Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

Gözlemler ve Kısa Notlar

Observations and Brief Notes - 02

 

BU BÖLÜMÜN KONULARI

 

Biraz "Fonetik" Bilgisi Şart!  /  Sequence Of Tenses !! /

How European Are We?  /  Rainbow Bridge (Gökkuşağı Köprüsü)

 # 004

Biraz "Fonetik" Bilgisi Şart!

Fonetik (phonetics), fonoloji (phonology), fonemik (phonemics), morfo-fonemik (morpho-phonemics)...

Ne yazık ki, genel okuyucu için esrarengiz -- ve bir o kadar da ürkütücü kavramlar... Üstelik herbirimiz anadilimizde, bu "sevimsiz" bilim dallarının adını bile işitmiş olmaksızın, bülbüller gibi şakıyabiliyoruz.

Oysa, ister sevin ister sevmeyin, yabancı bir dilde KONUŞMA (hatta dinleme) becerilerinizi geliştirmede, bu konularda biraz mürekkep yalamanız büyük kolaylıklar sağlar...

Sitede olsun, eğitim setimde olsun, "telaffuz" konusuna yardımcı olmağa çalışıyorum.

Ne yazık ki, fonetik alfabesi ile yazılan sözcük ve metinler, ilk tanışana sanki yepyeni bir dil daha öğrenmesi gerekiyormuş gibi gelir...

Yazı sistemleri konuşmanın akışını şu yada bu ölçüde yaklaşık değerlerle temsil eder. Genel kullanımdaki yazı sistemlerinde, öğrenim kolaylığı (ayrıca yazım - basım kolaylığı) sağlamak amacıyla, 25-30 işaret (harfler) ile yetinilmektedir.

Bu kadar az sayıda işaret ile, konuşma sesleri ve akışının fonetik özelliklerini tam olarak göstermek olanaksızdır. Bu iş için geliştirilen özel "fonetik alfabeleri" ise -- gösterilmek istenen ayrıntılara koşut olarak -- yüzün üstünde işaret içerir.

Sizleri sıkmamak için, uluslararası fonetik işaretlerini, kolaylık sağlayacak ölçüde kısıtlı kullanarak, pratik bir gösterim yolu oluşturmuştum... (Bu yüzden de, fonetik polisleri peşimde zaten.)

Walla, yaranamadık... Çok az sayıda başvurduğum IPA (International Phonetics Alphabet) işaretleri bile, aslında çalışmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi pek bir seven yurdum insanlarının şikayetlerine mucip oldular!!

Ben de, yalnızca tanıdığınız harf ve işaretlerden oluşan yeni bir dizge geliştirmeğe karar verdim. Bundan böyle, bu yeni dizgeyi kullanacağım ve sitede daha önceki yayınlanmış metinleri de peyderpey buna göre değiştireceğim.

Azıcık kendisini sıkarsanız, çok büyük faydasını göreceksiniz.

Yeni yüklediğim iki sayfa adresleri aşağıda:

http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/konusma-dili/fonoloji.htm

http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/konusma-dili/fonetik-simgeler.htm


Kolaylıklar, sebat ve sabır dilerim.

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 005

 

Sequence Of Tenses !!


Sitemize gönderilen feryat mesajlarında kimi konular üstünde belirgin bir yoğunlaşma vardır.

Tipik bir örnek:

"Kitaplar gerçekten bazen yardımcı olmak yerine işi daha da berbat hale getiriyor... Bu tense uyumunu nasıl hala halledeceğim bilemiyorum. Mesela KPDS de en az 6-8 soru çıkıyor bu konularla alakalı... Kitaplardan defalarca tekrarladım ama kafam almıyor galiba."

Önce şu, "kafam almıyor" meselesini bir yana bırakınız... Dilbazlık ile zeka arasında fazla bir ilinti olmadığını saptamak için ortamlara şöylesi bir göz atmanız yeterli...

"Tense uyumları" deyimi ile, sanıyorum, kitaplarda "tense sequences" başlığı altında verilen heyula tablo ve çizelgeler kastediliyor.

Kestirmeden söyleyeyim: Bu konuyu çok fuzuli, hatta öğrenciyi kaçınılmaz biçimde hataya sürükleyen zararlı bir başlık olarak görüyorum. Tense'leri adam gibi öğretmek varken, yolumuza dikilen bıktırıcı birer engel...

Görüşümü ve bence asıl yapılması gerekenleri dergilerimizde zaman zaman dile getirdim.

Şöyle ki,

"Şu tense'den sonra şu tense gelir veya gelmez," gibi katı kurallara bağlayarak, anlamın gereklerini arka plana iten garipliklere yol açmaktansa;

"tense'ler deneyim alanlarımızı kendi aralarında nasıl bölüşürler; hangi durumlarda hangi tense kullanılmalıdır" bilgisi üstüne yoğunlaşmak çok daha verimli bir yoldur.

Bu bilgi kazanıldıktan sonra, yapılacak tek şey, karmaşık cümlelerde, cümleyi oluşturan cümleciklerin (clauses) bu bilginin ışığında ayrı ayrı değerlendirilmesidir... Bu kadar basit ve kolay...

"Tense diziliş" kuralları asgariye indirilebilir:

Örneğin,
"Ana-cümlecik future ise, yan-cümlecik present olur" kuralı son derece yararlı bir bilgidir: "We will have dinner when your father comes back."

"Geçmişteki bir nokta veya dönem öncesi için past perfect kullanılır" da öyle: "I had finished my breakfast before she came."

Bir başka örnek ise, If'li tümcelerdeki 1, 2, 3. Tip kurallarıdır.
[Ama bunu söyler söylemez, 2. ve 3. tipin birarada kullanıldığı tümcelerin mantığını da hemen eklemek gerekir.]

Aşağıya Ana Kitabımızdan bir pasaj alıyorum:

Sözü edilen eylem ve olasılığın farklı zaman dilimlerine ilişkin olmaları durumunda, Tip II ve III cümlecikler birlikte kullanılacaktır:

If he didn't gamble so much (= genelde), he could have become a very rich man by now (= bugüne değin geçmişte)...
Çok kumar oynar. Eğer bu kadar çok kumar oynamasa, şimdiye değin çoktan zengin bir adam olurdu.

If you hadn't spent all your money yesterday, you would have enough today...
Eğer dün (geçmiş zaman boyutu: o halde Tip III) bütün paranı harcamamış olsaydın, bugün (şimdiki zaman: o halde Tip II) yeterli paran olurdu / olacaktı.

You say he is sorry. But, if he were sorry, he would have apologized by now...
Pişman diyorsun, ama eğer pişman olsa, şimdiye değin özür dilemiş olması gerekirdi... (= demek ki pişman değil, anlamını çıkarıyoruz.)

Demek ki, cümlemizi oluşturan iki cümlecikte farklı zaman dilimlerinden söz ediliyorsa bunun gereğini tip seçiminde uygulamak zorundayız. Burada kuralı çiğnemiyor, tam tersine kurala uygun davranıyoruz.

Dediğim gibi; aslolan, anlam ve mantığın önplana alınmasıdır.

Kuralcı gramerciler, herşeyi şeklî kurallara bağlama gayreti içinde, anlamı o derece arka plana itiyorlar ki, kullanımda karşılaştığımız istisnalar karşısında kural kural olmaktan çıkıyor.

Örneğin, birisi çıkıp size, "Past tense ve present perfect aynı cümlede uyuşamaz," türünden bir sözümona kuraldan dem vurabilir... Peki şu tür örnekleri ne yapacağız?

That was the first and last time since we've been married that we had taken a break from work since we had got married.

Çünkü burada başka ve asıl önemli olan kurallar işliyor: Sözünü ettiğim olay geçmişte kaldı [=was]; ama evlilik hala sürüyor [=have been married]... Ek bilgiler olarak: Evlendiğimiz günden o güne değin hiç tatil yapmamıştık...  Gördüğünüz gibi, her bir durum için tense kullanım kurallarını ayrı ayrı uyguladık ve tense'ler anlam ve mantık çerçevesinde dizildiler.

Varsın gramer polisleri, hangi tense hangi tense'ten gelir veya gelmez sorularına cevap arayadursunlar...

Bu söylediklerimize ek olarak, örneğin indirect speech gibi şeklî kuralların çok belirgin olduğu alanlarda bile anlam ve mantığın önplanda olması gerektiğini vurgulayalım. Bildiğiniz gibi, "Giriş fiili past tense ise, aktarılan sözlerin zamanı bir derece geriye götürülür," şeklinde ünlü bir kuralımız vardır. Doğrudur da... Ama, asıl belirleyici etkenin durum, zaman ve zeminin mantığı olduğunu eklemezsek, öğrenciyi yanıltmış oluruz.

Örneklersek: Diyelim ki muhatabınız "The earth is round," şeklinde bir cümle sarfetmişti. Birkaç gün sonra bu sözleri bir başkasına aktarırken:

1) Eğer, "O anda ağzından çıkan sözler buydu" anlamında aktarıyorsanız = He pointed out (said) that the earth was round...

2) Eğer, "Şu genel gerçeğe işaret etti ki" anlamında aktarıyorsanız = He pointed out (said) that the earth is round...

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 006

 

How European Are We?

Ne derece Avrupalı'yız?


There was a desert island, populated by the following:

2 Italian men and 1 Italian woman
2 French men and 1 French woman
2 German men and 1 German woman
2 English men and 1 English woman
2 Swedish men and 1 Swedish woman
2 Greek men and 1 Greek woman
2 Turkish men and 1 Turkish woman

At the end of the week, the following had occurred:

The two Italian men were busy composing romantic songs to win the Italian woman's heart.

The two French men and the French woman were living happily together and having loads of sex. [were having loads of sex = bol bol seks yapıyorlardı]

The two German men had established a precise schedule according to which they alternated with the German woman.
[to establish = kurmak, tesis etmek... a precise schedule = titiz, kesin ve şaşmaz bir zaman tarifesi... to alternate = dönüşümlü olmak]

The two English men were still waiting for someone to introduce them to the English woman.

The Swedish woman was claiming her body as her own, and the two Swedish men were contemplating the virtues of suicide.
[to claim one's body as one's own = "vücudum bana aittir; özgürüm, ben karar veririm" felsefesine gönderimde bulunuluyor... a to contemplate = üzerinde derinlemesine düşünmek; kafasında evirip çevirmek... the virtues of suicide = intiharın erdemleri]

The two Greek men were sleeping with each other. The Greek woman was cooking and cleaning for them.

And, how about the Turks? Don't ask me; I'm too busy throwing all the other men -- including my fellow countryman -- into the ocean.

*  *  *  *   *

Şimdi yazacaklarımı ise, sakın Brüksel'in kulağına gitmesin.

Sakin bir Pazar sabahı...

TRT 2'de ("KÜLTÜR kanalımız") senfonik müzik yayınlanıyor...

Hem de, Sibelyüs'ün ikinci senfonisi...
Hayat hakkında söylenebilecek ne varsa, hepsini söylemiş...

Konser salonunda öksüren olsa, gözümü kırpmadan gırtlaklarım...

Sonra...

Bitime 20 saniye kala, İbo'nun türkü programı sanıp,
kesiyorlar ve reklam kuşağı giriyorlar...

Sonra, kalan 20 saniye yayınlanıyor...

*  *  *  *   *

Bu Kafayla Nah Avrupa!!

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 007

 

Rainbow Bridge

Gökkuşağı Köprüsü

Here is a lovely little poignant story for all nature lovers... Author unknown... [poignant = dokunaklı...]

Küçücük bir not: Birkaç hafta önce Üniversite hocası olacak bir zat evlerde köpek beslenmesine ilişkin kıymetli fikirlerini fetva buyurmuşlardı. Haberi olsun: Cennet'te bir bekleyeni olmayacak...

Rainbow Bridge...

Just this side of heaven is a place called Rainbow Bridge.

When an animal dies that has been especially close to someone here, that pet goes to Rainbow Bridge. There are meadows and hills for all of our special friends so that they can run and play together. There is plenty of food, water and sunshine, and our friends are warm and comfortable.

All the animals who had been ill and old are restored to health and vigour; those who were hurt or maimed are made whole and strong again, just as we remember them in our dreams of days and times gone by.

The animals are happy and content, except for one small thing; they each miss someone very special to them, who had to be left behind. [Bir tek şey dışında: herbirisi geride bıraktıkları, kendileri için çok özel bir kimseyi çok özlüyorlar...]

They all run and play together, but the day comes when one suddenly stops and looks into the distance. His bright eyes are intent; His eager body quivers. Suddenly he begins to run from the group, flying over the green grass, his legs carrying him faster and faster.

You have been spotted, and when you and your special friend finally meet, you cling together in joyous reunion, never to be parted again...

The happy kisses rain upon your face; your hands again caress the beloved head, and you look once more into the trusting eyes of your pet, so long gone from your life but never absent from your heart. [Bunca zamandır hayatınızdan gitmiş -- ama herzaman kalbinizde...]

Then you cross Rainbow Bridge together....

 

 

just this side of heaven = Cennet'in hemen berisinde...

 

meadow /ME-DOU/ = çayırlık...

so that they can ... = birlikte koşup oynayabilsinler diye...

 

vigour = güc, kuvvet, zindelik, canlılık...

maimed = vücudun bir uzvu sakat bırakılmış  veya yok edilmiş...

days and times gone by = geçmiş günler ve zamanlar...

content = halinden hayatından memnun ve mutlu...

intent = dikkat kesilmiş...

to quiver = titremek (heyecanla)...

You've been spotted. = "O sizi gördü!"

you cling together = birbirinize sarılıyorsunuz... reunion = yeniden biraraya gelme... never to be parted again = bir daha asla ayrılmamak üzere...

 

Sonra Gökkuşağı Köprüsünü birlikte geçiyorsunuz...

İşte benim sevgililerim...

 

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

         

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

BİLMECE      Y-KAYNAK       E-KİTAP       ÖZDEYİŞ      ESKİ SAYILAR