Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

Gözlemler ve Kısa Notlar

Observations and Brief Notes - 01

 

BU BÖLÜMÜN KONULARI

 

Hz. Mevlana Ne Demişmiş, Ne Dememişmiş?  /  "Bir Türkçe sözcük 17 Ingilizce sözcüğe bedeldir." Üç cadı üç Swatch saate bakıyorlar... İngilizce'deki En Uzun Sözcükler...

 # 001

Hz. Mevlana Ne Demişmiş, Ne Dememişmiş?

Bana bir pps. dosyası gönderilmiş. Hz. Mevlana'nın sözleri üzerine, pek güzel hazırlanmış...

Ne var ki, son sayfadaki çeviri (Türkçe'den İngilizce'ye) bir mantık açısından biraz bulutlu:

"Either exist as you are or be as you look" ...demişler.

Peki, bu çeviriyi yeniden Türkçe'ye çevirelim: (Yani, "sağlamasını" yapalım):

Either exist as you are (Ya olduğun halinle var ol) or be as you look (Ya da göründüğün gibi ol).

Google'da şöyle bir baktım; bir sürü yurdum insanı birbirlerinden kopyalayarak çoğaltmışlar.

Hep söylediğim gibi: İnternetteki enformasyon karmaşası had safhada... İnternetteki enformasyon bulanıklığı, ünlü yancebimeci medya patronları ve şakşakçı ekonomi prof'larının oluşturdukları karartma ve pembelemeden geri kalmıyor...

Birkaç sitede, daha makul çeviriler buldum.

Örneğin,

"Either be as you appear to be or appear as you are."

Bendenizin naçizane önerisi:

"Either show yourself as you are, or be as you show yourself to be." (= Ya olduğun gibi göster kendini; yada kendini gösterdiğin gibi ol.)

(Hay Allah, durup dururken yine siyasetçilerimiz üstüne yorum yapmış olduk!...)

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 002

 

"Bir Türkçe sözcük 17 Ingilizce sözcüğe bedeldir."

İnternet'te Dolaşan Bir İddia:

"Bir Türkçe sözcük 17 Ingilizce sözcüğe bedeldir."

Kanıt:

Afyonkarahisarlılaştırmadıklarımızdan mısınız? =
Aren't you one of those people whom we tried -- unsuccessfully - to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?"

İddia böyle...

İtiraz ediyorum:

Bu sevimli balık, üstüne biraz limon sıkılmak ister... Maalesef yanlışlıklar var:


1. "Aren't you" diyeceksek, "değil misiniz" diye Türkçe'de bir sözcük daha eklemek gerekir. (Soru eki ayrı bir sözcükl sayılacak mı sayılmayacak mı? Bu ayrı bir tartışma.)

Gerçi, bunun tedavisi kolay. Yanına bir "tense" düzeltisi, bir de zarf seçeneği yerleştiriveririz:

Are you not one of those people whom we have
been trying without success to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

Şimdi, eder 21 sözcük...

Daha iyisi de var:

Düşündüm de; aslında burada "davranış olarak benzemek" kavramını vurgulamak yerinde olur: resemble ==> act like; behave like; live like...

Are you not one of those people whom we have been trying without success
to make act like the citizens of Afyonkarahisar?

Şimdi, eder 22 sözcük...

*  *  *  *   *

Amaaa,

İngilizce bu kadar çabuk teslim olmayacaktır tabiatıyla:

a) "have been trying without success" yerine "failed"; buradan dört sözcük kazanırlar.

b) Londoner, Mancunian (Manchester'li), Liverpudlian (Liverpool'lu) gibi sözcüklerden örnekseyerek, "Afyonkarahisarian" gibi bir sözcük üretebilirler:

c) "those people" demek zorunda değiller; "those" yeterli.

d) "Present perfect" ve "simple past" tercihi Türkçe cümlede belirtilemediği için, "simple past" tercih edip bir sözcük de oradan kazanırlar.

e) "whom" sözcüğü sıfat yan cümlecikte özne değil nesne konumunda olduğu için cümleden düşürülmesi son derece doğaldır.

f) Ayrıca Türkçe cümle "benzetmek" kavramını içermiyor; "to make resemble" kavramında geri adım atmak zorundayız.

SONUÇ:

"Are you one of those we failed to make an Afyonkarahisarian?"

Tüh -- İndi mi 11 sözcüğe.

Neyse, kadı kızında o kadarcığı da olsun.

*  *  *  *   *

NOT 01:

Sizlere 1 milyon sözcüklü bir soru vereyim:

Are you one of those people whom we have not had any success in making think, behave, eat, sleep, look, ........ fart and defecate like the citizens of ------------- ?

İkinci boşluğa hangi şehrin insanlarından dayak yemek istiyorsanız, o şehrin adını yazınız.

*  *  *  *   *

NOT 02:

Bilinen en uzun kent adı, Kuzey Galler'den geliyor: Şimdi şunu deneyiniz:

Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwyllllantysilio-gogogoch'lulaştıramadıklarımızdan mısınız?

*  *  *  *   *

NOT 03:

Türkçe gibi "ekleyip yapıştırmalı" ("agglutinative") gelişmiş bir dilin yanında, zavallı çekimsiz ilkel bir dil olan İngilizce'ye baktıkça, iyi ki Türkçe öğrenmeğe çalışan bir İngiliz olmak yerine, İngilizce öğrenmeğe çalışan bir Türk olarak gelmişim dünyaya, diye seviniyorum...

Bunu bilir, bunu söylerim...

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 003

Üç cadı üç Swatch saate bakıyorlar...

İnternet'te son zamanlarda pek bir popüler İngilizce "tongue twister" var:

Türkçesi: "Üç cadı üç Swatch saate bakıyorlar. Hangi cadı hangi swatch saate bakıyor?" ... diye başlıyor.

Eminim bu e-mail'den size de gönderilmiştir...

Birinci nokta:

İngilizce aslı olarak gösterilen cümlede çok kötü fena bir gramer yanlışı var:

"Three witches watch three Swatch watches. Which witch watch which Swatch watch?"

Yanlışı buldunuz mu? Bravo...

Doğrusu:

"Which witch WATCHES which Swatch watch?" (3. person singular)

Internet'te yapılan bir yanlışın, alıntı yoluyla, kuş gribi gibi felaket yayıldığı konusunda sizleri dikkatli olmanız için daha önce de çeşitli kereler uyardığımı hatırlıyorum...

İkinci nokta:

Yukardaki metnin ardından verilen "ileri derece tercüme cümlesi" nde birdenbire bizim cadıların "travesti" olduğu iddiası yer alıyor. "Three switched witches watch three Swatch watch switches."

"Switched witch" kavramı bu demekmiş... Walla, argoya bütünüyle hakim olduğumu iddia edemeyeceğim ama, benim gözümde canlanan bu "dönüşüm" olayı olsa olsa Dudu'nun Perihan, Perihan'ın da Dudu kimliğine dönüşmesi şeklinde olur. Ha, bakın Tacettin erkek olduğuna göre, olur da Dudu yada Perihan kimliğine bürünürse buna bir "travestilik" örneği gözüyle belki bakabiliriz, ama orada da kıyafet değişiminden öte bir kastım yok.

Bir de "watch switch" ile herhalde "the winding knob" (saatin dönerli kurma topuzcuğu) kastediliyor; ama tabii, hem kafiye tutmaz, hem de ekstradan ayıp olur...

Herneyse, madem herkes "tongue twister" lara bu derece takmış durumda, ben de Andrew kardeşimin yardımıyla sizlere "tam fıttırık" bir metin sunayım dedim: İşiniz gücünüz yoksa, bir iki kez tekrarlayın - Sonra, haydi Bakırköy, bir - iki, bir - iki...

*  *  *  *   *

Three witches watch three swatch watches. Which witch watches which swatch watch? Three switched witches watch three Swatch watch switches. Which switched witch watches which Swatch watch switch? Three swiss witch-bitches, which wished to be switched swiss witch-bitches, watch three swiss Swatch watch switches. Which swiss witch-bitch, which wishes to be a switched swiss witch-bitch, wishes to watch which swiss Swatch watch switch?

*  *  *  *   *

Sürç-i lisan eyledik, Swiss bacılarımız affede...

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 003-1

İNGİLİZCE'NİN EN SIRIK BOYLU SÖZCÜKLERİ...

The Longest Words in the English Language

Bana ençok sorulan sorulardan birisi de: "İngilizce'deki en uzun sözcük hangisidir?" One of the questions I am often asked goes: "What is the longest word in the English Language?"

Bunların çoğu kimyasal bileşiklerin, hastalıkların adları, veya teknik terimler... Yani pek fazla ilginç sözcükler değiller...
Most frequently, they are names of chemical compounds and diseases or technical words, and not very interesting to remember or talk about.

Sanki, salt "en uzun sözcük yarışmasına katılsınlar" diye uydurulmuşlar gibi...
It is as if the only purpose they were coined for was to serve as examples of longest words...

İşte belirleyebildiğim bazı örnekler...
Here are some examples:

antidisestablishmentarianism: Asıl anlamı "İngiliz Kilisesi'nin Kaldırılmasına karşı olmak"... Günümüzde çoğu zaman "müesses nizamın kaldırılmasına karşı olmacılık" anlamında kullanılıyor ve yaygın olarak İngilizce'deki en uzun sözcük olarak biliniyor.

honorificabilitudinity: "honorificabilitudo" yani "honourableness" sözcüğünden türetme yoluyla... Şekspir'in kullanmış olduğu en uzun sözcük olma şerefini taşıyor: "I marvel thy master hath not eaten thee for a word; for thou art not so long by the head as honorificabilitudinitatibus: thou art easier swallowed than a flap-dragon." [Love's Labour's Lost, Act 5, Scene 1]

floccinaucinihilipilification: Mizahi bir sözcük. Anlamı: "değersiz bulma huyu veya eylemi"...

hippopotomonstrosesquipedalian: Bir sıfat. Anlamı "çok çok uzun bir sözcüğe ilişkin". Hipopotam ve monster köklerine akrabalığı yanında, Latince sesquipedalis, "bir buçuk ayak, yani çok uzun" [sesqui, "bir yarım daha" + pes, ped-, "ayak"] kavramından oluşturulduğu görülüyor.

supercalifragilisticexpialidocious: 1964 Walt Disney "Mary Poppins" filmi ile ünlenen bir sözcük. Filimde kullanılan biçim, "supercalifragilistic" idi. "Şahane, harika" anlamında, genelde çocuk dilinde kullanılan bir uydurma sözcük...

pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis: Walla, bunu da hekimlere sorun, kardeşim -- herşeyi ben bilemem!! [Anladığım kadarıyla bu bir hastalık adı: "ince silikat veya kuarts tozlarının ciğerlere çekilmesinden kaynaklanan pnömokoniosis !!"

* * * * *

Galiba siz sorduğunuza, ben de araştırıp bulduğuma hepbirlikte pişman olduk !!

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

    

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

BİLMECE      Y-KAYNAK       E-KİTAP       ÖZDEYİŞ      ESKİ SAYILAR