Doç. Dr. Yalçın İzbul

Hacettepe Üniversitesi eski öğr. üyesi

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Intermediate Level Exercises

A Weekly Supplement Issued On Wednesdays

04/03/02 - 0008

 

Edifying Quotation Of The Week:  "Human history becomes more and more a race between education and catastrophe." -- H.G. Wells... İnsanlık tarihi,  giderek daha büyük çapta bir yarış niteliği kazanıyor: Ya eğitim, ya felaket...

Humorous Quotation Of The Week:  "When I read about the evils of drinking, I gave up reading." -- Henry Youngman... İçkinin kötülüklerini okuyunca, ben de okumayı bıraktım...

(Intermediate Level Sorularınızı Çarşamba Ekimizde Türkçe, Advanced Level Sorularınızı Perşembe Ekimizde İngilizce Olarak Yanıtlıyorum)

   
 

GRAMMAR & VOCABULARY

THE CONDITIONAL MOOD / KOŞUL KİPİ

If'li Tümceler -- Yedinci Bölüm
KOŞUL KİPİNDE KULLANILAN ÖTEKİ KİMİ BAĞLAÇLAR

unless : "Unless" anlam molekülü iki anlam atomundan oluşur: if + not... Dolayısıyla, "unless" ile kurulan bir tümcelikte ayrıca "not" olumsuzuna rastlayamazsınız, çünkü bildiğiniz gibi ingilizcede "double negative" tümce kurulamaz. ("didn't fail + mastar" formülü ile bu eksikliğin nasıl aşılabildiğinden başka yerde söz ettik.) "Unless" için Türkçe'de: -medikçe, -madıkça olağan çeviridir.

Not: Yukarda dikkat ederseniz, "unless ile kurulan tümcelikte" (=clause) "not" bulunmaz dedim; "tümcede" (=sentence) demedim. İşte örneği aşağıda:

She will not improve her French unless she goes to France. = If she does not go the France... Fransa'ya gitmedikçe...

provided (that) / providing (that) : olması koşuluyla...

I will help you provided that you promise to be more careful from now on... = Bundan böyle daha dikkatli olmaya söz vermen koşuluyla sana yardımcı olacağım...

(Dikkat... Dikkat... Besbellidir ki, böyle bir tümcedeki "provide" sözcüğünü sözlükteki "sağlamak, tedarik etmek" anlamlarında algılarsanız işin içinden çıkamazsınız. Popüler bir sınav sorusu...)

suppose / supposing (that) : diyelim ki, tut ki, varsayalım ki...

Supposing there were no water, what would the world be like? = Diyelim ki dünyada hiç su olmasa, ne olur dünyanın hali?...

[Biliyorsunuz bu tümcenin Türkçe ifadesinde, yine present/genel anlamlı olmak üzere "olmasaydı/ne olurdu" demek mümkün. Ama "past tense" yanılgısına düşmemeniz için, yukarda verdiğim çeviriyi tercih ettim... Yine aynı nedenle, aramıza yeni katılan arkadaşların eski sayılarımıza dönerek kendilerini, "Tip II eşittir Past tense" gibi yıkıcı yanlışlıklardan kurtarması çok önemli]

Öte yandan, Üyelerimizin, dilciler arasında patlak verebilecek "bu bağlaç koşul kipine mi yoksa dilek-şart kipine mi (subjunctive) girer" türünden "akademik" tartışmalara aldırmayıp, bağlacın anlamı ve kullanımı üzerine yoğunlaşmalarını öneririm. (Kavga etmelerine gerek yok, Dilek kipinde de yer vereceğim!..)

on condition (that) : olması koşuluyla...

I'll lend you the money on condition that you return it no later than next Monday. = Önümüzdeki Pazartesiden daha geç olmamak üzere iade etmeniz koşuluyla...

so long as / as long as : olduğu sürece, yeter ki...

I won't bother them as long as they don't bother me. = Onlar beni rahatsız etmedikleri sürece ben de onları rahatsız etmeyeceğim.

even if  = even though : olsa bile...

I'll go and meet them even if you don't. = Sen gelmesen bile...

only if : yalnızca eğer... ancak eğer...

We'd postpone the meeting only if more than half of the members didn't turn up. = Toplantıyı yalnızca ve yalnızca eğer üyelerin yarısından fazlası gelmezlerse erteleriz.

(Bu bağlacı, Dilek Kipi (Subjunctives) Bölümünde göreceğimiz "If only" ile karıştırmayınız)

whether or not : olsa da olmasa da (uysa da uymasa da!)

I'll be leaving tomorrow whether or not you decide to join me! = Sen ister bana katıl ister katılma...

but for : Present = If it were not for... Past = If it had not been for... deyişlerinden kısaltma sayabilirsiniz... Türkçeye "eğer olmasaydı" yada "sayesinde" gibi anlamlarla çevrilebiliyor:

My family helps me a lot. But for their help, it would be very difficult for me to keep up a decent standard of living. (= If it were not for their help)... Ailem yardım ediyor, eğer etmeseler...

The accident delayed us. But for the accident, we would have arrived on time for the performance. (= If it had not been for the accident)... Kaza olmamış olsaydı, geç kalmazdık, kalmamış olurduk...

But for his love for Şirin, the ordeals he went through would have been unbearable for Ferhat. (ordeals = çileler... unbearable = çekilmez, tahammül edilmez)

But for the expression "but for", I would not have been able to form these fantastic examples! (Bu örneği, Tip II ve III bir arada olarak değerlendirin: "Bu deyim olmasa, bu şahane örnekleri oluşturamazdım/oluşturamayacaktım !!"

[Devam Edecek]

 

 
   
 
  Vocabulary Study: Verb + Customary Particle Combinations 

Five Such Items Are Presented Each Week

No Need To Get Involved In Any Linguistic Discussion of Whether These Are "Phrasal" or Not; or, Whether the Accompanying Particle Is an Adverb or a Preposition: Just Concentrate on the Constructions Presented and, Profitably, Memorize the Sample Sentence(s) Offered

Açıklayıcı Not: Dikkatinizi Verilen "Deyim" ve "Deyiş" lerin Anlamı ve Kullanım Özellikleri Üstüne Yoğunlaştırınız ve Lütfen Örnek Tümceleri Ezberleyiniz. Çok Yararını Göreceksiniz. Benim Değerlendirme Ölçeğimde "Orta-Boy Sözcük Bilgisi" Sınıfına Giren Bu Tür Yapılara Tam Hakim Olmak, ÜDS veya KPDS gibi Sınavlarda Başarı İçin Bir Başka Gerekirlik

belong to  = ait olmak... That house on the hill belongs to a rich widow... Tepedeki şu ev zengin bir dula ait... (Eeee, n'lmuş diye sormayın, lütfen Sayın Üyeler... Herzaman anlamlı örnek tümceler oluşturmamı beklemeyin !!)

bet on = üzerinde bahis oynamak... I think it is stupid in the extreme to bet on horses... (Şu deyişi not ediniz: "I bet you a billion liras that...etc." = Seninle bahse girerim ki ...vb...

Beware of ...! = Dikkat!... Beware of the dog!... Beware of pickpockets!...

bid for = pey sürmek, teklif etmek... Will anyone bid ten thousand for this antique vase?... (bid against = The two men kept bidding against each other / one another... = Bir o arttırıyor, bir öteki arttırıyordu...) [auction (ok-şın) = müzayede, açık arttırma... tender = ihale... bidder = teklif veren]

blame smb for sth = suçlamak, kabahati ona yüklemek, ondan bilmek... She blamed her husband for all her misfortunes... (blame sth on smb = He blamed his failure on his teachers...)

Buradaki çalışmamız, sizler için her hafta beş yeni deyim/deyiş şeklinde anlaşılmalıdır. Biliyorsunuz, çok geniş kapsamlı ve sistematik bir çalışmayı (47 yıl sürecek !!) Pazartesi günleri Anadergimizde sunuyorum.

   
 
 Here Is A Pre-Intermediate Level Grammar Test I have Prepared For You 

555 KPDS/ÜDS KURALI GEÇERLİ !!

Yani, 5 Dakika içinde 5 Soruda 5 Doğru Yanıt Veremiyorsanız, Zahmet Edip Bu Sınavlara Girmeyin. (Dost Acı Söyler)

1. Did your friend ............... live here ?.

          a. was using to     b. used to     c. was used to     d. use to     e. used to do

2. If you're forbidden to do something, it means you .............. do it.

          a. haven't got to     b. needn't     c. couldn't     d. may not     e. don't have to

3. ............... Man/man you've been talking about has just gone into the greengrocer's across the street.

          a. ---     b. A     c. One     d. The     e. Other

4. What a clever girl ............... !

          a. you are     b. is she     c. are you     d. isn't she     e. aren't you

5. The bus ............... in ten minutes.

          a. was living    b. is leaving     c. will live     d. isn't living     e. aren't living

* * * * *

Answers A Little Down The Page

You can always mail me, should you have any doubts lingering on your mind.

 
   

[ All Ads Deleted ]

   
 

 

Key To The Grammar Test:  1. d    2. d    3. d    4. a    5. b

AÇIKLAMALAR

 1  You used to... You didn't use to... Did you use to?.. Didn't you use to?.. 

 2  "May" yardımcı fiili, burada "izin vermek, müsaade etmek" anlamında... (Öteki anlam boyutu, biliyorsunuz, "olasılık" olabilirdi) Size güzel bir örnek daha vereyim: "Candidates may not leave the room under any circumstances during the first hour of the exam. = Çıkamazlar; çıkmalarına izin verilmiyor; çıkmaya mezun değiller...)

 3  Çünkü arkasından gelen belirleyici sıfat tümceliği, bu adamı "belli adam, bilinen adam, sözünü ettiğimiz adam" haline getiriyor ve "definitive article" kullanımı zorunluk kazanıyor...

 4 

 Beğeni Yada Eleştirinin Yoğun Anlatımı 
 

What a beautiful girl!

What nonsensical ideas!

What stupidity!

How stupid!

How gracefully she walks!

  (= sayılabilir tekil ad)

  (= sayılabilir çoğul ad)

  (= sayılamaz ad)

  (= sıfat)

  (=zarf)

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz. Tümcelerin düz-tümce olma zorunluğuna dikkat ediniz:

What a night!.. What ideas!.. How nice!.. How very nice of you!.. What a wonderful wife she will make!.. How lucky I am!.. What a stupid man I am!.. How hard they work!.. How quickly they forget!.. What a beautiful day it is!.. What a delicious dish!.. How well you cook!.. How cruel you are to him!.. What a man!.. What a woman!.. What people!..

 5  Biliyorsunuz bu soruyu üç hafta kadar önce yine sormuştum... Bir dikkat sorusu: "To leave" fiili şıklardan yalnız birisinde kullanılıyor!...Yeni katılan üyelerimiz için tekrarladım... 

 

* * * * *

 

         

ANASAYFA  --  TESTLER  --  OKUMA  --  EĞLENCE

 

BU YAYINDA KULLANILAN FONETİK SİMGELERİ

æ = /a/ ve /e/ arası: cat /kæt/, black /blæk/, bad /bæd/, man /mæn/ ------  : /a/ ile /o/ arası... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde /a/ ya daha yakın: hot /ht/, fog /fg/, dock /dk/  -----  I : (Schwa) : İnternet ortamında /@/ veya başaşağı "e" ile temsil edenler var. İngilizce'de aşağı yukarı bütün ünlülerin vurgusuz hecelerde yuvarlandığı, orta damağın çeşitli yerlerinde oluşturulan seslik. Türkçe'de /ı/ ile /a/ arası bir ses. Hatta, "ğ" harfinin gırtlaksı olmadığı çoğu zaman bu sesi verdiğini söyleyebiliriz: ağlamak /a-ğı-lamak/  ------  Ø = thin /Øin/, thimble /Øim-bl/, thunder /Øan-dır/... "pelthek pelthek" konuşma...  ------ ð = this /ðis/, then /ðen/, those /ðouz/...  ses "telleri" titreşimsiz "Pelthek" kardeşin "badzi badzi" yürüyen titreşimli kardeşi...  -------- w "Dabılyu", /u/ nun katmerlisi. Hakkını veriyoruz. Dudaklar yuvarlak ve ileri uzatılmış. /v/ ile uzaktan yakından bir akrabalığı yok... /v/ sesi için konuşma organ ve boşlukları aynen /f/ sesi için olduğu gibidir ve /f/ sesinin titreşimli kardeşidir...  --------  N = "-ing"...  ---------  : İki nokta üstüste: önceki sesi uzat...  --------- /r/ BBC İngilizcesinde telaffuz edilmiyorsa, göstermiyoruz...

___________________________________________________________________________

Bu E-Posta Gönderisinin İçeriği Ticari Amaçla Çoğaltılamaz. Tamamen Özgün, Bir Bölümü Yayınlanmış, Bir Bölümü Yayına Hazırlanmakta Olup, Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermek Koşuluyla Eğitimde Kullanabilirsiniz: Emeğe Saygı Lütfen.

__________________________________________________________________________