Doç. Dr. Yalçın İzbul

 

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine --  Supplement # 099

 WEBSITE HERE

July 1st, 2004

 
 

 

 

The Importance of

BODY LANGUAGE

in

THE WORLD OF BUSINESS

PART II : WHEN PRESENTING

Gratefully pilfered -- with minor variations -- from http://www.itteam.uk.com


You need to be aware of your body language from the moment you stand up until your presentation is completed. The importance of positive eye contact and the correct use of posture and hand movement to accompany your presentation cannot be overstated.

You need to be aware of --- = farkında/bilincinde olmak gereği vardır/zorundasınız... from the moment ---- = ---- andan itibaren / başlayarak... DİKKAT: Bu tür kalıplar insana "besbelli, kaydetmeğe gelmez" miş görünür; tersini düşünmenizi ve bunları da hazır cephane olarak kaydetmenizi kuvvetle öneririm...  presentation = sunum, sunuş...  to overstate = abartmak... DİKKAT: "cannot be overstated" yapısını Türkçe'ye şu şekilde çeviriniz: "Ne derece önemle vurgulasak azdır."

As audience analysis shows body language is a very important part of any presentation. ...Members of your audience will analyze your body language, even if they are unaware of this at the conscious level. A brilliantly prepared presentation delivered in an interesting voice will fall well short of the mark if accompanied by negative, intrusive or hostile body language.

audience analysis = dinleyici gruplarına ilişkin yapılan analizler. (Uygun düştüğü için, "analysis" tekil olmasına rağmen, çoğul çevirdim -- gerçek hayatın, sınavlardan farklı olmasına bir başka örnek)... at the conscious level = bilinç düzeyinde... to fall (well) short of the mark = hedefe (çok) uzak düşmek, ulaşamamak ["well" burada pekiştirici: "gayet, çok" anlamında].... intrusive = izinsiz veya davetsiz giren, araya giren, burnunu sokan, "oyunu bozan"... "to intrude" fiilinden... "Advanced level" İngilizce amaçlıyorsanız, bu tür "güzel" sözcükleri kendinize mal etmelisiniz... hostile = düşmanca [Sözcüğün kökü, "host" = evsahibi imiş görünüyor; yanıltmasın]... hostility = düşmanlık... hostilities = karşılıklı çatışmalar (örneğin, bir askeri cephede)...

You will probably be aware of the concept of personal space - that area around an individual into which other people should not venture uninvited. Audiences too are very conscious of this space and when presenting you should not stand within 10 feet of the audience. This distance is known as the public zone and if you violate it you are likely to antagonize those affected. This distance also creates an effective stage area in which you, the presenter, can perform.

You will probably be aware = "Muhtemelen biliyorsunuzdur / farkındasınızdır" şeklinde çeviriniz... concept = kavram, zihinsel kavrayış... "personal space" = metinde gayet güzel açıklanıyor: Unutmayınız: "Batı"lıların kişisel alanı bize göre daha geniş, "Doğu"luların daha dardır. Konuşurken biz Batılıların burnunun içine gireriz; Araplar da bizim... Kişisel mekan kavramı kültürden gelen, bilinçaltında yatan bir algılamadır: Farklı kültürden birisi ile konuşurken genelde nedenini anlayamadığımız bir rahatsızlık yaratır: "Bu adam ne diye kaçıyo benden? Bu adam neden sokulup duruyo yahu?"...  to venture = "cesaret edip girişimde bulunmak, denemek, cüret etmek" gibi genel kavramlardan buraya yansıyan "davetsiz girmemek"... to violate = ihlal etmek, çiğnemek ("to violate a law" gibi)...  to antagonize = kendine düşman etmek, kendini onun nezdinde sevimsiz, istenmedik kılmak...  those affected = etkilenen kişiler ("those people who are affected")... stage area = sahne alanı...

Once you are positioned in the correct zone - this will be further away the larger the audience, there are four main aspects of body language that you should consider; what to do with your eyes, what your facial expressions indicate, the positioning and movement of your body and limbs, and your hand gestures.

further away the larger the audience = "ne kadar ekmek, o kadar kokoreç" yapısı: "the more, + the more"... ÇEVİRİSİ: Dinleyici kitlesi ne derece daha genişse, aranızda da ona göre daha büyük mesafe bırakınız."



BODY AND LIMB MOVEMENT

The way that you use your body and limbs will also have a major influence on how your audience perceives you. When presenting you will normally be standing, and an ideal stance is with your feet close together and your weight evenly distributed between them. It is important not to grow roots - don't stand in one position, but try to inject movement as you speak.

 limb (/b/ okunmaz: /limm/) = kol-bacak (vücudun "aza" ları -- tıp dilinde "extremity" = "ekstremite")... to perceive = algılamak... stance  = duruş, tavır... weight evenly distributed = ağırlığı eşit olarak "dağıtılmış" (bölünmüş)... to grow roots = "kök salmak, kök büyütmek" kavramından, burada "bir noktada çakılıp kalmış"... to inject movement  = hareket "katmak"...

By developing a practiced way of moving you can add a confident and professional air to your presentation style. Precisely how you choose to move is a personal thing - but try to develop and rehearse your style so that you end up moving without conscious effort.

practiced = üzerinde önceden çalışılmış... precisely how  = burada "tam olarak nasıl" şeklinde çeviriniz... to rehearse /ri-hö:s/ = prova yapmak. DİKKAT: "terzi provası" anlamında kullanamazsınız: "tailor's fitting"... end up  = sonunda öyle olmak, sonunda o şekle ulaşmak...

In a formal presentation you are constantly aware of your arms, hanging awkwardly from your shoulders, always seeming to be in the way... The key point about arms is to ignore them -- move them back into your subconscious so that they can support what you are saying in a natural way. That said, there is one movement that you should develop when presenting which will display confidence and openness. This involves moving your arms away from your body and showing open palms to your audience.

awkwardly = iğreti, biçimsiz, beceriksiz biçimde... to be in the way = istenmedik biçimde araya girmek, karşınıza çıkmak, engel olmak, mani teşkil etmek...  key = "anahtar" anlamındaki bu sözcük bu tür bağlamlarda Türkçe'de çoğu zaman "kilit" sözcüğü ile daha iyi karşılanır: "the key man in this problem" = bu meseledeki kilit adam... to ignore = görmezden gelmek, kulak asmamak... Ancak "ignorance" sözcüğünün, anlam kaymasıyla, "cahillik, cehalet, bilmezlik" anlamına geldiğine dikkat ediniz... That said, = "Bunu söyledikten sonra; bunu söyledik ama şimdi de..." Böyle bir ifadeyi, "Having said this" veya "After this has been pointed out" gibi ifadelerden bir dönüşüm olarak görmek gerekir... to display = sergilemek, göstermek; burada "kanıtlamak" da diyebilirsiniz...  openness = gizlisi saklısı olmama, açık bir kimse olma, özü sözü bir olma...

DİKKAT: Pasajın sonunda önerilen, "showing open palms"  davranışını tadında bırakıp, "şaplağı basarım haaa!" tavrından uzak durmanızı salık veririm...
 



YOUR POSTURE AND STANCE

There are further aspects of posture that you should be aware of - as they can easily communicate subconscious messages, some of which you will want to avoid:

posture and stance = Birinci sözcükte daha çok "vücudun duruşu" anlatılırken, ikincisinde daha çok "tutum, tavır" kavramı önplanda...

The forward sloping stance indicates a wish to dominate other people, often it is accompanied by an over-stressed point. The presenter may be attempting to impose a concept or point of view on their audience. This is made worse by aggressive or intrusive behaviour -- such as entering the public zone or the use of hostile gestures.

forward sloping stance = öne eğik, öne "kaykılmış" duruş... over-stressed = fazla/aşırı vurgulanmış/vurgulanan...  to impose = Türkçesi çok kolay: "empoze etmek"!!...

A bent posture is indicative of a person who is saying something without conviction. Saying one thing whilst meaning another -- such as a salesperson making an exaggerated statement pertaining to the product he wants to promote.

bent posture = "belkemiğinden bükük" gibi bir kavramı Türkçe'de nasıl ifade ederiz bilmem. Farklı anlama geleceği için "ikibüklüm" diyemeyeceğimiz kesin. Öneriler?... is indicative of = "göstergesidir"...  without conviction = kendisi de pek inanmaksızın... whilst /w(h)aylst/= while...  pertaining to = ilişkin olarak...

The upright posture demonstrates a stance with no hidden meaning or manipulations in the communication. This stance indicates that the person has conviction and confidence in what they are saying. This is the posture you should practice and use when presenting.

upright posture = dik duruş; mecazi olarak da "başı dik, alnı açık" duruş...

ÇOK ÖNEMLİ BİR KONU

Son paragrafta, kırmızı bold ile yazdığım iki sözcüğe dikkat ediniz:

Farkında mısınız, dili "cinsiyet ayrımcılığından kurtarma" çabaları artık "komik" sonuçlara ulaştı... Burada da "person" sözcüğüne "he, him, his" veya "she, her" ile gönderimde bulunmamak için, günümüzde artık çoğul "they, them, their" sözcükleri tercih edilebiliyor...

Özellikle öğretmenlerin -- yeni İngilizce'yi farklı mecralardan öğrenen öğrencileri karşısında zor duruma düşmemek için -- dikkat etmeleri gereken bir durum...

To be continued... Sürecek...

 
 
 

 

 Bana En Sık Sorulan ve YA-SABIRLA Son Kez Yanıtlayacağım İki Soru

 1  Grubumuzda, Üyelerin birbirine veya Gruba mesaj göndermeleri öngörülmemiştir. Üyelerimizin kimlikleri saklı olup, bu suretle ayrıca "yanlış örnek" olabilecek İngilizce metinlere karşı da korunmuş olmaktadırlar.

 2  Eğitim Setimizin, ne yakın nede uzak gelecekte, basılı kitap şekline getirilmeyeceğini tekrarlamak isterim. Piyasadaki bütün kitaplar -- benimkiler de dahil -- baskı hataları ile malüldür. Tarafımdan gönderilen elektronik veya CD formatı dışında, basılı kitaplarımın hiçbirisinin sorumluluğunu kabul etmediğimi tekrar belirtiyorum.

 SINAVLARA 18 HAFTANIZ KALDI !!

Önemli tarihlere, sınavlarınıza bir hafta kala bana e-mail atıp, "Neler tavsiye edersiniz?" sormak zorunda kalmayınız.

Lütfen aşağıdaki genel tanıtımı değerlendiriniz.

 

 
 
 

 

 

Onsuz geçen yıllarınıza üzüleceksiniz !!

 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

İLERİ İNGİLİZCE ÖĞRENİM SETİ - 10 KİTAP

   BİLGİ 

 

 
 
 

DERGİMİZİ BEĞENİYORSANIZ, LÜTFEN DOSTLARINIZA DA TAVSİYE EDİNİZ, İLETİNİZ, GÖNDERİNİZ; TEŞEKKÜRLER, SAYIN ÜYELER...

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE