Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

A Free Bilingual E-Zine

December 18, 2002

# 0056

 

 

 

 Top Breaking News Headlines  Global warming picks up speed: The World Meteorological Organisation said that the average temperature is expected to be 0.5C higher than normal, making it second only to 1998 as the warmest year since 1860. (The London Times) (global warming = küresel ısınma... picks up speed = hızlanıyor... 1860'tan bu yana en sıcak yıl 1998'miş. Önümüzdeki yıl ikinci sıraya yerleşecekmiş...)

At U.N. Family-Planning Talks, U.S. Raises Abortion Issue: Taking its fight against abortion overseas, the Bush administration has opened a sharp debate over a landmark family-planning agreement... (The New York Times) (family-planning talks = aile planlaması görüşmeleri... overseas = yurtdışı, yurtdışında... the Bush administration = Bush yönetimi... opened a sharp debate = sert bir tartışma başlattı... a landmark agreement = çığır açan bir anlaşma... (No doubt an attempt to raise pauperized masses in greater numbers = Hiç kuşkusuz, muhtaç kitleler yetiştirmek için yeni bir girişim... izbul)

 

 Top National News  Cyprus talks to resume this week: The two sides are returning to the negotiation table with the United Nations and the European Union pressing for a deal by Feb. 28 and the Turkish foreign minister saying "That's possible." (The Turkish Daily News) (to resume = yeniden başlamak... negotiation table = müzakere masası... pressing for a deal = bir anlaşma için bastırıyor... by Feb. 28 = 28 Şubat'tan önce...) (As we were on our way to Dimyad for rice, we lost the corn we had at home... TURKISH PROVERB)

 

 

 
 
MORE FABLES OF AESOP

 The Wolf and the Sheep

A wolf, badly wounded and bitten by dogs, lay sick and maimed in his lair. Being in want of food, he called to a sheep who was passing by, and asked him to fetch some water from a stream flowing close by. "All I want is some water to quench my thirst," he said, "I will be strong enough afterwards to provide myself with some meat." "Yes," said the sheep sarcastically. "I shall bring you something for your thirst, and you will doubtlessly make me provide for your hunger, too." Hypocritical speeches are easily seen through.

Grammar and Vocabulary Study:

lay sick = hasta yatıyordu (lie - lay - lain)... to maim = sakatlamak, sakat bırakmak, elini ayağını kullanamaz hale getirmek... maimed = sakatlanmış, sakat bırakılmış... lair /leer/ okuyunuz (U.S. daha çok /læir/ gibi) = vahşi hayvan ini... in want of = gereksiniminde, ihtiyacı içinde... called to = seslendi... passing by = oradan geçmekte olan, yakınından geçmekte olan...

to fetch = getirmek, gidip getirmek veya alıp getirmek... to flow - flowed - flowed = akmak... close by = yakınlarda... all I want = bütün istediğim, tek istediğim... to quench my thirst = susuzluğumu gidermek için... to provide myself with some meat = kendime biraz et bulmak, sağlamak... sarcasm = ağız eğme, kaba alay... sarcastically = dalga geçer bir tavırla...

doubtlessly /daut-lısli/ = hiç şüphesiz (DİKKAT: "b" sesini okumayınız)... make me provide için aşağıdaki dördüncü gramer notuna bknz....

hypocrisy /hi-pk-risi= iki yüzlülük, takiye ... hypocritical /hip-kri-tikl/ = sıfat durumu, "ikiyüzlü, takiyeci"... to see through = numarasını yutmamak, arkasındaki gerçeği görebilmek... (Böylece "see-through" giysilerin de ne anlama geldiğini öğrenmiş oldunuz!...)

DİKKAT: lay sick and maimed = hasta ve sakat durumda yatıyordu. Buradaki yapı: "to lie + sıfat"... "To maim" fiilinin V3 (past participle) durumu da (bütün pp'ler bu niteliği taşır) bir sıfat olarak tümcedeki yerini alıyor.

DİKKAT: "To flow - flowed - flowed" = akmak, fiilini, "to fly - flew - flown" = uçmak, fiili ile karıştırmayınız.

DİKKAT: "close by" ve daha yaygın olan "near by" gibi kalıpları, doğrudan sıfat olarak kullandığınızda tireli yazınız: "There is a hospital near by the road." Ama, "Near-by hospitals were alerted."

DİKKAT: "make smb do sth" -- "causative" = ettirgen yapı: Birisine birşeyi yaptırtmak, yapmasını sağlamak veya zorlamak...

Answer These Questions:

1. Why was the wolf lying sick and maimed in his lair?

2. What did he want of the sheep that was passing by?

3. Do you agree with the final statement made in the story? Support your point of view, whether it is positive or negative, with at least one example.

   

 The Old Woman and the Wine-Jar

An old woman found an empty jar which had lately been full of prime old wine and which still retained the fragrant smell of its former contents. She wistfully placed it several times to her nose, and drawing it backwards and forwards said, "O most delicious! How nice must the wine itself have been, when it leaves behind in the very vessel which contained it so sweet a perfume!" The memory of a good thing lives on and on.

Grammar and Vocabulary Study:

wine-jar = Açıklama için aşağıdaki notlara bknz.... lately = yakın zamanlara değin, yakın geçmişte... prime = seçkin, kaliteli... açıklama için aşağıdaki notlara bknz... to retain = vermemek, saklamak, elinde tutmak... fragrant = güzel kokulu... former = önceki... wistfully = özlemle, istekle...

placed it to her nose = burnuna tuttu... delicious /di-li-şıs/ = leziz... leave behind = geride bırakmak... vessel = kab... perfume okunuşu: /-fyum/...= parfüm... lives on and on = yaşar da yaşar...

DİKKAT: "jar" karşılığı Türkçe sözlüklerde tek sözcük önerilir: kavanoz. "Wine-jar" kalıbı, tamamen sözlüğe dayalı çalışmanın ne derece yanıltıcı olabileceğine güzel bir örnek. Aslında "jar", "cam, porselen veya topraktan yapılmış derin ve silindirik, geniş ağızlı kap" kavramı karşılığıdır. Eski Yunan şarap kapları da kimi zaman testi, kimi zaman ise oldukça geniş ağızlı vazomsu görünüşte idi.

DİKKAT: "prime" sözcüğünün çeşitli anlamları var: 1. baş, başat: "prime minister"... 2. olgunluk dönemi, en iyi dönemi... Eski şarabın da en iyi şarap olduğu konusunda yaygın bir kanı vardır. Oysa her şarap eskitilmek için yapılmamıştır ve belli bir süreden sonra bozulmağa başlar. İşte size biraz geçkince bir hanım için kullanılan, "She's very nice, but a little past her prime" ifadesinin açıklaması...

DİKKAT: "very vessel" = "kabın ta kendisi"... "He's the very man I've been looking for." = Aradığım adamın ta kendisi... "Very" sözcüğünün bu özel pekiştirici kullanımını not ediniz. Genelde "ta kendisi" anlamını verecektir.

DİKKAT: "when it leaves behind in the very vessel which contained it so sweet a perfume"... Bu tümceyi anlamakta güçlük çekiyorsanız, bir de şu şekilde değerlendirin: when it leaves behind so sweet a perfume in the very vessel which contained it... Çünkü, tümcenin anlaşılmasındaki güçlük, "leave" fiili ile, bu fiilin nesnesi olan "so sweet a perfume" grubu arasına başka sözlerin yerleştirilmiş olmasından kaynaklanıyordu.

DİKKAT: "How nice must the wine itself have been..." = Kimbilir şarabın kendisi ne kadar hoş ve güzelmiştir... "must have + V3" yapısı, geçmişe dönük mantıksal çıkarsamalar için kullanılır: "The streets are wet this morning; it must have rained last night." = Sokaklar bu sabah ıslak; dün gece yağmur yağmış olsa gerek... Demek ki dün gece yağmur yağmış...

Answer These Questions:

1. What would have made this old woman happier when she found that empty wine-jar?

2. Explain in Turkish what is meant by her "drawing it backwards and forwards".

3. Paraphrase the final sentence.

 

 
 
 CHUNKS OF WISDOM, OR DROPLETS OF BANALITY ? 

 BEAUTY or BEAUTY

 PART TWO --  HUMOROUS QUOTARIONS

Even I don't wake up looking like Cindy Crawford. -- Cindy Crawford

"Ben bile yataktan kalktığımda Cindy'e benzemiyorum," diyor Cindy Bebek... Doğru walla! Ben de artık hiç kendime benzetemiyorum aynadaki adamı...

I used to go around looking as frumpy as possible because it was inconceivable you could be attractive as well as be smart. It wasn't until I started being myself, the way I like to turn out to meet people, which I started to get any work. -- Catherine Zeta-Jones

I used to go around... etc = Eskiden ortalıkta elimden geldiğince pejmürde dolanırdım... because it was... etc = Çünkü zeki bir kadının aynı zamanda fizik olarak da çekici olması düşünülemezdi... It wasn't until... etc = Nezaman ki kendim olmağa başladım... the way I like to... etc = yani insanlarla bir arada olduğum zaman olmak istediğim halimle... I started to get any work = Bana iş vermeğe başladılar... (Son bölümdeki "which" yerine, daha alışık olduğumuz "that" sözcüğünü yerleştirirseniz, kalıp daha kolay anlaşılır: It wasn't until ....... that ........ . ÖRNEK: It wasn't until he grew up that he gave up that dirty habit. = Ancak büyüyünce bu berbat huyuna bir son verebildi.

All God's children are not beautiful. Most of God's children are, in fact, barely presentable. -- Fran Lebowitz

barely = ucu ucuna, kılpayı... presentable = insan içine çıkabilir, kabul edilebilir kılık kıyafet veya nitelikte ("takdim edilebilir" kavramından)...

Always tell her she is beautiful, especially if she is not. -- Robert Heinlein

There you are! Some good advice for you... By the way, have you read Heinlein's novels and short stories? If you haven't, do so -- without further delay... In fact, he well deserves to be called "the dean of science fiction writers" -- and, as you know, I have a very soft spot for sci-fi... Değerli Okuyucular; bunları tabii gevezelik olsun diye yazmıyorum. Lütfen bu tür açıklamalarda kullandığım kalıplardan bilmediklerinizi / beğendiklerinizi bir kenara not edin ve kendinize maledin.

There's a difference between beauty and charm. A beautiful woman is one I notice. A charming woman is one who notices me. -- John Erskine

charming = Hernekadar sözlük anlamı "büyüleyici" ise de, genel kullanımdaki anlamı = hoş, sevimli...

Beauty comes in all sizes--not just size five. -- Roseanne Barr

Güzellik 90-60-90 tek beden halinde değildir...  It comes in all sizes. = (Özellikle giyim dalında olmak üzere, bir piyasa terimi) Değişik boy ve bedenlerde imal edilmektedir, piyasada bulunmaktadır...

THE REALISTS / GERÇEKÇİLER...

Beauty is how you feel inside, and it reflects in your eyes. It is not something physical. -- Sophia Loren

Doğru walla: Gina daha güzeldi, ama Sophia fırtınası hala sürüyo... (Genç arkadaşlar için: Gina Lollobrigida ve Sophia Loren'den söz ediyorum. Ne yazık ki kişisel anılardan değil...

    

Beauty, like truth, is relative to the time when one lives and to the individual who can grasp it. The expression of beauty is in direct ratio to the power of conception the artist has acquired. -- Gustave Courbet

*  *  *  *  *

  But, see what Roy Campbell had to say:  

 Translations, like wives, are seldom faithful -- if they are in the least attractive !!

Bu sözler literatürde çok sayıda kişiye malediliyor... Demek ki çok yaygın bir deneyim...

 

 

 
   

 TEST YOURSELF

Give the equivalent English expression for:

*  *  *  *  *

 1.  minnettarlık ve dostluğumuzun bir nişanesi olarak...

 2.  beklenildiği şekilde, tahmin edildiği gibi...

 3.  hava tahmini...

 4.  Türklerin kahramanlığı Kore'de total bir yenilgiyi önledi...

 5.  Düşmanı süngüyle püskürttüler...

 6.  Askerler süngü takıp köprüde mevzilendiler... ("take up position" dışında bir deyim bulabilecek misiniz?)

 7.  Adam biraz güçlükle ikna edildi...

 8.  bilek güreşi...

 9.  silah ambargosu.

 10.  iki kamyonun karıştığı bir kaza...

   

 KENDİNİZİ SINAYIN

Önerilebilecek olası İngilizce karşılıklar şunlar olabilir:

*  *  *  *  *

 1.  as a sign of our gratitude and friendship...

 2.  as expected...

 3.  weather forecast...

 4.  the Turks' bravery prevented a total defeat in Korea...

 5.  They repelled (drove back) the enemy with bayonets...

 6.  The soldiers fixed bayonets and posted themselves over the bridge...

 7.  The man was persuaded with some difficulty...

 8.  arm wrestling...

 9.  arms embargo...

 10.  an accident involving two lorries (U.S. trucks)...

 
 
 

 Doğru Kaynak Bizden; Kısa Süreli Ciddi Çalışma Sizden

 PRACTICA ENGLISFOTURKS

 31 Aralık'a Kadar Eski Fiat ve Masal Kitabı Armağanlı

 Başarının Sırları !!

    BİLGİ   

   
 
   

 CLEAN JOKES OF THE WEEK

DECORATIVE EXPENSES

A young woman decided to redecorate her bedroom. She wasn't sure how many rolls of wallpaper she would need, but she knew that her friend next door had recently done the same job and the two rooms were identical in size.

to redecorate = "boya-badana" yapmak... roll = rulo... identical = özdeş, aynı... identical twins = bir yumurta ikizleri...

"Buffy," she said, "how many rolls of wallpaper did you buy for your bedroom?"

"Ten," said Buffy.

So the girl bought the ten rolls of paper and did the job, but she had 2 rolls leftover.

leftover = geride kalan, artık...

"Buffy," she said. "I bought ten rolls of wallpaper for the bedroom, but I've got 2 leftover!"

"Yeah!" said Buffy. "So did I."

SALES TACTICS

The proprietor of a successful optical shop was instructing his son on how to charge a customer.

proprietor /prop-ra-yıtır/ = sahibi... to instruct = talimat vermek, öğretmek... how to charge the customer = müşteriye nasıl fiat verileceği...

"After you have fitted the customer's glasses," he said, "and he asks you what the charge will be, you say, '$10.' Then see if he winces."

to fit = takmak, yerine oturtmak, uydurmak... glasses = gözlük... "İki (çift) gözlük" demek için "two pairs of glasses" demek zorundasınız. Gözlüğünüzü arıyor, bulamıyorsanız, soracağınız soru: "Have you seen my glasses?" (Yani tekildir)...

"If the customer doesn't wince you say, 'For the frames. The lenses will be another $10.'"

"If he still doesn't wince, you say firmly, 'Each.'"

to wince = ürkmek şeklinde tepki vermek... frames = çerçeve... lenses = camlar (gözlükte)... Ayrıca, tabii, "lenz" anlamı da var...

   

 DIRTY JOKE OF THE WEEK

TEACHING POLITICS

A teacher was teaching her second grade class about the government, so for homework that one day, she told her students to ask their parents what the government is. When Little Johnny got home that day, he went up to his dad and ask his what the government was.

His dad thought for a while and answered, ''Look at it this way: I'm the president, your mom is Congress, your maid is the work force, you are the people and your baby brother is the future.''

Look at it this way. = Meseleye şöyle bak:... maid = hizmetçi kız...

''I still don't get it'' responded the Little Johnny.'' Why don't you sleep on it then? Maybe you'll understand it better,'' said the dad.

I still don't get it. = Halâ anlamıyorum... sleep on it = yarına bırak... divorce = boşanma... divorce = boşanma... divorce = boşanma... divorce = boşanma...

''Okay then...good night'' said Little Johnny and went off to bed. In the middle of the night, Little Johnny was awakened by his baby brother's crying. He went to his baby brother's crib and found that his baby brother had taken a crap in his diaper. So Little Johnny went to his parent's room to get help.

crib = beşik... to take a crap = kakasını yapmak... diaper = çocuk bezi...

When he got to his parent's bedroom, he looked through the keyhole to check if his parents were asleep. Through the keyhole he saw his mom loudly snoring, but his dad wasn't there. So he went to the maid's room. When he looked through the maid's room keyhole, he saw his dad having sex with his maid.

Little Johnny was surprised, but then he just realized something and thinks aloud:

OH!! Now I understand the government!

The President is screwing the work force, Congress is fast asleep, nobody cares about the people, and the future is full of shit!

 

  WOW !!

 
 
 

 

 WOMEN MAKE BETTER DRIVERS THAN MEN !!

Saatte 90 km mi? Ama bu olanaksız... Evden çıkalı daha 15 dakika bile olmadı !!

 
 
 
 

 READING FOR FUN 

 BELIEVE IT OR NOT

 İSTER İNAN İSTER İNANMA

 PART - 2

*  *  *  *  *

Crazy Facts You Might Not Have Known

* Donald Duck comics were banned from Finland because he doesn't wear pants.

to ban = yasaklamak... pants = Amerika'da pantolon, İngiltere'de külot... comics = çizgi roman veya dergi...

* Ketchup was sold in the 1830s as medicine.

Keççap 1830'lu yıllarda ilaç olarak satılıyordu... medicine = 1. tıp; 2. ilaç... as a citizen = bir yurttaş olarak... as the master of this house = bu evin reisi olarak (!).... as voters = seçmenler olarak...

* Because metal was scarce, the Oscars given out during World War II were made of wood.

Tahtadan mahtadan, alırım abicim...

* The number of possible ways of playing the first four moves per side in a game of chess is 318,979,564,000.

move = (satrançta) hamle... per side = oyunculardan herbirisi için, oyuncu başına... chess /çes/ = satranç... How about a game of chess? = Satranç oynamağa ne dersin? Bir satranç oyununa ne dersin?..

* The very first bomb dropped by the Allies on Berlin in World War II killed the only elephant in the Berlin Zoo.

The Allies /e-layz/ = Müttefikler... Did you hear about what happened to the luckless camel in the desert?!! (Talihsiz devenin başına çölde neler geldiğini duymadınız mı? Not: Aslında yukardaki tümce, "...başına ne geldiği fıkrasını duydunuz mu?" demektir.)

* There are 4 cars and 11 lightposts on the back on the US 10 dollar bill.

Tabii, Papa'nin Vatikan'da insanların tualete ceplerinde Amerikan doları ile oturmamaları genelgesinin nedeni bu değildir; Doların üstünde Tanrı'nın adının anılmasıdır: "In God we trust" = Tanrı'ya inanıyoruz, güveniyoruz...

Kredi kartı ile alışveriş günlerinden önce, Amerika'da pekçok ticarethane -- veresiyecileri uzak tutmak için -- kapısına şu ilanı asarmış: In God We Trust; All Others Pay Cash...

NOT: Pekçok okuyucum bana bu bilgileri nereden toparladığımı soruyor... Google'dan, Dostlar... Google'dan -- Dünyanın en büyük bilgi ve enformasyon kaynağından...

* 315 entries in Webster's 1996 dictionary were misspelled.

If the imam farts, the congregation will pass stools... TURKISH PROVERB

* Leonardo Da Vinci invented scissors. It also took him 10 years to paint Mona Lisa's lips.

I wonder what brave lady posed for him for ten long years?..

* The Guinness Book of Records holds the record for being the book most often stolen from Public Libraries.

*  *  *  *  *

 AND LAST BUT NOT LEAST

* Astronauts are not allowed to eat beans before they go into space because passing wind in a spacesuit damages them.

 Astronotların uzaya çıkmadan önce fasülye yemelerine izin verilmiyor; çünkü "pass wind" yapmaları uzay giysilerine zarar veriyor !!...

 

         

  ANASAYFA   --   TESTLER   --   OKUMA   --   EĞLENCE