Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

Gözlemler ve Kısa Notlar

Observations and Brief Notes - 03

 

BU BÖLÜMÜN KONULARI

 

The World Is Flat  /  Bir cümle üstüne /

Sürüden ayrılanı  /  fail + mastar (the infinitive)   /

[sic]  /  The year 2070

 # 008

The World Is Flat!

Geçtiğimiz hafta, bir hayli gecikmiş olarak, Thomas Friedman'ın The World Is Flat: A Brief History of the Twenty-First Century başlıklı kitabını okudum.

Friedman'ın (ve aslında Bill Gates'in, ve kafası çalışan gözlemci herkesin) hararetle savunduğu tez şudur: Internet bağlantınız sizi New York, Londra, Paris, Tokyo, Moskova, Pekin... Daha doğrusu, Kuzey Kutbundan Güney Kutbuna her mahal ve milliyetten, her meslek sahibi, her sosyal sınıf insanla
BİLGİ'YE EŞİT ULAŞABİLİR mesafeye getiriyor.

İnsanlığın tarihin hiçbir döneminde sahip olamadığı bu şükredilesi olanağı nasıl kullanacağınız sizin tercihiniz...

Günün tamamını internet'ten porno indirmekle geçiriyorsanız (HİÇ YAPMAYIN DEMİYORUM), kendinize hayatta biçtiğiniz rol porno-kulüp işletmeciliği yada fedailiği olmak gerekir. Tabii, bu açıdan bir hayli pir-ü pak olan bayan internet izleyicilerinin de kendilerine göre başka zaafları var... ama sözü lüzumsuz uzatmayalım.

Her konuda olduğu gibi, yabancı dil öğrenmek konusunda da, gelişmiş, işlek beyinler... çağdaş dünyada, toplumsal, mesleksel, entellektüel konumunu irdeleyebilen bilinçli kimseler... tembel ve dünyaya kapalı beyinlilere fark atar.

Dün sabah mail kutumda aşağıda linkini vereceğim çeviriyi buldum. Çevirenin kim olduğunu bilmiyorum, ama beynine ellerine sağlık.

Sindirerek okumanızı, irdeleyerek değerlendirmenizi hararetle tavsiye ediyorum.

Tek taraflı bir görüş empoze ettiğimi düşünmemeniz için, Mülkiyeliler Birliği Dergisi (249-7, 2005) 'nde yayınlanmış "Öküzün Boynuzlarındaki Dünya" (N. Emrah Aydınonat, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İktisat Bölümü) başlıklı bir değerlendirme yazısına da ayrıca link veriyorum:

Thomas Friedman, "Dünya Düzdür" (The World Is Flat: A Brief History of the Twenty-first Century -- "Dünya Düzdür: Yirmi Birinci Yüzyılın Kısa Tarihi" başlıklı kitabından) -- 
TIKLAYINIZ

N. Emrah Aydınonat, "Öküzün Boynuzlarındaki Dünya
TIKLAYINIZ

Herzamanki selam, saygı ve sevgilerimle,

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 009

 

Bir Cümle Üstüne

Bu sabah bana süper bir mesaj ve süper bir soru gönderilmiş. Sizlerle paylaşmak istedim.

Mesajın ilgili bölümü şöyle:

"Aşağıda örneğini yazdığım cümle BBC spor servisinden alınma. Böyle bir bir cümleyi biz yazsaydık ingilizce öğretmenleri bizi sınıfta bırakırlardı. Gerçi bişiy anlamadım. Zaten beni İngilizce çalışırken motivasyonumu en çok bozan şey bu tip cümlelerle karşılaşmam. Diyorum ki biz ingilizce diye farklı bişiy mi öğreniyoruz? Neyse ben cümleyi yazayım, siz de bir görseniz iyi olur."

CÜMLE ŞÖYLE:

"The Blues will be champions again on Monday should they better the result Manchester United achieve against Spurs when they take on Everton."

Gayet muteber ve süper güzel bir cümle olduğunu hemen söyleyeyim.

İki konuyu dikkate almanız gerekiyor:

1. İngilizce'nin en güçlü yönlerinden birisi, özellikle ad sınıfı sözcüklerin ve neredeyse dildeki bütün sözcüklerin, punduna getirirseniz, fiil olarak kullanabilmesi... Tabiatıyla, dilin ustaları ve şairler için büyük bir mutluluk; ama sıradan bizler için dikkatli olunması gereken bir durum: Fazla egzantrik sözler oluşturmak riski de var. Daha doğrusu, dilediğinizce yaratıcı olabilirsiniz, ama önce "büyük bir şair" olduğunuzu herkesin kabul edeceği günleri beklemenizde yarar var...

İşte sizlere benden gayet egzantrik bir örnek: "Are you one of those whom we have failed to Afyonkarahisarianify?"

Herneyse, egzantrik örnekler bir yana, "to better" fiili yaygın kabul gören ve kullanılan bir fiildir:

"to better" = daha iyi duruma getirmek...

2. "Should" ile kurulan buradaki yapı, Tip I "if'li cümlelerde" devrik kalıplar başlığı altında ele alınır:

"Should they come" [= "If they (should) come"] = Eğer gelecek olurlarsa...

[Yol yakınken teslim olun: Gramerden kaçış yok!!]

*  *  *  *  *

SONUÇ

Cümleyi, altbirimlerini belirterek, tekrar yazıyorum:

The Blues
[=Chelsea] // will be champions again // on Monday // should they [=Chelsea] better // the result (that) Manchester United achieve against Spurs // when they [=Chelsea] take on Everton.

Chelsea
// yine şampiyon olacaktır // Pazartesi günü // eğer aşabilirse (daha iyi bir sonuç alabilirse, daha iyisini yapabilirse) // Manchester'in Spurs'e karşı elde ettiği sonucu // (kendileri, yani Chelsea) Everton'a karşı oynadığında.

Yani:

Chelsea Everton'a karşı, eğer Manchester United'in Spurs'e karşı elde ettiği sonuca kıyasla daha iyi bir netice alabilirse, Pazartesi günü yine şampiyon olacaktır.

Yani:

Manchester Spurs'e iki çekerse, Chelsea de Everton'a en az üç çekmek zorunda... (Mevcut averajları denk varsayarak söylüyorum.)


EK BİLGİ:

"champion" or "champions"?

TEKİL:

Sharapova will be the new champion. (Zaten kalbimin şampiyonu)
She will be the new champion.

ÇOĞUL:

They will be the new champions.
The Blues will be the new champions.
Chelsea will be the new champions.

ÖNEMLİ NOT:

Birden fazla bireyden/öğeden oluşan birimleri, bakış açımıza göre tekil veya çoğul sayabiliriz. Yani, "Chelsea will be the new champion," dersek, kıyamet kopmaz; özellikle de, 11 kişiden oluşan bir takım olarak değil, bir kulüp kimliği ile değerlendiriyorsak.

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 010

 

Sürüden Ayrılanı...


Birisi bir atasözümüzü İngilizce'ye çevirmiş; tam 181 websitesi de buradan alıntı yapıp, göğüslerini gere gere tekrarlamışlar. Bunların arasında yabancı ülkede okuyan veya yerleşmiş Türklerin kurduğu dernekler, piyasada isim yapmış İngilizce öğretim siteleri de var...

"The sheep separated from the flock is eaten by the wolf." (Sürüden ayrılanı kurt kapar!!)

Yanlış demeyeceğim, ama sakıncalı ve ilkel bir "çeviri", ne yazık ki...

Yabancıların çevirinin zayıflığını farketmeleri sözkonusu değil. Çünkü cümlenin grameri doğru. Çeviriyi yapan kişi, burada "which/that is separated" yapısından kısaltma yapmıştır ki, bunda gramer açısından itiraz edecek bir durum yoktur.

Ama yine de sakıncalı bir çeviri: Çünkü yeniden Türkçe'ye çevirirken, "Sürüden (çoban tarafından) ayırılan koyunu kurt kapar," diye çevirirsem, kimsenin itirazı olamaz.

Oysa, çok daha kolay ve güzel bir çözüm var:

The sheep that separates from the flock,
The one that wanders away from the flock,
The lamb that strays away from the flock,

is eaten by / is devoured by / is grabbed by / falls prey to

the wolf / wolves.

Ne yazık ki, İngilizce bilenlerimiz arasında, "to separate" fiilinin bu şekilde geçişsiz (intransitive) kullanım olanağını bilenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır.

Hele ki, sözcüğü "seperate" şeklinde yanlış yazan sitelerden uzak durun: Kendisi muhtac-ı himmet bir dede; Gayriye nasıl himmet ede?...

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 011

 

FAIL + MASTAR (the infinitive)

Aşağıdaki tümceyi inceleyiniz:

An analysis of causes of death in 2470 Boston firefighters employed during the period 1915 to 1975 FAILED TO REVEAL an association between their occupation and mortality from chest diseases.

Türkçesi:

Boston kentinde 2470 itfaiye personeli ve 1915-1975 yıllarını kapsayan bir araştırma, bu meslek ile göğüs hastalıklarından kaynaklanan mortalite arasında herhangi bir birliktelik göstermemiştir.

Ek Açıklama: Tümceyi, "Böyle bir birliktelik var; ama araştırma bunu göstermekte başarısız oldu" şeklinde yorumlamak çok büyük bir yanlışlık olur.

Yani:

Burada "to fail" fiilini, bilinen "başarısız olmak, başarısızlığa uğramak" anlamında alamayız. Aksi takdirde, cümleye çok  garip bir anlam atfetmiş oluruz.

Peki olay ne?

Dergilerimizde bu konuya birçok kez değindim. Tekrar vurgulamakta yarar görüyorum.

*  *  *  *  *

Burada geçerli olan yapı "FAIL + MASTAR (infinitive)" yapısıdır. İngilizce gramerinde olumsuzluk belirtme yollarından birisidir.

Başka bir deyişle, bu yapıyı gördüğünüzde, "to fail" fiilinin "bilinen" anlamını hiç düşünmeyiniz. O anlamın, kıyıdan kenardan bu yapıya sızabildiği örneklerin yüzdesi pek küçüktür. (İsteyerek, bilerek o anlamı katmak mümkündür -- ama olayı çapraşık hale getirmemek için, o durumu burada görmezden geleceğim. Advanced düzey üyelerimiz bir örnek için en sona bakabilirler.)

Fail + mastar : Olumsuzluk bildirir... Örneğin,

She failed to come. = She didn't come.

Cümlenin çevirisi: "Gelmedi," şeklindedir. "Gelmekte başarısızlığa uğradı," şeklinde düşünülmemelidir.

Yapının en büyük güzelliği ise, İngilizce gramerde mümkün olmayan "double negative" kurulumu için bir çıkış kapısı, bir çözüm sunmasıdır:

She didn't fail to come. = GELMEMEZLİK ETMEDİ...

İşte size mükemmel bir "double negative" örneği. Sonuç fevkalade pozitiftir!!

*  *  *  *  *

Bu yapının bilerek, isteyerek "başarısızlık" kavramını da içereceği bir örnek olarak, en başta verdiğim tümcede küçük bir ameliyat yeterli olacaktır:

failed to reveal AN association... yerine,
failed to reveal THE association... yeterli olur.

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 012

 

[sic]

Bir okuyucumuz, metinlerde köşeli parantez içinde gördüğümüz [sic] işaretinin anlamı ve işlevi nedir diye soruyor.

Bir alıntı yaptınız; ama alıntı yaptığınız kaynakta bilgi, ifade veya gramer hatası var... Kaynağı değiştirmek hakkına sahip değilsiniz; aynen yazarsınız.... Ancak yanlışın sizde olmadığını, kaynağın kendisinde olduğunu köşeli parantez içinde [sic] şeklinde, başka bir noktalama işareti olmaksızın ifade edersiniz.

Latince'den gelen bu sözcüğün anlamı "aynen böyle = thus" demektir...

Sözcüğü Latince'den alarak bu işlev için uyarlayanların, Türkçe'de doğurabileceği sakıncaları düşünmemiş olduklarından emin olabilirsiniz...

Öte yandan, en basit mürettip hatalarını bile ikide birde [sic]'lemek kaynağınıza saygısızlık, görgüsüzlük ve çocukça bilgiçlik taslamak olur. Eğer, kaynağınızdan cidden nefret etmiyorsanız, birkaç yerde küçük bir iki düzeltme yapıverseniz kıyamet kopmaz (ama siz yine de bunu benden duymuş olmayınız)...

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

 

 # 013

 

The Year 2070

Koskoca evrenin kendisi için yaratıldığına inanmakta devam eden dünyalı iki ayaklı tüysüz, bencil ve beyinsiz yaratık, gezegenine ihanetini sürdürüyor... Sonraki kuşaklara nasıl bir dünya bırakacağımızı görmek için:

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/susuzluk.pps

İngilizce... Sesi açınız... ["save" ediniz veya açılması için 10 saniye bekleyiniz]

Değerli Üyemiz S. Uygur'a teşekkürlerimle,

Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm (2006)

 

         

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

BİLMECE      Y-KAYNAK       E-KİTAP       ÖZDEYİŞ      ESKİ SAYILAR