Doç. Dr. Yalçın İzbul

Hacettepe Üniversitesi eski öğr. üyesi

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Intermediate Level Exercises

A Weekly Supplement Issued On Wednesdays

02/27/02 - 0003

 

Edifying Quotation Of The Week:  If you think education is expensive, try ignorance. -- Derek Bok...  Eğitim pahalıya geliyor diyorsanız, bir de cehaleti deneyin. (Sayın Bok'un soyadı olduğu gibi bırakılmış, Türkçe'ye çevrilmemiştir...)

Humorous (And Possibly More Edifying!): It's the good girls who keep diaries; the bad girls never have the time. --Tallulah Bankhead...  İyi kızlar günlük tutar; Kötü kızlar vakit bulamıyorlar ki...

(Intermediate Level Sorularınızı Çarşamba Ekimizde Türkçe, Advanced Level Sorularınızı Perşembe Ekimizde İngilizce Olarak Yanıtlıyorum)

   
 

GRAMMAR & VOCABULARY

THE CONDITIONAL MOOD / KOŞUL KİPİ

If'li Tümceler -- İkinci Bölüm
KOŞUL TÜMCELERİNİN YAPISI

    Kitaplarda koşul tümcelerinin yapısını açıklamak amacıyla verilen çoğu formül, konuyu yokuşa sürmek, hatta yanıltıcı olmaktan ileri gitmiyor. Sözgelişi, II Tip tümceleri "past tense + past conditional" şeklinde açıklarsak, öğrenciyi bu yapının present anlam taşıdığına nasıl inandırabiliriz ki...

    Oysa pratikte yararlı bir formül olarak, uygun iki düzensiz fiil seçerek dildeki bütün kullanımlar için geçerli bir temel örnek oluşturabiliriz. Zaten, öğrenme kolaylığı açısından da, kuralların ezberlenmesi değil, temel kullanım örneklerinin dağarcığa atılması önem taşıyor. Öyleyse, "Formül" şöyle olmalı:

if go, will see

if went, would see

if had gone, would have seen

    Sırasıyla: I, II, III. Tipler... Yani, Future, Present, Past zamanlar... İşte bu örneği ezberleyerek, dildeki bütün fiillerimizi koşul kipinde hataya düşmeden çekebiliriz.

    Bu formül bize başka neler söylüyor?

    1) If'li yan-tümcelikte yardımcı fiil yer almaz. (İstisnalarını göreceğiz)

    2) Temel-tümcelikte ise bir yardımcı fiil kesinlikle bulunacak, değişik yardımcı fiil seçenekleri kendi anlam nüanslarını beraberinde getirecektir.

    Örnekler:

          If the helicopter had arrived sooner, his life would have been saved. = Hayatı kesin kurtarılmış olacaktı.

          ... might have been saved. = Olasılık taşıyacaktı.

          ... could have been saved. = Olanak kazanmış olacaktı.

ÖNEMLİ NOT: Olanak ve olasılık bizim kültürümüzde kesin farklarla ayırt edilemiyor, ama İngilizce'de tümüyle farklı iki kavramdır. Var olan her olasılık aynı zamanda olanaklı = mümkün demektir. Zaten olanak dışı olsa, olasılık taşıyamaz... Ama, her olanaklı olan aynı zamanda bir olasılık taşıyor demek değildir: Uzayda çok sayıda başka canlı türlerinin varlığı yüksek derecede olanaklı, ama benim ahir ömrümde bunlardan birisi ile karşılaşmam olasılığı sıfırdır diyebilirim... [Bu nüansları İngilizce'de görebilmek için, çok sayıda tümcede değişik yardımcı fiiller yerleştirerek anlamı nasıl değiştirdiğini sınamanızı öneririm.]

BİR GÜÇLÜĞÜN AÇIKLANMASI

    Türkçede, gerek "Gitsem, görürdüm" gerekse "Şimdi gitseydim, görürdüm" şeklindeki tümceler present anlam verebiliyor. Dolayısıyla bir çevirmen, "If went - would see" yapısını bu şekilde çevirdiğinde teknik anlamda hataya düşmüş olmuyor... Ayrıca, "went - would" biçimlerini de gören öğrenci, (haber kipinden kazandığı alışkanlıktan dolayı) geçmişten sözedildiği yanılgısına düşüyor. Bu yanlışlığın düzeltilmesi büyük bir önem taşıyor: II. TİP, ASLA VE ASLA GEÇMİŞTEN SÖZ ETMEZ; sözü edilen zaman boyutu, ŞİMDİKİ ZAMAN ve GENİŞ ZAMANDIR...

    Aşağıdaki açıklayıcı tablo yardımcı olabilir:

THE INDICATIVE MOOD

Haber Kipi

THE CONDITIONAL MOOD

Koşul Kipi

( Tense Sayısı = 12 adet )

go = present

went = past

had gone = past perfect

( Tense Sayısı = 3 adet )

if go = future

if went = present

if had gone = past

    Görüldüğü gibi:

    İngilizcede koşul kipi için özel çekimler yoktur. Bu işlev, haber kipinden ödünç alınan çekimlerle karşılanır. Ancak, sözkonusu çekimler her iki kipte farklı anlamlar kazanıyor. Örneğin, "I go" haber kipinde "Giderim", koşul kipinde ise "Gideceğim" anlamını taşıyor. Aynı şekilde, "I went" haber kipinde "gittim", ama "if I went" koşul kipinde "gitsem, gidersem" (yani şimdi veya genelde) anlamını taşıyor.

    Değerli Dostlar, hani bir keresinde sizlere bir "kaşın" hikayesi anlatmıştım: Bizim Oğlanın hocası, "cushion" [ku-şın] sözcüğünü "kaşın" diye öğretmekte direniyordu da, "Git söyle, kendisi kaşınsın" diye haber göndermek zorunda kalmıştım!.. Burada da günah benden gitti. Bu ülkede TV çevirmenlerinin filan ıslah olabileceğini hiç sanmıyorum ama, siz Değerli Üyeler madem bana bugüne kadar güvendiniz, lütfen bu çok önemli konuda da bugüne değin öğretilen kötü bir yanlıştan kendinizi kurtarmaya bakın...

    Unutmayın: "I wish you were here now! I wish we were together again!" gibi romantik sözler söyleyince, "Ah, şimdi yanımda olsan! Yine birlikte olsak" demiş oluyorsunuz, yoksa keşke eskiden olmuş olsaydık değil !... (Biliyorsunuz, subjunctive'leri de sonunda bu konuya bağlayacağız.)

[Devam Edecek]

 
   
  Vocabulary Study: Verb + Customary Particle Combinations 

Five Such Items Are Presented Each Week

No Need To Get Involved In Any Linguistic Discussion of Whether These Are "Phrasal" or Not; or, Whether the Accompanying Particle Is an Adverb or a Preposition: Just Concentrate on the Constructions Presented and, Profitably, Memorize the Sample Sentence(s) Offered

Açıklayıcı Not: Dikkatinizi Verilen "Deyim" ve "Deyiş" lerin Anlamı ve Kullanım Özellikleri Üstüne Yoğunlaştırınız ve Lütfen Örnek Tümceleri Ezberleyiniz. Çok Yararını Göreceksiniz. Benim Değerlendirme Ölçeğimde "Orta-Boy Sözcük Bilgisi" Sınıfına Giren Bu Tür Yapılara Tam Hakim Olmak, ÜDS veya KPDS gibi Sınavlarda Başarı İçin Bir Başka Gerekirlik

agree on = üzerinde görüş birliğine varmak/içinde olmak... The two sides could agree on precious little... [precious: burada bir pekiştirici = very little... İki taraf pek az şey üzerinde anlaşabiliyorlardı.]

agree to = razı olmak, rıza göstermek... We've tried to explain to them our plan of action, but they kept saying they would never agree to it... Açıklamağa çalıştık onlara, ama asla razı olmayacaklarını yineleyip durdular...

agree with = 1. aynı fikirde olmak; 2. uyuşmak, iyi gelmek, sağlığı için iyi olmak... Yes, I agree with you on that point: Too much wine doesn't agree with my stomach... (Fazla şarap mideme dokunuyor...) The verb and its subject must agree in person and number...

aim at = amaçlamak, hedef almak... We must aim at higher standards... You must aim at perfection, my friend, if it is international recognition you're after... (Aşağıdaki açıklamaya bknz)

allow for = hesaba katmak, dikkate almak... You should also allow for any delays that may be caused by bad weather conditions...

ÖNEMLİ AÇIKLAMA: Burada verdiğimiz örnekler, bu fiillerin belli ilgeç (edat) veya belirteçlerle (zarf) kurdukları kimi deyim ve deyişleri kapsamaktan öte gitmiyor. Bu yapıların dışında daha pekçok kullanım tarz ve olanakları olduğunu unutmayınız.

Örnek olarak, aşağıda "to aim" fiili ile kurulabilecek çeşitli örnekler veriyorum: [Bu tür yapılardan sonra, eğer bir başka fiil geliyorsa, bunun -ing almış "ad" biçimi olacağına, yani gerund kalıbının kullanılacağına dikkat ediniz.] 

He aimed his gun (at the nearest enemy soldier) and fired... She got so angry that she grabbed the nearest vase and aimed (= threw) at him... When I said there was a traitor among us, I was most certainly not aiming at (= didn't mean) your friend... I expect all of you to aim at succeeding in the exam. [Ama, (USA): You must all aim to succeed...etc.]

Ayrıca, çoğu fiilin, ad, sıfat, belirteç türevlerinin de çeşitli kullanımları sözkonusu olabilecektir: A man must have an aim in life... He took careful aim (aimed carefully) and got (hit) the target at his first try... Aimless wanderings... We just walked about aimlessly...

Kısacası, herzaman önerdiğim gibi, kendinize özel bir "vocabulary" defteri ayırın. Her sözcüğü oraya, anlamı, eşanlamlıları, karşıt anlamlıları, girdiği deyim ve deyişler, ve örnek tümcelerle birlikte, yani tüm sülalesi ile birlikte kaydedin. Çok yararını göreceksiniz...

   
 
 Here Is An Intermediate Level Vocabulary Test I have Prepared For You 

Fill In The Blanks, Choosing Your Word From Among the Supposed Alternatives

1. Please ............... your papers in half before you hand them in.

          a. bend     b. flatten     c. turn     d. hold     e. fold

2. I'm .............. an answer within a few days.

          a. hoping     b. waiting     c. expecting     d. excepting     e. accepting

3. You'll have to control your .............. if you still want to work with us.

          a. mind      b. temper      c. mentality       d. brains       e. reason

4. I'm .............. to hearing from you soon.

          a. waiting anxiously     b. looking forward     c. getting impatient

          d. expecting eagerly     e. hoping cheerfully

5. He was told by the doctors that he would need quite a long period of rest after such a serious ............. .

          a. illness    b. invalid     c. epidemic     d. disease     e. epidemic

* * * * *

Answers A Little Down The Page

You can always mail me, should you have any doubts lingering on your mind.

 
   

[ All Ads Deleted ]

   
 

Key To The Vocabulary Test:  1. e    2. c    3. b    4. b    5. a

AÇIKLAMALAR

1. to fold in half = yarıya katlamak, ikiye katlamak... [to fold = 1. kıvırmak; 2. katlamak...]  to bend = eğmek, bükmek, katı maddeler için... to flatten = yassılaştırmak... [flat = yassı sıfatından türetilen fiil biçimi]

2. hope for, wait for, olurdu... expect - except - accept : sık karıştırılanlardan...

3. to control one's temper = asabına hakim olmak... to lose one's temper = tepesi atmak, kendine hakim olamamak... Başka yerde geçerli olabilecek bir başka deyim ise, to control (someone else's) mind = zihinleri kontrol altına almak (yani, kurgubilim romanlarında, veya Türk siyasi parti hayatında olduğu gibi!!)...

4. look forward to + gerund (yani, fiilin -ing almış, ad hali)... Açıklama: "to" burada herhangi bir mastar yapısına ait değil. Tam tersine, deyimin bir parçası, ve bu deyim kendisinden sonra mastar değil, gerund kullanılmasını gerektirir: I am looking forward to seeingyou soon...

5. Bazen birbiri yerine kullanılabilirse de, genelde (burada olduğu gibi) disease = hastalığın kendisi; illness = hasta olma durumu, yani hastanın içinde bulunduğu durum... (Örneğin burada, "ailment" yada "condition" gibi sözcükler de kullanılabilirdi)...

[Bütün bu malzemeyi, yayın haklarıma saygı göstererek ve kaynak göstererek eğitimde kullanabilirsiniz]

 

* * * * *

 

         

ANASAYFA  --  TESTLER  --  OKUMA  --  EĞLENCE

 

BU YAYINDA KULLANILAN FONETİK SİMGELERİ

æ = /a/ ve /e/ arası: cat /kæt/, black /blæk/, bad /bæd/, man /mæn/ ------  : /a/ ile /o/ arası... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde /a/ ya daha yakın: hot /ht/, fog /fg/, dock /dk/  -----  I : (Schwa) : İnternet ortamında /@/ veya başaşağı "e" ile temsil edenler var. İngilizce'de aşağı yukarı bütün ünlülerin vurgusuz hecelerde yuvarlandığı, orta damağın çeşitli yerlerinde oluşturulan seslik. Türkçe'de /ı/ ile /a/ arası bir ses. Hatta, "ğ" harfinin gırtlaksı olmadığı çoğu zaman bu sesi verdiğini söyleyebiliriz: ağlamak /a-ğı-lamak/  ------  Ø = thin /Øin/, thimble /Øim-bl/, thunder /Øan-dır/... "pelthek pelthek" konuşma...  ------ ð = this /ðis/, then /ðen/, those /ðouz/...  ses "telleri" titreşimsiz "Pelthek" kardeşin "badzi badzi" yürüyen titreşimli kardeşi...  -------- w "Dabılyu", /u/ nun katmerlisi. Hakkını veriyoruz. Dudaklar yuvarlak ve ileri uzatılmış. /v/ ile uzaktan yakından bir akrabalığı yok... /v/ sesi için konuşma organ ve boşlukları aynen /f/ sesi için olduğu gibidir ve /f/ sesinin titreşimli kardeşidir...  --------  N = "-ing"...  ---------  : İki nokta üstüste: önceki sesi uzat...  --------- /r/ BBC İngilizcesinde telaffuz edilmiyorsa, göstermiyoruz...

___________________________________________________________________________

Bu E-Posta Gönderisinin İçeriği Ticari Amaçla Çoğaltılamaz. Tamamen Özgün, Bir Bölümü Yayınlanmış, Bir Bölümü Yayına Hazırlanmakta Olup, Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermek Koşuluyla Eğitimde Kullanabilirsiniz: Emeğe Saygı Lütfen.

___________________________________________________________________________