Doç. Dr. Yalçın İzbul

 

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine --  Supplement # 097

 WEBSITE HERE

June 9, 2004

 
 
 
 BELIEVE IT OR NOT !!

Stray Dog Gets Laser Eye Surgery

Sokak Köpeğine Lazer Göz Cerrahisi Uygulandı

A Melbourne family has paid out nearly £2,000 for a laser eye operation on the blind stray dog they have taken in.

"paid out" = tek başına "paid" anlamı iletebilirdi. İngilizce'nin bu tür "idiomatic" güzelliklerine duyarlı olmakta yarar var: Rastladıkça not ediniz... stray dog = sokak köpeği... (stray bullet = "serseri kurşun"... "stray" sözcüğünün genel anlamı "başıboş, restgele, hedefinden şaşmış" demektir... (that) they have taken in = evlerine almış oldukları...

The kelpie cross the Stevenson family found last month was blind and close to death with diabetic shock.

kelpie cross = kelpi kırması ("kelpie" ünlü bir Avustralya çoban köpeği türüdür)...

But Kaye Stevenson says the success of her own laser eye surgery she had a few years ago convinced her to pay for the dog they have now named Tess to have cataracts removed by the same treatment.

"I know how much better I was after I had my laser surgery," she told the Herald Sun. "It was like the grit and fog had been removed from my eyes.

grit = iri taneli kum, mıcır...

"We have always said we would mortgage our house to ensure the good health of our own pets."

to mortgage / mo:-gic / ("t" okunmaz) = ipotek ettirmek... to ensure = olmasını sağlamak...

The family have now changed their mind about giving Tess to another family and intend to keep her themselves.

AB uyum yasalarından, beş dakikada oylaması bitiverecek "Hayvan Hakları Yasası" yıllardır Meclis'te bekliyor... Bu Güzel Dünya üzerinde, Tanrı'nın mahlûkatına "insanca" muamele duyarlığı gelişmemiş ülkelerde, genelde insanlara da "hayvanca" muamele reva görüldüğü gerçeğini unutmayalım !!

 

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

Son Repays Dad 34 Years On

On = (burada) Later

A man who sold his prized Jaguar to buy a pram for his baby son in 1970, has been repaid with a new car on his 60th birthday.

prized = "en sevdiği"... pram /præm/ = çocuk arabası ("perambulator" dan kısaltma -- daha çok GB... USA: "baby carriage", sanıyorum)... to repay = "geri ödeme"...

Allan Collins, from South Wales, had to give up his car 34 years ago when baby Allan arrived.

had to give up = vazgeçmek zorunda kalmıştı... "arrived" = burada "doğmak" anlamında...

But now his son, also Allan, has repaid his father by handing him the keys to a £20,000 S-type, three-litre automatic Jaguar, says the Daily Express.

also Allan = yani çocuğun adı da aynı... to hand = vermek, ellerine teslim etmek ("to handle" = ele almak, ilgilenmek, çekip çevirmek" fiili ile karıştırmayınız)...

Mr Collins senior said: "It's my dream car and the best present I've ever had. I never wanted to part with my jaguar all those years ago but I decided having a pram was more important."

my dream car = rüyalarımdaki araba... to part with = ayrılmak, ayrı düşmek... all those years ago = bunca yıl önce... "but... having a pram was more important = ama, çocuk arabası daha önemliydi (Adam nede olsa bizim kuşaktan!!)...

Allan junior, himself a father of two, said: "It was hard keeping the surprise, but it was worth it to see his face."

Allan junior = oğul Allan...  (İki paragraf yukarda, babası için "Mr Collins senior" şeklindeki ifadeyi hatırlayınız)... (who is) himself a father of two = ki, kendisi de iki çocuk babasıdır... Son tümce = Sürprizi (son ana kadar) açıklamamakta güçlük çektim, ama (sonunda) yüzündeki ifadeyi görmeğe değdi...

ALL stories adapted from http://www.ananova.com

[Passages are modified in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 
 
 
 

 

 

TEST YOURSELF

 

Upper Intermediate Grade Vocabulary

 

Please do not hurry to click the answer button; make sure you have studied the question thoroughly, deliberating on your own choice first!

Çetin sınavlara gireceksiniz... Basit şeyleri tekrarlayarak kendi kendinizi aldatmayın; aldatmalarına da izin vermeyin. Kendinizi zorlayın; hocalarınızı da...

 01  --  Gone -- but ............... forgotten.

a. by all means
b.
by everyone
c.
by fate
d.
by no means
e.
by common consent

  

 02  --  It has been ............... that at present there may well be over 2 billion web documents, with over 1 million web sites added daily.

a. outlined
b.
constructed  /kıns-trakt-id/
c.
estimated  /es-timeytid/
d.
constrained  /kıns-treynd/
e.
persuaded  /-sueydid/

  

there may well be... = pekala mevcut (var) olabilir... with = ------mak üzere... (= hergün de 1 milyonu aşkın yeni site eklenmek üzere, eklenirken...)

Her iki yapıya başka örnekler de vereyim:

"There may well be other intelligent beings in the universe, but there is insufficient evidence to believe that they have ever visited Earth... There may well be a connection between the two (Belki de aralarında bir bağlantı vardır, olması imkansız değil)... There could well develop a situation in which all banks close down their provincial branches and concentrate on their offshore activities...( Öyle bir durum pekala gelişebilir ki, ...)

Ahmet got there first, with Mehmet arriving closely after... Ahmet suddenly rushed for the exit, with John following close (closely) behind.

Ama, "There are well over 60 people here." = Kesinlikle 60'ın çok üstünde... Rahatlıkla üstünde...

 03  --  Producing quality fertilizers begins with reliable, low-cost supply of ............... materials, such as natural gas, phosphate rock, and elemental sulphur...

a. rude
b.
raw  /ro:/
c.
scrap
d.
crude
e.
vulgar  /val-gı/

  

 04  --  Fadime and her husband Hüsam lived in the ............... secluded village of Minikköy on the Taurus Mountains in southern Anatolia.

a. agricultural
b.
tiny  /tay-ni/
c.
enormous  /i-no:-mıs/
d.
tidy  /tay-di/
e.
local  /lou-kıl/

  

 05  --  Being considered a hardened criminal,  I failed to find any character witness to testify on my behalf. The jury simply believed that I could never be ............... by any such feelings of guilt.

a. investigated
b.
imprisoned
c.
empowered
d.
compensated
e.
troubled

  

AÇIKLAMA: Tümcenin "Being... etc" ile başlayan ilk bölümü = "Kaşarlanmış bir suçlu addedildiğim için"... Buradaki gramer yapısı için, "Essential English" Kitabımızdaki "Participles" (Chapter 12) Bölümünde yer alan "Kısaltılmış Zarf Tümcelikleri" Konusuna bknz.

 

 
 
 

 

 SORULARINIZA YANITLAR

 1  Grubumuzda, Üyelerin birbirine veya Gruba mesaj göndermeleri öngörülmemiştir. Üyelerimizin kimlikleri saklı olup, bu suretle ayrıca "yanlış örnek" olabilecek İngilizce metinlere karşı da korunmuş olmaktadırlar.

 2  Eğitim Setimizin, ne yakın nede uzak gelecekte, basılı kitap şekline getirilmeyeceğini tekrarlamak isterim. Piyasadaki bütün kitaplar -- benimkiler de dahil -- baskı hataları ile malüldür. Tarafımdan gönderilen elektronik veya CD formatı dışında, basılı kitaplarımın hiçbirisinin sorumluluğunu kabul etmediğimi tekrar belirtiyorum.

 SINAVLARA 24 HAFTANIZ KALDI

Önemli tarihlere, sınavlarınıza bir hafta kala bana e-mail atıp, "Neler tavsiye edersiniz?" sormak zorunda kalmayınız.

Lütfen aşağıdaki genel tanıtımı değerlendiriniz.

 

 
 
 

 

 

Onsuz geçen yıllarınıza üzüleceksiniz !!

 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 

Ücretsiz İnternet Yayınlarımız

YahooGroups'da 1 Numara

Ücretsiz İngilizce Dergi

Google'da 1 Numara

 Practical English

 For Turks

Ücretsiz Süper Web-Site

 MİZAH-HİCİV:   Bir Kadınyiyenin Öğleden Sonrası

Uluslararası Listelerde Türkiye'yi Temsilen 1 Numara

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 İnsanın Evrimi - Kültür - Dil

 BİLİMSEL YAYINLAR

FAMOUS QUOTATIONS

İNANILMAZ KAYNAK

 CLICK !!  

KİŞİSEL SAYFALAR

 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE