Doç. Dr. Yalçın İzbul

 

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine --  Supplement # 098

 WEBSITE HERE

June 23, 2004

 
 
 
 BELIEVE IT OR NOT !!

Czech Brewery Will Reward Manager And Players If Republic Win Euro 2004

Bu başlıktaki önemli bir gramer öğesi ile ilgili bilgi için en alta bknz...

Czech = Okunuşu /çek/... Eskiden Türkçe'deki en uzun sözcüklerden birisi "Çekoslavakyalılaştıra-madıklarımızdan mısınız?" idi. Şimdilerde o artık "Çekcumhuriyetilileştiremediklerimizden misiniz?" oldu!!... brewery /bru-ıri/ = bira imalathanesi / fabrikası (Erbabı için ibadethane gibi bir yer)... to reward = ödül vermek, ödüllendirmek...

Czech Republic football coach Karel Bruckner has been offered free beer for the rest of his life if his team win Euro 2004.

for the rest of his (my, your, their) life = Basit gibi görünen bu tür kalıpları da bilinç odağınıza getirerek not etmek ve kendinize mal etmekte yarar büyük... Hazır cephane hazır cephanedir... "Their life" ve "their lives" tercihlerine aşağı yukarı yaklaşık oranlarda rastlarız. Genelde çoğul formları dikkatli kullanmak gerekir: İnsanların kaç tane yaşamları var ki? Gramer ve sağduyu böyle durumlarda bayaa çatışıyor...

The Republic's Bernard brewery is offering him 60 litres of beer every year as an incentive to bring the trophy home.

incentive = teşvik... trophy = "kupa"... (Bizim akılsız bonkör klüplerimiz de uyanıp "teşvik primi" olarak Tekirdağ rakısı filan dağıtmağa başlasalar ya!...

The amount is equivalent to Czechs' annual consumption of beer per person, making them the world's champion beer-drinkers.

production / consumption = üretim / tüketim... (Bu arada "consumption" sözcüğü, "iyi saatte olsunlar" hesabı, aynı zamanda halk dilinde "ince hastalık", [tüberküloz] anlamında da kullanılır...

Bernard hopes to spur on the players to achieve equal winning success on the pitch. Each player will receive 160 litres of beer for one year if they win the final.

spur = at mahmuzu... Dolayısıyla, "to spur on" teşvik etmek... pitch = futbol sahası (tabii daha birçok anlamları var)...

Brewery spokesman Zdenek Mikulasek said: "While they will earn a lot of money if they win we think the offer of free beer on top is extra motivation for the team and will inspire them to go for gold.

on top = üstüne üstlük... to inspire = esin vermek, ilham kaynağı olmak, (burada) teşvik etmek... go for gold = "go for/after the gold medal" dan kısaltma: altın madalyayı hedeflemek...

"They have a chance of winning and we really want them to." ...Mikulasek says the brewer faxed the offer to the Czech team at their Portuguese hotel, but said they'd received no response to date.

to date = bugüne değin, şu ana kadar

Başlıkla İlgili Gramer Açıklaması: Ne ilginç değil mi? "I. Tip" olarak öğretilen "If'li Tümce" kalıbına hiç de uymuyor: "wins" olması gerekirdi, diye düşünüyorsunuz... Oysa, gazeteyi kendi anadillerinde yanlış yapmakla suçlamak yersiz olur... Tavrımız, "Demek ki böyle de söyleyebiliyorlar" olmalı... AÇIKLAMA: Buradaki yapıyı SUBJUNCTIVE "should win" kalıbından kısaltma olarak değerlendiriniz. Gramer açısından burada hiçbir problem yok... Öte yandan, gazete başlıklarında "telegraphic" bir üslup kullanıldığını da hiç unutmayınız: Bunun ilk kurbanlardan birisi ne yazık ki hep "article" lar: (a) brewery, (the) manager, (the) Republic, gibi...

ALL stories adapted from http://www.ananova.com

[Passages are modified in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

British Women Are Europe's Least Hairy

Britanyalı Kadınlar Avrupa'nin En Az "Tüylü"leri...

(İşte AB'ye katılma yolunda olan bizler için

yeni bir hedef!!)

Bu arada, "Hairy" sözcüğünü, ERKEKLER için kullanılmış olsaydı, tabiatıyla "KILLI" sözcüğü ile çevirecektik... Çeviri sanatından örnekler...

British women are the least hairy in Europe. But their German counterparts are the hairiest, according to a survey by razor manufacturer Wilkinson.

counterpart = karşı taraftaki eşdeğer konumdaki kişi. Dolayısıyla burada "Alman kadınlar"... razor /rey-/ = 1. ustura; 2. jilet...

A Europe-wide study from the company looked at the hair-removal habits of 1,000 women.

hair removal = tüy alma, ağda veya sir yapma / yaptırma...

The survey found British girls are the ones who undertake the most hair removal, with more than 93% saying they use razors before wearing skirts and shorts for the summer.

with = burada "olmak üzere, olacak şekilde" kavramı ile çeviriniz...

Germans fell way behind with just 40% saying they regularly shaved. This however shows an improvement of seven per cent from studies carried out two years ago.

way behind = çok gerilerde, çok gerilere... just = burada "sadece, yalnızca" ile çeviriniz... to carry out = gerçekleştirmek, başarı ile tamamlamak...

Spanish women ranked just behind the British with 82% preferring the smooth to the natural look. French and Italian ladies lay in the middle - but with more shaving than not.

to rank = "sıralamada o seviyede olmak/gelmek"; "rütbe" kavramından... just behind = hemen arkasında... with more shaving than not = "more often than not" = "sıkça, sık sık" kalıbı üzerine kurulmuş bir ifade oyunu...

Pensioner Loses False Teeth In Fight With Prostitute

Emekli Amca Fahişeyle Kavgada  Takma Dişlerini Kaybetti !! ("Amca" nereden çıktı diye sormayınız: Onu da ben yakıştırdım...)

A Swiss pensioner has lost his false teeth in a fight with a prostitute.

false teeth = takma diş(ler)... prostitute = fahişe (düzanlamda "para için seks yapan" anlamı ile sınırlı olduğuna dikkat ediniz)...

The man, aged 74, had met up with the woman and then gone to a nearby public toilet in Basel with her.

nearby = yakınlardaki... public toilet = umumi tuvalet...

He had agreed to pay her 50 Swiss Francs (about £22) for her services.

But just as he was preparing to pay her, the woman hit him in the face and then kicked him.

It's not known why the woman attacked the man whose false teeth fell into the toilet bowl. The false teeth couldn't be recovered.

toilet bowl = Üst kapak ve oturma kapı altında kalan bölüm... couldn't be recovered = geri alınamadı, bulunamadı, kayboldu...



Oldu olacak, İngilizce'ye bendeniz de

bir "maxim" armağan edeyim:

 He who runs wild at 74 must say goodbye

 to false teeth for ever more !!

 
 
 
 

 

 

The Importance of

BODY LANGUAGE

in

THE WORLD OF BUSINESS

PART I : WHEN NEGOTIATING

Gratefully pilfered -- with minor variations -- from http://www.itteam.uk.com


An understanding of body language communication is vital when you are negotiating, and using positive body language yourself will make you a better negotiator.

to be vital /vay-tıl/ = hayati (yaşamsal) önemi olmak; son derece önemli olmak... to negotiate = karşılıklı görüşmelerde bulunmak; müzakere etmek, pazarlıklı görüşmelerde bulunmak; (sendikacılıkta) toplu iş görüşmesi yapmak...  yourself = "kendiniz de, kendinizin de" şeklinde çeviriniz...

There are four key elements to body language communication -- posture, facial expression, tone of voice and limb position. Of these, the tone of voice is most easily disguised and you should be wary of making judgments based on this element alone.

key = "anahtar" anlamındaki bu sözcük bu tür bağlamlarda Türkçe'de çoğu zaman "kilit" sözcüğü ile daha iyi karşılanır: "the key man in this problem" = bu meseledeki kilit adam... element = öğe, unsur... posture /pos-çı/ = duruş, vücudun (dik) duruş şekli, tavrı... limb (/b/ okunmaz: /limm/) = kol-bacak (vücudun "aza" ları -- tıp dilinde "extremity" = "ekstremite")... Ancak burada özellikle "el-kol" kastediliyor.... of these = bunlardan, bunların arasında(n)... to disguise  /dis-gayz/ = gizlemek, saklamak, tebdil görünmek (aldatmak, veya tanınmamak gibi amaçlarla... in disguise = tebdil kıyafette... to be wary of = dikkatli olmak, temkinli olmak...

While the other side are speaking, reassure them by using positive body language - make a lot of eye contact, smile, nod in agreement with their major points and generally act as though you are persuaded by their arguments. This tends to draw the other side out by making them feel that you are easier to negotiate with.

side = burada çoğul, çünkü "karşı tarafın" birden fazla kişiden oluştuğunu düşünüyoruz... to reassure = inandırmak, ikna ederek rahatlatmak, endişelerini gidermek... eye contact = göz teması, gözgöze gelme...  to nod = "evet" anlamına kafa sallamak, başıyla onaylamak... as though  = as if  = sanki, güya, --mış gibi...  to draw out = (burada) kabuğundan çıkmasını sağlamak...

When they have come to the end of their prepared remarks, keep quiet and maintain an attentive pose. They may then begin to improvise -- providing even more information to the intelligent listener.

to maintain = sürdürmek (başka anlamları için sözlüğünüze danışınız)... attentive = dikkatli, dikkatini veren... to improvise = "doğaçlama" yapmak, irticalen söylemek; oracıkta uydurmak veya yaratmak...

Body language should be seen as a two-edged sword, and when you are opening you should be aware that the other side may use it to encourage you to say more than you intended.

a two-edged sword = "iki ağızlı kılıç" (Türkçe deyim: "iki ağızlı bıçak")... go for gold = altın madalyayı hedeflemek...



MIRRORING

In any intimate communication there is a natural tendency to mirror the body position of the person you are talking to, and this behavior tends to result in a more relaxed and agreeable atmosphere. You can put the other side at ease by being aware of this and making a positive but subtle effort to mirror their body language - but don't overdo it.

intimate = "intim", "yakın", içiçe, içlidışlı, mahremiyetine girerek... subtle  (/b/ okunmaz: /sa-tıl/) = deruni, yüzeysel olmayan, kolay görülemeyen veya anlaşılamayan, ince ve ustalıklı (mahir ve hilekar, anlamı da verebilir)... to overdo = aşırıya kaçmak...

If you are negotiating as part of a team then it is important to keep everyone on your side aware of the subtle messages they may be sending out. An individuals facial expression, tone of voice, body posture and movement often convey a world of detail about what they are thinking, feeling and planning.

to convey = iletmek, arada taşıyarak ulaştırmak...

The effective use and interpretation of body language communication will help you to identify subtle aspects of the other side's opening position. It is a key component of intelligent listening.

key component = "kilit" öğe...

It is important to ensure that all of your team understand the implications of body language communication. The use of positive body language can reassure the other side and may encourage them to improvise - revealing valuable information.

to ensure = olmasını, gerçeklemesini sağlamak... implication = "ima" anlamı taşıyan bu sözcüğü Türkçe'ye en iyi "ne anlama geldiği" şeklinde çevirebilirsiniz...  to reveal = ifşa etmek, açığa vurmak...

When you are opening you should be aware that the other side may use body language communication to encourage you to say more than you intended.



EYE CONTACT

Eye contact with the other side is an essential part of any negotiation. Without it the other party will feel remote from you and are unlikely to relate to you in a meaningful way. Not many negotiators realize how important eye contact is, or how sensitive people are to it. Eye contact should be a positive form of body language communication, but if it is not used correctly it can easily become negative.

will feel remote from you = kendilerini sizden uzak hissedeceklerdir... to relate = (burada) bağlantı kurmak, arada bir bağ olduğunu hissetmek...

The face shown above has a shaded area that indicates the correct target zone for positive eye contact. That is looking anywhere within this shaded zone represents positive eye contact. Looking at someone’s face anywhere outside of the triangular target zone is likely to cause some degree of embarrassment, or even strong adverse reactions.

shaded = gölgeli, gölgelendirilmiş... to indicate = belirtmek, göstermek, işaret etmek... embarrassment = sıkıntılı durum, zor durumda kalma, mahçup duruma düşme... adverse reactions = ters tepkiler (adverse, ters giden, düşmanca demektir)...

Zone A represents the intimate zone and by moving just a fraction below the base of the target triangle you will enter it. When this happens people typically react by feeling that the other person is staring at them, or that the observer looks shifty.

just a fraction below = azıcık altında, hemen altında (fraction, kesir, bir şeyin küçük bir parçası demektir)... base /beys/ = taban... to stare = gözlerini dikip bakmak (bazen de "bakakalmak" gibi bir anlam verebilir: yani "tirene bakar gibi" bir kavramla)...  to look shifty = güvenilmez görünmek, hilekar ve güvenilmez izlenimi vermek ("look" burada "bakmak" anlamında değil; "görünmek" anlamında, Yani = seem, appear)...

Zone B represents a dominant zone and by looking at the forehead of another person you are likely to invoke a reaction that you appear to be arrogant, that you are staring straight through them or more commonly that you are talking down at them.

to represent = temsil etmek, yerine geçmek, onun yerini tutmak... forehead (/e/ okunmaz, iki hece) = alın...  to invoke  = "adını anarak çağırmak ve başvurmak" kavramından, burada "neden olmak" anlamı veriyor...  arrogant = kendini beğenmiş, mağrur, kibirli, başkalarına değer vermeyen, "iplemeyen"...  stare (look) straight through  = sanki karşımızdaki kişliyi görmüyormuş da arkasındaki bir şeye bakıyormuş gibi; yani, umursamayan, önemsemeyen bir tavırla...  talk down at smb  = karşısındakini küçümseyerek konuşma...

As well as understanding how to make positive eye contact with an individual, it is also important to ensure that your gaze encompasses all of the people that you are negotiating with. Try to avoid holding eye contact only with the principal negotiator. Whilst you may find it more difficult to engage members of the party, it is important to try to involve them.

to gaze = aşağı yukarı "to stare" ile eşanlamlı; gözlerini dikip bakmak; kızgınlık veya "karşısındakini çözmeğe çalışmak" gibi nüanslar da taşıyabilir... to encompass = kapsamak...  to engage = "angaje" etmek...  to involve = (olaya) dahil etmek, katılmalarını sağlamak...

Eveet, dostlar... İşe girmek... İş görüşmeleri... İş bağlamak... Bundan böyle kârınıza kâr katacaksınız... Vücut dili ile ilgili bunca kıymetli malûmat...  %10 isterim: Bilmiş olun !!

To be continued... Sürecek...

 
 
 

 

 SORULARINIZA YANITLAR

 1  Grubumuzda, Üyelerin birbirine veya Gruba mesaj göndermeleri öngörülmemiştir. Üyelerimizin kimlikleri saklı olup, bu suretle ayrıca "yanlış örnek" olabilecek İngilizce metinlere karşı da korunmuş olmaktadırlar.

 2  Eğitim Setimizin, ne yakın nede uzak gelecekte, basılı kitap şekline getirilmeyeceğini tekrarlamak isterim. Piyasadaki bütün kitaplar -- benimkiler de dahil -- baskı hataları ile malüldür. Tarafımdan gönderilen elektronik veya CD formatı dışında, basılı kitaplarımın hiçbirisinin sorumluluğunu kabul etmediğimi tekrar belirtiyorum.

 SINAVLARA 20 HAFTANIZ KALDI !!

Önemli tarihlere, sınavlarınıza bir hafta kala bana e-mail atıp, "Neler tavsiye edersiniz?" sormak zorunda kalmayınız.

Lütfen aşağıdaki genel tanıtımı değerlendiriniz.

 

 
 
 

 

 

Onsuz geçen yıllarınıza üzüleceksiniz !!

 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 

Ücretsiz İnternet Yayınlarımız

YahooGroups'da 1 Numara

Ücretsiz İngilizce Dergi

Google'da 1 Numara

 Practical English

 For Turks

Ücretsiz Süper Web-Site

 MİZAH-HİCİV:   Bir Kadınyiyenin Öğleden Sonrası

Uluslararası Listelerde Türkiye'yi Temsilen 1 Numara

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 İnsanın Evrimi - Kültür - Dil

 BİLİMSEL YAYINLAR

FAMOUS QUOTATIONS

İNANILMAZ KAYNAK

 CLICK !!  

KİŞİSEL SAYFALAR

 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE