Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

A Free Bilingual E-Zine

December 25, 2002

# 0057

 

 

 

 

                                  WISHING

 A Merry Christmas...

 To Our Professing Members and

 A BLISSFUL YEAR

 FOR ALL PEACEFUL NATIONS AND PEOPLES OF THIS BEAUTIFUL EARTH  !!

 

Siz sormadan ben söyleyeyim: "Peoples" sözcüğünü "halklar... insan toplulukları" anlamında bu şekilde çoğul kullanabilirsiniz... "European people" = Avrupalılar (genelde ve hepsi)... "European peoples" Avrupanın (birbirinden farklı) halkları, toplum veya toplulukları...

 

 

 

 

 

 

 Top Breaking News Headlines  Christmas Eve? It must be shopping: The nation is expected to blow a last billion on Christmas 2002 today, having set new records for leaving it all to the last moment... (The London Times) (eve /i:v/ = arife... to blow = (burada) sevururcasına, delice harcamak... Alışverişi en son güne bırakma rekoru kırmışlar bu yıl...)

 

Holiday Sales May Climb an Anemic 1% This Year: For retailers, the hoped-for last minute rush just a few days before Christmas did not arrive this year as consumers tightened their belts... (The New York Times) (anemic = artışın çok az olduğu, ticaretin kan kaybettiği dile getiriliyor... retailers = perakendeciler... last minute rush = son dakikada koşuşturması... consumers tightened their belts = tüketiciler kemerleri sıktılar...)

 

 

 Top National News  Leaders pondering Iraq Move: Turkish civilian and military leaders met at the Prime Minister's office Monday night in a series of meetings to decide if and how Turkland should participate in case the United States launches a military campaign to topple the Saddam Hussein regime... (The Turkish Daily News) (to ponder = üzerinde düşünmek, kafasında evirip çevirmek... a series of meetings = bir dizi toplantı... if and how to participate = katılsın mı ve katılırsa nasıl... to launch = 1. başlatmak, 2. gemiyi denize indirmek veya füze, uydu vb. fırlatmak (pekçok havacılık terimi, denizcilikten alınmadır)... to topple = devirmek, alaşağı etmek...

 

 

 

 
 
 
 CHUNKS OF WISDOM, OR DROPLETS OF BANALITY ? 

 COMMON SENSE

 vs.

 "UNCOMMON SENSE"

PART - 1

If you are still talking about what you did yesterday, you haven't done much today. -- Anonymous

common sense = sağduyu... ("uncommon sense" ise bunun tersini anlatmak için kullanılan bir yakıştırma (benim icadım değil) deyimdir -- yani, sözlüklerde bulamazsınız) vs. versus = "karşı" ("ile, ve" anlamında müsabaka vb için kullanılır: GS vs. FB, gibi)... Çevirisi: Halâ dünden söz ediyorsanız, bugün pek birşeyler yapmamışsınız demektir...

Most of us spend our lives as if we had another one in the bank. -- Ben Irwin

Çoğumuz hayatımızı sanki bankaya bir ikincisini yatırmış saklıyormuşuz (=bir ikincisi varmış) gibi yaşıyoruz...

Let us not look back in anger, nor forward in fear, but around in awareness. -- James Thurber

to look back = maziye dönüp bakmak... to look forward = geleceğe bakmak... Ne öfkeyle maziye, nede korkuyla geleceğe bakınız; yalnızca bilinçle çevrenize bakınız...

Striving for excellence motivates you; striving for perfection is demoralizing. -- Harriet Braiker

to strive for = çaba göstermek... excellence = mükemmellik... perfection = kusursuzluk...

Be careful about reading health books. You may die of a misprint. -- Mark Twain

Sağlık üzerine yazılmış kitapları okurken dikkat ediniz; baskı hatasından ölebilirsiniz...

Never interrupt your enemy when he is making a mistake. --  Napoleon Bonaparte

to interrupt = (Birisinin) sözünü veya herhangi bir davranışını kesmek...

I refuse to spend my life worrying about what I eat. There is no pleasure worth forgoing just for an extra three years in the geriatric ward. -- John Mortimer

to forgo = daha başında (istemeye istemeye) "onsuz olmağa" karar vermek, feragat etmek... (DİKKAT "to forego" ise "önce olmak, önden başlamak" anlamına geliyor, fakat okunuşları aynıdır)... ward = (hastanede) koğuş, servis... Yaşantımı kendimi yemek konusunda kısıtlamakla geçirmeğe hiç niyetim yok. Yaşlılar koğuşunda üç yıl daha yatacağım diye hiçbir zevkten vazgeçmeğe değmez...

*  *  *  *  *

  As the Saying Goes  

The best way to forget all your troubles is to wear tight shoes.

Anonymous

Bütün derrtlerinizi unutmanın en iyi yolu, ayağınızı vuran ayakkabılar giymek... (tight = sıkı)

 

 

 
 

 Doğru Kaynak Bizden; Kısa Süreli Ciddi Çalışma Sizden

 PRACTICA ENGLISFOTURKS

 31 Aralık'a Kadar Eski Fiat ve Masal Kitabı Armağanlı

 Başarının Sırları !!

    BİLGİ   

   
 
 

 

 PARENTHOOD CARTOON OF THE WEEK !!

without a break = mola, ara, soluklanma yada "teneffüs" vermeksizin !!

"Teneffüs" türü gariplikleri daha üstünden atamamış olan Maarif-i milliye lisanımız  yeniden terkiplerden terekküb etmek hevesine girerken...

 
 
 
 

 READING FOR FUN 

 BELIEVE IT OR NOT

 İSTER İNAN İSTER İNANMA

 PART - 3

*  *  *  *  *

Crazy Facts You Might Not Have Known

* The phrase "rule of thumb" is derived from an old English law which stated that you couldn't beat your wife with anything wider than your thumb.

thumb /Øam/ ("b" okunmaz) = el başparmağı (ayak başparmağı = big toe  /to:/ okuyunuz ... the rule of thumb = "el kararı göz kararı"... to derive from = ...dan gelmek, ...dan alınmış yada türetilmiş, özümlenmiş olmak... NE diyormuş eski bir İngiliz yasası? Karınızı başparmağınızdan daha kalın (wider = daha geniş) birşeyle dövemezsiniz, diyormuş!!   İlkel dayakçılara duyurulur...

* Bruce Lee was so fast -- believe it or not -- that they actually had to s-l-o-w the film down so you could see his moves. That's the opposite of the norm.

That's the opposite of the norm. = "Genelde durum bunun tam tersinedir"...

* The name Wendy was made up for the book Peter Pan. There was never a recorded Wendy before.

was made up = uydurulmuştu... ÖRNEK:  to make up an excuse = bir mazeret uydurmak... to make up stories = hikâye uydurmak...

Kimi okuyucularım, neden "hikâye, rengârenk" gibi sözcükleri şapkalı yazdığımı soruyorlar. Ben biliyorsunuz sonradan İzmirli oldum. Bunu telâffuzum bozulmasın diye böyle YAPIYOM Kİ...

* Roses may be red, but violets are indeed violet.

Ünlü bir ezginin sözleri şöyledir: Roses are red, my Love / Violets are blue / Sugary sweet my Love / But not as sweet as you... Şarkıda menekşelerin mavi olduğu iddiasına karşın, aslında tabii mor/menekşe rengindedirler... Ne yapalım: Aşkın gözü kördür: LOVE IS BLIND !!

*  *  *  *  *

 AND LAST BUT NOT LEAST

* There are no clocks in Las Vegas gambling casinos.

 Your One-Billion Lira Question for this week: Do you think Casanova kept any clocks in his bed-room? And why or why not ?

 'Cause, if he hadn't, that would mean hours full of love were simply immeasurable... and if he had, that would mean he was in a hurry for the next number !! 

 

         

  ANASAYFA   --   TESTLER   --   OKUMA   --   EĞLENCE