Değerli
Üyelerimiz,
"İngilizce eğitimi" konulu bu Grupta -- tarih önünde -- aşağıdaki
açıklamayı yapmayı zorunlu sayıyorum.
Anglo-Amerikan kültürünün pekçok yönüne -- düşünce ve teknoloji
platformunda -- sempati duymam, hatta imrenmem, bir TÜRK MİLLİYETÇİSİ
olmam gerçeği ile asla çelişmez. Hatta, ulusumuzun çağdaş dünyada yerini
alabilmesi açısından, mantıklı bir seçimdir.
Örneğin, her meslekten insanımızın, mesleğindeki çağdaş çizgiyi yakalayıp
izleyebilmesi için, kendi mesleği açısından bir Batı dilini (günümüz
gerçeklerinde tercihan İngilizce'yi) öğrenmesi gerektiğine yürekten
inanıyorum.
Ama, okullarımızda yabancı dilde eğitim verilmesi, seçkin çocuklarımızın
bir Muz cumhuriyetinin yerli işbirlikçileri kimliğinde yetiştirilmeleri
kökünden yanlış, ve aslında tam bir ihanet örneğidir.
"Annan" Planı, gerçekte Yunan Planı, Anglo-Amerikan Planı, AB Planı'dır;
ve "Yeni Dünya Planı" nın bir parçasıdır. Ne yazık ki, Kenan Evren'in
Yunanistan'ın NATO'ya dönmesi için bir Amerikalı generalin "asker sözüne"
itibar ederek verdiği onay, bu plandaki ilk ve en önemli aşama idi. Şimdi
de Ege'deki tabutun son çivilerini çakıyorlar.
Batı sermayesi ile bütünleşmiş çevrelerin kontrolündeki mütareke basınının
"Annan Planı" nı nasıl bir başarı imiş gibi göstermeğe çalışmalarına
şaşmamak gerekir. Dün, daha "İngilizce yazılmış, kamyon dolusu evrak"
içeren andlaşma hükümleri Ankara'ya ulaşıp -- okuyabilmeleri için --
Türkçe'ye çevrilmeden, Sayın Erdoğan'ı ilk kutlayan "iş çevrelerinin
duayeni" Sayın Rahmi Koç olmuştur.
Nasıl ki ulusçuluk ve halkçılık davalarımız sözümona "aydın solcular"
mağrifetiyle aslanların önüne atılarak yok edildiyse, masum insanlarımızın
dini inaçları da din tacirleri tarafından aynı arenada aslanların önüne
atılacaktır.
Sayın Denktaş'a kulak verilmelidir. Sayın Denktaş'a bir süredir Ankara
çevreleri ve mütareke basınında reva görülen muamele utanç vericidir.
Önüne konulan İngilizce metinleri okumadan, anlamadan imzalamaya dünden
hazır olmak en azından tam bir gaflet örneğidir...
Kıbrıs sorunu için tek bir kalıcı çözüm vardır: Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin Anavatan ile birlikte AB içinde eşit ve onurlu birer üye
sıfatı ile yer almaları...
Türkiye Cumhuriyeti'nin --
bugünkü sınırları ile -- AB içinde eşit ve onurlu bir üye olarak yerini
alması dışında hiçbir önerinin kabul edilmeyeceği, başta dünyayı yönetmeğe
soyunan Batılı mihraklar olmak üzere, bütün dünyaya haykırılmalıdır.
AB bizim için tek seçenek
değildir. "Yeni bir Dünya kurulur ve Türkiye de orada yerini alır."
Ata'mızın "Gençliğe Hitabe" sini satır satır, cümle cümle hatırlama ve
hatırlatma zamanıdır.
Herzamanki selam, saygı ve sevgilerimle,
Yalçın İzbul