, have the opportunity to lead by example, serving as role models of peaceful coexistence."

 

a win-win situation = her iki tarafın da veya herkesin kazandığı bir durum... war-ravaged / -vicd / = savaşın tarümar ettiği... peoples = halklar (DİKKAT: Bu sözcük yalnızca "halk" anlamnda kullanıldığında çoğullaştırılabilir)... presence / pre-zıns / = var olma, mevcudiyet (TERSİ: absence  / æb-sıns /)... pre-existing = önceden var olan... stew = etli türlü yemeği (burada tabii mecazi)... in turn = Bu zor kalıbı her gördüğünüz yerde "dahi" kavramı ile çeviriniz: "ki kendileri de örnek olmak fırsatına sahip olacaklardır"... peaceful coexistence = barış içinde birlikte yaşamak...

 

Hutu leader Kagabo Ndadaye, who between 1994 and 1996 personally oversaw the machete deaths of more than 10,000 Tutsi Rwandans, echoed the positive outlook. "The glorious Hutu are the one pure race," said Ndadaye, speaking from a Hutu settlement near Hebron while eyeing a nearby Kurdish settlement. "All inferior mongrel peoples shall be put to the blade."

 

personally oversaw= şahsen nezaret etmişti... machete / mı-şeti veya mı-şet / = palaya benzer uzun bıçak (Genellikle Orta Amerika ve Meksika'da şeker kamışı kesmek için veya silah olarak kullanılır)... positive outlook = olumlu görünüm... while eyeing = kötü kötü süzerken; bir gözü orada olmak üzere... mongrel = safkan olmayan... blade = Burada "kılınç" kastediliyor... shall be put to the blade = kılınçtan geçirilecek...

 

Though hopes are high for Ethnichatredistan -- a name created by a team of linguists who combined 17 different languages' words for "sanctuary" -- the establishment of the new homeland has proven problematic. Of the more than 500,000 people relocated there so far, approximately 97 percent have responded with violent resistance, swearing oaths of eternal vengeance against U.N. volunteers conducting the forced relocations.

 

sanctuary / sænk-çuıri / = sığınılan yer, sığınak (mecazi veya kutsal anlamda)... relocated= yeniden yerleştirilen... swearing oaths of eternal vengeance= ebedi intikam yeminleri ederekten... forced = zorunlu, zorla...

 

Bloodshed also marred the "Festival Of Human Brotherhood," a weeklong, nationwide event celebrating the founding of Ethnichatredistan. On Monday, 11 people were killed in a skirmish between Basques and Sikhs near Nablus. The same day, six were killed and dozens injured on the streets of Bethlehem when Somalis and Greek Cypriots exchanged gunfire and grenades.

 

to mar= leke düşürmek, gölge düşürmek, bozmak... to found = kurmak, tesis etmek... skirmish / skö-miş / = ön-çatışma, silahlı küçük çaplı dalaşma... grenade / gre-neyd / = el bombası...

 

 

And so the story goes on and on...

 

You can read the rest of the story at:

 

http://www.theonion.com/onion3723/west_bank.html

 

The Onion

Published by Onion, Inc., The Onion is a great satirical U.S. weekly newspaper published 47 times a year on Thursdays (there are two publishing breaks a year).

The first issue of the newspaper was printed in 1988. The website was launched in 1996.

The printed version and the website ezine are quite similar in content. The website is updated every Wednesday evening (Turkish time).

I wholeheartedly recommend, Dearest Members, that you have a look at http://www.theonion.com every so often. It really is one of the best of great U.S. satirical comedy papers.

 

 
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE