|

Gözlemler ve Kısa
Notlar
Observations and
Brief Notes - 04

| |
 |
BU BÖLÜMÜN KONULARI |
 |
|
İngilizce'nin Mantığı /
Bir cümle analizi /
Naughty semantics

# 014
İngilizce'nin Mantığı
İngilizce'nin mantığı ile aranız nasıl? Sizlere bir
mini test sunuyorum.
Fakat önce, İngilizce'nin
önemli özelliklerinden birisi üstüne biraz konuşalım: Hertürlü sözcüğü
"punduna getirip" fiil olarak kullanabilme olanağı...
Bu konuya, Gözlemler/Notlar
dizimizin bir önceki sayfasında (sayfa 03, madde 009) değinmiştik. Şöyle
demiştik: Tabiatıyla, dilin ustaları ve şairler için büyük bir
mutluluk; ama sıradan bizler için
dikkatli olunması gereken bir durum: Fazla egzantrik sözler oluşturmak
riski de var. Daha doğrusu, dilediğinizce
yaratıcı olabilirsiniz, ama önce "büyük bir şair" olduğunuzu herkesin
kabul edeceği günleri beklemenizde yarar var...
Aslında bu olanağımız
Türkçe'de de var; ama biz alışılmışın dışında
kullanımları daha bir garipsiyoruz: "Çayırda kuzular mee-leyen /
Evlerde bebeler annee-leyen" şeklinde lirik bir mısra yazacak olsa, şairin
ne demek istediğini hemen anlarız... Anlarız da -- kafadan biraz tuhaf olduğuna
da oracıkta karar veririz.
Fakat İngilizce'de bu
olanağın büyük bir zenginlik kaynağı olduğunu not ediniz ve çok çeşitli
örnekleriyle
karşılaşmağa hazır olunuz. (Aşağıdaki ilk soruda geçen "to police" fiili
buna "to witness" -- tanıklık edebilir.)
Sözün bu noktasında, sizleri bir kez daha klasik
gramer yaklaşımlarına karşı uyarmak istiyorum. Dilcilik çalışmalarında
Latince'den imbiklenen sözümona bir "evrensel" gramer bütün dünya
dillerine bir deli gönmleği gibi giydirilmiş; dilcilik bu dayanaksız
kuralcı anlayıştan büyük zarar görmüştür. Örneğin, sözcükler her dilde
illa ki sekiz sınıfa
ayrılmış, her bir sözcüğün hangi sınıfa girdiği sözlüklerde
belirtilmiştir. Son 70-80 yıl içinde, kuralcı
(prescriptive)gramer polislerinin bu zoraki (ve hayali) saptamalarına karşı
çıkan betimleyici (descriptive) "yapısalcı/işlevselci"
yaklaşımlar doğruyu görmüş,
sözcüklerin farklı yerlerde farklı sınıflanabileceğini, çünkü
belirleyici faktörün "işlev" olduğunu ortaya koymuştur. Bir sözcük hangi
işlevi yerine getiriyorsa o sınıfa girer. Dolayısıyla da, bir cümlede
isim olarak sınıflanacak "police" sözcüğü, bir başka cümlede ise fiil
olarak karşımıza çıkabilir.
Şimdi, "İngilizce'nin
Mantığı" üstüne küçük testimize geçebiliriz. örnek metinler olarak,
gazete manşetlerine başvuracağız. Yerden kazanmak amacıyle cümleleri
"bare essentials" -- en temel öğelere indirgeyen gazete manşetleri bu iş
için biçilmiş kaftan... Öte yandan, renkli anlatım amacıyla
başvurulan taptaze imge ve benzetmeler de karine ile çıkarsama gücümüzü
bir hayli zorlayabiliyor.
Aşağıdaki "cümleleri" Türkçe'ye çeviriniz. ("Mealen" çevirmeniz; yani
anladığınızı kanıtlamanız yeterli olacaktır. Öncelikle fiili saptamanız
büyük kolaylık sağlayacaktır.)

01
As Iraqi Shiites Police Sunnis, Rough Justice Feeds Bitterness
02
Fugitive in Gay Bar Attacks Dies After Shootout With Arkansas Police
03
Wave of Video Game Fatigue Afflicts Sales, Not Thumbs
04
New Helicopter Service Promises Wall St. to J.F.K., in 9 Minutes
05
Suspect in Bar Attack Hinted of Violence in Note, Officials Say
06
Warning Urged on Stimulants Like Ritalin
07
Fellow Hunter Shot by Cheney Suffers Setback
08
Afghan Suicide Bombings, Tied to Taliban, Point to Pakistan
09
Elite Iraqi Unit Seeks Footing as It Fills U.S. Boots
10
Schools Cut Back Subjects to Push Reading and Math

YANITLAR
NOT: Gazete manşetlerinde "present tense", yerine göre "present" yerine
göre "past" anlam verir... Gelecek zaman için genellikle fiilin mastar
hali kullanılır (to be + infinitive, yapısından kısaltma)... Fiillerinizi
önce "Tarzanca" çeviriniz:
"Var Şiiler polislik etmek"... "Var zanlı
ölmek"... "Var satışları etkilemek"... Sonra haberin içeriğine göre,
Türkçe'de zaman seçimini yapınız.
01
As Iraqi Shiites Police Sunnis, Rough Justice Feeds Bitterness
Fiil: to police / to feed
Anlam: Şiiler Sünnilere "polislik ediyor" (=Sünni bölgelerde polis
görevi Şiilerde) ve [as = ederlerken] (gösterdikleri) sert ve kaba
davranışlı adalet düşmanlık duygularını besliyor (=arttırıyor).
02
Fugitive in Gay Bar Attacks Dies After Shootout With Arkansas Police
Fiil: to die
Anlam: Gay barlarına saldırılar (olayında) kayıplara karışan kaçak kişi
(yani, zanlı) Arkansas polisi ile girdiği silahlı çatışmada öldü.
03
Wave of Video Game Fatigue Afflicts Sales, Not Thumbs
Fiil: to afflict
(hastalık, felaket vs. için etkilemek, tutmak, vurmak)
Anlam: Video oyunları piyasasında bir yorgunluk dalgası var: Parmakları
değil ama satışları etkiliyor.
04
New Helicopter Service Promises Wall St. to J.F.K., in 9 Minutes
Fiil:
to promise
Anlam: New York
Helikopter Hizmeti, Wall St. ile JFK havaalanı arasını 9 dakikaya
indirmeyi vadediyor.
05
Suspect in Bar Attack Hinted of Violence in Note, Officials Say
Fiil:
to hint
(ima etmek),
to say
Anlam: Yetkililerin söylediğine göre, bar saldırısı zanlısı (yazdığı?
bıraktığı?) notunda şiddet (şiddete başvuracağı?) imasında bulunmuş.
06
Warning Urged on Stimulants Like Ritalin
Fiil:
to be urged
(Edilgen, fakat kolaylıkla anlaşıldığı için, "is/was
urged" şeklinde tam yazılması gerekmiyor)
Anlam: Ritalin türü uyarıcılar üzerine uyarı ibaresi konulması
çağrısında bulunuldu. ["Sigara güldürür!" türü uyarı ibareleri]
07
Fellow Hunter Shot by Cheney Suffers Setback
Fiil:
to shoot, to suffer
Anlam: Cheney tarafından vurulan avcı arkadaşının durumunda bir kötüleşme
meydana geldi.
08
Afghan Suicide Bombings, Tied to Taliban, Point to Pakistan
Fiil:
to be tied to
(ile ilişkilendirilmek);
point to
Anlam: Taliban ilişkili olduğu düşünülen Afganistan'daki intihar
bombalama olayları, kaynak olarak Pakistan'a işaret ediyor.
09
Elite Iraqi Unit Seeks Footing as It Fills U.S. Boots
Fiil/Deyim:
to seek footing
(bir yerde tutunmağa çalışmak);
to fill
Anlam: Elit Irak birliği, Amerikalılar'ın yerini doldurma görevinde
tutunmağa çalışıyor.
["footing" ve "boots" ile hiç de fena olmayan bir
sözcük oyunu]
10
Schools Cut Back Subjects to Push Reading and Math
Fiil:
to cut back
(kesinti yapmak, azaltmak)
Anlam: Okullar, okuma ve matematik derslerini önplana çıkarmak için
diğer derslerde kesinti yapıyorlar.
[Örneğin haber "Schools (are) to cut
back ..." şeklinde olsaydı, gelecek zamanda çevirecektik.]
* * * *
*
Çevirileri "mealen" verdim. Eğer bunları sizlerden ve hepinizden daha
derlitoplu ve daha güzel ifade edebilecek olsam, şimdiye değin
çoktaaan büyük Türk edebiyatçıları -- yada büyük bulvar palavra
gazetecileri -- arasına girmiş olurdum.
Yukardaki testin ardından, eğer, "Walla sıkılmam, cümle analizini belli bir yönteme oturtulmuş
görmek isterim," derseniz (ki, çok karlı çıkarsınız) işte size cümle
analizinde takip edimesini önerdiğim yol yordam ve yaklaşım:
1
Fiili (veya fiil öbeğini) bulunuz.
Örnekler:
loves; is in love (with); has proposed (to); have been shot dead
["to be
shot dead" edilgen fiilinden]
2
Özneyi veya özne-öbeğini belirleyiniz.
Özne-öbeği = Asıl özne ("head noun") + (varsa) onu niteleyen diğer öğelerin
birlikte oluşturduğu öbek.
Örnekler:
Ali
loves Ayşe... My friend
Ali
loves Ayşe... The
boy
(that) you've been talking about
is walking towards us now.
3
(Varsa) Nesneyi veya nesne-öbeğini belirleyiniz.
Nesne-öbeği = Asıl nesne ("head noun") + onu niteleyen diğer öğelerin
birlikte oluşturduğu öbek.
Örnekler: Ali loves
Ayşe...
Ali is in love with your friend
Ayşe...
Ali is in love with the
girl
(whom) you've been talking about.
4
Olayı, eylemi, oluşumu, süreci (yani fiili) çeşitli açılardan
(nezaman, nerede, neden, ne sonuçla, hangi koşullarla, neye rağmen, vs.
vs.) niteleyen zarf, zarf öbeği veya zarf cümleciklerini belirleyiniz.
NOT 01: Ekleşik cümle: Birden çok bağımsız cümle
ve, veya, fakat
türü bağımlı kılmayan bağlaçlarla birbirine eklenmişse, buna
"ekleşik cümle" (compound sentence) adını veririz. Yukarda
maddelenen işlemleri, eklenmiş cümlelerden herbirisi için ayrı ayrı
uygulayınız.
NOT 02: Karmaşık cümle: Cümleniz bir ana-cümlecik
ve buna bağlı ve bağımlı bir yada daha çok yan-cümlecikten
oluşuyorsa, buna "karmaşık cümle" (bileşik cümle, complex sentence)
adını veririz. Yan-cümlecikler, özne veya nesne öbeği içinde yer alabilir veya doğrudan fiili
niteleyen öğeler arasında bulunabilir. İşlevlerine göre, isim-cümlecik, sıfat-cümlecik,
zarf-cümlecikler niteliğinde olabilirler
[noun clauses, adjective clauses, adverb clauses].
Her durumda, yukarda maddelenen fiil-özne-nesne saptama işlemlerini
herbirisi için ayrı ayrı gerçekleştiriniz.
NOT 03: Ekleşik-Karmaşık cümle: Karmaşık cümleler
de kendi aralarında
ve, veya, fakat
türü bağımlı kılmayan bağlaçlarla birbirine ulanarak
"ekleşik-karmaşık" cümleler oluşturabilir. Dilerseniz, 800
sayfalık bir romanın tümünü tek bir ekleşik-karmaşık cümleden
oluşturabilirsiniz. Analiz (çözgüleme) ilkeniz değişmeyecektir: Herbir
cümleciği kendi içinde yukarda maddelediğimiz işlemlerden geçirmek,
sonra da bağlaçları araya sokarak ilişkilendirmek...
*
* * * *
ÖRNEKLER:
Ahmet
loves
Ayşe.
=
Özne
+ Fiil +
Nesne
My brother Ahmet
has always loved
your sister Ayşe.
=
Özne öbeği
+ Fiil öbeği +
Nesne öbeği
*
* * * *
Karmaşık-Ekleşik Bir Cümle: (Complex-Compound)
My elder brother Ahmet, who has just returned from a trip to Russia, is
going to propose -- as soon as he gets the chance -- to your younger
sister Ayşe, whom he loves dearly, and he will then fly to England to
finalize an agreement with his new British business partners. (Sizlere
saç baş yoldurtmamak için, "and" bağlacından sonra başlayan yeni
bağımsız cümlenin analizini hariç tutuyorum.)
O halde cümlemiz şöyle:
My elder brother Ahmet, who has just returned from a trip to Russia,
is
going to propose -- as soon as he gets the chance -- to
your younger
sister Ayşe, whom he loves dearly.
Özne öbeği +
Fiil öbeği + Fiili niteleyen bir zaman zarf-cümleciği +
Nesne öbeği
--------------------------------------------
Yukardaki öğeleri kendi bileşenlerine çözgülersek:
Fiil-öbeği: is going to propose (to) = "propose (to)" fiilinin future
tense çekimi
Fiili niteleyen bir zaman zarf-cümleciği: "bir fırsatını bulur bulmaz"
(kendi fiili, öznesi, vs var)
Fiil ve fiili niteleyenler hepbirlikte: "bir fırsatını bulur bulmaz
evlenme teklifinde bulunacak"
Asıl özne: Ahmet
Özne öbeği: Ağabeyim Ahmet ki kendisi Rusya'ya bir seyahatten yeni
dönmüş bulunuyor
Özne öbeği içinde yer alan sıfat-cümlecik: (ki) o yeni dönmüş bulunuyor
Rusya'ya bir seyahatten (kendi fiili, öznesi, vs var)
Asıl nesne: Ayşe
Nesne öbeği: kızkardeşin Ayşe, ki onu (ağabeyim) çok çok seviyor
Nesne öbeği içinde yer alan sıfat-cümlecik: (ki) onu çok çok seviyor
(kendi fiili, öznesi, vs var)

Bütün bu işler size çok karışık görünüyor,
bu kadar sıkıntıya giremem diiye düşünüyorsanız, şöyle özetleyeyim:
Olayı, eylemi, oluşumu, süreci (yani fiili) belirleyiniz. Sonra, "Kim
yapmış? Ne yapmış? Ne olmuş? Kabak kimin başına patlamış? Yapan kişi
nasıl bir kimseymiş? Kabak başına patlayan kişi nasıl bir kimseymiş?
Nezaman olmuş? Nerede olmuş? Niçin olmuş? Neye rağmen olmuş? Hangi
şartlarda olmayabilirmiş?... vs. vs." sorularınızı sora sora cümleyi
çözünüz...

Eveeet... Bütün bunları söyledikten sonra, şimdi ben de sizlerle
birlikte -- bu güzel sıcak yaz öğleden sonrasında -- içimden asıl
geçenleri de söyleyip rahatlayabilirim: "Ulan bu İngilizce'yi icad
edenin de .............. , öğretmek yükünü bana yükleyen kaderimin de .............."
(For beginners
in "love" terminology, albeit advanced
in English)
("Aşk" terminolojisinde müptedi, bununla
birlikte İngilizce'ye vaakıflar için)
Sometimes
semantic change may take place
in such a fast pace that it is clearly
noticeable
and recordable...
There was a hit
song sung by Doris Day
back in the 'fifties:
"Come a little
closer, Make love, make love, make love to me!"
Even in the
early 'sixties, when the slogan,
"Don't make war, Make love" was first
heard,
"To make love" meant "to court, to say
loving things"...
or maybe at most "to caress --
lovingly".
In those times
"sleeping together" was the euphemism
for what we have come to understand as
"making love" today.
And, by
comparison, "sleeping together" today
almost gives its root meaning: That is,
simply sleeping together...
How natural
seems the sentence,
A misogynist I
may be, but I love making love to
women!
as opposed to
the obvious hypocrisy of,
A misogynist I may be, but I love
sleeping with women!
Yalçın
İzbul,
http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/pratik-ingilizce.htm
(2006)



ANASAYFA
TESTLER
OKUMA
EĞLENCE
ALMANAK
KAYNAKLAR
FIKRA
KARİKATÜR
KONUŞMA
İSTER İNAN
BİLMECE
Y-KAYNAK
E-KİTAP
ÖZDEYİŞ
ESKİ
SAYILAR
|