FROM THE PRESS

Gazetelerden - 05

Intermediate - Upper Intermediate

[All passages are modified to some extent in keeping with this Website's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 

 

 News Headlines

 

Iran Reasserts Its Right to Enrich Uranium as Standoff Persists: Iran's foreign minister said Saturday that Iran had every right to keep, for research purposes, some centrifuges that could be used to enrich uranium, an indication that a standoff on the country's nuclear program may not be easily resolved.

"Iran's demand to keep 20 centrifuges is not against its commitments," said the minister, Kamal Kharrazi, the IRNA news agency reported.

In talks in Paris with Britain, Germany and France, Iran agreed on Nov. 15 to freeze all its nuclear activities. But this week, Iran said it wanted to retain 20 centrifuges for research purposes, stunning negotiators.
The New York Times (www.nytimes.com)

 

to reassert = yeniden kuvvetle iddia ve taleb etmek; bu konuda tartışma kabul etmeyeceğini yeniden ifade etmek... right = hak...  to enrich = zenginleştirmek... standoff  = sorunun her iki taraf lehine de çözülememiş olması durumu; sorunu devam ediyor olması; karşı durma, geri adım atmama ... to persist  = ısrarcı olmak; mevcut haliyle devam etmek...  indication  = gösterge, belirti... to resolve  = çözüme kavuşturmak... commitment  = taahhüt; yapmaya söz verme; kendini adama... to freeze  = dondurmak... to retain = elinde tutmak, vermemek, kendine saklamak... to stun = hayret ve şaşkınlıktan "donmasına" yol açmak; kıpırdayamaz hale getirmek...  to negotiate = müzakerede bulunmak, görüşme yapmak... 

 

Iran Vows Not to Give Up Centrifuge Demand: Iran toughened its position over its nuclear program Sunday, vowing to maintain its demand to exempt 20 centrifuges it says it wants for research despite international efforts to save a deal committing Tehran to freeze uranium enrichment and all related activities.

 

to wow = yemin etmek... DİKKAT: Aynı anlamı veren "to swear" fiilinin ise, bir diğer anlamının "küfür etmek" olduğunu olduğunu unutnayınız. Tabiatıyla, sözbölüğünün gelişine göre bu iki anlam birbirine karışmıyor... to give up = vazgeçmek, bırakmak... to toughen /ta-fın/ = sertleştirmek... "tough" /taf/ sıfatına "-en" soneki eklenerek. Biliyorsunuz bu ek gerek önek gerek sonek niteliği ile ad ve sıfatlardan fiil yapar: to encourage = cesaret-lendirmek... to broaden = geniş-letmek... to maintain = mevcut niteliği ile sürdürmek... ("car maintenance" gibi "bakım yapmak" kavramı da buradan geliyor)... to exempt = muaf tutmak... (Ancak, tıptaki gibi "bağışıklık" anlamındaki "muafiyet için başka sözcük kullanılır: immune /im-yu:n/...

 

ÖNERİ: Yukardaki tümcede tam 41 sözcük var... Aynı uzunlukta Türkçe bir tümce karşısında, anlamakta çaresiz kalırdık. Türkçe'de aslolan kısa tümce kurmaktır. Çünkü, çekimli bir dil olan Türkçe'de, kavramlar arası ilişkileri bu çekimler belirler ve özneyi, fiili, nesneyi birbirinden fazla uzaklaştırırsanız, tümce içinden çıkılmaz hale gelir.

 

Oysa, İngilizce tümcede kavramlar arası ilişkiler, bunların ardarda dizilişleri ile şekillenir... İngilizce tümceleri [bunları oluşturan sözöbeği ve tümcelikleri (phrases & clauses) ucuca ekleyerek], sonsuza değin uzatabilirseniz.

 

"Adam", "ısırdı", köpeği" şeklinde üç fiş hazırlayınız; karatahta üzerinde nasıl serpiştirirseniz serpiştirin, anlamı açıktır.

 

"The man", "bit", "the dog" şeklinde üç fiş hazırlayınız; bunları "The man bit the dog" veya "The dog bit the man," şeklinde dizmedikçe, kimin kimi ısırdığını bilmenin bir yolu yoktur... Dediğimiz gibi, İngilizce'de aslolan sözcük, sözcük öbekleri ve tümceliklerin ardarda sıralanışıdır...

 

Dolayısıyla, İngilizce tümceleri anlamağa çalışırken, yanlış yaklaşımlar şunlardır: 1. Sonuna kadar okuyup, "topluca" değerlendirmek", veya, 2. Bir takım garip adamların önerdiği gibi "tersinden anlamak"!!...

 

Doğru yaklaşım şudur: Sanki önünüzde, çeşitli kavramların ardarda dizildiği bir rulo açılıyormuş gibi (ki, gerçek de budur) kavramlar açıldıkça birbirine ulayarak gitmek. Yani yukardaki paragrafa şöyle bakınız:

 

İran sertleştirdi konumunu -- nükleer programı üzerindeki -- Pazar günü -- yemin ederekten sürdürmeğe -- talebini -- muaf tutmak için -- 20 santrifüjü -- ki kendileri diyorlar ki -- istiyorlar araştırma amaçlarıyla -- uluslararası çabalara rağmen -- ki (bu çabalar) kurtarmak içindir bir andlaşmayı -- ki (bu andlaşma) taahhüt altına sokuyor Tahran'ı -- dondurmaları için -- uranyum zenginleştirme ve tüm ilgili faaliyetlerini...

 

Şimdi, eğer birisi sizden çeviri yapmanızı isterse, ancak o zaman "Bunları Türkçe'de derlitoplu nasıl ifade ederim?" sorusuna cevap aramağa; tümcelikleri kesip yapıştırıp, Türkçe'nin yapısına uygun şekilde ifade etmeğe geçebilirsiniz.

 

İngilizce bir tümceyi, tıpkı İngilizler'in yaptığı gibi,

 

ardarda dizilen bir kavramlar rulosu olarak açıldıkça kavramak başka şey,

 

uygun ameliyatlarla  Türkçe'ye çevirmek başka şeydir...

 

İngilizce bir tümcenin anlaşılmasında sentaks, yani sözdizimi kraldır... Bu yaklaşım size "comprehension" konusunda hız kazandıracaktır.

passage continued:

"The issue of research and development is separate from discussions about suspension,'' Asefi told reporters Sunday. "We always had research and development in the past and we will continue that in the future. We will use the 20 centrifuges for research.''  
The Manchester Guardian (www.guardian.co.uk)

 

to separate = Tekrar uyarıyorum: "seperate" şeklinde yanlış yazanların eline cetvelle vurmayı unutmayınız... suspension = askıya alma veya alınma...

Comment On Iran's Nuclear Program

 

Sharp Vinegar Damages Its Own Container...

Turkish Proverb

 

 

 Top National News

 

Efendim, 15-19 yaşlarındaki kızlarımızın %63'ü koca dayağını makul buluyormuş!! İnanması güç, ama yurdum insanı için Aziz Nesin üstadın verdiği yüzdeleri de bayaa tutuyor!!

 

Abuse of Women Continues to Plague the Nation: A survey says 63 percent of women between the ages of 15 and 19 found the beating of women by their husbands "reasonable".

 

abuse = (burada) dayak...Daha kesin bir belirleme ile "dayak" demek isterseniz: "physical abuse"... (Tabiatıyla bunlar hukuki terimler)... to plague /pleyg/ = başının belası olmak; "vebası" olmak...(plague = veba, kavramından... survey /sö:-vi/ = alan araştırması... reasonable = makul, haklı, akla yatkın...
 

Turkland, which has been striving for the last forty years to join the European Union, has apparently failed to explain to its citizens the requirements of civilization... Those who encounter domestic violence when growing up usually commit violence on their children later in life.

 

to strive for = için çaba göstermek, uğraşmak... apparently = Gördüğünüz her yerde "Anlaşıldığına göre, öyle anlaşılıyor ki," şeklinde çeviriniz... fail + mastar = İngilizce'de olumsuzluk belirtme yapılarından birisidir... to encounter = karşılaşmak, yüzyüze gelmek... domestic violence = aile içi şiddet... to commit violence = şiddete başvurmak...

State Minister for Women and Family Güldal Akşit, in opening a panel discussion, said, "It is a fact that violence against women exists in Turkland as it does throughout the world." Akşit then produced some statistics from a survey by the Family and Social Research Department: According to the survey physical abuse exists in 34 percent of Turkish families, and verbal abuse 53 percent.

 

exists in Turkland as it does throughout the world = Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de mevcut... İlahi Akşit Hn., Kadınlarımızın bu kaderi bütün dünya kadınlarıyla paylaştığını bilmek bayaa teselli ediyor insanı... physical abuse = dayak... verbal abuse = küfür...

A second survey carried out by Hacettepe University gave more devastating news about the existence in society of violence against women. The survey said 63 percent of women between the ages of 15 and 19 found the beating of women by their husbands "reasonable."

 

devastating = tahripkâr, yıkıcı.. Burada: "insanı dehşete düşüren, insanın duygularını altüst eden"...

 

The Turkish Daily News (http://www.turkishdailynews.com)

 

 News Headlines

 

Mars Photos Find Volcanoes May Be Active: Photographs taken by a spacecraft orbiting Mars indicate that active volcanoes may still exist on the planet, a finding that further erodes its image as a dead world and offers prime sites to prospect for signs of Martian life.

 

spacecraft = uzay aracı... to orbit = yörüngede çevresinde dönüyor olmak...  by a spacecraft orbiting Mars = Mars çevresinde yörüngede olan bir uzay aracı tarafından...  finding = bulgu... further = "daha da" şeklinde çeviriniz... to erode  /i-roud/ (/ou/ sesini iki ayrı hece gibi okumayınız: /o/ ile başlayıp /u/ sesine kayınız) = aşındırmak, erozyona uğratmak. Böylece "erosion" /i-rou-jın/ erozyon sözcüğünün kökünü de öğrenmiş oluyoruz... "to erode its image as a dead world": Burada mecazi kullanım sözkonusu: "ölü bir dünya şeklindeki imajını daha da zayıflatmak"... to offer  = Burada "oluşturmak" kavramı ile çeviriniz: "Yepyeni birincil derecede alanlar oluşturuyor...  to prospect  = aramak; Örnek: "gold prospecting" = altın arayıcılığı... Tümcenin anlamı: Bu alanlar bundan böyle Mars'ta hayat arayacağımız bellibaşlı alanlar olacaklardır."

In the last few years, researchers have found abundant evidence of ice at the Martian surface and signs that water flowed there in the past. The latest work suggests that water could still bubble up in hydrothermal springs that might be found on some volcanic peaks.

 

abundant  /ı-ban-dınt/ = bol miktarda...   to flow (flowed - flowed) = akmak... (to fly - flew - flown) = uçmak fiili ile karıştırmayınız... to bubble  = fokurdamak, kabarcıklar çıkarmak, kabarcıklar halinde yüzeye çıkmak. "up" sadece pekiştirici... spring  = kaynak (=suyun yerden kaynadığı yer)... peak  /pi:k/ = tepe, zirve, doruk...  DİKKAT "zirve toplantısı" = summit meeting...

"This is of great interest to biologists," said Dr. Michael Carr, a planetary scientist... Researchers have discovered in the recent past that hydrothermal environments on Earth are remarkably rich in life.
The New York Times (www.nytimes.com)

 

of interest  = interesting... Aynı şekilde: of importance = important... of value = valuable... remarkably  /ri-ma:-kıbli/ = dikkate değer derecede...

 

The world's first cloned pet (cost $50,000): A cat lover in Texas has become the world's first owner of a cloned-to-order feline, paying $50,000 for a genetic duplicate of her dead pet.

 

cloned-to-order  = siparişe göre klonlanmış... feline  /fi-layn/ = kedigillerden; çoğu zaman "dişi" nüansıyla kullanılabilecek muhteşem bir sözcük: She moved with (a) feline grace"... 

 

Now eight weeks old, Little Nicky was produced by a California company, Genetic Savings & Clone Inc.

 

to produce: Yukardaki bağlamda bu fiilin kullanılması sizin de içinizi benimki gibi ürpertti mi? Eskiden cinsler sevişir bebek sahibi olurlardı; bundan böyle bebekleri Korporasyonlar mı "üretecek"?!

The creature's owner, a woman in her 40s who works in the airline industry, said she was delighted with the result.

 

İşin ilginci, muhabirin "creature" sözcüğünü kullanması... Ayıp... ayıp... Madem yarattın, sahip çık o zaman!!

"He is identical. His personality is the same," the woman, identified only as Julie, told the Associated Press.

 

"identified only as Julie"  = Muhabir, soyadını öğrenememiş; yalnızca önadını öğrenebilmiş... 

"When Little Nicky yawned, I even saw two spots inside his mouth -- just like Nicky had," she said. "Little Nicky loves water, like Nicky did, and he's already jumped into the bathtub like Nicky used to do."
http://www.guardian.co.uk/guardian/

 

to yawn = esnemek... "two spots" = Nicky'nin damağında bizim "uğur" dediğimiz türden iki benek varmış... has already jumped into the bathtub = daha şimdiden küvete atladı bile...

 

My Comment: Keep that kitten away from competitive exams... Why? Because, he's a "COPY CAT"... Açıklaması: "copy cat", taklitçi, her gördüğü şeyi taklit eden, orjinalitesi olmayan kimse" demektir. Ama tabii burada "copy" = "kopya" sözcüğü üzerine oynadım...

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE