Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine --  Supplement # 094

 WEBSITE HERE

May 21, 2004

 

 EĞİTİM

 MESAJ

 

 News Headlines

 

Tibetan Film Brings Participants Risk Of Jail And Torture: Human rights groups are warning that a controversial documentary on Tibet could lead to the imprisonment and torture of people who were secretly filmed watching an illegal recording of their exiled spiritual leader, the Dalai Lama. ...The film, entitled "What Remains Of Us", reports on the political and religious persecution faced by Tibetans living under Chinese rule. The Manchester Guardian (www.guardian.co.uk)

 

jail /ceyl/ = hapishane... jailer (veya, jailor) /cey-lı/ = gardiyan... DİKKAT: Varyantı olan "gaol" ve "gaoler" sözcükleri de aynı şekilde okunur... ANCAK: "prison" = "hapishane" sözcüğünden türetilen "prisoner" sözcüğünün ise "mahkum, hükümlü" anlamına geldiğine dikkat ediniz... torture /to:-çı/ = (fiziki) işkence ["manevi" işkence = torment /to:-mınt/]... human rights = insan hakları... controversial (okunuşu, te-ke-DÜM-tek düzeninde /kn-tro-VÖ:-şıl/ = tartışmalı, tartışmalara yol açan... to lead to = yol açmak, neden olmak... imprisonment = hapsedilme... to exile = sürgün etme, sürgüne gönderme... exiled = sürgün edilmiş, sürgündeki... entitled = "başlıklı", "başlığını taşıyan"... What Remains Of Us = "Bizden (Geride) Kalanlar"... persecution = zulüm, baskı ve işkence rejimi... Tibetans living under Chinese rule = Çin idaresi altında yaşamakta olan Tibetliler...

 

ON THIS DAY ["Tarihte Bugün" sütunları için bir başlık tarzı]: On May 19, 1935, T.E. Lawrence, also known as "Lawrence of Arabia," died from injuries sustained in a motorcycle crash. ...One obituary at the time of his death read: "... thousands, reading of his amazing career, felt certain he would have been even more useful to his country than when he went into the desert in 1916 to organize the Arab rebellion against the Turkish Empire." The New York Times (www.nytimes.com)

 

from injuries (he) sustained = aldığı yaralardan... obituary /-bi-çuıri= ölüm ilanı ve yazısı... read /red/ (past tense) = "diye yazdı, ...yazıyordu, ...yazmıştı" şeklinde çeviriniz (benim ilavem)...  thousands = binlerce (kişi), pekçok kişi... reading of... career = Bunu ister bir sıfat tümceliği: "Onun inanılmaz kariyerini okuyan binlerce kişi"; ister bir zarf tümceliği: "Onun inanılmaz kariyerini okuyunca, okuduklarında, okuyarak" şeklinde çevirebilirsiniz...  rebellion = isyan, ayaklanma...

 

YORUM = Bu Lavrens, peşine taktığı sözde dinkardeşimiz Araplarla birlikte binlerce vatan evladımızın kanına girmiş, lanetle hatırlamamız gereken pisliğin biridir... Herneyse, bir zamanlar Yeşilçam'da "İngiliz Kemal Lavrense Karşı" adlı bir filim yapılmıştı... Senaryosu gerçeklere ne derece uygundur tartışılır, ama önemli olan, onlar kahramanlarının (!) anılarını canlı tutarken, bizim ise çabucak unutmakta pek mahir oluşumuz... Aşağıdaki yazıyı (Oğuz Aral ağabeyimizden) okumanızı öneririm:

http://www.hurriyetim.com.tr

 

 

 Top National News

 

Female Boss For Sabancı Holding: Güler Sabancı was elected executive board chairman to one of Turkland's largest business conglomerates, Sabancı Holding, after flamboyant business magnate and philanthropist Sakıp Sabancı died last month. ...Sakıp Sabancı died last month from complications resulting from influenza. He was also suffering from cancer. ...Holding a two-day board meeting, Sabancı Holding yesterday elected Güler Sabancı, daughter of the deceased İhsan Sabancı, brother of Sakıp Sabancı. The Turkish Daily News

(www.turkishdailynews.com)

 

executive board chairman = yönetim kurulu başkanı... conglomerate = şirketler topluluğu, holding... flamboyant = renkli ve coşkulu... DİKKAT: "frapan", "aşırı veya uçarı davranışları olan" gibi olumsuz nüanslar da taşıyabileceği için, kullanırken dikkatli olunuz)... business magnate = "büyük patron" (olumsuz nüans taşımaz)... philanthropist = hayırsever, hayır yapan... influenza, 'flu = grip... board meeting = yönetim kurulu toplantısı... deceased = merhum...

 

 

[All passages are modified to some extent in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 CD

 TANITIM

 
 
 

 

 

Onsuz geçen yıllarınıza üzüleceksiniz !!

 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 
 

 

 THIS WEEK'S CARTOONS

LOUSY SPELLING !!

louse /laus/= bit (hani, yiğitlerde bulunan cinsten)... lice /lays/ = çoğulu... lousy  /lau-zi/= 1. bitli; 2. berbat, çok kötü -- pekiştirici olarak kullanılabilir. ÖRNEKLER: I got lousy grades. Berbat notlar aldım... I felt lousy after eating all that food. Kendimi çok kötü hissediyordum...

Lousy food, surly service, awful parking, filthy showers!!

Berbat yiyecekler, suratsız (asıksuratlı) servis (hizmet), berbat park yeri, pislik içinde duşlar... (vereyim mi ulan adınızı, adresinizi ha?!)

 

END OF STORY !!

-- Once upon a time there were three litle pigs, so I ate them. End of story. Now go to sleep.

Bir zamanlar üç küçük domuzcuk vardı, dolayısıyla ben de onları yedim. Hikaye de bitti. Hadi uyu bakalım şimdi...

 

CONGRATULATIONS !! IT'S WHITE !!

TEBRİKLER -- BEBEK BEYAZ !!

 

 
 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE