Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

January 5th, 2004

Supplement # 074

 
 

 

 

Hurry up!! Let's play,

 

WHO WANTS ?!

TL 500,000,000,000 !!

(before six or nine zeroes / zeros are dropped from the Lira !!)

*  *  *  *  *

Today's Topic:

FAMOUS TURKS

Question 01 -- Sultan --------------- (the Lightning) confronted Tamarlane (the Lame) in a battle near the citadel and the area between the Hatip Çayı and Çubuk Dam, (and perhaps beyond, at Esenboğa where the airport is situated today). The Ottoman army, exhausted by long marches playing hide-and-seek, lost the battle and --------------- was taken prisoner. Although he was treated with due respect, he eventually killed himself while still in captivity.

 

1.  Bayazid II     2.  Mehmet Çelebi     3.  Bayazid I

 

 4.  Murat Hüdavendigâr     5.  Cem Sultan

 

  

 

*  *  *  *  *

Question 02 -- --------------- was a 13th century Turkish poet and mystic, who has had an immense influence on Turkish folk literature over the centuries. During the period of Mongol onslaughts on Anatolia in the 13th century, the Islamic mystic (sufi) literature reached its zenith. With his simple and pure style --------------- was one of its most distinguished poets. He could easily describe even the most difficult mystic concepts in a few simple sentences. He is still a popular figure in a group of countries located on a broad geography from Azerbaijan to the Balkans.

 

1.  Yunus Emre     2.  Pîr Sultan Abdal     3.  Hacı Bektaş-ı Velî

 

4.  Karacaoğlan     5.  Mevlana Celalettin-i Rumî

 

  

 

*  *  *  *  *

Question 03 -- --------------- held the position of chief architect of the palace for nearly 50 years, which meant that he was the top authority during that long period on the construction works all through the Ottoman Empire. He worked with a large team of assistants consisting of architects and master builders. We learn from various sources that he was the architect of around 360 structures, including 84 mosques, 51 small mosques [mescit], 57 schools of theology [medrese], 7 schools for Koran reciters [darülkurra], 22 mausoleums [türbe], 17 almshouses [imaret], 3 hospitals [darüşşifa, bimarhane], 7 aquaducts and arches, 48 inns [caravansary, caravansarai], 35 palaces and mansions [konak], and 46 baths. The largest of the bridges he built is the nearly 635 m. long Büyükçekmece Bridge in İstanbul, a masterful combination of art with functionalism.

1.  Mehmed Ağa     2.  Başmimar Mustafa Ağa     3.  Mimar Sinan

4.  Mimar Kemalettin     5.  Mimar Davud Ağa

 

  

 

*  *  *  *  *

Question 04 -- Whether he was a real person or not, the figure of the inimitable --------------- represents the folk wisdom of his times and indeed has continued to do so over the centuries. He is thought to have lived in the 13th century in and around Akşehir in the Konya area. The themes of the jokes and anecdoted attributed to him are universal and timeless. They cover social and interpersonal relationships and often raise questions about relationships between people, animals and the natural world. New stories appear, or perhaps the older ones assume fresh attributes, to fulfil the needs of each new generation.

 

1.  Bekri Mustafa     2.  Nasreddin Hodja     3.  İncili Çavuş

 

4.  Kaygusuz Abdal     5.  Dümbüllü İsmail

 

  

 

*  *  *  *  *

Question 05 -- --------------- was one of the most outstanding scholars of his time as far the science of navigation was concerned. He was born at Gelibolu (or Gallipoli as the Anglo-American world calls it), presumably around 1465-1470. Gelibolu, a lovely coastal town on the Marmara Sea, was an important naval base at the time; and he was a nephew of Kemal Reis,  the famous admiral of the period. Apparently, besides his native tongue, he had also mastered Greek, Italian, Spanish and even Portuguese, as proven by his referrals to various works in these languages, as he produced his famous map of the world.

 

1.  Turgut Reis     2.  Burak Reik     3.  Çaka Bey

 

4.  Pîrî Reis     5.  Barbaros Hayrettin

 

  

 

 

*  *  *  *  *

 

 

GRADING:

 

5 correct answers: I take off my hat and salute you, fellow citizen... You really deserve a civic medal. [Dikkat: "cıvık madalya" değil!! /si-vik me-dıl/ = yurttaşlık madalyası]

 

4 correct answers: Good try, but I'm sorry you still miss the big prize...

 

3 correct answers: Obviously you must put in a lot more effort to learn about the great accomplishments of your forefathers...

 

2 correct answers: Oh, my, my, my... You really ought to be ashamed of your poor performance on this test...

 

1 correct answer:   Well, well, well... You can only congratulate yourself  for your well-rounded ignorance!!...

 

No correct answers: I daresay, Sir/Madam, you're a hopeless case as far as your information on our cultural heritage is concerned...

 

Copyright: izbul (Güneş-Dil Yayınları)

 

 
 
 

 

İNGİLİZCE ÖĞRENMEK... SINAVLARDA BAŞARI ??

BAŞARININ KOŞULLARI !!

( 2 )

 SINAV MI ?! TOPLU KATLİAM MI ?!

Geçen sayımızda, başarısızlığın kendimizden kaynaklanan nedenlerinden en önemlisi üzerinde durduk: Yeterince çalışmamak, hazırlanmamak... [ Çalışma yolu, yöntemi konusunu da daha sonra ayrıca tartışacağız. ]

Bu sayımızda, sınavların niteliği, daha doğrusu niteliksizliğinden söz edeceğiz.

Öncelikle söyleyeyim: Asla, geçer puanların "yüksekliğinden" dem vuracak değilim. Tam tersine, dua ediniz ki, baraj ve geçme puanlarını ben saptamıyorum!!... 50 ile geç, 65 ile geç... Oh, be keka!!

Acaba, bir pilot adayına brövesini verip, uçağı ve canınızı emanet etmeniz için, uçak komutasında bilmesi gerekenlerden % kaçını görmezden gelebilirsiniz??

Hedefleri doğru saptanmış makul ve gerçekçi bir sınavda, üstüne düşenleri yerine getirerek hazırlıklarını tamamlanış bir adayın en az 75-80 puan almasını beklemek gerekir. Puanların düşürülmesi, sisteme ihanettir.

Bu saptamayı yaptıktan sonra, gelelim sınavların niteliğine...

Daha doğrusu niteliksizliğine.... Bu sınavlar, düzenlendikleri haliyle, TAM BİR REZALET, TAM BİR TOPLU KATLİAM !!!

Balıkçıya ziraat soracaksın, veterinere sosyoloji... Üstelik sorular yabancı kaynaklardan "aşıramento" olacak; yani sınavın kendi plansızlığı programsızlığı yetmezmiş gibi, araya bir de kültür bariyerini sokuşturacaksın...

Siz neyi ve ne amaçla test ediyor, sınava tabi tutuyorsunuz ki??

Elime geçen sorulardan bir tanesini hiç unutmuyorum: İngiliz şair Ted Hughes'un velûd (prolific) bir şair olup olmadığı bilgisine dayalı bir soru.... Yahu, İngiliz'e sorsan kaç tanesi bilecek ki...

Dünyada, bana göre, en iyi ve amaca yönelik hazırlanan sınav TOEFL'dır. Adamlar ne istediklerini, ne düzeyde istediklerini açık açık ilan ediyorlar. Herkes hazırlığını ona göre yapıyor...

Her sınavın bir felsefesi olmalıdır. Neyi ölçmek istiyoruz? Ne düzeyde ölçmek istiyoruz? Mevcut haliyle, bizdeki sınavların amacı, olsa olsa, insanların 2-3 saatlik psikolojik işkenceye  direnme güçlerini ölçmek olabilir.

Son ÜDS sınavında tam 24 adet Reading Comprehension parçası verdiler!! Yahu, ârif olan jüriye dört parça yeter de fazla bile gelir... Yabancı dil bilgisini değil, stress ve kan şekeri ilişkisini test ediyorlar sanki... Zamana karşı sürat yarışması sanki...

Örneğin ÜDS için, 1 saatlik ve 50 sorudan oluşan bir genel dil bilgi ve beceri testi yeter de artar bile... Dedik ya, ârif olan jüri anlar...

Öte yandan, belli bir mesleki dil sınavı, herkesin kendi kürsüsü tarafından ayrıca düzenlenmeli; aranılan nitelikler (literatür okuma, makale yazma, bildiri okuma ve sorulara cevap verebilme, ders verme, gibi) o jüri tarafından değerlendirilmelidir.

Herhangi bir kürsü, niteliksiz bir adayı şu yada bu nedenle kadroya dahil edecekse, o kendi bilecekleri iş. Nasıl olsa, on yıla kalmayacak, bütün yüksek öğretim kurumları paralı olacak; ve kimsenin kuşkusu olmasın ki, iyi üniversiteler kötü üniversiteleri piyasadan kovacak... (Yani, "Hocayı kandırır, bir ünvan kaparız" diye düşünecek "uyanık"ların, "Hoca"ları ve "ünvan"ları ile beraber kapı kapı iş arayacakları günler pek de o kadar uzak değil...)

Bir başka önemli konu: Sınavlarda çıkan sorular mutlaka açıklanmalıdır. Herkes, kendisinden neler beklenildiğini görebilmeli, hazırlıklarını ona göre yapmalıdır. Piyango bileti alır gibi sınavlara başvurma devri kapanmalıdır.

Tahminim, her sınavda üç-beş sorunun Danıştay'lık olacağını bildikleri için korkularından açıklayamıyorlar...

Soru hazırlama eylemi bu işin en canalıcı noktasıdır:

Halen soruları hazırlayan kimselerin çok alıngan davranacaklarını bildiğim için, şunu söylemekle yetineceğim: Bu iş mutlaka "filolog" lardan (= bizdeki pratikte "...... dili ve edebiyatı kürsü üyeleri") alınmalı; dilbilimcilere tevdi edilmelidir.

[A be, Ahmet Hâşim, Peyami Safa, Nâzım Hikmet'ten kurulu bir jüri önünde Türkçe sınavına çekilsek, hepimiz çakarız be yav!! Hele, Bülent Ecevit de heyete dahil olup, "Tagore" sorularını Erica daktilodan inciler gibi döktürdü mü, yanmışız ki yanmışız...]

Ve en önemlisi, soruları hazırlayacak kimselerin mutlaka "piyasa" (= gerçek hayat) tecrübesi olmalı; dershane veya özel ders deneyimi aranmalıdır.

Yani, soruları hazırlayan kimseler, bugüne değin üniversitelerde put gibi ders dinleyip soru sormayan öğrencilerle değil; KPDS, ÜDS, vb. adayı gerçek şahıslarla muhatap olmuş, onların sorun ve olanaklarını bilen, anlayan kimseler olmalıdır.

Soru hazırlama eylemi bu işin en canalıcı noktasıdır. Heyette mutlaka Türkçe'yi iyi bilen eğitimli ve deneyimli bir yabancı, ve dilbilimcilere ilaveten, bir eğitimde ölçme ve değerlendirme uzmanı ve ayrıca sosyal bilimler, fen bilimleri, tıp vs'den danışmanlar bulunmalıdır.

Sorular kesinlikle yabancı kaynaklardan alınmamalı, uzun ve ciddi bir mesai harcanarak hazırlanmalıdır.

Yoksa bu TOPLU KATLİAM böyle devam edip gidecek...

Gelelim işin "light" tarafına. Sanırım, soru hazırlama heyeti için öncelikle kendimi önerdiğimi düşündünüz...

Teşekkür ederim, ama cevabım "Hayır"!!

Etkili ve yetkili kimselerin, benim adımı duyunca saçlarının dimdik kesileceği gerçeği bir yana,

tarihinde Üniversite giriş sınav sorularını hazırlayan heyette görev yaptığım günlerde başıma gelenleri henüz unutmadım:

Sınavlardan sonra günlerce "boynum tutulurdu"...

Yüzlerce, binlerce adayın âh'ını, bedduasını alıp da, altından kalkmak kolay mı: "Hay, boynunuz tutulsun, e mi !!"

 

 
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE