Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları

DÜNYA BİRİNCİSİ !!

 WEBSITE HERE

October 6, 2004

Supplement # 112

 

 EĞİTİM

 MESAJ

 

 News Headlines

 

Turkland Insists on Equal Terms in European Union: (By Susan Sachs, Published: October 3, 2004) ANKARA, Turkland, Oct. 2 -- The New York Times (www.nytimes.com)

 

... While he is regarded as a skilled and self-confident politician at home, however, Mr. Erdoğan has slipped up recently on the European stage.

 

while he is regarded as ...  = ... sayılmakla birlikte; ... addediliyor olmasına karşın... skilled = becerili, becerikli... self-confident = özgüvenli, kendinden emin... slipped up = gaf yaptı ("sahnede ayağı kaydı" kavramından)... DİKKAT: Tabiatıyla, İngilizce metinlerde "ğ" harfi yok. Ama biliyorsunuz bendeniz bu konuda Don Kişot'luktan asla vazgeçmek niyetinde değilim. Take your pick... Kendi yolunuzu kendiniz seçiniz...

Two weeks ago, he abruptly withdrew a package of legal reforms from the Parliament to consider adding a law to criminalize adultery.

 

abruptly  = aniden, ansızın, apansız... to withdraw = geri çekmek, geri çekilmek... withdrawal method = katolik Hristiyanlar ve bir kısım vatandaşlarımızın doğum kontrol yöntemi!!...

Mr. Erdoğan's action drew sharp criticism from European commissioners and prompted public speculation that Mr. Erdoğan intended to push a religious agenda in Turkland.

 

drew sharp criticism  = üzerine sert eleştiriler çekti... prompted = acil aksiyona neden oldu; harekete geçmelerine neden oldu... to push an agenda = bir gündemi ısrarla sürdürmek...

He eventually backed down and pushed through the reforms without the adultery provision, but only after commentators in Turkland and outside raised questions about his political judgment and sophistication.

 

eventually  = sonunda, nihayetinde... to back down = geri adım atmak... adultery provision = zina maddesi / önerisi... to raise questions = sorgulamak... political judgment = siyasi bilgelik... sophistication = güngörmüşlük, görmüş geçirmişlik, olgunluk, incelik...

 

İzninizle kısa bir yorum:

 

Okumak isteyenler, lütfen burayı tıklayınız:

 

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/sup-112-yorum.htm

 

 

 

UK Resists EU Curb on Turkland: David Gow in Brussels (Wednesday October 6, 2004)

 

Britain will oppose European commission moves to impose permanent curbs on Turkish workers migrating to other areas of the EU as a key part of any agreement to admit the country to the union, a foreign office minister said yesterday.

 

to oppose = karşı çıkmak, karşı koymak... moves = (burada) girişimler... to impose = empoze etmek (İngilizce öğrenmek ne kolay di mi... permanent = sürekli, daimi, ilelebet (Hanımlar da saçlarına "perma" yaptırmıyorlar mı!)... curb = 1. sınırlama, engelleme; 2. (pavement) kaldırım, yani yolu sınırlayan şey...

Denis MacShane, the minister for Europe, said that on the eve of today's expected commission recommendation for starting Turkish entry negotiations, Jack Straw, the foreign secretary, would make the UK's opposition clear, during a visit to Ankara and İstanbul.

 

on the eve of = arifesinde... expected = beklenen... recommendation = tavsiye... negotiations = görüşmeler, müzakereler...

... Mr MacShane said that it was unacceptable to consider a permanent restriction on the free movement of Turkish workers when entry negotiations, expected to last until 2015 or later, had not even begun. Ankara has already sharply criticised the idea. 
The Manchester Guardian (www.guardian.co.uk)

 

restriction = kısıtlama, sınırlama... when ... had not even begun = daha başlamamışken bile...

 

 

 Top National News

 

EU Report, Full of Conditions: The report of the European Commission about Turkland will be disclosed at 14.00 Wednesday. Shortly before the announcement, the opponents of Turkland stepped up their activities.

 

to disclose = açıklamak... to step up = arttırmak, tırmandırmak...

According to Financial Times, the report will recommend to begin talks with Turkland for membership, but to do that, it will demand from Turkland to recognize Southern Cyprus. An additional condition, foreseeing to interrupt talks in cases of human rights violations in Turkland, will be also imposed in the report.

 

to foresee = öngörmek... to interrupt = kesintiye uğramak veya uğratmak... human rights violations = insan hakları ihlalleri...

According to British Financial Times which dedicated a full page today to Turkland, the majority of the Commission members are persisting on demanding from Turkland to further its relations with Greek Cypriots, before the talks commenced.

 

to dedicate = adamak, tümüyle ona ayırmak, hasretmek... to persist = ısrarcı olmak, kalıcı olmak... to further = ilerletmek... to commence = başlamak...

Financial Times said that the most surprising condition to Turkland contained in the report will be about the free circulation of its labour in EU. One of the proposals concerning this issue, is about permanently preventing the free movement of Turkish workers in EU, after it joins it. This method will anger Ankara which had said that it will in no way accept a second-class membership. Ankara might accept a restriction on this issue, only temporarily.
(http://www.hurriyetim.com.tr/anasayfa2)

 

condition = koşul, şart... free circulation of labour = emeğin serbest dolaşımı... in response to = cevaben, tepki olarak... to anger = kızdırmak, öfkelendirmek... in no way = asla, hiçbir şekilde... temporarily = geçici olarak...

 

 

 

[All passages are somewhat modified in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 CD

 TANITIM

 
 

 

 

Our Hunt Continues For:

 

Interesting, Unusual, or Difficult

EXPRESSIONS

İlginç Deyimler ve Deyişler -- 03

Notlarımdan... From my notes -- haphazard as they are...


 #   Another Translation Monstrosity   #

monster = ucube, dev, canavar, heyula... monstrosity (mons-tro-sity) = canavar gibi şey; ucube, çarpık çurpuk, çok iğrenç; gaddarlık veya çirkinlik örneği...

Anlı şanlı TV kanallarımızdan birinde filim izliyoruz. Bir teselli sahnesi... ve adam kadına mendilini uzatıp şöyle diyor: "Orada... Orada... Şimdi ağlama!!"

Quel alaka?? Aslını tahmin etmekse zor değil: "There, there, don't cry now..."

Çevirisi: "Hadi, hadi..." Yahut, "Tamam, tamam, canım... Hadi boşver ağlamayı şimdi..."

Yani, omzunu dostça, sevgiyle, babacan bir tavırla patpatlayıp teselli etme davranışı...

Yeri gelmişken, yukarda sözünü ettiğim anlı şanlı kanallardan çok farklı bir kategoride, CNBC-e çevirmenlerini (altyazılarını) gerçekten çok beğeniyorum. Kendilerini kutlamak isterim.

*  *  *  *  *

 #   afford   #

I am sure you all recognize this verb in its familiar sense:

I can't afford it. = Param yetmez / yetmiyor. Maddi olanaklarım elvermez / elvermiyor...

Well, how about this next sentence? How would you translate this one?

You could afford being a little bit more friendly, couldn't you?

= Biraz daha nazik olabilirsin sanırım, öyle değil mi? [itiraz ve serzeniş -- anlam kökü: "elinden gelmek"...]

Look at these sentences:

Leyla, why are you doing this to me? I can't afford losing you. Please, don't go... Stay with me... = Seni kaybetmeyi göze alamam, sensiz yapamam... [Parayla filan ilgisi yok...]

I can’t afford to let myself fall for her and get hurt even more. = Ona aşık olup canımın daha da yanmasına izin veremem; bunu göze alamam...

Biraz fazla romantik uçtuk bu hafta, sanırım...

*  *  *  *  *

 #   kindly ??   #

Have a look at the following sentence. How would you translate it?

Will you kindly not interrupt me again till I've finished!

= Ben bitirinceye kadar sözümü kesmeyi bırakır mısın lütfen!!  [Tabiatıyla bu öfkeli ve patlamaya hazır bir "lütfen"... -- Anlam kökü alaycı bir "lütfedip de" kavramından geliyor.]

*  *  *  *  *

 #   iki düğme eksik   #

İngilizce'de "Ceketinden iki düğme eksik," tümcesini nasıl kurarsınız?

Fill in the blank from among the supposed alternatives:

I noticed that there were two buttons .............. from his jacket.

a. falling               b. losing             c. departing

d. dropping           e. missing

  

Note these expressions:

What do you miss the most about being a child? = Çocukluğun konusunda ençok neyi özlüyorsun?

You don't know what you're missing. = Ne / neyi / neleri kaçırdığını bilmiyorsun. [Hüsnü kuruntu bu ya: Karşımızdaki, örneğin bir davetimizi reddetmiş.]

“Where the hell is it?” Hasan howled yet again. “What are you missing this time?” Ayşe muttered from the kitchen. =
"Nerede bu Allah'ın belası şey," diye uludu Hasan bir kez daha. "Bu sefer neyini kaybettin?" diye homurdandı Ayşe mutfaktan... [to howl = ulumak, ulur gibi bağırmak... yet again = bir kez daha... to mutter = mırıldanmak, homurdanmak...]

*  *  *  *  *

 #   neither here nor there   #

I've listened to your argument. It's neither here nor there. In other words, it's quite irrelevant. = Tezini / söylediklerini dinledim. Walla, hiçbir yere varmıyor. Başka bir deyişle, kelâlaka...

It is neither here nor there. = Hiçbir yere varmıyor, bir sonuca yönelmiyor, önemsiz veya kelâlaka...

*  *  *  *  *

 #   Hacı Sabancı Öyküsü   #

Fill in the blank from among the supposed alternatives:

His is certainly a story of rags to ............... .
[pılıpırtıdan büyük zenginliklere başarı öyküsü -- tabiatıyla, tersi de bizim öykü...]

a. bags               b. riches             c. heights

d. upstairs          e. room at the top

  

Did you think the opening "His is..." for the subject of the sentence was a bit odd? Tümcenin başında özne olarak "His" kullanılmasını biraz yadırgadınız mı?

Then have a look at the following:

Mine is good enough; how about yours?  = Benimkisi yeterince iyi / idare eder; seninkisinden ne haber?

She thought herself a normal woman in her early thirties who instead of being in the oldest profession in the world could equally have been a successful businesswoman. Hers was a hard profession, new girls springing up daily. But, she was good at her job: she no longer worked the streets the way she had when she had first arrived here. Bu haftaki erotik öykümüz... Bunu tabii çevirmeyeceğim. İlgilenenler sözlük başına... Yalnızca, bir deyim: the oldest profession in the world = dünyanın en eski mesleği...

Gelelim ilk tümcedeki öznenin açıklamasına: Mine, yours, his, hers, ours, theirs... dizisi (yani, possessive pronouns, iyelik adılları / mülkiyet zamirleri), adı üstünde, "adıl" yani "ad" (isim) işlevli oldukları için, bal gibi özne de olabilirler, nesne de...

Örnek mi? Dostlarınıza mesajlarınızı şöyle bitirebilirsiniz: Best wishes for you and yours...

Bu arada, yukarda "mülkiyet zamiri" deyimini kullanırken, kendimde bayaa bayaa bir "mülkî âmir" havası sezdim...

*  *  *  *  *

 #   Long gone are the days...   #

Çoktaaan geçti o günler ki ...

Long gone are the days in which banks would compete for your business, even offering gifts in return for your giving them the privilege of using your money to make money for the bank. to compete = yarışmak, rekabet etmek... competition = yarışma, yarış, rekabet... competitor /kım-pe-tıtı/= rakip... to offer gifts = armağanlar vermek... in return for = karşılığında... privilege /pri-vilic/ = ayrıcalık, imtiyaz...

Long gone are the days when Bol Kepçe Lokantası was a place to go for a decent meal with acceptable service.
decent /di:-sınt/ = doğru dürüst, yakışır şekilde, gerektiği gibi... Bir başka anlamı ise = adaba uygun... Nitekim, "indecent" = edebe aykırı, müstehçen...

Long gone are the days of selflessness and necessary sacrifice to your country, community, or even family.
selflessness = özverili olma, bencil olmama... to sacrifice = feda etmek, kurban etmek...

Long gone are the days when she would get up early, prepare breakfast for us and then we'd both fall asleep again for another two hours.

Final lines befitting this week's nostalgic tirade would of course be: befitting = uygun olan...

We, the carefree children of Heybeli,

used to go on the sea

in our boats happy;

go out in the moonlight

each and every night

as boistereous

as we might be...

*  *  *  *  *

 
 
 

 

"Bir İşe Türk Gibi Başla; İngiliz Gibi Bitir !!"

 

Start Off Like A Turk; Finish It Off Like An Englishman !!

 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE