| |
|

THE CLEAN & STUPID JOKES OF THE WEEK

THE BOSS SAID:
So you want a day off... Let's take a look at what you are asking
for:
So you want the day off?
=
Demek ki bugün için izin almak istiyorsun...
Let's take... etc
=
Şu istediğin şeyi bir inceliyelim bakalım...
There are 365 days per year available for work. There are 52 weeks
per year in which you already have 2 days off per week, leaving 261
days available for work.
Since you spend 16 hours each day away from
work, you have used up 170 days, leaving only 91 days available.
available for work
=
çalışmak için elde bulunan, mevcut, kullanılabilecek...
already
=
zaten...
2 days off per week
=
haftada iki gün izinli...
since
=
"because, since, as..." = --e göre; --- olduğu için...
to use up
=
kullanıp bitirmek, sonuna değin tüketmek...
You spend 30 minutes each day on coffee break, which counts for 23
days each year, leaving only 68 days available. With a 1 hour lunch
each day, you used up another 46 days, leaving only 22 days
available for work.
coffee break
=
kahve molası...
to count for
=
sayılmak, anlamına gelmek, hesabını vermek (sonuncu anlam için ayrıca, "to
account for")...
You normally spend 2 days per year on sick leave. This leaves you
only 20 days per year available for work. We are off 5 holidays per
year, so your available working time is down to 15 days. We
generously give 14 days vacation per year, which leaves only 1 day
available for work and I'll be darned if you are going to take that
day off!
on sick leave
=
hastalık izninde...
generously /ce-nırısli/
=
cömertce, cömertlikle...
vacation
=
holiday, tatil...
"I'll be darned if..."
=
"I'll be damned if..." (Yaparsam Allah belamı versin) deyimi için daha
"kibarca" bir anlamdaş...

FUNNY HA-HA, or FUNNY HO-HO ??

A guy was typing away at his home
computer, when his six- year-old daughter sneaked up behind him.
guy
=
adam (American İngilizcesinde çok daha yaygın)...
to sneak
=
gizlice, sezdirmeden hareket etmek ("up" burada bir pekiştirici olmakla
birlikte "ona yaklaştı" şeklinde bir anlam katkısı da sağlıyor)...
Suddenly, she turned and ran into the
kitchen, squealing to the rest of the family, "I know Daddy's
password! I know Daddy's password!"
to squeal
=
1. ciyaklamak... 2. ihbar etmek, veya suç ortaklarına ihanet ederek ele
vermek...
"What is it?" her sisters asked
eagerly.
Proudly she replied, "Asterisk,
asterisk, asterisk, asterisk, asterisk!"
eagerly
= hevesle,
istekle,
coşkuyla... asterisk
=
yıldız
işareti...
* * * * * |
|
|

THE NICE & VERY DIRTY JOKE OF THE WEEK

THE MOST
VENOMOUS SNAKE IN THE WORLD !!
NAME: "Serpentine Trouserius" (Trouser Snake)
HABITAT: Throughout the world.
venom
/ve-nım/
=
zehir (poison)...
venomous
/ve-nımıs/
= zehirli, poisonous...
serpent
/sö:-pınt/
=
yılangiller için kullanılan bir başka ad...
habitat
=
yaşam çevresi,
doğal yaşam alanı...
DESCRIPTION:
*
One-eyed, with mushroom-shaped head (other types come with extra
layers of skin)...
*
Varying from pink to black...
*
Fang-less with a highly venomous spit. (Spit can reach distances up
to 2-3 feet)
* Size varies from 3 to 12 inches, depending on its mood &
sub-species.
one-eyed
=
tek gözlü...
mushroom-shaped
=
mantar
şeklinde...
layer
=
tabaka...
fangs
=
yılan, kaplan,
vampir vb. için, öndeki delici, kesici, yada zehirli iki uzun diş
(ancak fildişi = tusk -- ayrıca yaban domuzu vb dişleri için de
"tusk, tusks" kullanılır)...
spit
=
tükürük...
sub-species
=
alt biyolojik tür...
depending on
its mood
=
havasına, ruh
haline bağlı olarak...
IN SEARCH OF AN ANTI-VENOM:
1. Place four fingers of the right hand around the neck of the reptile, with
the thumb in the front.
2. Grip firmly and move the hand in an upwards and downwards motion.
3. This will result in the snake becoming highly aggressive, very rigid and
start spitting.
4. The time taken for this milking process depends entirely on the milker
and the last time the snake attacked.
5. Once milked, the snake should be harmless for about 20 minutes.
reptiles
/rep-talyz/
=
yılangillerin de dahil olduğu "sürüngenler" üst familyası...
thumb
/Øam/
(/b/ sesini okumayınız) =
el başparmağı (ayak başparmağı = big toe)...
to grip
=
kavramak, sımsıkı tutmak...
in an upwards and downwards movement
=
yukarı aşağı bir hareketle...
rigid /ri-cid/
= kaskatı, eğilmez bükülmez (katı ilkeler, karakter
vb. gibi mecazi anlamda da kullanılabilir)...
to milk
=
süt sağma...
*milker
=
aslında fazla rastlayamayacağınız bir sözcük ve çoğu zaman da süt sağma
makineleri için kullanılır. Normalde,
sütün kadınlar tarafından sağıldığını düşünür ve "milkmaid" deyimini
kullanırız. "Milkman" ise, bildiğiniz gibi, evlere süt dağıtan "sütçü"
anlamındadır...
CONCLUSION
This snake, although it is very
active and aggressive, is not
necessarily a vermin, and treated with the right respect, makes a wonderful
pet !!
necessarily
=
kaçınılmaz biçimde; muhakkak öyle demek değil, kaçınılmaz biçimde öyle
olması gerekmiyor...
vermin
=
örneğin haşarat gibi, muzır, iğrenç veya asalak yaratık...
treated with the right
respect
=
(başına "when" veya "if" de getirebilirsiniz) uygun ve doğru saygı ile
muamele edildiğinde, edilirse...
makes a wonderful pet
=
harika bir evcil hayvandır, olur... |
|