Doç. Dr. Yalçın İzbul

 

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine --  Supplement # 107

 WEBSITE HERE

September 4, 2004

 
 

 

BAZI İLGİNÇ DEYİMLER

Ve Dehşet Verici Çeviri Hataları

 

Örnek 1:

Mohandas Gandhi'nin şu ünlü sözlerini nasıl yorumlarsınız? Türkçe'ye nasıl çevirirsiniz? ["cause" = "dava" ("millî dava" gibi) demektir.]

"I am prepared to die [for our cause], but there is no cause for which I am prepared to kill. [Davamız uğruna] ölmeğe hazırım, ama uğruna başkalarını öldürmeğe razı olacağım hiçbir dava yoktur...

Geçen gün bir TV kanalında rastladım: Komplo teorilerinden söz ediyorlardı. Konuk uzman kişi elindeki kitaptan Türkçe'ye bir tümce çevirdi: "Amerika Türkiye'nin
[falan filan yapmasını] kabule hazır değil."

Konunun gelişinden İngilizce orjinalinin şöyle olduğunu düşündüm:
"America is not prepared to accept Turkey's ...etc."

"be prepared + infinitive/mastar" şeklindeki kalıp, hernekadar, Türkçe'ye bu "hazır olmak" deyişi ile çevrilebilirse de, dikkat ederseniz bu "hazırlıklı olmak" anlamında değil daha çok "istemek; istekli, gönüllü olmak; razı olmak, itirazı olmamak" anlamındadır. Örneğin, "be quite prepared" deyimini de, yeri gelir, "seve seve yaparım" kavramı ile çevirebilirsiniz.

Aslolan, bağlamdan gelen nüansı okuyabilmektir...

İşte örnek tümceler:

I am quite prepared to accept all criticism, providing that it is reasonable and in good faith.
Makul ve iyi niyetli olması koşuluyla, hertürlü eleştiriyi kabule hazırım/razıyım. ("hazırlıklıyım, hazırlıklarımı yaptım" anlamında değil.)

I am quite prepared to stand corrected by anyone with more experience.
Daha deneyimli herhangi bir kimsenin hatalarımı düzeltmesine itirazım yok. [Bu arada, "I stand corrected." tümcesinin de anlamını örneklemiş olduk = "Yanıldığımı kabul ediyorum."]

Have a look at these texts. They will help you a lot in developing your language skills, if you are prepared to invest some time.
Bu metinlere bir göz atınız. Biraz zaman ayıracak olursanız, dil becerilerinizi geliştirmekte çok yardımcı olacaklardır.

If you are prepared to lie on your resumé, be prepared to get caught.
CV'nizde yalan söylemeyi göze alıyorsanız, yakalanmağa da hazır olun. [Not: günümüzde "resume" yazılışının da geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Unujtmayınız, bendeniz eski ekoldenim.]

Who is prepared to stand up and say NO with me to these warmongers!
Kimler benimle birlikte ayağa dikilip bu savaş çığırtkanlarına HAYIR diyecek!

Turkey has declared that it is prepared to do everything in its power to improve stability in Iraq.
= üstlenmeye hazır, istekli ve gönüllü; böyle bir girişimden kaçmayacaktır...

Atarspor have already spoken with Yemezspor to confirm they are prepared to pay TL500 billion for the defender Yılmaz Topgeçmez.
= Atarspor 500 milyar ödemeyi 1. kabul ediyor; veya 2. göze alıyor...

ÖRNEK 2:

Bir başka TV kanalında İngilizce belgesel izliyoruz. Ormandaki aile kampı, affedersiniz, bir ayı'nın saldırısına uğruyor, ve "keep the bear at bay" deyimi geçiyor.

Altyazıda okuduklarımız: "Ayıyı körfezde tutmak için"...

Ne körfezi yahu? Dağın başında ormandayız... Deyimi bilmemek olabilir; ama bunun bir deyim olduğunu farkedemeyecek kadar "geri" olmak tam bir facia...

keep at bay = uzak/uzakta tutmak, yaklaştırmamak...

İşte örnek tümceler:

Bloodthirsty mosquitos descended upon us as soon as the sun set, and they were nearly impossible to keep at bay. Güneş batar batmaz kana susamış sivrisinekler  üzerimize üşüştü (descend = inmek) ve uzakta tutmak hemen hemen olanaksızdı.

A banana a day keeps strokes at bay. Günde bir muz felçleri uzak tutar. (Bilmem, uydurdum işte...)

Tips to keep burglars at bay while you're away. Evde yokken hırsızları uzak tutmanız için tiyöler...

US soldiers try to keep oil saboteurs at bay...

Bu arada borsa haberlerinde de "keep (the) bear/bears away" deyimine rastlayabileceğinizi unutmayınız. Borsayla aranız yoksa (ki, akıllılık edersiniz) yatırımcıların "boğalar" ve "ayılar" olarak ikiye ayrıldığını hatırlatalım (bulls & bears)...

[Ki bu da bana önemli bir konuyu daha hatırlatıyor: Hazır AB uğruna türlü reformlar (ve "zina suçu" gibi anti-reformlar) yapıyoruz. Dilimizdeki hayvan adlarını da küfür olmaktan bir an önce çıkarsak, Avrupalı mantığı ile bütünleşmekte ciddi bir adım daha atmış oluruz.]

İşte Aşağıda Bütün Bu Hafta Boyunca Bir Kenara Not Ettiğim Diğer Bazı İlginç Deyim ve Deyişler:

I couldn't care less.
Umurumda bilem değil...

There's no love lost between Ali and Veli. Ali ile Veli birbirlerini hiç sevmezler...

Take it with a pinch of salt. Anlattıklarının yüzde doksanını iskonto et. Pek inanma...

Some friend he is! Ne de arkadaş ya! (Hertürlü varyasyona açık: Some advice it was! Some help you were just sitting there, just watching!)

Don’t push your luck (too far). Fazla ileri gitme; şansın hep böyle yaver gitmez. veya, Bak, birazdan tepem atabilir ha!...

I have a hunch that... İçimde öyle bir his var ki... İçimden bir ses bana diyor ki...

There goes my four-hour work. İşte dört saatlik çalışmam havaya uçtu.

Give me a break. Bir dakka bi rahat ver yahu... ("Give us" şeklinde de kullanabilirsiniz.)

Kiss good-bye... Listen sweetheart, if you're not willing to help me with this work you can kiss your holiday plans good-bye. Dinle sevgilim! Bu işte bana yardım etmeğe gönlün yoksa tatil planlarına da elveda diyebilirsin.

As a showman he really has a way with words. Sözcükleri çok ustaca, etkili kullanıyor...

hand over fist...
= make a lot of wealth quickly... He seems to be able to make money hand over fist, no matter how hard the market conditions might be.

head over heels...
She is head over heels in love with you, you know... Biliyo musun, sana sırılsıklam âşık...

Değerli Üyelerimiz, çözemediğiniz zor deyimleri benimle paylaşmanızı rica ederim. Belki giderek dişe dokunur bir koleksiyon oluşturabiliriz...

Ama lütfen geçenlerde aldığım aşağıdaki tür sorulara yanıt vermemi beklemeyiniz: "Geçen hafta kursta present perfecti anlattılar. Ben anlamadım. Bana anlatın..." Mesaj ayniyle vaki... Üstelik vatandaş üyemiz bile değil...

Tabiatıyla İngilizce'ye bu noktada, Türkçe'mizden  güzel bir deyim armağan etmek isterim: Is your mom cute enough?

 Telaffuz Notu: /ij-yomam-kyu-ti-naf/ şeklinde okuyunuz. /s/ sesi ile bileşen /y/ sesi, bunu /j/ ye dönüştürür...

 

 
 
 

 

 SORULARINIZA YANITLAR

 1  Grubumuzda, Üyelerin birbirine veya Gruba mesaj göndermeleri öngörülmemiştir. Üyelerimizin kimlikleri saklı olup, bu suretle ayrıca "yanlış örnek" olabilecek İngilizce metinlere karşı da korunmuş oluyorsunuz.

 2  Eğitim Setimizin, ne yakın nede uzak gelecekte, basılı kitap şekline getirilmeyeceğini tekrarlamak isterim. Piyasadaki bütün kitaplar -- korsan baskı olsun olmasın, benimkiler de dahil -- baskı hataları ile malüldür. Tarafımdan gönderilen elektronik veya CD formatı dışında, basılı kitaplarımın hiçbirisinin sorumluluğunu kabul etmediğimi tekrar belirtiyorum.

 3  Bana yöneltebileceğiniz ve garantili cevap alabileceğiniz sorular özellikle websitemizde ve eğitim setimizdeki hususlara ilişkindir. (Başkalarının kitaplarındaki yanlış kullanım veya baskı hatalarını sürekli bana düzelttirerek zamanımı istismar eden mesajları birkaç kereden sonra cevapsız bırakmamı sanırım anlayışla karşılarsınız.)

 

 
 
 

 

Onsuz geçen yıllarınıza üzüleceksiniz !!

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 

Ücretsiz İnternet Yayınlarımız

YahooGroups'da 1 Numara

Ücretsiz İngilizce Dergi

Google'da 1 Numara

 Practical English

 For Turks

Ücretsiz Süper Web-Site

 MİZAH-HİCİV:   Bir Kadınyiyenin Öğleden Sonrası

Uluslararası Listelerde Türkiye'yi Temsilen 1 Numara

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 İnsanın Evrimi - Kültür - Dil

 BİLİMSEL MAKALELER

FAMOUS QUOTATIONS

İNANILMAZ KAYNAK

 CLICK !!  

 KİŞİSEL SAYFALAR

 
 

 

POPÜLER-BİLİMSEL "UZAY & UZAYLILAR" SİTEMİZ

  EVREN - UZAY - KURGUBİLİM  

 

 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE