İNGİLİZCE ÖĞRENMEK... SINAVLARDA
BAŞARI ??
BAŞARININ KOŞULLARI !!
( 3 )
Hodja'lar ve Hodjajık'lar
!!
Şimdi, kimseler kusura
bakmasın!! Resmi sıfatım olmadığına, bozuk düzeni başka yoldan
etkileyemeyeceğime göre
(sakın
anneme söylemeyin)
birazcık "gazetecilik" yapmak, görüşlerimi bu yoldan aktarmak zorundayım. Basında -- vede internette --
okunmak istiyorsanız, biliyorsunuz, bu ülkede bunun iki yolu var: ya
mizah yapacaksınız, yada seks geyiklerine gireceksiniz.
Eh, bu platformda
ikincisini yapamayacağımıza göre, birincisi ile yetiniyorum...
Gelelim bugünkü ciddi
konumuza:
Büyük Ata'nın "Öğün, güven,
çalış" sözündeki sıralamaya hep takılmışımdır... Artık anlıyorum ki,
bunu aslında öğretmenlere yöneltmiş...
"Mesleğinizle ÖĞÜNün... Ama
yaptığınız işin bir değeri olduğuna GÜVENebilmek için yapmanız
gereken şey, öğrencilerinizden açıkara daha
fazla ÇALIŞmaktır..."
Eğer, eğitimiz sırasında
size öğretilenlerle yetiniyorsanız, hergün yeni bilgiler, yeni
açılımlarla ufkunuzu genişletme çabası içinde değilseniz, "hodja"
sıfatını unutun -- "hodjajık" sıfatı ile durumu idare etmeye
bakın...
Bilmemek ayıp değil... Ama öğrenmemek çok büyük ayıp...
Çalışmamak, toplumsal haram... Bilmediği halde, biliyormuş rolü
yapmak, bir hata yapınca "Sizi denedim" ayağına yatmak için ise söylenecek söz bulamıyorum...
Hele, Internet gibi dev bir bilgi hazinesinin her an emrinize
hazır olduğu bir ortamda... 20-30 yıl önce üniversite
kütüphanesine yurtdışından bir kitap getirtebilmek için aylarca beklemek zorunda
kalırdık...
Öğretmenlik kutsal meslektir... Hakkını vermeyen lütfen dükkan
açmasın... Bu söylediklerimi, adının önüne ünvan eklemiş nice kişiye
de yöneltiyorum...
Peki, çalışmanın ölçüsü nedir? Tek ölçüsü var: Daha çok
çalışmak...
Gelelim asıl konumuza...
Geçenlerde, bir önceki KPDS
sınavında başarısız olmuş bir üyemizden bir mektup aldım.
Sevinçle, 2.5 aylık bir kursa katılacağını, kursta hergün
"test
çözeceklerini" müjdeliyor...
İyi de, üniversite giriş
için matematik sorularına mı talim ediyoruz ki, nekadar çok havuz
problemi çözersek, işi o kadar sağlama bağlamış olalım...
10 bin tane İngilizce
gramer, 20 bin tane sözcük testi çözün;
onbin birinci ve yirmibin birinci soruda sizi yine
çökertebilirler.

Doğrusu şu: Her gramer
sorunuzda, doğru ve yanlış şıkların
GEREKÇElerini
hocanıza sorun... Her sözcük sorusunu da, yeni sözcük ve
deyim/deyişler ÖĞRENMEK, sözcük dağarcığınızı
genişletmek
için bir fırsat sayın.
Test
çözmek, ancak ve ancak öğrenmeye vesile olduğu ölçüde yarar taşır.
Tekrar ediyorum: Doğru ve yanlış şıkların gerekçesini hocanıza
sorun, öğrenin. Sözcük sorularında ise, bilmediğiniz bütün
sözcüklerle sizin için örnek tümceler kurmasını isteyin...

Girdiğiniz sınavlar (geçen
haftaki eleştirilerim saklı kalmak koşuluyla) atla deve değil.
Sonuçta sizden aktif bir yabancı dil becerisi istenmiyor. Tek
istenilen, size verilen metinleri anlayabildiğinizi sergilemeniz...
Bunun için de ihtiyaç duyduğunuz şey,
o yabancı dilin temel
mantık, gramer ve yapısına hakim olmak ve belli ölçüde sözcük ve
deyim/deyiş dağarcığına sahip olmak...
Tekrar ediyorum: Bıdı bıdı testlerle
zamanınızı boşa harcamayın. "Upper intermediate" ve "advanced"
testlerle kendiniz başa çıkamıyorsanız, bir "hodja" dan yardım
alın... Ama lütfen,
dersine sizden daha çok çalışan bir HOCA'dan...

NOT:
Bu bir reklam değildir. Tekrar edeyim: Para karşılığı özel ders
vermekten elimden geldiğince uzak duruyorum.
(Çok sıkışmadıkça!!)
Ama
dilerseniz, birlikte çalıştığınız kimselere, kendilerini incitmeden,
internetteki site'mdem ve yayınlarımdan, söz edebilirsiniz...
Haftaya, bu dizinin son
yazısında, çalışma yöntem ve teknikleri üzerine düşüncelerimi
sizlerle paylaşmağa çalışacağım...