Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

A Free Bilingual E-Zine

January 15, 2003

# 0060

 

 

 

Greetings and apologies: It'll have to be a much shortened version for this and next week's issue; I am much pressed for time and must finish the second edition of A Practical Guide to English for Turks by the end of the month, as planned and promised...   The work on prepositions is taking an unusually long time, since there seems to be a scarcity of sources on that account and I must start from a scratch and do all the groundwork myself...

Have a nice and fruitful week... izbul

 

 

 

 

 

 

 Top Breaking News Headlines  Playing dead as a last-minute trick: SADDAM HUSSEIN has a range of eleventh-hour tricks and ploys to avert an American-led invasion, White House officials and Iraqi experts believe... One option, it is thought, would be staging a fake coup. In an analysis of the Iraqi leader’s options if war is inevitable, Saddam may even mastermind his own assassination, using one of his many doubles. Saddam would then wield power from behind the scenes. (The London Times)

 

(playing dead = ölü numarası yapmak... last-minute trick = son dakika numarası (oyunu, hilesi)... the eleventh-hour = son dakika... ploy = desise, hile... to avert = savuşturmak, sakınmak... staging a fake coup /ku:/ okuyunuz, "coup d'etat" /ku:-de-ta:/ 'dan kısaltma = sahte bir darbe sahnelemek... if war is inevitable = eğer savaş kaçınılmazsa... to mastermind = asıl planlayıcısı olmak... assassination = suikast... to wield power = iktidarı elinde tutmak ve kullanmak... behind the scenes = perde arkasında...)

 Top National News  2.37 Million Unemployed Persons In Turkland: ANKARA - In Turkey, there are 2.37 million unemployed persons and the unemployment rate is 9.9 percent according to 2002 data. The number of unemployed persons increased by 1.07 million in the last two years... Child labour decreased by 17.2 percent in 2002 when compared to 2001. The number of working children between the ages of 12-17 is 1.24 millions. (The Turkish Daily News)

 

(employment = istihdam... unemployment = işsizlik... unemployment rate = işsizlik oranı... child labour = çocuk çalışanlar...)

 

 

 
 

 

 THE BIBLIOPHILIC CARTOON OF THE WEEK

 APPENDECTOMY !!

"Bill, işittiğime göre apandisini aldırtmışsın..."

 bibliophile  = kitapsever ve çoğunlukla da kolleksiyoncu (özellikle format konusunda titizlenen)...  appendix  = 1. (anatomi) apandis; 2. bir kitaptaki ek bölümlerden herbiri (çoğulu: appendices = ek bölümler)...  appendicitis  = (tıp) apandisit...  appendectomy  = (tıp) apandisit ameliyatı...

 Grammar: "have sth done" = (ettirgen -- causative) birşey(i) yaptırtmak: to have one's appendix removed = apandisini aldırtmak...

 
 
   

 

 THE CLEAN & STUPID JOKES OF THE WEEK

 

 

THE BOSS SAID:

So you want a day off... Let's take a look at what you are asking for:

So you want the day off? = Demek ki bugün için izin almak istiyorsun... Let's take... etc = Şu istediğin şeyi bir inceliyelim bakalım...

There are 365 days per year available for work. There are 52 weeks per year in which you already have 2 days off per week, leaving 261 days available for work.

Since you spend 16 hours each day away from work, you have used up 170 days, leaving only 91 days available.

available for work = çalışmak için elde bulunan, mevcut, kullanılabilecek... already = zaten... 2 days off per week = haftada iki gün izinli... since = "because, since, as..." = --e göre; --- olduğu için... to use up = kullanıp bitirmek, sonuna değin tüketmek...

You spend 30 minutes each day on coffee break, which counts for 23 days each year, leaving only 68 days available. With a 1 hour lunch each day, you used up another 46 days, leaving only 22 days available for work.

coffee break = kahve molası... to count for = sayılmak, anlamına gelmek, hesabını vermek (sonuncu anlam için ayrıca, "to account for")...

You normally spend 2 days per year on sick leave. This leaves you only 20 days per year available for work. We are off 5 holidays per year, so your available working time is down to 15 days. We generously give 14 days vacation per year, which leaves only 1 day available for work and I'll be darned if you are going to take that day off!

on sick leave = hastalık izninde... generously /ce-nırısli/ = cömertce, cömertlikle... vacation = holiday, tatil... "I'll be darned if..." = "I'll be damned if..." (Yaparsam Allah belamı versin) deyimi için daha "kibarca" bir anlamdaş...

 

FUNNY HA-HA, or FUNNY HO-HO ??

A guy was typing away at his home computer, when his six- year-old daughter sneaked up behind him.

guy = adam (American İngilizcesinde çok daha yaygın)... to sneak = gizlice, sezdirmeden hareket etmek ("up" burada bir pekiştirici olmakla birlikte "ona yaklaştı" şeklinde bir anlam katkısı da sağlıyor)...

Suddenly, she turned and ran into the kitchen, squealing to the rest of the family, "I know Daddy's password! I know Daddy's password!"

to squeal = 1. ciyaklamak... 2. ihbar etmek, veya suç ortaklarına ihanet ederek ele vermek...

"What is it?" her sisters asked eagerly.

Proudly she replied, "Asterisk, asterisk, asterisk, asterisk, asterisk!"

eagerly = hevesle, istekle, coşkuyla... asterisk = yıldız işareti...

 

*  *  *  *  *

 

 

 

 THE NICE & VERY DIRTY JOKE OF THE WEEK

 

THE MOST VENOMOUS SNAKE IN THE WORLD !!

NAME: "Serpentine Trouserius" (Trouser Snake)
HABITAT: Throughout the world.

venom /ve-nım/ = zehir (poison)... venomous /ve-nımıs/ = zehirli, poisonous... serpent /sö:-pınt/ = yılangiller için kullanılan bir başka ad... habitat = yaşam çevresi, doğal yaşam alanı...

 

DESCRIPTION:

* One-eyed, with mushroom-shaped head (other types come with extra layers of skin)... 
* Varying from pink to black.
..
* Fang-less with a highly venomous spit. (Spit can reach distances up to 2-3 feet)
* Size varies from 3 to 12 inches, depending on its mood & sub-species.

one-eyed = tek gözlü... mushroom-shaped = mantar şeklinde... layer = tabaka... fangs = yılan, kaplan, vampir vb. için, öndeki delici, kesici, yada zehirli iki uzun diş (ancak fildişi = tusk -- ayrıca yaban domuzu vb dişleri için de "tusk, tusks" kullanılır)... spit = tükürük... sub-species = alt biyolojik tür... depending on its mood = havasına, ruh haline bağlı olarak...

 

IN SEARCH OF AN ANTI-VENOM:

1. Place four fingers of the right hand around the neck of the reptile, with the thumb in the front.
2. Grip firmly and move the hand in an upwards and downwards motion.
3. This will result in the snake becoming highly aggressive, very rigid and start spitting.
4. The time taken for this milking process depends entirely on the milker and the last time the snake attacked.
5. Once milked, the snake should be harmless for about 20 minutes.

reptiles /rep-talyz/ = yılangillerin de dahil olduğu "sürüngenler" üst familyası... thumb /Øam/ (/b/ sesini okumayınız) = el başparmağı (ayak başparmağı = big toe)... to grip = kavramak, sımsıkı tutmak... in an upwards and downwards movement = yukarı aşağı bir hareketle... rigid /ri-cid/ = kaskatı, eğilmez bükülmez (katı ilkeler, karakter vb. gibi mecazi anlamda da kullanılabilir)... to milk = süt sağma... *milker = aslında fazla rastlayamayacağınız bir sözcük ve çoğu zaman da süt sağma makineleri için kullanılır.  Normalde, sütün kadınlar tarafından sağıldığını düşünür ve "milkmaid" deyimini kullanırız. "Milkman" ise, bildiğiniz gibi, evlere süt dağıtan "sütçü" anlamındadır...

 CONCLUSION

This snake, although it is very active and aggressive, is not necessarily a vermin, and treated with the right respect, makes a wonderful pet !!

 

necessarily = kaçınılmaz biçimde; muhakkak öyle demek değil, kaçınılmaz biçimde öyle olması gerekmiyor... vermin = örneğin haşarat gibi, muzır, iğrenç veya asalak yaratık... treated with the right respect = (başına "when" veya "if" de getirebilirsiniz) uygun ve doğru saygı ile muamele edildiğinde, edilirse... makes a wonderful pet = harika bir evcil hayvandır, olur...

 
 
 
 

 READING FOR FUN 

 CONTRADICTORY PROVERBS

 ÇELİŞEN ATASÖZLERİ

 PART - 1

*  *  *  *  *

I have collected 26 pairs of contradictory English proverbs, the paradoxical wisdom of which becomes apparent when the thesis and the antithesis are juxtaposed.

I would think cultures would possess very few self-contained dialectical proverbs, so the paradox evident in opposing proverbs might seem to undermine their wisdom.

However, it seems that in answering contradictory circumstances of human life, they offer us to pick and switch proverbs to suit all probabilities and actual mishaps.

Sizler için 26 çift çelişkili İngiliz atasözü derledim. Tez ve antitez karşı karşıya getirildiğinde doğan çelişki her ikisinin de bilgelik değerine gölge düşürüyor... Kültürlerde kendi içinde diyalektik bir gerçeği anlatan pek az atasözü bulunabileceğini sanıyorum... "Nabza göre şerbet vermekte" atasözlerinin üstüne yok galiba...

* You're never too old to learn.
* You can't teach an old dog new tricks.

1. Öğrenmenin yaşı olmaz... 2. "Ağaç yaş iken eğilir" atasözümüzün karşılığı... (Söz aramızda, ben geçmişteki bazı siyasi yazılarımda, buradaki "old dog" karşılığında ESKİ KÖPEK yorumunu kullandıysam da, tabii aslında kastedilen, "yaşlı köpek")

* Great minds run in the same channel.
* Fools think alike.

1. "Aklın yolun birdir" diyor (tabii, akıl herkeste akıl olduğunu varsayarsak)... 2. Ahmaklar birörnek düşünür... (Milletçe düştüğümüz durumlara bakacak olursak, Aziz Nesin'in verdiği yüzdelerde çok iyimser davranmış olduğu kesindir...

* What's good for the goose is good for the gander.
* One man's meat is another man's poison.

gander = yaşlı erkek kaz (ancak burada yaşlı ve erkek olması ile ilgili herhangi ima yok -- Birimiz için iyi/yeterli veya hakkı olan şey başkaları için de öyledir, türünden bir söz)... İlk söz, gereksinim ve tercihlerindeki  benzerlikleri vurgularken; ikinci söz Birine hayat veren şey, bir diğerini öldürür, diyor...

* Many hands make light work.
* Too many cooks spoil the broth.

1. Bir elin nesi var; iki elin sesi var... 2. Nerde çokluk, orda b***luk... (Aslında daha uygun bir atasözü karşılığımız var ama hatırlayamadım)...

* The more, the merrier.
* Two's company; three's a crowd.

Bir önceki durumla aynı...  Grammar: "The + comparative, the + comparative" = "Ne kadar ekmek, o kadar köfte yapısı" ="Ne kadar çok insan, ne kadar kalabalık olursak, o derece daha neşeli eğlenceli olur"... 2. İki kişi, eh, yanında bir dost diyelim, ama üç kişi gereksiz kalabalık...

* Two heads are better than one.
* Paddle your own canoe.

1. İki kafa bir kafadan iyidir; birisi ile kafa kafaya ver... 2. Sen kendi küreğini kendin çek...

* Never put off 'til tomorrow what you can do today.
* Don't cross the bridge till you come to it.

1. Bugünün işini yarına bırakma... 2. Dereyi görmeden paçaları sıvama... (Hayret: İngilizce'de pekala çelişkili bir çift oluştururken, Türkçe karşılıkları birbiriyle ilgisiz görünüyor...

* Cross your bridges when you come to them.
* Forewarned is forearmed.

Bu da bir önceki karşıtlığın bir benzeri.  DİKKAT: Sözcüklerin başına getirilen "fore-" öneki ile "ön, önceden" gibi anlamlar katılır:

 to be forewarned = önceden uyarılmış (haberdar) olmak... to be forearmed = önceden gerekli şekilde silahlanmış olmak... DİKKAT: forearm = önkol... Ama burada "to arm smb" = "silahlandırmak" kavramından türetilen to be + V3 (ki, sıfat görevi yapar) yapısı ile karşı karşıyayız.
 

 

         

  ANASAYFA   --   TESTLER   --   OKUMA   --   EĞLENCE