FROM THE PRESS

Gazetelerden - 02

Intermediate - Upper Intermediate

[All passages are modified to some extent in keeping with this Website's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 

 News Headlines

Georgian President Saakashvili Vows Peaceful Solution With Russia: President Mikhail Saakashvili of Georgia warned the Bush administration on Thursday that Russia was trying to assert greater control over his country, a former republic in the old Soviet Union. Despite rising tensions, however, he said he would seek to resolve differences with Moscow peacefully. The New York Times (www.nytimes.com)

Georgia, Georgian /co:-cı/ /co:-cın/ (Dergimiz sisteminde /ı/ ile gösterdiğim bu sesliğin (fonem), IPA'de "ters e", internet fonetiğinde ise genellikle "@" ile gösterilen schwa sesi olduğunu umarım hatırlıyorsunuz) = Gürcistan (veya, daha seyrek, Gürcüstan), Gürcü... to vow /vau/ = yemin etmek, kuvvetle söz vermek... peaceful solution = barışçıl çözüm... Bush administration = Bush yönetimi (hükûmeti)... to assert = iddia, beyan ve ısrar etmek; karşı taraf istese de istemese de talebi doğrultusunda gücünü ileri sürmek veya ortaya koymak... DİKKAT: Bu tür ancak "dolambaçlı" laf kalabalığı ile izah edilebilen kavramlar için en iyisi deyim ve deyişler ezberlemektir: assert control; assert a claim (= hak iddiasında bulunmak); assert oneself (ağırlığını koymak - genelde beğeni toplamayan bir tavırdır); assert one's good faith (iyi niyetini veya itimadını dile getirmek); assert one's rights, innocence, ownership, etc... former = önceden, önceki, eski... despite rising tensions = artan gerilimlere rağmen... to seek - sought - sought = aramak, özlemle aramak, istemek... to resolve differences peacefully = anlaşmazlıkları (veya, görüş farklılıklarını) barışçıl yoldan çözmek...

Man Accused of Murdering Masseur: A 27-year-old man has been charged with the murder of a gay Thai masseur who was found strangled and stabbed at his west London flat, Scotland Yard has said... Bangkok-born Niphan Trikhana, known locally as Nikki, was found dead in his basement bedsit in Chelsea by his landlord on July 23... A post-mortem examination showed he died of strangulation... Mr Trikhana had only moved into the flat on July 13, having previously lived and entertained clients in Notting Hill. The Manchester Guardian (www.guardian.co.uk)

masseur /mı-sö:/ veya /ma-sö:/ = masör... Ciddi bir gazetede Nikki'nin mesleğini başka nasıl tanımlayacaklardı ki?... Kısacası, bu bir euphemism... Bu sözcüğün şaka yollu bir açıklaması için bu bölümün sonuna bknz... (For some tongue-in-the-cheek exposition of this term, see the bottom of this section.)

to be charged with = ile suçlanmak, ile mahkemeye verilmek... Thai = Taylandlı (Thailand)... DİKKAT: Bu sözcüğün "th" ile yazılmasına rağmen /Ø/ ile değil ("thank" veya "thin" de olduğu gibi değil), fakat bildiğimiz /t/ ile okunduğuna dikkat ediniz... to strangle = boğazını sıkarak (elle, veya ip, vs ile) öldürmek... to stab (/b/ ile telaffuz ediniz) = bıçaklamak... to strangulate = boğazını sıkarak öldürmek... Eeee, yukardakinden farkı ne dersiniz, kimse üstünde hiç denemedim ama (çok istedimse de) pek bir fark yok; zaten ikisi de Latince aynı sözcükten geliyor... Ancak, örneğin tıpta, bir fıtığın barsakta yol açacağı "kan akımı kesilmesi" gibi bir kavram için "strangulation" (constriction) sözcüğü kullanılacaktır...

known locally as Nikki = çevrede Nikki adıyla tanınan... bedsit = tek odalı kalacak yer; kendine ait mutfak ve tualeti olabilir (ama genelde olmaz -- dı, diyeyim; çünkü benim sözünü ettiğim dönem 30-40 yıl öncesi; zaten o zamanlar "bedsitter" denilirdi)... To entertain one's clients = müşterilerini "ağırlamak"... Bir başka "euphemism" (see below"... only moved... = "only" sözcüğünü burada "daha yeni, daha 13 Temmuz'da" kavramıyla çevireceksiniz...

BİRAZ DA REKLAM: "... had only moved..., having previously lived..." gibi bir tümceyi çözmekte güçlük çekiyorsanız, lütfen tezelden yanda ve aşağıda tanıtımı yapılan EĞİTİM SETİMİZİ değerlendiriniz...

 Top National News

Investors Mildly Hopeful on Turkland's EU Chances Poll:  (ANKARA - Reuters) Turkland is likely to win only a conditional date to start European Union entry talks when EU leaders meet to decide its fate in December, according to a survey of financial institutions published on Wednesday.

The Web-based survey, conducted by London-based HSBC Bank on August 2, also found that many investors remain unconvinced that Turkland will have become a full EU member by 2015.

"Our assessment of the overall survey results is that there is no evidence of EU-related euphoria among investors and that the market's view is probably best characterised as guarded optimism," HSBC said.

The Turkish Daily News (www.turkishdailynews.com)

mildly hopeful = az-biraz, hafif ve marjinal derecede umutlu... poll = kamuoyu araştırması... DİKKAT: "the polls" çoğul hali ise, "kamuoyu araştırmaları" çoğul anlamına olduğu kadar, "seçim, seçimler" (the elections) anlamına da kullanılıyor olabilir...  to be likely + the infinitive (mastar) = muhtemel olmak, olasılığı taşımak... conditional = şartlı, koşullu... entry talks = katılım (giriş) görüşmeleri... decide one's fate = kaderine (ne olacağına) karar vermek... a survey of financial institutions = mali kurumlar görüş araştırması (taraması)... web-based = internet bazlı, internette yapılan... remain unconvinced = "ikna olmamış olmakta devam ediyorlar"... overall = toplam, genel... euphoria / yu-fo-ria / = coşku, zafer sarhoşluğu... guarded optimism = temkinli iyimserlik...

[All passages are somewhat modified in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

EUPHEMISM... /yu-fımizm/... Yani, incitici veya küfür sayılabilecek bir sözcük yerine incitmeyecek veya "kibar" bir sözcük kullanmak. Örneğin ölen kimse için "died" yerine "passed away... was laid to rest, went to heaven... gibi: "ebediyete intikal etti"...

İşte, "died" yerine bazı slang (argo) euphemisms: He/she Gone to a better world... gone to meet his/her maker... has bit the big one... bought the farm... croaked... given up the ghost... kicked the bucket... gone west... gone south... shuffled off this mortal coil... He/she is six feet under... pushing up daisies... taking a dirt nap... maggot feast ... worm food... metabolically challenged... flushed from the planet earth...

Yani, nalları dikti... tahtalı köye gitti... vs.

 Tabiatıyla, bir "funeral director" için de şahane bir deyiş var: GRIEF THERAPIST !!

 

 News Headlines

 

At Least 180 Killed in Attack on a Refugee Camp in Burundi: UJUMBURA, Burundi, Aug. 14 (AP) - Dozens of attackers raided a United Nations refugee camp in western Burundi, shooting and hacking to death at least 180 people, witnesses and officials said Saturday. ... A Burundian Hutu rebel faction, the National Liberation Forces, claimed responsibility for the attack late Friday near the border with Congo, saying that its fighters were pursuing Burundian soldiers who fled to the camp from a nearby military position. The New York Times (www.nytimes.com)

 

at least  = en azından, hiç olmazsa (Burada "en az 180 kişi" şeklinde çeviririz)... refugee /ref-yu-ci:/ = mül-te-ci:... to raid = basmak, baskın vermek... shoot to death = ateşli silahlarla vurarak öldürmek... hack to death = (balta, nacak, uzun bıçak vb gibi) kesici aletlerle darbeler indirerek öldürmek... Böylece "hacker" sözcüğünün kök fiilini öğrenmiş oldunuz... to rebel /ri-bel/ = baş kaldırmak, isyan etmek... rebel /re-bıl/ = asi... Fiil ve ad durumundaki telâffuz farkına dikkat ediniz: Hece vurgusu ve "schwa" laşma olgusunun basit bir sonucu... faction = hizip, grup... to claim responsibility = sorumluluğu üstlenmek... to pursue /pö:s-yu/ = takip etmek... to flee - fled - fled = kaçmak, tüymek, tabanları yağlamak... military position = askeri mevzi...

 

Who Cares? The number of humanitarian crises in the world is greater than ever before but most go unreported in Western media. ... Across the world tens of millions of people are at risk from famine, disease and natural disasters, without anyone taking much notice. ... Many aid workers say the current situation is the worst they have ever faced. The Manchester Guardian (www.guardian.co.uk)

 

Who cares? = Kimin umurunda ki?... crisis - crises = tekil - çoğul... OKUNUŞA DİKKAT: /kray-sis/ ve /kray-si:z/ ikincisi uzun /i:/ ve /z/... comparative (sıfat/zarf) + than ever before = bugüne değin olduğundan çok daha (sıfat/zarf)... most go unreported = çoğu (medyada) yer almıyor... across the world = dünyanın her yerinde... to be at (under) risk from (of) = tehdidi altında olmak... famine /-min/ = kıtlık, açlık... natural disasters = doğal afetler... without anyone taking much notice = kimseler pek dikkate almaz ve umursamaksızın... the worst they have ever faced = Bugüne değin karşılaşmış, yüzyüze gelmiş olduklarının en kötüsü...

 

 

 Top National News

 

Ankara to Buy Automated Brakes for Trains: Turkland recently lost 38 people in the derailment of a high speed train and another eight people in a train collision on Wednesday.

August 13 - Turkland is to invest in an automated brake system (ATS) for the country’s trains in response to a series of fatal rail accidents in the past three weeks.
The NTVMSBC (http://www.ntvmsnbc.com/news/default.asp)

 

Ankara to buy = Ankara satın alacak... DİKKAT: Gazete başlıklarında mastar (the infinitive) gelecek zaman anlamı verir... brakes = firenler... DİKKAT: "to break" kırmak fiili ile karıştırmayınız. Yazılış farklı, okunuş aynı...  rail(s) = ray(lar)... railway = tiren yolu... derailment /di-reyl-mınt/ = raydan çıkma... to collide /kı-layd/ = çarpışmak... train collision /kı-li-jın/ = tiren çarpışması... to invest = yatırım yapmak... in response to = cevaben, tepki olarak... a series of /ı-si-ri:zıv/ = bir dizi... fatal / fey-tıl / = ölümcül ("fate" = kader, sözcüğünden)... femme fatale /famfı-ta:l/ (ince /l/ ile okunur; İngilizce'de genelde buradaki gibi aksansız yazılıyor) = vamp kadın !!...

 

DİKKAT: "in the PAST three weeks"... Bu bağlamda "last" sözcüğü yanlış tercih olur...

 

Munch's "Scream" Is Stolen From a Crowded Museum in Oslo

The thieves also took the Munch painting "Madonna" before driving away.

OSLO, Aug. 22 - The Norwegian police were on the alert all over the country for the thieves who stole "The Scream", Edvard Munch's masterpiece of existential angst and one of the world's most famous paintings -- after armed robbers grabbed it and another painting off the wall of a crowded museum and sped off in a black station wagon.

on the alert  = "teyakkuzda"; alarm durumunda... masterpiece = şaheser, başyapıt... existential = varoluşçu ekolden, varoluşsal... angst /ang(k)st/ veya /æng(k)st/ = tedirginlik (anxiety), korku (apprehension) ve güvensizlik (insecurity) duygusu... to grab = yakalamak, kavramak, ele geçirmek; burada "gasp" etmek... off the wall = duvardan... speed off = hızla uzaklaşmak...

"The Scream is in a league by itself," said Franck Giraud, a New York art dealer and a former head of modern art at Christie's. "It's almost impossible to value, but if it were for sale today, it could sell for over $100 million and become the most expensive painting in the world."

is in a league by itself  = eşi menendi yok (kendi liginde tek başına)... art dealer = sanatevi sahibi, tablo ve heykel alımsatımı yapan kimse... former head = önceki başkan, eskiden başkan... if it were for sale today = bugün satışa sunulacak olsa...

Art experts said that given the fame of both "The Scream" and "Madonna," it would be nearly impossible to sell them to a collector. They speculated instead that the thieves would demand some form of ransom. That is what happened in 1994, when another version of "The Scream" was stolen and later recovered.

given  = "dikkate alınacak olursa" şeklinde çeviriniz... AÇIKLAMA: "should/when the fame of both are given/ considered/admitted" gibi bir anlatımdan dönüşüm olarak görünüz... ransom /ræn-sım/ = fidye... That is what happened in 1994 = 1994'te olan da işte buydu... to recover  = kayıp yada çalıntı birşeyi bulmak, yeniden ele geçirmek...

 Top National News

 

Opera Diva Semiha Berksoy Passes Away:

 

Having begun performing professionally in 1934, Berksoy was still hitting the high notes in 1999.

 

diva = prima donna... Etimolojisi, İtalyanca "tanrıça" sözcüğünden. Köken, Latince "divus, diva" = "god, goddess" = "tanrı, tanrıça" kavramından... Sözcüğün dilimizde giderek "sahnelerimizin şöhretli ve biraz da geçkince hanımefendi  şarkıcısı" şeklinde oryantalleştirildiğini görüyoruz... İ.T. gibilerinin "sanatçı" sıfatına layık görüldükleri bir ülkede fazla şaşmamak gerek... DİKKAT: Çoğulu İngilizce'de "divas" veya "dive" şeklinde de görülebilir... to pass away = "ebediyete intikal etmek"... hitting the high notes = Müzikte yüksek (ince) sesleri çıkarabilmek kavramından gelen bu deyim, mecâzi olarak "yüksek nitelikte performans gösterebilmek" anlamında kullanılıyor...

 

GRAMER NOTU: "Having begun performing... etc" şeklindeki yapı, ulaç (participle: belirteç) ile kurulmuş bir belirteç (zarf) tümceliğidir. Ama bunları kimi zaman burada olduğu gibi sanki ortaç (participle: sıfat) ile kurulmuş gibi Türkçe'ye çevirmek daha güzel sonuç veriyor: Yani, "1934'te başlamış olarak-tan, Berksoy" şeklinde değil, "1934'te başlamış olan Berksoy," şeklinde...

August 16 -- Semiha Berksoy, one of Turkland’s first and best known opera singers passed away in Istanbul on Sunday.

The 94-year-old Berksoy, whose career spanned more than 50 years, died from complications brought on by heart surgery.

 

DİKKAT: "THE 94-year-old Berksoy" şeklindeki ifadeye dikkat ediniz. Gerçi, kimi yerlerde, "The" kullanmazsanız çarmıha gerilmezsiniz -- gibi görünüyorsa da, özel bir kimseden "falan yaştaki fişman" şeklinde söz ederken kullanmanız lehinize olur. ÖRNEK: Futbolcu Beckham'dan da söz edilirken, çoğunlukla, "the 29-year-old Beckham" denilecektir. REKLAM: Bu arada, ifadenin "94-years-old" (!) şeklinde olması gerektiğini düşünüyorsanız, acele EĞİTİM SETİ'mi edinip İngilizce'yi gerektiği gibi öğrenmeğe başlamanızı salık veririm...

 

brought on by = tarafından "getirilen", neden olunan, başlatılan, tetiklenen... to span = "başlangıç ve bitim noktaları arasını kapsamak" kavramı... Ayrıca, lifespan = "ömür" sözcüğünü not ediniz. Örnekler: (1) Cutting calories has been shown to extend the lifespan of mammals... (2) How to Expand the Lifespan of Aquarium Fish... (3) We will be able to make a better estimate of the bridge's lifespan once all the data collected are analyzed... (4) She was a remarkable person whose life spanned the entire 20th century.

 

The alto soprano began her professional career in 1934, singing in Turkland, Portugal and Germany. More than 60 years after she first took the stage, Berksoy performed at the Lincoln Centre in New York in 1999.

 

The funeral was held on Tuesday. funeral /fyu-nırıl/ = cenaze töreni... (TO HOLD a meeting / a class debate / a press conference /  a protest march / a funeral... etc.)

 

The NTVMSBC (http://www.ntvmsnbc.com/news/default.asp)

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE