Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

A Free Bilingual E-Zine

November 20, 2002

# 0052

 

 

 OUR FIRST ANNIVERSARY !!

DEAREST MEMBERS: Thanking You All,  On This Happy Occasion, For Your Ever-Continuing Support... This is Our Issue # 52 !! This Ezine Got Going on 22nd November Last Year and Presently Enjoys the Top Second Place On Yahoo's International Listing (Over 520 Competing Groups) Dealing with English As A Second Language !!

 

 

 
QUIRKY NEWS !!

Illegal To Shout At Mugabe's Car

It is now illegal for people in Zimbabwe to shout or gesture at President Robert Mugabe's official car.

now illegal = artık yasadışı, artık yasalara aykırı... to gesture at /ces-çır/ = el kol hareketleri yapmak (mimics = anlamlı yüz ifadeleri, gestures = anlamlı vücut hareketleri)... official car = makam arabası...

His bomb-proof limousine travels at high speeds with motorcycle outriders and about 20 other security vehicles.

bomb-proof = bomba işlemez ("waterproof" bitişik yazılırken, shock-proof, theft-proof gibi başka örnekler genelde tire ile, bazen de ayrı sözcükler olarak yazılıyor)... travel at high speeds = yüksek hızlarda seyretmek... motorcycle outriders = arabanın çevresinde sıralanan motosikletli eskort...

It often brings traffic to a standstill among road users who sometimes use the opportunity to demonstrate against Mugabe's policies.

bring to a standstill = durdurmak, durmasına neden olmak... to demonstrate against = karşı gösteri yapmak...

DİKKAT... DİKKAT... still: 1. hâla (yaygın bilinen anlam); ama, 2. hareketsiz (çoğu zaman atlanan anlam)... He was still standing = Hâla ayakta duruyordu... He was standing still. = Hareketsiz duruyordu... still life = natürmort (resim)... stillborn = ölüdoğan (tıp)... Sit still; don't move. = Kıpırdama; orada hareketsiz otur!

The new regulations made it an offence to "make any gesture or statement within the view or hearing of the state car with the intention of insulting any person travelling with an escort."

make it an offence = suç haline getiriyor... make a gesture = to gesture... within the view or hearing of the car = arabadan görülebilecek yada işitilebilecek mesafede... intention = niyet, amaç... to insult = hakaret etmek...

The rules have been published by the transport minister.

the transport minister = ulaştırma bakanı...

All vehicles must stop at the approach of a state car to ensure its "safe and unhindered passage," the rules stated.

at the approach of = yaklaşırken, yaklaşması üzerine... to ensure = olmasını sağlamak, gerçekleşmesini sağlamak... unhindered = "engellenmemiş, mani olunmamış" kavramından "serbestçe"... to hinder = engellemek, engel olmak... hindrance /hind-rıns/ = engel, engelleme... passage = geçiş...

It is also an offence to insult any member of the escort.

No penalties were specified.

Herhangi bir ceza (Yani cezaların ne olacağı) belirtilmedi...

Under security laws passed earlier this year, insulting Mr Mugabe in a public area carries a maximum penalty of up to one year in jail.

*  *  *  *  *

(stories from http://www.ananova.com)

   
MORE QUIRKY NEWS !!

Elvis's hair clippings sell for £73,000

Clippings of Elvis Presley's jet black hair have sold in a US auction for nearly £73,000. The hair was collected by the star's former barber Homer Gilleland and kept in a jar with a vacuum seal. Gilleland, now deceased, gave the hair to friend Tom Morgan, who decided to sell it.

clippings = Evet, bu "klip" işte o "klip": Neredeeen nereye... jet black = simsiyah... have sold = DİKKAT: etken çatı yine de edilgen anlam veriyor. Türkçe'de de örnekleri var: Kitap iyi satıyor... barber = fazla kullanılan bir sözcük değil. "hairdresser" sözcüğünü tercih ediniz... a jar with a vacuum seal = hava geçirmez bir kavanoz...

32 bids were placed on internet auction site Mastronet.com, before it finally sold to an anonymous bidder. It gives a fan "an association much more personal than that of a simple autograph," a catalogue from the auction said.

bid = teklif... bidder = teklif veren... internet auction site = internet açık arttırma sitesi... association = burada, "ilişki, birliktelik, özdeşleşme" gibi anlamlarda (ancak, cinsellik kastedilmiyor: o kavram buradaki Türkçe sözcüklere yüklenen bir nüans)... autograph = hatıra olarak verilen imza...

The clippings are accompanied by letters of authenticity from experts in hair collecting and Elvis memorabilia.

letter of authenticity = "sahihlik belgesi", gerçek olduğuna ilişkin tanıklık belgesi... memorabilia = Burada: hatıra kalan eşyalar; ayrıca "hatırlanmaya değer şeyler" anlamı da vardır...

*  *  *  *  *

Iranian woman chops off husband's ear when asked why she was late home

An Iranian woman cut off her husband's ear after he asked her why she was late coming home.

chop off = harika bir deyimdir: insanın içindeki bütün vahşet duygularını dile getiriyor: "kesip koparmak, şöyle iri kıyım ve kallavi kesici bir cisimle vurup koparmak: eh, "lamb chops", kuzu pirzola nasıl yapılıyordu ki...

A court in southern Tehran, heard that the woman took out a knife, sliced off one of his ears and put it in the palm of his hand.

court = mahkeme... took out a knife = bıçağı çekti... sliced off = dilimledi... put it ...etc = avucuna koyuverdi...

She claims she cut off his ear to teach him to mind his own business, after he challenged her late arrival. The man, who has not been identified, said his wife gets angry very easily and often beats him up, according to the Entekhab newspaper.

to mind one's own business = kendi işine bakmak, başkasının işine karışmamak... to challenge = karşı çıkmak, meydan okumak... who has not been identified = (gazetecilik dilinde) kimliği açıklanmayan...

The judge released the woman on bail and ordered police to carry out further investigations.

to release = salıvermek... on bail = kefaletle... to carry out = gerçekleştirmek, yerine getirmek...

 

 
 
CHUNKS OF WISDOM, OR DROPLETS OF BANALITY ?

 PRAGMATICS

Every man is the architect of his own fortune. -- Sallust

If stock market experts were so expert, they would be buying stock, not selling advice. -- Norman Augustine

stock market uzmanları = borsa uzmanları...

How can we accept another to keep our secret if we have been unable to keep it ourselves. -- Francois De La Rochefoucauld (1613-1680)

another = another person...

Optimism, unaccompanied by personal effort, is merely a state of mind and not fruitful. -- Edward L. Curtis

optimism= iyimserlik... pessimism = kötümserlik... unaccompanied by ...etc = eğer kişisel çaba eşliğinde değilse... merely = sadece, yalnızca... state of mind = ruh hali...

To think creatively, we must be able to look afresh at what we normally take for granted. -- George Kneller

to think creatively = yaratıcı düşünebilmek (için)... to look afresh = yepyeni gözlerle bakmak, yeniden ve farklı bir gözle bakmak ("taze" gözlerle bakmak)... to take for granted = irdelemeye veya kanıtlamaya, hatta üzerinde düşünmeye bile gerek görmeksizin olduğu gibi kabul etmek, kesin inanmak ve güvenmek...

*  *  *  *  *

Don't say you don't have enough time. You have exactly the same number of hours per day that were given to Helen Keller, Pasteur, Michelangelo, Mother Teresa, Leonardo da Vinci, Thomas Jefferson, and Albert Einstein. (H. Jackson Brown, Jr)

"Zamanım yetmiyor" demeyiniz: Yukardaki kişilere tanınan yirmidört saatlik günler sizlere de aynen verilmiştir...

*  *  *  *  *

When solving problems, dig at the roots instead of just hacking at the leaves. -- Anthony J. D'Angelo

dig at the roots = köklerini kazınız... hacking at the leaves = balta ile yapraklara girişmek ("to hack" fiili, genelde balta gibi kesici bir aletle şiddetle savurarak ama fazla da titiz olmayan darbelerle kesmek, doğramak kavramı taşır...

What may be done at any time will be done at no time. -- Scottish proverb

"Ne zaman olsa olur, bir ara yaparım" dediğiniz şey hiçbir zaman yapılmayacak demektir... Bugünün işini yarına bırakma...

Happiness is a way-station between too little and too much. -- Channing Pollock

Mutluluk, çok az ve çok fazla arasında uğranılan bir ara istasyondur.

*  *  *  *  *

  Or, as Ambrose Bierce Pointed Out  

Infidel, n. In New York, one who does not believe in the Christian religion; in Constantinople, one who does.

(1842-1914), The Devil's Dictionary, 1906.

infidel = dinsiz, gavur... Herkes birbirine göre yanlış yolda.

 

 

 
   

 EXAM QUESTIONS EXPLAINED

Bu Sütunlarda Sizlerden Gelen Sınav Sorularını Yanıtlıyorum:

*  *  *  *  *

Gaziantep'ten Değerli Üyemiz C.K.'nın gönderdiği ÜDS sorusu pek zor bir soru değil, ama Üyemiz haklı olarak önerilen yanıt konusunda kuşkuya düşmüş: ("C" şıkkı önerilmiş.)

He's certainly going to recommend that the changes in the structure of the company be introduced step by step, and ............... .

A) so I am      B) so am I      C) so do I

D) I do, too      E) I also do

Üyemizin ilettiği yanıt anahtarında, "C" maddesi doğru şık olarak işaretlenmiş. Gramer kurallarımızı biraz gevşek tutar ve hayal gücümüzü zorlarsak, bu şıkkın geçerli olabileceği bazı konuşma örnekleri düşünebiliriz. Ama, sadece "C" ve "D" şıklarının tümüyle eşdeğer oldukları gerçeği bile bu yanıtı olanaksız kılıyor.

Kaldı ki, sınav sorularında gramer kurallarından yana esnek davranılacağını sanmak safdillik olur.

Doğru şık, "B" şıkkıdır.

Buradaki kesin kural şudur: Temel tümcelikteki fiil, hiçbir tense değişikliği yapılmaksızın yankılanır:

"He is going to ...etc" O halde: "So, am I."

Sayın Üyemize, yanıtından şuphe duyarak bu soruyu bana ilettiği için teşekkür ederim.

Bir soru ve yanıt örneğini de ben ekleyeyim:

-- This is the first time that you are visiting Turkey, ........... ?

A) Isn't it?      B. Aren't you?

Doğru Yanıt: "A" şıkkı...

   

 AÇIKLAMALI SINAV SORULARI

Bu da Ankara'dan Değerli Üyemiz T.H.'nın ilettiği KPDS sorusu:

The micro air vehicles they are working on are .............. small that it will be almost impossible to detect them with radar.
 
A) too     B) as     C) such     D) so     E) more
Doğru Yanıt: D...

Bu yanıtı, "İleri Pratik İngilizce" başlıklı elektronik kitabımda "Sonuç bildiren Zarf Tümcelikler" Bölümünden alıntı yaparak açıklıyorum:

Formüller:

           so + sıfat / zarf + that

           such + (a) + (sıfat) + ad + that

Demek ki, ikinci yapıda, kullanılan adın (tekil/çoğul, sayılabilir /sayılamaz) niteliklerine göre  gerekiyorsa a/an (indefinite article) eklenir. Ayrıca, isteniyorsa bir sıfat veya sıfat-öbeği de eklenebilir.

Örnekler:

She was so tired that she could hardly walk any further. = Öyle yorgundu ki...

She was so fat that she could not bend down to tie up her own shoes. = Öylesine şişmandı ki...

She was running so fast that I had great difficulty in catching up with her. = Öyle hızlı koşuyordu ki...

The plane landed so smoothly that we hardly felt it. = uçak öylesine sarsıntısız bir iniş yaptı ki hemen hiç farketmedik...

(Kitapta başka örnekler de verilmektedir.)

*  *  *  *  *

 
 
 

 Doğru Kaynak Bizden; Kısa Süreli Ciddi Çalışma Sizden

 PRACTICA ENGLISFOTURKS

 31 Aralık'a Kadar Eski Fiat ve Masal Kitabı Armağanlı

 Başarının Sırları !!

    BİLGİ   

   
 
   

 NICE CLEAN JOKE OF THE WEEK

NOT ONLY BLIND BUT ALSO OUT OF HER MIND

 "Mary," asked a playful friend of hers one day, "what would you do if you caught your husband with another woman?"

playfully = şakacı, oyunbaz bir tavırla... DİKKAT... DİKKAT... Tırnak işaretleri yokmuş gibi dümdüz okuyup geçerseniz anlamın tümüyle tersine döndüğüne dikkat ediniz...

"Another woman with MY husband?" Mary thought it over.

DİKKAT = Öykünün hakkını vermek için, vurgulanan "MY" sözcüğünü bastırarak okumalısınız...

"Let's see. I'd break her cane, shoot her guide dog, and call a cab to take her back to the institution she escaped from."

Let's see = Dur bakalım, bir bakalım, dur bi düşüneyim... break her cane = bastonunu kırmak... guide dog = klavuz köpek (buradaki "köpeği vururdum" ifadesi, kör sahibine iyi hizmet veremediği için beş para etmez" kavramında... institution = Burada kastedilen: Mental institution...

   

 INCREDIBLY DIRTY JOKE OF THE WEEK

THREE NUNS

Sorry, Folks, this is only for our Members who are well advanced in such matters (Oooops! I mean, "lingual" matters) -- for my delicate upbringing won't allow me to render this story even in damped-down, subdued and muted translation !!

There were three nuns waiting to be blessed... The priest asks the first nun, "Have you ever touched a man's penis?"

She says, "I touched one once with my finger."

The priest says, "Put your finger in holy water and say three 'Hail Mary's."

It's now the second nun's turn...

She is asked the same question, but before she can respond the third nun runs in front of her and screams:

"I'm not going to gargle that water after she sticks her ass in it!"

*  *  *  *  *

 
 
 

 

 FAMILY CARTOON OF THE WEEK !!

 FAIR TRADE

 Hakça Bir Alışveriş

"I got this puppy for my husband"

 1.  = Bu köpeği kocam için aldım...

 2.  = Kocamı verip, yerine bunu aldım...

 
 
 

 

 READING FOR FUN 

 FUNNY SAYINGS & PLAYFULLY DISTORTED PROVERBS

 PART - 7

*  *  *  *  *

To Round Up The Subject : Konuyu Kapatmadan Önce Derleyip Toparlarsak...

* It takes one tree to make 10,000 matches, but one match to burn 10,000 trees.

Okunuşa dikkat: mæ'çiz

* Experience is something you don't get until just after you need it.

* A wise man learns more from his enemies than a fool does from his friends.

wise = bilge... fool = budala, ahmak...

* A wise man can see more from the bottom of a well than a fool can from a mountain top.

well = kuyu... from the bottom of a well = bir kuyunun dibinden...

* If you always do what you've always done, you'll always get what you've always gotten.

gotten = (Americanism) "get" fiili için V3...

* There are no strangers in this world, just friends we've never met.

* If you can't learn to do something well, learn to enjoy doing it poorly.

Madem doğru dürüst yapamıyorsun, bari eğri büğrü yapmaktan zevk almayı öğren...

* We don't stop playing because we grow old, we grow old because we stop playing.

*  *  *  *  *

 AFTER ALL / NEDE OLSA

* A proverb is the wisdom of many and the wit of one.

 wisdom /wiz-dım/ = bilgelik...

 wit = nükte, ince zeka, nükteli söz...

 

         

  ANASAYFA   --   TESTLER   --   OKUMA   --   EĞLENCE