|
FROM THE PRESS Gazetelerden - 08
Intermediate - Upper Intermediate
News Headlines
UK Co-Discover of DNA Dies Aged 88: Nobel Prize-winning British scientist Francis Crick, who with James Watson discovered the spiral, "double-helix" structure of DNA, paving the way for everything from DNA blood tests to genetically engineered tomatoes, has died aged 88. ...Crick died yesterday at University of California, San Diego, Thornton Hospital. He had been battling colon cancer.
DİKKAT: "Keşfeden, kaşif" anlamında "discoverer" kadar "discover" sözcüğü de kullanılabiliyor. Gerçi, birincisi bir kat daha yaygındır, ama ne ilginç değil mi?...
to pave the way for
= zemin oluşturmak, yolu döşemek (Böylece, "pavement" sözcüğünün de kökünü
öğrenmiş oldunuz... had been
battling colon cancer = kolon (kalın barsak) kanserine karşı
savaşım veriyordu (Niçin Past perfect? Çünkü, geçmişteki bir noktanın --
yani, ölümü -- öncesinden söz ediyoruz: Unutmayınız, Past Perfect için
altın anahtar: Geçmişteki bir noktanın/dönemin daha öncesi. Eğer o günden
bugüne kavramı geçerli olsaydı; yani, hala hayatta ve savaşım devam ediyor
olsaydı, PRESENT PERFECT kullanmak durumunda olacaktık)...
brilliant
/bril-yınt/
= parlak, pasparlak... (Hatırlayacaksınız: bu sözcüğü daha önce de
"biryantin" den çağrıştırmıştık)...
of all time veya
of all times = tüm
zamanların... California-based
= Merkezi Kaliforniya'da bulunan; Kalifoniya'da kurulu/müesses...
It was (in) 1953
... that = 1953 yılında (idi ki)...
Northampton born =
Northampton doğumlu... 36 at
the time = o sıralarda 36 yaşında (olan)...
strike upon =
keşfetmek, önemli birşey bulmak (hernekadar aramakta olmak kavramını
içeriyorsa da, "tesadüf etmek" gibi bir nüans da iletebilir)...
double helix = ikili
sarmal... like a twisted ladder
= bükümlü bir bahçe merdiveni gibi...
DİKKAT: İlk tümce "devrik" yapıda. (Yani, soru tümcesi olmamasına rağmen, "were" fiili "conclusions" öznesinin önüne/soluna geçmiş.) Böylece anlama vurgu kazandırılıyor. Düz tümce şöyle olacaktı ve bknz. ne derece cılız kalıyor: Crick and Watson's conclusions about the molecular structure of DNA were firmly established years after the discovery.
conclusion = 1) bitim, bitirme; 2) varılan, çıkarılan, çıkarsanan sonuç... firmly established = kuşkuya yer bırakmayacak ölçüde kanıtlanmış ("tam, kesin ve sağlam olarak tesis edilmiş" kavramından... At the time, Crick later said, only a small number of people... = Crick'in daha sonraları söylediğine göre, o zamanlar yalnızca çok az sayıda insan...
Top Breaking News Headlines "Difficult and Dangerous" Times Ahead: Britain faces an unprecedented number of "difficult and dangerous" problems in the coming year: The threat of war, terrorist attacks and economic uncertainty pose major challenges both at home and abroad, the Prime Minister has warned in his New Year message... (The London Times) (ahead = ilerde, önümüzde ("kafa doğrultumuzda" kavramından)... unprecedented /an-presi-den-tid/ = daha önce emsali görülmemiş... uncertainty = belirsizlik... to pose a challenge = engel, tehdit, güçlük oluşturmak ("to challenge" = meydan okumak, kavramından)... "Message" ve "massage" sözcüklerini karıştırmıyorsunuz, di mi! Birincinin okunuşu /me-sic/... İkincisinin okunuşu /mı-sa:j/... Change Opens Door for Turkish Politician: The president of Turkland approved constitutional amendments today that would open the way for the country's most popular politician to become prime minister... (The New York Times) (constitutional amendments = anayasa değişiklikleri... (Türkiye'ye dışardan bakan, konuyu bilmeyen birisine, gel de meseleyi anlat!!...) Top National News Goverment Continues Peace Efforts But Prepared For All Eventualities: The Turkish government is intent in exhausting all avenues to prevent a war and resolve the Iraqi issue through peaceful means but also will not hesitate to shoulder a role in a possible Gulf War, Prime Minister Abdullah Gül told Turkland's leading editors on Monday. (The Turkish Daily News) (for all eventualities = "her türlü olasılığa karşı" ("sonuçta başımıza ne gelirse", nihayetteki her türlü netice" kavramından... to be intent on = kesin kararlı olmak, kesin niyetli ve dikkatini buna yoğunlaştırmış olmak... to exhaust all avenues = her türlü yolu tüketmek... to resolve through (by) peaceful means = barışçı yollardan çözmek... to shoulder a role = rol omuzlamak, yüklenmek... Top Breaking News Headlines Profitability of Companies at Ten-Year Low: Profitability in Britain’s companies has slumped to its lowest level in almost a decade, adding to woes over the country’s economic performance... (The London Times) (profitability = kârlılık... to slump = çökmek, göçmek, olduğu yere yığılmak... woes = acılar, sıkıntılar, şikayetler...)
Bush's Bold, and Risky Economic Plan: President Bush opened a second front in his 2004 re-election campaign with an economic plan far bigger and bolder than many expected... (The New York Times) (bold = cesur... to open a second front = ikinci bir cephe açmak... far bigger and bolder than many expected = pekçoklarının beklediğinden (= tahmin ettiğinden) çok daha büyük ve cesurane...)
News Headlines Chinese Move to Eclipse U.S. Appeal in South Asia Çinliler, Güney
Asya'da A.B.D.'nin Çekiciliğini Gölgede Bırakmak İçin Harekete Geçtiler... Ngoh Eng Hong, a star at the Economic Development Board in Singapore, earned two degrees in America, but then studied in China to learn about the country that she says "can become another superpower.'' Hong Ablam, A.B.D. de iki üniversite diploması ile yetinmemiş, bir de "N'olur n'olmaz, şu Çin'i de biraz tanıyayım, demiş... Güler Ablamla Mustafa Ağbim de ufak ufak Mandarin-Çincesi öğrenmeğe başlasalar iyi edcekler gaalibaa... Story continued... = Hikayenin devamı...
Chinese was an easy one over perfecting his faltering English. China, not America, is the future, he insists, speaking for many of his generation in Asia. The New York Times (www.nytimes.com)
The sacrifice is worth it = Bu fedakarlığı yapmağa değer... to falter = sendelemek, duraklamak, sarsıntı geçirmek... Yani tümcenin çevirisi: Zar-zor ilerleyen İngilizce'sini mükemmel hale getirmeğe çalışmaktansa, Çince öğrenmeyi seçmek kolayca verdiği bir karardı... speaking for many of his generation in Asia = Asya'da kendi kuşağından pekçok kişinin görüşünü dile getirerek... (onlar adına konuşarak)... China, not America, is the future, he insists... = İstikbal, Amerika'nın değil, Çin'indir, diye ısrar ediyor...
University Option at 14:
Children as young as 14 could be encouraged to study part-time at
university under the government's reform of secondary education due to be
unveiled in the new year.
university option at 14 = 14 yaşında üniversite seçeneği... as young as 14 = daha ondört yaşında... to encourage = teşvik etmek, yüreklendirmek, cesaretlendirmek (Yapıya dikkat: en + courage... Nitekim; to endanger = tehlikeye atmak, riske sokmak; to enlarge = genişletmek; vb. vb).... to be unveiled = açıklanacak olan... [veil = yüz örtüsü, peçe... Dolayısıyla, to unveil = açıklamak, açığa vurmak, ifşa etmek]... to raise = yükseltmek... aspirations and expectations = özlem ve beklentiler... disadvantaged background = olumsuz yetişme koşulları... as well as challenging the most able = aynı zamanda da en yetenekli olan çocuklar için (daha yukarıları hedeflemeleri için) bir teşvik olacak...
Top National News
Fight Over Date: Turkland's aspirations to get a prompt start for long-delayed accession talks with the European Union drew mixed reaction from Europe yesterday, with the tiny Luxembourg, which takes over EU's rotating presidency next year, saying talks should start in early 2005, while heavyweight France calling for a start date in 2006. The Turkish Daily News (http://www.turkishdailynews.com)
Fight Over (the) Date = (Müzakerelere başlamak için) Tarih Üzerinde (= konusunda) Kavga... aspirations = özlem ve beklentiler... prompt = derhal, hemen, beklemeksizin... long-delayed = uzun zamandır gecikmiş... accession = giriş, katılım... mixed reactions = gerek lehte gerek aleyhte karışık tepkiler... tiny /tay-ni/ = minicik... to take over = devralmak... rotating presidency = dönüşümlü başkanlık... heavyweight = ağırsiklet... to call for = çağrıda bulunmak...
ANASAYFA TESTLER OKUMA EĞLENCE
|