Doç. Dr. Yalçın İzbul

Hacettepe Üniversitesi eski öğr. üyesi

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Intermediate Level Exercises

A Weekly Supplement Issued On Wednesdays

03/13/02 - 0005

 

Edifying Quotation Of The Week:  "Education is a state-controlled manufactory of echoes." -- James DOUGLAS... Eğitim, devlet denetimindeki bir yankı üretim fabrikasıdır.

Humorous Quotation Of The Week:  "Please accept my resignation. I don't want to belong to any club that will accept me as a member." -- Grouche MARX... Lütfen istifamı hemen kabul buyurunuz. Beni bile üyeliğe kabul edebilecek bir kulübe üye olmayı düşünmüyorum.

(Intermediate Level Sorularınızı Çarşamba Ekimizde Türkçe, Advanced Level Sorularınızı Perşembe Ekimizde İngilizce Olarak Yanıtlıyorum)

   
 

GRAMMAR & VOCABULARY

THE CONDITIONAL MOOD / KOŞUL KİPİ

If'li Tümceler -- Dördüncü Bölüm
ÇEVİRİ ÜSTÜNE BİR NOT

    Türkçede "eğer" ile başlayan tümcelik, yani koşul tümceliği (bütün zarf tümcelikleri gibi) herzaman tümce başında yer alır. Koşulun vurgulaması, tonlama ile gerçekleştirilir.

    İngilizcede ise, aşağıda göreceğimiz gibi,  if'li tümceliğin yeri esnektir ve koşul vurgulanmak istenildiğinde başa alınır.

    Dikkat edilirse, anadili türkçe olan bizler İngilizce'ye çeviri yaparken veya özgün tümce kurarken, herzaman "if" ile başlamak eğilimindeyiz. Oysa, yukardaki saptamalara dikkat etmemiz gerekiyor.

 

 NOKTALAMA ÖZELLİĞİ

    If-tümcelik (yani, koşul) vurgulanmak istenirse başa çekilir; ardından virgül konularak temel tümcelikten ayrılır. Bunun tersine durumda ise noktalama kullanılmaz.

    Ancak, değişik vurgular elde etmek amacıyla, temel tümcelik anlama uygun bir yerinden bölünerek araya da yerleştirilebilir, ki bu durumda iki virgül arasına alınması gerekecektir. Bu üçüncü durumda, konuşmada uygun bir "parantetik ifade" tonlaması kullanılarak, koşul veya olasılık gerektiği şekilde vurgulanacaktır.

If I went there, I would see her.

I would see her if I went there.

I would, if I went there, see her.

 

FARKLI YARDIMCI FİİL KULLANIMLARI

    Örneklerimizi bu noktaya değin will/would ile verdik. Oysa bu bağlamda öteki bütün yardımcı fiiller de kullanılabilir. Farklı tercihler değişik anlam nüanslarını beraberinde getirecektir:

If the fog gets any thicker, the game will / may / might be postponed.

= "Will" kesin bir ertelemeden söz ederken, diğer ikisi erteleme olasılığını gündeme getiriyor. "Might" tercihi, olasılığın daha düşük olacağını dile getirir.

You must / should / ought to / had better eat less bread if you want to lose some weight.

= Örneğin birincisini "daha az yemelisin" çevirisini verirken, had better ile yapılan tümce ise "az yersen senin için daha iyi olur" önerisini ön plana çıkarıyor.

If you see him tomorrow, (could you) please ask him to get in touch with me before it's too late?

= Rica... Talep...

If you tried again, you would / might / could / /should succeed.

= Bir daha denersen / deneyecek olursan... would = kesin başarırsın... might = böyle bir olasılık doğar... could = olanak kazanır... should = başarsan gerekir, sanırım başaracaksındır...

 
TİP II VE TİP III BİRLİKTE

    Sözü edilen eylem ve olasılığın iki ayrı zaman dilimine ilişkin olmaları durumunda, Tip II ve III tümcelikler birlikte kullanılacaktır:

          If he didn't gamble so much (= genelde), he could have become a very rich man by now (= bugüne değin geçmişte)... Çok kumar oynar. Eğer bu kadar çok kumar oynamasa, şimdiye değin çoktan zengin bir adam olurdu.

          If we hadn't spent all our money yesterday, you would have enough today... Eğer dün (geçmiş zaman boyutu: o halde Tip III) bütün paramızı harcamamış olsaydık, bugün (şimdiki zaman: o halde Tip II) yeterli paramız olacaktı.

    Demek ki, tümcemizi oluşturan iki tümcelikte farklı zaman dilimlerinden söz ediliyorsa bunun gereğini tip seçiminde uygulamak zorundayız. Burada kuralı çiğnemiyor, tam tersine kurala uygun davranıyoruz.

[Devam Edecek]

 
   
 
  Vocabulary Study: Verb + Customary Particle Combinations 

Five Such Items Are Presented Each Week

No Need To Get Involved In Any Linguistic Discussion of Whether These Are "Phrasal" or Not; or, Whether the Accompanying Particle Is an Adverb or a Preposition: Just Concentrate on the Constructions Presented and, Profitably, Memorize the Sample Sentence(s) Offered

Açıklayıcı Not: Dikkatinizi Verilen "Deyim" ve "Deyiş" lerin Anlamı ve Kullanım Özellikleri Üstüne Yoğunlaştırınız ve Lütfen Örnek Tümceleri Ezberleyiniz. Çok Yararını Göreceksiniz. Benim Değerlendirme Ölçeğimde "Orta-Boy Sözcük Bilgisi" Sınıfına Giren Bu Tür Yapılara Tam Hakim Olmak, ÜDS veya KPDS gibi Sınavlarda Başarı İçin Bir Başka Gerekirlik

appeal to = 1. başvurmak, yalvarmak... The prisoner appealed to the judges for mercy... court of appeals = temyiz mahkemesi... 2. çekici gelmek, beğenisine hitap etmek... She doesn't appeal to me in the least... Bana hiç de çekici gelmiyor... [Böylece Türkçe'deki "seksapel" sözcüğünün kökenini de görmüş oldunuz: "sex appeal" = cinsel cazibe, çekicilik]

apply to smb for sth = başvurmak, müracaat etmek... Six people in all applied to the Committee for the position... (toplam 6 kişi başvurdu)... [apply to = uygulanabilirliği olmak, ilgilendirmek... What I'm saying doesn't apply to you (kapsamıyor, ilgilendirmez)... And, it doesn't apply to (is not applicable to) this case, either...

approve of = onaylamak, uygun bulmak... [opposite: disapprove of]... We certainly do not approve of his strange conduct in this matter... I would have expected you to disapprove of your son's smoking...

argue about = tartışmak (neredeyse ağız dalaşı düzeyinde)... The two drivers were arguing about who should pay for the damages...

argue for, argue against = lehinde / aleyhinde tez savunmak... Obviously the masses will support anyone who argues for lower prices [or vote for anyone who says he'll pay 5 liras more than anyone "who pays the most"!]... Somebody has to stand up and argue against their distorted point of view...

Herzaman önerdiğim gibi, kendinize özel bir "vocabulary" defteri ayırın. Her sözcüğü oraya, anlamı, eşanlamlıları, karşıt anlamlıları, girdiği deyim ve deyişler, ve örnek tümcelerle birlikte, yani tüm sülalesi ile birlikte kaydedin. Çok yararını göreceksiniz... [Tabii, okunuşunu/telaffuzunu da kaydetmeyi unutmayın.]

   
 
 Here Is A Pre-Intermediate Level Grammar Test I have Prepared For You 

555 KPDS/ÜDS KURALI GEÇERLİ !!

Yani, 5 Dakika içinde 5 Soruda 5 Doğru Yanıt Veremiyorsanız, Zahmet Edip Bu Sınavlara Girmeyin. (Dost Acı Söyler)

1. The world .............. a lot since the days we were children.

          a. has changed     b. changed     c. will change     d. should change     e. will have changed

2. He is .............. ill to need a doctor now. Call in his family...

          a. very     b. enough     c. not     d. too     e. very much

3. Ali said that ............... .

          a. I am in my bedroom      b. she was in her bedroom      c. "I am in my bedroom"

          d. he is in his bedroom       e. she is in her bedroom

4. A: ".............. were you two talking about?"  B: "It's none of your business!"

          a. Why     b. That's why     c. Many things     d. Why not     e. Whatever

5. The bus .............. in ten minutes.

          a. was living    b. will live     c. lives     d. isn't living     e. is leaving

* * * * *

Answers A Little Down The Page

You can always mail me, should you have any doubts lingering on your mind.

 
   

[ All Ads Deleted ]

   
 

Key To The Grammar Test:  1. a    2. d    3. b    4. e    5. e

AÇIKLAMALAR

1. "Geçmişteeen bugüne (ve de hala)" İngilizce'de bu kavramı anlatan tense, "present perfect tense" tir...

2. Diğer dört şıkkın gramatik olmaması bir yana, "too + sıfat + mastar" yapısı Türkçe'ye "...mayacak kadar + sıfat" çevirisini verir ve burada "cuk" oturmaktadır...

3. Ali illa ki kendisi hakkında birşey söylemiş olmak zorunda değil. Siz, "indirect/reported speech" kurallarınızı uygulamaya bakın... "C" şıkkına gelince, "that" olmaksızın bir virgülle ayrılmış olmalıydı. Diğerlerinde ise tense hatası var...

4. "What" ve "whatever" arasında vurgu farkı dışında bir fark yok. "Seni ilgilendirmez" yanıtı "Siz ikiniz ne konuşuyordunuz?" sorusunun sorulmuş olduğunu gösteriyor...

5. Dikkat hatası: Yalnız "e" şıkkında "to leave" fiili kullanıldı. Diğer şıklarda kullanılan fiil "to live" !!... Peki, anadili İngilizce olanlar böyle bir hataya düşer miydi? Hayır. Çünkü onlar metni okurken otomatikman [liv] ve [li:v] farklılığını yakalayacaklardır...

[Bu malzemeyi, yayın haklarıma saygı göstererek ve kaynak göstererek eğitimde kullanabilirsiniz]

 

* * * * *

 

         

ANASAYFA  --  TESTLER  --  OKUMA  --  EĞLENCE

 

BU YAYINDA KULLANILAN FONETİK SİMGELERİ

æ = /a/ ve /e/ arası: cat /kæt/, black /blæk/, bad /bæd/, man /mæn/ ------  : /a/ ile /o/ arası... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde /a/ ya daha yakın: hot /ht/, fog /fg/, dock /dk/  -----  I : (Schwa) : İnternet ortamında /@/ veya başaşağı "e" ile temsil edenler var. İngilizce'de aşağı yukarı bütün ünlülerin vurgusuz hecelerde yuvarlandığı, orta damağın çeşitli yerlerinde oluşturulan seslik. Türkçe'de /ı/ ile /a/ arası bir ses. Hatta, "ğ" harfinin gırtlaksı olmadığı çoğu zaman bu sesi verdiğini söyleyebiliriz: ağlamak /a-ğı-lamak/  ------  Ø = thin /Øin/, thimble /Øim-bl/, thunder /Øan-dır/... "pelthek pelthek" konuşma...  ------ ð = this /ðis/, then /ðen/, those /ðouz/...  ses "telleri" titreşimsiz "Pelthek" kardeşin "badzi badzi" yürüyen titreşimli kardeşi...  -------- w "Dabılyu", /u/ nun katmerlisi. Hakkını veriyoruz. Dudaklar yuvarlak ve ileri uzatılmış. /v/ ile uzaktan yakından bir akrabalığı yok... /v/ sesi için konuşma organ ve boşlukları aynen /f/ sesi için olduğu gibidir ve /f/ sesinin titreşimli kardeşidir...  --------  N = "-ing"...  ---------  : İki nokta üstüste: önceki sesi uzat...  --------- /r/ BBC İngilizcesinde telaffuz edilmiyorsa, göstermiyoruz...

___________________________________________________________________________

Bu E-Posta Gönderisinin İçeriği Ticari Amaçla Çoğaltılamaz. Tamamen Özgün, Bir Bölümü Yayınlanmış, Bir Bölümü Yayına Hazırlanmakta Olup, Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermek Koşuluyla Eğitimde Kullanabilirsiniz: Emeğe Saygı Lütfen.

___________________________________________________________________________