Doç. Dr. Yalçın İzbul

Hacettepe Üniversitesi eski öğr. üyesi

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Intermediate Level Exercises

A Weekly Supplement Issued On Wednesdays

04/10/02 - 0009

 

Educational (!) Quotation Of The Week:  "It is now quite lawful for a Catholic woman to avoid pregnancy by a resort to mathematics, though she is still forbidden to resort to physics or chemistry." -- H.L. Mencken... Katolik hanımlar için günümüzde aritmetik yoluyla doğum kontrolü tamemen serbest ama fizik veya kimya çözümlerine halâ izin verilmiyor...

Humorous Quotation Of The Week:  "You can get more with a kind word and a gun than you can with a kind word alone." -- Al Capone (ünlü gangster)... Tekbaşına bir tabanca ile elde edebileceğinizden çok daha fazlasını, nazik birkaç söz ve yanında bir tabanca ile elde edebilirsiniz...

(Intermediate Level Sorularınızı Çarşamba Ekimizde Türkçe, Advanced Level Sorularınızı Perşembe Ekimizde İngilizce Olarak Yanıtlıyorum)

   
 

GRAMMAR & VOCABULARY

THE CONDITIONAL MOOD / KOŞUL KİPİ

If'li Tümceler -- Yedinci Bölüm

GENERAL EXERCISE

PART - I

1) I think it's extremely unlikely, but if we do come across ............... wild animals, we must be prepared to kill them.

a) some     b) however     c) any     d) whatever    e) no

2) It probably ............... if you'd been more careful.

a) doesn't happen ever again   b) won't ever happen again   c) didn't happen   d) would never have happened   e) hadn't ever happened

3) If he had taken my advice, he ............... a rich man by now.

a) will be      b) would be      c) were      d) could be      e) would have been

4) If he had taken my advice, he ............... a rich man now.

a) will be     b) would be     c) were     d) was     e) would have been

5) She'd be quite pretty if she ............... so much make-up.

a) didn't wear   b) wears   c) will wear   d) won't wear   e) doesn't wear

6) I would have given it to you freely if you ............... one.

a) had to have      b) had had to have      c) had had      d) had         e) have had to have

7) If you .............. a full member, you would have to pay double that price.

a) would have been   b) aren't   c) wouldn't be   d) can't be   e) weren't 

8) I'm sure she would have come and seen me if she .............. the time.

a) has   b) has had   c) would have   d) had had   e) were having

[Answers Further Down The Page]

 

 
   
 
  Vocabulary Study: Verb + Customary Particle Combinations 

Five Such Items Are Presented Each Week

No Need To Get Involved In Any Linguistic Discussion of Whether These Are "Phrasal" or Not; or, Whether the Accompanying Particle Is an Adverb or a Preposition: Just Concentrate on the Constructions Presented and, Profitably, Memorize the Sample Sentence(s) Offered

Açıklayıcı Not: Dikkatinizi Verilen "Deyim" ve "Deyiş" lerin Anlamı ve Kullanım Özellikleri Üstüne Yoğunlaştırınız ve Lütfen Örnek Tümceleri Ezberleyiniz. Çok Yararını Göreceksiniz. Benim Değerlendirme Ölçeğimde "Orta-Boy Sözcük Bilgisi" Sınıfına Giren Bu Tür Yapılara Tam Hakim Olmak, ÜDS veya KPDS gibi Sınavlarda Başarı İçin Bir Başka Gerekirlik

boast of/about  = böbürlenmek, şişinerek övünmek... He boasts of his success with women all the time, but we wonder how much of it is true... “We confide [that is, have confidence] in our strength, without boasting of it; we respect that of others, without fearing it” (Thomas Jefferson).

Ancak, yine aynı deyim, "haklı olarak övünmek, sahip olmak" anlamında da kullanılabilir. Nüansı, bağlam tayin edecektir: This area boasts of some the best beaches in the country...

NOT: Yakın yıllarda "boast" fiili, "aranan, istenilen nitelik/niteliklere sahip olmak" anlamıyla geçişli (transitive) bir fiil olarak kullanılıyor; bu kullanım, karşı çıkanların yüksek oranına karşın, yine de yaygın ve yerleşmiş görünüyor: This ezine boasts a select clientele with a greater concentration of academicians and professionals and managers than any site on the Net today... [Walla, arasıra biraz övünmek de bayağı iyi geliyor!!]

border on = sınırında olmak, sınırdaş olmak... His genius borders on insanity... (Dehası delilik sınırındadır)... Peki, şu tümcedeki derin tevazuya (modesty) ne dersiniz: I wish my insanity bordered on genius!!

borrow from = ödünç almak.... He wants to borrow the money from his bank = Parayı (the money) bankasından ödünç almak istiyor... (Karşılaştırınız: He wants to borrow money... = Bankasından ödünç (para) almak istiyor...)

İlginç bir kullanım: Başka dillerden sözcük veya diğer dil öğeleri alınması da bu fiil ile ifade edilir: Languages commonly borrow words and other features from one another... "Niagara" was obviously borrowed from the Turkish expression "Ne Yaygara" !!

bother smb with sth = rahatsız etmek, rahatsızlık vermek... Stop bothering me with your foolish questions...

"Why bother (with) ?" deyimi ise çok yaygın kullanılan (konuşma içinde çoğu zaman da tek başına "Why bother?") bir deyim: Why bother with such immaterial (unimportant) questions?.. Why bother trying to convince him? He never cares to listens to us, anyway... Why bother filling baby teeth? Well, you'd better consult a specialist...

bump into = 1) toslamak, çarpmak... This robot doesn't bump into things when crawling or walking and can judge how far something is when he wants to grab it... The drunken man bumped into a lamp-post and broke his glasses... 2) rastlamak, denk gelmek (colloq)... The nice thing of doing research for a site is that you always bump into something you do not expect.. Should you bump into some other problems, don't hesitate to contact me... Yes, I bumped into him only yesterday...

Buradaki çalışmamız, sizler için her hafta beş yeni deyim/deyiş şeklinde anlaşılmalıdır. Biliyorsunuz, çok geniş kapsamlı ve sistematik bir çalışmayı (47 yıl sürecek !!) Pazartesi günleri Anadergimizde sunuyorum.

   

[ All Ads Deleted ]

   
 
 

EXERCISE - I

YANITLAR, ÇEVİRİLERİ VE AÇIKLAMALAR

 1 - c   I think it's extremely unlikely, but if we do come across any wild animals, we must be prepared to kill them... Pek olası değil ama, olur da herhangi bir vahşi hayvan ile karşılaşırsak... Bağlamdan olasılığın düşük olduğu anlaşılıyor; o halde "some" değil "any"... bknz. If-tümcelikte some ve any...

 2 -d   It probably would never have happened if you'd been more careful... (Daha dikkatli olsaydın, belki de böyle bir şey hiç olmayacaktı... Olay geçmişte kalmış (ve ne yazık ki gerçekleşmemiş) = Tip III...

 3 - e   If he had taken my advice, he would have been a rich man by now... By now, yani, şimdiye değin = Geçmişten söz ediyoruz, o halde TİP III...

 4 - b   If he had taken my advice, he would be a rich man now... "Now" = Demek ki, şimdiki zamanda bir olasılıktan söz ediyoruz, o halde Tip II... bknz. Tip II ve III birlikte kullanım...

 5 - a   She'd be quite pretty if she didn't wear so much make-up... Bu kadar çok makyaj yapmasa oldukça güzel bir kız... Geniş zaman = Tip II...

 6 - b   I would have given it to you freely if you had had to have one... Eğer bunlardan birisine sahip olmak zorunda kalmış olsaydın sana bir tane öylesine / bedavacıktan veriverirdim... Kullandığımız fiil öbeği: have to have = birincisi yardımcı fiil, ikincisi asıl fiil, yani anlamı, "sahip olmak zorunda olmak"... Fiilimiz "have to go", "gitmek zorunda olmak" olsaydı = hah had to go, diyecektik... Dolayısıyla Tip III = had had to have...

 7 - e   If you weren't a full member, you would have to pay double that price... Temel tümcelikteki asıl fiiliniz = have to... Dolayısıyla, "would pay" yerine "would have to pay" diyerek "zorundalık" kavramını da eklemiş oluyoruz. Bu arada tümcenbin tamamı, II. Tip -- çünkü içinde bulunduğumuz andaki bir olaydan sözediyoruz. Örneğin, üyesi olduğunuz bir kulübün kapısında biletlerin çok pahalı olduğundan şikayet ediyorsunuz; size verdikleri yanıt: "Eğer üye olmasanız, şu anda bunun iki katını ödüyor olurdunuz/olacaktınız..."

 8 - d  I'm sure she would have come and seen me if she had had the time... Eminim ki zamanı olsa gelip beni görürdü... Geçmiş bir dönemden söz ediliyor, dolayısauyla = III. Tip... Buradaki fiiliniz, "to have"... Örneğin "to see" olsaydı "had seen" diyecektik. O halde, "had had"...

[Devam Edecek]

 

* * * * *

 

         

ANASAYFA  --  TESTLER  --  OKUMA  --  EĞLENCE

 

BU YAYINDA KULLANILAN FONETİK SİMGELERİ

æ = /a/ ve /e/ arası: cat /kæt/, black /blæk/, bad /bæd/, man /mæn/ ------  : /a/ ile /o/ arası... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde /a/ ya daha yakın: hot /ht/, fog /fg/, dock /dk/  -----  I : (Schwa) : İnternet ortamında /@/ veya başaşağı "e" ile temsil edenler var. İngilizce'de aşağı yukarı bütün ünlülerin vurgusuz hecelerde yuvarlandığı, orta damağın çeşitli yerlerinde oluşturulan seslik. Türkçe'de /ı/ ile /a/ arası bir ses. Hatta, "ğ" harfinin gırtlaksı olmadığı çoğu zaman bu sesi verdiğini söyleyebiliriz: ağlamak /a-ğı-lamak/  ------  Ø = thin /Øin/, thimble /Øim-bl/, thunder /Øan-dır/... "pelthek pelthek" konuşma...  ------ ð = this /ðis/, then /ðen/, those /ðouz/...  ses "telleri" titreşimsiz "Pelthek" kardeşin "badzi badzi" yürüyen titreşimli kardeşi...  -------- w "Dabılyu", /u/ nun katmerlisi. Hakkını veriyoruz. Dudaklar yuvarlak ve ileri uzatılmış. /v/ ile uzaktan yakından bir akrabalığı yok... /v/ sesi için konuşma organ ve boşlukları aynen /f/ sesi için olduğu gibidir ve /f/ sesinin titreşimli kardeşidir...  --------  N = "-ing"...  ---------  : İki nokta üstüste: önceki sesi uzat...  --------- /r/ BBC İngilizcesinde telaffuz edilmiyorsa, göstermiyoruz...

___________________________________________________________________________

Bu E-Posta Gönderisinin İçeriği Ticari Amaçla Çoğaltılamaz. Tamamen Özgün, Bir Bölümü Yayınlanmış, Bir Bölümü Yayına Hazırlanmakta Olup, Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Göstermek Koşuluyla Eğitimde Kullanabilirsiniz: Emeğe Saygı Lütfen.

___________________________________________________________________________