|
Hacettepe Üniversitesi eski öğr. üyesi |
PRACTICAL
ENGLISH FOR TURKS
Intermediate Level Exercises |
A
Weekly Supplement Issued On Wednesdays 02/13/02 - 0001 |
|
GRAMMAR & VOCABULARY |
MASTARLARIN KULLANILDIĞI YERLERDÖRDÜNCÜ VE SON BÖLÜM
|
Vocabulary Study: Verb + Customary Particle Combinations
abide by (ı-bayd-bai) = be true/faithful to (a promise); obey (the rules)... (Verdiği söze, kurallara, vb) Uymak, itaat etmek... An honourable man must abide by his promises... The employees must abide by (comply with) these regulations... abstain from (ıbs-teyn-frım) = hold oneself back from, persevere in not doing... (Bir kötü huy, alışkanlık vb. için) Kaçınmak, sakınmak, uzak durmak, "imtina" etmek... The doctors had advised her to abstain from alcohol and cigarettes... [Soru: Burada past perfect tense kullanımı ne anlam veriyor? = "Ama bu hanım, doktorların tavsiyesine uymadı ve başına bu işler açıldı" anlamını veriyor. Biliyorsunuz, past perfect, geçmişteki bir nokta yada dönemin öncesi için kullanılır.] abstract from (æbs-trækfrım) = özetleyerek çıkarmak, özümleyerek ayırmak, soyutlamak... Such statements, when abstracted from their true context, are very misleading... Most metals are abstracted from various ores naturally found... [context = bağlam... misleading = yanıltıcı... ore = maden cevheri] account for (ı-kaunt-fı) = give a good reason for, explain in a satisfactory way... Nedenini açıklamak, hesabını vermek (cezasını çekmek anlamında değil)... His illness accounts for his absence... Lack of any precipitating factor could not be accounted for... I want you to account for every lira you've spent... [precipitating factor = başlatıcı neden] accuse smb of sth (ı-kyu:z) = birisini birşey ile suçlamak... He was accused of having planned the whole thing... You mustn't accuse anybody before you have positive evidence pointing to their involvement... [having planned = planlamış olmak... involvement = işe karışmış olmak] |
Here Is An Intermediate Level Vocabulary Test I have Prepared For You
1. I'm just hoping that she'll grow out of that nasty .............. of hers someday. a. custom b. tradition c. usage d. habit e. error 2. He says he used to ............. much more than that in his old job. a. acquire b. win c. gain d. earn e. inherit 3. Do you .............. in any sporting activities ? a. take apart b. overtake c. take a stand d. undertake e. participate 4. It was very .............. of him to leave you there all unprotected. a. inconsiderate b. thoughtful c. kind d. considerate e. admirable 5. I didn't say I didn't like it. It just doesn't .............. my waist properly. a. fit b. match c. look good on d. go well with e. suit * * * * * Answers A Little Down The Page
|
|
[ All Ads Deleted ] |
|
Key To The Vocabulary Test: 1. d 2. d 3. e 4. a 5. a AÇIKLAMALAR 1. Deyiminiz, "to grow out of a habit" = zamanla veya büyüdükçe bir alışkanlığı bırakmak, vazgeçmek. Diğerleri için, to break away from a custom/tradition... to drop/give up/abandon a particular usage... to correct an error... düşünülebilir. 2. Hayatını kazanmak, ücret almak gibi konularda geçerli olan fiil = "earn"... Nasıl Türkçe'de "maaş edindim" anlaşılır fakat "doğru" ifade değilse, burada da aynı durum geçerli. 3. "take apart" sese dayalı bir çeldirici (demonte etmek, parçalarına ayırmak, demek)... Doğrusu "take part in" = katılmak, olurdu ki, bu da "participate in" ile eşanlamlı... [overtake = yetişip geçmek, trafikte sollayıp geçmek... undertake = yapmayı üstlenmek, yürütme veya gerçekleştirme sorumluluğunu üstüne almak, "deruhte" etmek... take a stand = tavır almak, direnmek...] 4. inconsiderate = düşüncesiz, sorumsuz... Diğerlerinin hepsi olumlu nitelikler... "thoughtful" = "considerate" = başkalarını düşünen, bencillik etmeyen... admirable = takdire değer... 5. "Beğenmediğimi söylemedim; sadece belime doğru dürüst oturmuyor..." Diğerleri, "yakışmak, uygun olmak" kavramlarının çeşitli nüansları... [Bütün bu malzemeyi, yayın haklarıma saygı göstererek ve kaynak göstererek eğitimde kullanabilirsiniz] |
* * * * *
BU YAYINDA KULLANILAN FONETİK SİMGELERİ
æ = /a/ ve /e/ arası: cat /kæt/, black /blæk/, bad /bæd/, man /mæn/ ------ : /a/ ile /o/ arası... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde /a/ ya daha yakın: hot /ht/, fog /fg/, dock /dk/ ----- I : (Schwa) : İnternet ortamında /@/ veya başaşağı "e" ile temsil edenler var. İngilizce'de aşağı yukarı bütün ünlülerin vurgusuz hecelerde yuvarlandığı, orta damağın çeşitli yerlerinde oluşturulan seslik. Türkçe'de /ı/ ile /a/ arası bir ses. Hatta, "ğ" harfinin gırtlaksı olmadığı çoğu zaman bu sesi verdiğini söyleyebiliriz: ağlamak /a-ğı-lamak/ ------ Ø = thin /Øin/, thimble /Øim-bl/, thunder /Øan-dır/... "pelthek pelthek" konuşma... ------ ð = this /ðis/, then /ðen/, those /ðouz/... ses "telleri" titreşimsiz "Pelthek" kardeşin "badzi badzi" yürüyen titreşimli kardeşi... -------- w "Dabılyu", /u/ nun katmerlisi. Hakkını veriyoruz. Dudaklar yuvarlak ve ileri uzatılmış. /v/ ile uzaktan yakından bir akrabalığı yok... /v/ sesi için konuşma organ ve boşlukları aynen /f/ sesi için olduğu gibidir ve /f/ sesinin titreşimli kardeşidir... -------- N = "-ing"... --------- : İki nokta üstüste: önceki sesi uzat... --------- /r/ BBC İngilizcesinde telaffuz edilmiyorsa, göstermiyoruz...
___________________________________________________________________________
Bu E-Posta Gönderisinin İçeriği Ticari Amaçla Çoğaltılamaz. Tamamen Özgün, Bir Bölümü Yayınlanmış, Bir Bölümü Yayına Hazırlanmakta Olup, Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermek Koşuluyla Eğitimde Kullanabilirsiniz: Emeğe Saygı Lütfen.
___________________________________________________________________________