Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine --  Supplement # 095

 WEBSITE HERE

May 28, 2004

 

 EĞİTİM

 MESAJ

 

 News Headlines

 

Scientists Prepare To Turn Fiction Into Fact With First Full-Face Transplant: US scientists are preparing to perform the world's first full-face transplant. The 24-hour operation involves lifting an entire face from a dead donor - including nose cartilage, nerves and muscles - and transferring them to someone hideously disfigured by burns or other injuries. The Manchester Guardian (www.guardian.co.uk)

 

fiction = "kurgu" yazı, hayalgücü ürünü, "edebiyat" türüne giren; roman, öykü türü yazılar... (Ne yazık ki, dilimizde bu çok kullanışlı kavram için bir karşılık oluşturulamadı. Sonuçta "bilim-kurgu" gibi bir dil faciası ile kalakaldık. Hiç olmazsa -- 70'lerde kavgasını verip kaybettiğim gibi, "kurgubilim" olmalıydı -- "kurgulanmış" anlamında)... to perform = uygulamak, tatbik etmek... to involve = Burada "içermek" fiili ile çevirebilirsiniz... En geniş çerçevede "işin içine dahil etmek" kavramını taşıyor: "an accident involving two lorries" = iki kamyonun karıştığı, bulaştığı bir kaza... "It will involve a lot of hard work." = Çok çalışmayı gerektirecektir... donor /DOU-/ (veya /DOU-no/ = to donate, bağışlamak fiilinden. Türkçe tıp terimi olan /do-NÖR/ şeklinde okumayınız... cartilage /KA:-tilic/ veya /KA:T-lic/ = kıkırdak... hideous /-diıs= 1) iğrenç derecede çok çirkin; 2) iğrenç, aşşağılık (eylem, vb)... disfigured = şeklini, asıl görünüşünü veya yapısını kaybetmiş; şekli şemali (=figürü) bozulmaya uğramış...

 

Families (Were) Given Wrong Bodies: The Spanish defence minister, José Bono, has admitted that the families of 62 Spanish soldiers killed in an air crash in Turkland a year ago while on their way home from Afghanistan were probably given the wrong bodies to bury. ..."There may be coffins with the remains of more than one person in them, or families may have been given the wrong body," he told a parliamentary committee before flying to Turkland for memorial services. ...The revelation, to be confirmed by DNA tests, seems likely to lead to exhumations and reburials. The Manchester Guardian (www.guardian.co.uk)

 

defence minister = savunma bakanı... air crash = uçak kazası, yere çakılma... while on their way home from Afghanistan = Afganistan'dan ülkelerine dönerken... ("mecazi anlamda olmamak" kavramını içeriyor)... coffin = tabut... body = (burada) ceset... memorial service = anma töreni... revelation = açıklama, ifşaat, "vahiy" (Tanrı'dan gelen gösterme, açıklama)... to reveal /ri--yıl/ = ifşa etmek, açığa vurmak... seems likely to lead to = "--e yol açması muhtemel görülüyor... exhumation = mezarın açılarak cesedin çıkarılması... burial  DİKKAT okunuşu /BE-riıl/= gömme... "to bury" /BE-ri/ = gömmek, fiilinden...

 

DİKKATto be confirmed = teyid edilecek, doğrulanacak olan... Bu bir edilgen mastardır (passive infinitive) ve buradaki yapıyı "This is to be confirmed by DNA tests" asıl tümcesinden (yani, gelecek zaman belirten "to be + mastar" yapısından) bir kısaltma olarak değerlendiriniz. ÖRNEKLER: "The ship is to arrive tomorrow" = Gemi yarın gelecek... "This is to be confirmed by DNA tests" = DNA testleri ile doğrulanacak... AÇIKLAMALAR: İlk örnekte "to be + to arrive" yapısı var. İkincisinde ise, "to be + to be confirmed" yapısı geçerli...

 

 

 Top National News

 

"Secularism Rift" In Iraq Debate: A parliamentary declaration condemning developments in Iraq and Israel was rejected by the ruling Justice and Development Party (AK Party) due to its deputies' uneasiness over reference to a "secular Iraq," the opposition Republican People's Party (CHP) said on Wednesday. The Turkish Daily News (www.turkishdailynews.com)

 

rift = anlaşmazlık, uzlaşamama, ayrılık... debate = (parlamentoda) "görüşme, müzakere"... to condemn = kınamak, tel'in etmek, vicdanen mahkum etmek... ruling = iktidardaki (yalnızca "attributive" olarak, yani sıfat + ad yapısında kullanılabilir)... deputy /DEP-yuti/ = (parlamentoda) milletvekili... Başka yerde: "baştaki kişinin yardımcısı, vekili, ikinci adam" anlamı taşır... uneasiness = rahatsızlık, sıkıntı... secular /SEK-yulı/ = laik... (Tabii, parlemento üyelerimizin çoğu öteden beri bu sözcüğü "lâa-yık" diye telaffuz eder!! Yani, sadece şimdikiler değil; şimdikileri sonunda başımıza getiren öncekiler de...) The tree, being axed down, says dejectedly / resignedly, "The handle is of my own kind." = Ağaca balta vurmuşlar; "Neyleyim, sapı bendendir," demiş... TURKISH PROVERB.

 

 

[All passages slightly modified in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 CD

 TANITIM

 
 
 

 

 

Onsuz geçen yıllarınıza üzüleceksiniz !!

 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 
 

 

 Wisest Is He Who Knows He Knows Not !!!

Socrates... /SK-rıti:z/

[DÜM-tekee, düzeninde okuyunuz]

 Truth - Goodness - Usefulness !!!

One day an acquaintance met the great philosopher and said, "Socrates, do you know what I just heard about your friend?"

friend & acquaintance = Fark nedir? "Dost" borç alıp verebileceğiniz (dolayısıyla da bir süre sonra bozuşacağınız) kimsedir... "Tanış, tanıdık" kimseler arasında ise (dedikodunuz yapılmak dışında) böyle bir tehlike yok... Aslında galiba hayatta en güvenebileceğiniz kimseler, yalnızca düşmanlarınız...

"Hold on a minute," Socrates replied. "Before telling me anything I'd like you to pass a little test. It's called the Triple Filter Test."

Hold on a minute = Dur bir dakika... (Bekle...)... triple filter = "üçlü süzgeç"...

"Triple filter?"

"That's right," Socrates continued. "Before you talk to me about my friend, it might be a good idea to take a moment and filter what you're going to say.

The first filter is that of TRUTH... Have you made absolutely sure that what you are about to tell me is absolutely true?

what you are about to tell me = Bana söylemek üzere olduğun şey... to be about to do sth = yakın gelecek bildirmekte kullanılan bir yapı...

"No," the man said, "I actually just heard about it and..."

"All right," said Socrates. "So you don't really know if it's true or not. Now let's try the second filter, the filter of GOODNESS... Is what you are about to tell me about my friend something good?"

"No, on the contrary..."

on the contrary = tersine... tam tersine...

"So," Socrates continued, "you want to tell me something bad about him, but you're not certain it's true. You may still pass the test though, because there's one filter left: the filter of USEFULNESS... Is what you want to tell me about my friend going to be useful to me?"

though = Bu tip kullanımlarında, "yine de" anlamı verir...

"No, not really."

"Well," concluded Socrates, "if what you want to tell me is neither true nor good nor even useful, why tell it to me at all?"

what you want to tell me = bana söylemek istediğin şey... "neither... nor" yapısının burada "ikiden fazla şey" için kullanılışına dikkat ediniz...

This is why Socrates was a great philosopher and held in such high esteem...

İşte bu nedenle Sokrat böylesi büyük bir filozoftu ve kendisine böylesi büyük saygı duyuluyordu...

...and it also explains why he never found out his best friend was banging his wife.

... Ve işte bu nedenle en iyi arkadaşının karısını "becermekte" olduğunu asla öğrenemedi...

 

 
 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE