Doç. Dr. Yalçın İzbul

 

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine --  Supplement # 101

 WEBSITE HERE

June 16, 2004

 
 
 
 BELIEVE IT OR NOT !!

Bills in Stomach

Midedeki Dolarlar

A man has been caught at a Colombian airport with £26,000 worth of US dollars in his stomach.

£26,000 worth of US dollars = 26.000 sterlin değerinde Amerikan doları...

Johnny Chilito was x-rayed because police thought he was acting nervously while waiting to
go through a security check.

was x-rayed = ışın makinesinden geçirildi... acting nervously = "nervous" sözcüğünü Türkçe'ye "sinirli... asabi" filan gibi sözcüklerle çeviriyoruz, ama bunun aslında "bağırıp çağıran" değil, "tedirgin, endişeli... sinirleri gevşemiş, boşalmış" anlamları taşıdığını hatırlamakta yarar var. Ayrıca DİKKAT: okunuşu /nö:-vıs/, /nö:-vısli/... go through = Bu deyimi not ediniz... Başka örnekler: "go through the customs"... "go through a difficult period"...

Their scan revealed he had 80 latex packets made from surgical gloves inside his stomach.  Chilito was trying to board a flight to the Peruvian capital, Lima.

scan  /skæn/ = Bu telaffuzu, akıllarını hastalığa değil hastaya takmak eğiliminde olan haylaz tıp öğrencilerine adıyorum... Bir de tabii, "snack bar" /snæk-ba:/ ları "SİNEK BAR" yapanlara!!...

surgical /sö:-cikl/ = cerrahi (sıfat)... surgery /sö:-cıri/ = 1) cerrahi (ad: yapılan müdahele, ameliyat anlamında) 2) British: Küçük müdaheleler yapılabilen doktor muayenehanesi (diş hekimliği dahil)... surgeon /sö:-cın/ = cerrah... trying to board a flight to... Lima = Burada, "flight" yerine "plane" deseydi, nasıl bir nüans farkı doğardı, irdelemeye çalışınız (ve lütfen bana "nüans farkı" deyimini eleştiren mailler atıp, yeniden Türkçe tartışmalara çekmeyiniz) ...

Police colonel Jorge Luis Vargas said: "We find drugs inside the stomachs of smugglers all the time, but this is the first time we've ever found dollars."

smuggler /smag-lı/ = kaçakçı... "to smuggle" dan.

Colombian authorities recently introduced new anti-money laundering laws that make it more difficult for drug traffickers to transfer money through banks and other conventional means.

money laundering = KARA PARA AKLAMA... laundery /lon-dıri/= çamaşırhane... drug trafficking = Uyuşturucu kaçakçılığı...

İZBUL's Comments: Easy to swallow, difficult to excrete... Yutması kolay da, s**ması zor... (Bayılıyorum yıldız işareti kullanmağa: Pekala normal sözcükleri nasıl da ayıp sözcüklere dönüştürüveriyorlar...)

ALL stories adapted from http://www.ananova.com

[Passages are modified in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

Mule "Gives Birth"

Katır Doğurdu !!

İZBUL's Comments: Ooo, Bretheren! Yet another sure sign that the Apocalypse is near... Eyyy, Kardeşlerim, Kıyametin yakın olduğunun bir başka kesin işareti!! yet another = Bu deyimi her gördüğünüz yerde "bir başka daha" şeklinde çeviriniz...

A village in Bhutan has become the centre of attention in the mountainous country after one of its mules reportedly gave birth to a foal.

has become the centre of attention = dikkat odağı haline geldi... reportedly = "bildirildiğine göre" şeklinde çeviriniz... foal = (Söylememe gerek var mı,) at benzeri hayvanların yavrusuna verilen ad... ÖRNEK TÜMCE: The chestnut-coloured colt you see over there, named Jülyet, was born last year, foaled by Aşk Çiçeği and sired by Bay Fırtına... chestnut-coloured = kestane renkli... colt = kısrak (özellikle de genç)... Eh, böylece Amerikan "Colt" tabancalarının da "Kısrak" marka olduğunu öğrenmiş oldunuz...

Haa, a golden yellow mule from the village of Dorikha, is said to have given birth to a pitch black foal in June.

golden yellow = altın sarısı... "Haa", altın sarısı renkli bir katırmış... Renginden belli biraz karışık bir durum olduğu!!... pitch black = kapkara, simsiyah... is said to have given birth to -------  = "Doğurmuş olduğu söyleniyor..." Geçmişteki olayı anlatmak için "perfect infinitive" kullanıldığına dikkat ediniz...

Authorities are insisting that, while such an outcome is rare, it is not, as is commonly supposed, biologically impossible.

as is commonly supposed = genellikle sanıldığı gibi/üzere...

Dorikha's livestock officer, Jigme Wangchuk, told the Kuensel news site that such incidents rarely happen in Bhutan, but do happen occasionally in other countries.

livestock = iktisadi kıymet taşıyan büyük ve küçük baş hayvanlar... do happen = pekiştiricili kullanım...

The site also quotes a Dr. Tashi Samdrup who said mules who gave birth usually turned out to be donkeys "in reality".

a Mr. Jones = "Mr. Jones" adında biri... turn out + mastar = sonunda bir de bakarız ki meğerse...

Mules are crosses between a male donkey and a female horse, although Bhutanese uses one word to cover both these and hinnies, which are the offspring of a female donkey and a stallion.

cross = yarımkan, kırma... offspring = kendisinden inenler, evlatlar... stallion = aygır, damızlık erkek at... ["İtalyan Aygırı" Sylvester Stallone'den çağrıştırınız]

mules and hinnies = Biz hepsine katır deyip geçiyoruz: Oysa, katır var katırcık var... Mule: Anası at, babası eşek... Hinny: Babası at, anası eşek... Ne kadar önemli bir bilgi!!

 
 
 

 

 

The Importance of

BODY LANGUAGE

in

THE WORLD OF BUSINESS

PART IV : IN INTERVIEWS

Gratefully pilfered -- and abridged -- from http://www.itteam.uk.com

You need to be aware of your body language from the moment you arrive until your interview is complete. The correct use of posture, limb positioning and positive eye contact can help you to make a positive impression on the interviewer.

You need to be aware of --- = farkında/bilincinde olmak gereği vardır/zorundasınız... from the moment ---- = ---- andan itibaren / başlayarak... posture /pos-çı/ = duruş, vücudun (dik) duruş şekli, tavrı... limb (/b/ okunmaz: /limm/) = kol-bacak (vücudun "aza" ları -- tıp dilinde "extremity" = "ekstremite")... (to make / to leave) a positive impression = olumlu bir izlenim bırakmak...

Body language is a very important part of any communication. Your body language will be analyzed by the interviewer; even if they are unaware of this at the conscious level. A brilliantly prepared interview delivered in an interesting voice will fall well short of the mark if accompanied by negative, intrusive or hostile body language. This section explains aspects of body language communication as it applies in western society.

even if they are unaware of this at the conscious level = bilinç düzeyinde bunun farkında olmasalar bile... brilliantly = parlak bir şekilde... Millet bir zamanlar niye saçına habire "biryantin" sürüyordu sanıyorsunuz... to deliver /di-li-vı/ = Burada "sunmak" sözcüğü ile çeviririz. Ancak bunun sizi yanıltmaması için, sözcüğün çeşitli anlamlarını sözlükten kaydediniz... . to fall (well) short of the mark = hedefe (çok) uzak düşmek, ulaşamamak ["well" burada pekiştirici: "gayet, çok" anlamında]... intrusive = izinsiz veya davetsiz giren, araya giren, burnunu sokan, "oyunu bozan"... "to intrude" fiilinden... "Advanced level" İngilizce amaçlıyorsanız, bu tür "güzel" sözcükleri kendinize mal etmelisiniz... hostile = düşmanca [Sözcüğün kökü, "host" = evsahibi imiş görünüyor; yanıltmasın]... hostility = düşmanlık... hostilities = karşılıklı çatışmalar (örneğin, bir askeri cephede)... as it applies = "ilişkin şekliyle... uygulanabilir olduğu şekliyle" şeklinde çeviriniz...

There are three main aspects of body language that you should consider: what to do with your eyes, what your facial expressions indicate and the positioning and movement of your body and limbs.

to consider = "düşünmek", dikkate almak... what to do with your eyes = gözlerinizle ne yapacağınız, gözlerinizi nasıl kullanacağınız... to indicate = göstermek, işaret etmek, belirtisi olmak...


 


MIRRORING

[aynısını geri yansıtma; aynı şekilde davranma]

The concept of mirroring is based on the well-known human trait of like attracting like. People generally like people that appear to be similar to them. Therefore, by observing the interviewers body language and reflecting this back at them they are likely to feel more at ease and friendly towards you.

trait = eğilim, özellik... "like attracts like" (daha seyrek olmak üzere, "like attract like" = "benzer (insanlar) benzer (insanları) çeker"... Nitekim, "Birds of a feather flock together", yani, "Aynı tüyden kuşlar birarada tünerler", yani "Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim," veya "İki çıplak bir hamama yaraşır"... by reflecting this back at them = bunu onlara gerisin geri yansıtarak; aynı şekilde hareket ederek... to feel at ease = kendini rahat hissetmek... to feel / appear ill at ease = gergin, tedirgin, rahatsız durumda olmak / görünmek... [DİKKAT: "ill" sözcüğünün bu şekildeki kullanımları, olumsuzluk ifade eden bir işlev taşır. Yani hastalıkla mastalıkla bir ilişkisi yok... ÖRNEK: "I can ill afford it." = Param yetmez, veya, göze alamam, vs. gibi anlamlar...]

The effective use and interpretation of body language communication will help you to identify subtle aspects of the interviewers attitudes and reactions. This understanding and interpretation of body language is a key component of intelligent listening.

subtle  (/b/ okunmaz: /sa-tıl/) = deruni, yüzeysel olmayan, kolay görülemeyen veya anlaşılamayan, ince ve ustalıklı (mahir ve hilekar, anlamı da verebilir)... Türkçe'de en zor açıklanabilen İngilizce sözcüklerden biri. Her gördüğünüzde, tümceyi tümüyle kaydederek, kendinize mal etmeğe çalışmanızı öneririm...



SITTING POSITION

[oturuş şekli]

As most interviews are held with both parties seated it is important to convey a positive message in the way you sit. In particular, this comes down to the placement of your arms and legs.

"to hold an interview" = fiili not ediniz... seated = oturur durumda, ayakta değil... to convey = iletmek... this comes down to ------ = "Bu durum, netice (sonuç) itibariyle ------ demektir / anlamına gelir" şeklinde çeviriniz...

With the upper limbs the guideline is that the less a person moves their hands and arms, the more powerful they are. This supports the view that they are used to people listening to them and they therefore do not have to resort to gesticulation to get their point across.

upper limbs = kollar ("limb" sözcüğünü daha önce açıklamıştık)... "With the upper limbs ... powerful they are." = ÇEVİRİSİ: Kollar açısından rehber ilke şudur: Bir kimse elini kolunu ne derece az hareket ettirirse, o derece daha güçlü (kullanmış) olur... "they are used to people listening to them" = insanların kendilerine kulak vermelerine, dinlemelerine alışkındırlar... to resort to = başvurmak zorunda kalmak... "do not have to resort to gesticulation = ellerini kollarını sallamak zorunda değiller... to get their point across = ne demek istediklerini karşısındakilere anlatmak için...

Eveet, dostlar... İşe girmek... İş görüşmeleri... İş bağlamak... Bundan böyle kârınıza kâr katacaksınız... Vücut dili ile ilgili bunca kıymetli malûmat...  %10 isterim: Bilmiş olun !!

 
 
 
 

 

"Bir İşe Türk Gibi Başla; İngiliz Gibi Bitir !!"

 

Start Off Like A Turk; Finish It Off Like An Englishman !!

 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 

 

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

   İnsanın Evrimi - Kültür - Dil  

 BİLİMSEL MAKALELER

Son Eklenen: "İnsansılardan İnsana Beyin Evrimi ve Dil"... Konu ile akademik düzeyde ilgilenenler için...

 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE