Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak
olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!
My mortal remains will one day
become earth; but the Turkish Republic will live for eternity!
Ne mutlu Türküm diyene!
What joy to he/she who says (= can say), ‘I
am a Turk!
İstiklal Marşı'mız...
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen
al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma kurban olayım, çehreni ey
nazlı hilâl;
Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl;
Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
|
 |
The Turkish
National Anthem
Fear not! The
crimson flag blowing at these dawns shall never fade
Unless the very last hearth that burns upon this land extinguishes.
It is my nation's star, it will shine on!
It is mine, it can only belong to my nation!
Frown not! O coy crescent, for I am ready to sacrifice myself for you;
Smile upon this heroic nation -- why this anger, this rage? --
How else our blood shed for you can become consecrated, sanctified
This Nation deserves its independence, worshipping the Divine Right!
(Ebedi Başkomutan'ımız, Ebedi ATA'mızın kurmuş olduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ'ne kimbilir hangi kisveler altında girebilmiş birisinin sözlerine
duyduğum infialle oturup bu çeviriyi yaptım; mükemmeleşebilmesi için görüş ve
önerilerinizi beklerim -- izbul)
Daha çok şey
"dokundurmak" isterdim, ama neyleyeyim, beş yıllık dokunulmazlığı var...
Sahi, aynı kişi değil miydi geçenlerde "hayat-boyu dokunulmazlık" teklifi
veren?!...
|