02.
"Carriage, marriage..."
gibi sözcükleri, "keriyic, meriyic..." şeklinde
yanlış söylemeyiniz.
Doğrusu: /kæ-ric/,
/mæ-ric/
Yoksa, siz
dersiniz: "The Strait of Dardanelles..." Adamlar anlar: "Burnt was
the orifice of my ass..."
[ÖZEL NOT: Değerli Muhafazakâr
İnsan M.Ş. Dostuma: Ben de sizin gibi bastonyutmuş bir site düzenleyip
"umumî ahlâka mugayir laflardan imtina etseydim", efendim, bendeniz de
şimdilerde zât-ı âlîniz gibi günde üç-beş yolunu şaşırmış mü'riid ile
iktifa ediyor olur idimdi...]
03.
Garip bir ısrarcılıkla, Türk milleti "cushion" sözcüğünü "ka-şın"
şeklinde söylemekte direniyor. Doğrusu: /ku-şın/...
Eğer
birileri, "Ben bilirim, benden sorulur," tavırları içindeyse, söyleyiniz,
kendi kendilerine kaşınmaya devam edebilirler !!
04.
Kimileri de
"mature" sözcüğünü, yaya yaya, "MEY-çır"
şeklinde söylemenin doğru olduğu
yanılgısından dönmemekte kararlı...
Doğrusu:
mı-ÇUI
-- yani,
tek-düm
düzeninde
Bilsem
gerekir: Victor Mature adlı ünlü aktör, tip olarak, (Allah'ın kendisine bir lütfu
sonucu) bendenize çok benzediği için, çocukluğumda filim ara verince
kalkıp sinemada şöyle bir tur atardım...
05.
DİKKAT...
DİKKAT...
nature: / NEY-çı
/ ------ natural:
/ NÆ-çırıl /
(æ:
/a/ ve /e/ arası ses)
nation: /
NEY-şın / ------
national:
/ NÆ-şınıl /
(æ:
/a/ ve /e/ arası ses)
06.
DİKKAT...
DİKKAT...
"Receipt" sözcüğünde /p/ sesi
yer almaz:
ri-Sİ:T...
İkinci hece vurgulu ve uzun.
Yani, "deceit"
di-Sİ:T
ile uyaklı söylenecektir.
İSTİSNA: /præk-tis/
okunuşu gerek ad gerekse fiil
durumu için aynıdır...
08.
iron
= 1. Demir; 2. Ütü... Okunuşu:
A-yın
düm-tek
Lütfen "ayran" gibi okuyanlara itibar etmeyiniz!!
09.
DİKKAT...
DİKKAT...
"law" /lo:/ sözcüğünü "love"
/lav/ şeklinde telaffuz etmeyiniz:
Unuttunuz mu? -- Kanuni
Sultan Süleyman sergisinin Londra açılışında, bir devlet büyüğümüzün eşi,
"Soleiman the Law-Maker" diyecekken, "Soleiman the Love-Maker" deyivermişti
de, bu konulara pek meraklı olan rahmetli Prenses Diana da, onca protokole
rağmen, tatlım tatlım gülümsemekten kendini alamamıştı...
Devlet büyüklerimizin
eşlerinin de yabancı dil becerilerinden yana kendilerinden geri kalmadığı
hep bilinir...
Meclis katoloğunda,
"İngilizce biliyor" ibaresinden sonra, "So does his wife," yada duruma göre
"So do his wives" diye eklemeleri hakşinaslık olmaz mı?
NOT: Kanuni Sultan Süleyman,
İngilizce'de "Soleiman the Magnificent" şeklinde anılır.
10.
DİKKAT...
DİKKAT...
capable, incapable...
Bu sözcükleri
"ka-PAB-le, inka-PAB-le"
şeklinde okutanları, ister "assassinate", ister "castrate",
ister "cimcumcise" edin. İngilizce eğitimi fazla birşey
kaybetmemiş olacaktır...
Doğrusu:
KEY-pıbl --
İN-keypıbl ...
Yani: "DÜM-teke" ve "DÜM-teketek" düzeninde...
11.
"Business"
sözcüğünün okunuşu:
BİZ-nis.
İki hece ve DÜM-tek düzeninde... "Bi-zi-nis" şeklinde üç hece okuyanları vurunuz; sevaba girersiniz...
12.
Diğer Bazı Sözcükler...
thorough
= (sıfat) tam, titiz, baştanbaşa... Okunuşu: /Øa-ra
/...
"Through" /Øru:/ ile karıştırmayınız...
"I made a thorough
study of the book throughout that afternoon." = Bütün o gün öğleden sonra,
kitabı iyice, tam anlamıyla, titiz bir şekilde inceledim.
major --
yanlış:
ma-yör...
doğru:
MEY-cı
Bu yanlışlık da, Türkçe tıp terimlerindeki "mayör" den bir armağan...
mess
/
mes
/ =
karışıklık, düzensizlik...
mass
/
mæs
/ = kitle...
deaf
/
def
/ = sağır...
/di:f/ yanlış...
fasten
/
fa:-sın /
=
/t/ okunmaz...
hasten
/
hey-sın /
=
/t/ okunmaz...
subtle /
sa-tıl
/
=
/b/ okunmaz...
noble,
nobility okunuşları: /
nou-bıl
/ -- /
nı-bi-liti /...
peasant
/
pez-ınt
/ = köylü...
opening iki
veya üç hece okunabilir: /
oup-niN
/ -- /
ou-pıniN
/
wound
1. yara: /
wund
/
2.
"to wind" fiilinin p & pp biçimleri: /
waund
/
"to
bear"... / bee / , / bo: / , /bo:n /
Dikkat: Bu
telaffuzlar GB telaffuzlarıdır. US telaffuzlarında /r/ sesi çeşitli
belirginlik düzeylerinde işitilecektir.
bear, bore, borne =
Bu fiilin anlamı: taşımak (ve
bu genel kavramdan oluşturulan çeşitli nüanslar: ağırlığını çekmek,
tahammül etmek, vb):
A monorail system which
bears the weight on a central
rail... Atlas bore the weight of the world on his shoulders... Oh, I can't
bear that fellow! (O adama tahammül edemiyorum)...
bear, bore, born
=
(Okunuşları aynı)
çocuk doğurmak (Tabii ki, yine çocuğu taşımak kavramından)...
İşte o nedenle,
"doğdum, doğmuşum" un karşılığı "I was born..." = Yani, İngilizce'de
edilgen kullanımla,
"doğuruldum,
doğurulmuşum"
şeklinde ifade ediliyor...
to censor = sansürlemek, sansür uygulamak:
Okunuşu:
/
SEN-sı /.
Ayrıca "ad" olarak: "the Board of Censors" = Sansürcüler Kurulu; "the
Board of Censorship" veya "Censorship Board" = Sansür Kurulu...
Bu fiili aşağıdaki ile karıştırmayınız.
to censure
= kınamak (bayağı şiddetle), tekdir etmek,
Okunuşu:
/
SEN-şı /...
"A censure motion
was defeated in the Parliament." = Kınama önergesi reddedildi...
13.
"Often" sözcüğü için,
gerek /
-fın
/ gerekse de /
f-tın
/ standart sayılmak gerekir. Ancak birinci okunuş şekli son derece daha
yaygındır.
14.
"either, neither" sözcükleri
için, gerek
/ ay-ðı
/-/
nay-ðı
/ gerekse de
/ i:-ðı
/-/
ni:-ðı
/
okunuşları standart sayılmak gerekir.
15.
DİKKAT...
DİKKAT...
"Say"
fiilinin, "says", ve "said" biçimlerinin okunuşu:
Kesinlikle yanlış:
***seyz,
***seyd...
Kesinlikle
doğru:
SEZ
ve
SED
ai
sey... yu
sey... hi, şi, it
sez...
ai, yu, hi, şi, it, wi, you,
ðey sed...

"-- ate" Sonekinin
Okunuşu

fiillerde /eyt/
sıfatlarda /it/
Bu telaffuz kuralının önemini ne derece vurgulasam azdır. Örnekler:
"to deliberate" fiil
okunuşu:
di-li-bi-REYT
"deliberate" sıfat okunuşu:
di-li-birit
İşte bir örnek daha:
"to separate" fiil
okunuşu:
se-pı-REYT
"separate" sıfat okunuşu:
se-pırit
Bu arada,
"separate"
sözcüğünü "seperate" şeklinde yazanları... AFFETMEYİP VURUNUZ
!!...
Daha
da önemlisi, Türkçe'ye girmiş olan KARAKTER sözcüğünü ***karekter
şeklinde... ve,
KOREOGRAFİ
sözcüğünü ***kareografi şeklinde
yazıp söyleyenleri de -- sevabınıza -- ACİLEN İTLAF EDİNİZ
* * *
* *
To
be continued... Devam edecek...