Anahtar Sözcükler: Küresel, küreselleşme, iki kutuplu dünya, medeniyetler çatışması, iletişim devrimi, küçülen dünya, global değerler, yerel yönetimler, uluslararası sermaye küreselleşme karşıtları, milli kültür, ulusal değerler, uluslararası sermayenin oyunları, yeni bir çağın eşiğinde, küreselleşme ve hümanizma, zenginler ve fakirler, sömürü boyutları küreselleşme bir aldatmaca mı? küresel ısınma ve öteki ekolojik sorunlar, zenginler kulubü vicdanını rahatlatıyor, azgelişmişlik kader mi? Sermaye - siyaset - medya bütünleşmesi...

K Ü R E S E L L E Ş M E

&  U L U S A L   D E V L E T

 

"GLOBALIZATION AND THE NATION STATE"

başlıklı okuma parçamızın Türkçe açıklamalı versiyonudur.

Orjinal makale 2001 yılında İnternet'ten indirilmiş,

fakat yazarı ve kaynağı saptanamamıştır.

 
 

Önsöz için: Bildim bileli, paralı insanlara içim, gönlüm ısınmaz. Çoğunlukla şımarık, bencil, ve çıkarcı bulurum. Hele ki görgüsüz yeni zengin olanlarını enikonu aşağılarım. Geniş halk kitlelerinin gerçeklerine vurdumduymaz, alaycı ve acımasızdırlar.
Özellikle, son dört yıl süresince, uluslararası sermaye destekli AKePe hükumeti döneminde, krizden çıkacağız uyutmacasıyla, pembe balonlarla, din sömürüsüyle bütünleştirilerek, soygun düzeninin ulaştığı boyutlara tanık oldukça, sermaye - siyaset - medya şeytan üçgenine olan duygularım itiraf edeyim artık nefret boyutlarında...
Geçenlerde, asgari ücretle çalışan bir yurttaşa röportajcı TV elemanı soruyor: "Bu tuzu kuru dedikleri kişilerin sence aylık gelirleri ne kadardır?" Cevap: "Bilmem ki, abi; herhalde bin lira filan vardır." Vah benim dünyadan bihaber, eğitimsiz, uyutulan yurdum insanım...
Aşağıdaki metni sizlere bir rüya sunar gibi sunuyorum. Tıpkı sosyalizmin bir zamanlar bir seçkinler faşizmine dönüştürüldüğü gibi, şimdi dünyayı bir ahtopot gibi vantuzları ile sömüren uluslararası sermayenin yarattığı kâbus ile taban tabana çelişen bir rüya dünyası...
Yalçın İzbul, 20 Aralık 2006
 
Bir Rüyanın Evrak-ı Metrukiyesi...
Bölüm 01...
WHERE DO WE STAND NOW ?
AN OVERVIEW (2001)

Man, at the dawn of the 21st century, has created a new world for himself. The future is now full of hopes, worries, uncertainties, dreams and thrills.

dawn /DOUN/ okunur = şafak... at the dawn of = "şafağında", başında, başlarında, başlangıcında... thrill = heyecan, zevk ve heyecan...

The revolutionary developments in the fields of communication and transportation, in addition to other developments brought on by science and technology, have transformed the world, making it a smaller place.

revolutionary developments = devrim niteliğinde ilerlemeler... have transformed the world = dünyayı dönüştürmüş bulunuyor...

Mankind has the world virtually in the palm of its hand. We are now in a position where we have a much broader outlook. Mankind has become global in all of his deeds.

virtually = almost = hemen hemen, neredeyse, %99.99 oranında... palm = elin ayası... in the palm of ... etc = avuçlarının içinde... outlook = genel görünüm (burada manzara, görüş alanı anlamında)... deed = eylem, yapılan şey ("do" fiilinden ad)... We are now in a position where we have a much broader outlook = Şimdi herşeyi çok daha geniş bir çerçevede görebildiğimiz bir konumdayız.

So where do we go from here? What is to happen from this point onwards?

Bundan sonra yolumuz nereye çıkıyor? Bu noktadan itibaren neler olacak?

Bipolarization, namely East versus West and North versus South, has in large part lost its significance. The world will become a place where borders no longer exist.

bipolarization = iki kutupluluk... namely = yani, adını vermek gerekirse... versus (Vs) = karşı... in large part = büyük ölçüde... significance = önem ve anlam, "mana ve ehemmiyet"... a place where borders no longer exist = artık sınırların mevcut olmadığı bir yer... ["no longer", "any longer", "no more", "any more" deyimlerini "Artık olmamak" kavramı ile çeviriniz: I don't love you any more... I love you no more]

We will come face to face with a world where changes come at the speed of light and where events that unfold take place on several planes at the same time.

to unfold = peşpeşe açılarak ortaya çıkmak... plane = düzlem, düzey... at the same time = aynı anda, birlikte...

This will be an altogether different world and generations that follow will be confronted with the task of both shaping and administering such a world.

altogether = tümüyle ("tümüyle farklı bir dünya ve tümüyle farklı kuşaklar" -- Sözcüğün bu anlamını mutlaka not ediniz; unutmayınız)... to confront = yüzyüze gelmek (genelde hasmane bir şekilde, karşı durmak anlamında)... task = görev... to administer = yönetmek, hükumet etmek...

In order to better understand what I have just stated, let us go back in history a little.

Az önce söylediğim şeyi daha iyi anlayabilmek için, tarihte biraz gerilere gidelim.

There are enormous differences between the state of the world at the beginning of the 20th century and the state of the world at the end of it.

enormous /i-NOU-mıs/ = çok büyük, devasa, kocaman...

Grand technological discoveries such as the telescope, microscope, steam, electricity, telephone, television, jet engine, nuclear energy, satellites and the Internet have brought about developments which were previously unimaginable.

discovery = buluş, keşif (aslında, burada sıralanan buluşların hemen hepsi "invention" = icat" sınıfındandır)...  satellite /-tılayt/ = uydu...

With these developments, the world has been divided into two: strong, rich and developed counties with powerful weapons, on the one hand, and countries that live under very harsh circumstances on the other.

weapon /WE-pın/ = silah (genel ad)...  harsh = sert, haşin, acımasız...

It is largely Europe that has been the centre of the all the developments that have taken place in the last two centuries.

 largely = büyük ölçüde... 

Westphalia, which gave birth to the concept of equal sovereign states, was followed by the French Revolution. This, in turn, was succeeded by "nations," and "nation-states" comprised of free citizens.

Westphalia = Vestfalya Barış Andlaşması (1648)... sovereign /S@V-rın/ = egemen... in turn = Bu deyimi Türkçe'ye herzaman de, da (dahi) = "........ ki bu da" kavramı çeviriniz. to succeed = ardından gelmek, halef olmak, yerine geçmek. (Sözcüğün bu anlamını mutlaka not ediniz; asla unutmayınız)... comprised of = ----dan oluşan...

In addition to science and technology, there have also been major advances in the areas of education, health and industrialization.

there have been = olageldi. ("There is / are" yapısı için present perfect çekim.)

Two horrific wars, the first beginning in 1914 and the second in 1939 erupted in Europe. These wars resulted in the loss of millions of lives, disintegration of empires, the end of colonialism and the birth of independent states. Then came -- ideological conflict. It started once again in Europe and later spread to other countries of the world.

horrific = dehşet verici, korkunç, iğrenç...to erupt = patlak vermek...to result in = ile sonuçlanmak... disintegration = parçalanma... conflict = çatışma, sürüp giden anlaşmazlık...

There was fascism. There was communism. And there was democracy, which was left in a situation where it had no choice but to defend itself.

in a situation ...... itself = kendini savunmaktan başka bir seçeneği olmadığı bir durumda...

It is a well-known fact that ideological conflicts rest on issues such as how nations are to be governed, how development is to be brought about and how wealth is to be achieved.

to rest on = üzerine dayanmak, -a dayanmak. (Başka bağlamda, "üzerinde hareketsiz durmak" anlamı da verebilir)... to bring about = gerçekleştirmek, olmasını sağlamak (burada edilgen çatıda kullanılıyor)...

The United Nations, which was founded in 1945, has made significant contributions to the preservation of world peace and to the peaceful resolution of conflicts. Founded by around 50 countries, the United Nations now has 190 members.

to found (founded - founded) = kurmak, tesis atmek, temellerini kurmak. ("To find" fiili ile hiçbir ilişkisi yok)... resolution = (burada) çözüm... (Ayrıca, "kararlılık" ve "karar sureti" gibi anlamları da vardır)... around = yaklaşık, takriben...

 

Bir Rüyanın Evrak-ı Metrukiyesi...
Bölüm 02...

WORK TOGETHER, LIVE TOGETHER !!

"Work together, live together" is the motto of the United Nations.

motto = ana prensip, düstur,  temel parola... 

The United Nations, on the one hand, works to preserve world peace and, on the other, deals with other problems that confront humanity.

deals with = ile uğraşır, ile ilgilenir, kendine iş edinir... to preserve world peace = dünya barışını korumak... to confront = yüzyüze gelmek, karşı karşıya olmak/kalmak (genelde bir güçlük veya tehdit ile -- burada "insanlığın karşı karşıya olduğu/geldiği sorunlar)...

Member states of the United Nations, by accepting its system, have in fact come to possess certain common principles of governance.

governance = yönetim, idare...

In the period that followed World War II, it was once again impossible to arrive at world peace. Ideological conflicts and related debates simply did not cease.

ideological conflicts and related debates = ideolojik anlaşmazlıklar ve (bunlarla) ilgili tartışmalar... to cease = bitmek, kesilmek... ["simply" sözcüğünü "basitçe" şeklinde çevirmeyi düşünmeyin bile. Çoğu zaman bir pekiştiricidir ve cümlenin gelişinden nasıl denk getirirseniz öyle bir anlam yakıştırınız.]

The fact that nuclear weapons and intercontinental missiles were capable of destroying the entire world, brought on a different kind of nightmare. This period, called "the Cold War," lasted for 45 years.

intercontinental missiles = kıtalararası füzeler... brought on = beraberinde getirdi, yol açtı... nightmare = karabasan, kabus... to last = burada: sürdü... [Başka yerde "dayandı, dayanıklı olduğunu kanıtladı" gibi anlamlar verebilir]...

The Soviet State System, which was based on Marxist ideology, started to crumble with the fall of the Berlin Wall and finally collapsed with the concepts of "Glasnost" and "Perestroika."

to crumble = ufalanmak, unufak olmak, mecazi: "temellerinden çökmek"... to fall = yıkılma... to collapse = "yere yığılmak"; çökmek...

As of 1989, new political circumstances and a new political geography came into being.

as of ------- = -------dan başlayarak, ------- itibariyle... circumstances = koşullar ("durumlar" anlamında)... came into being = meydana geldi, oluştu, varoldu...

The Soviet influence in Central and Eastern Europe, in the Balkans, in the Baltics, in the Caucasus and in Central Asia ceased to exist and "Independent States" were born.

the Caucasus = Kafkaslar, Kafkasya... Okunuşa dikkat: /KOU-kısıs/... Yıllar önce, İngilizce bilmeyen bir İngilizce profesörü, uluslararası bir kongrenin açılış konuşmasını yaparken bunu, biraz tereddütten sonra (büyük olasılıkla, konuşmasını kendisi yazmamıştı) /KE-şıs/ diye okumuştu. Gerçi, eski bir Başbakanımız da her konuşmasında Kafkaslarda yeni ülkeler/devletler icat etmek huyundaydı... Bilmemek ayıp değil, ama öğrenmemek, hele ki hazırlanmamak çok ayıp... Ayrıca, Caucasia = Kafkasya... Okunuşu: /kou-KEY-jia/...

All of these States, including the Russian Federation, have adopted "market economies" as opposed to "Marxist economies" and have opted for "democratic rule" instead of "communist rule."

to adopt = benimsemek / benimlemek... to adapt = uyarlamak veya uyarlanmak; "adapte" olmak veya etmek... to opt for = seçmek, tercih etmek...

Moreover, from the beginning of the 1980s, effectiveness and productivity, came to top all other administrative criteria, irrespective of the type of rule.

moreover = furthermore = üstelik, üstüne üstlük... productivity = verimlilik, üretkenlik... e.g. Milli Prodüktivite Merkezi!... to top = üstüne çıkmak, hepsinden daha büyük önem taşımak... administrative criteria = ülke yönetim ölçütleri... irrespective of = dikkate almaksızın (Burada: "yönetim tarzınız ne olursa olsun")...

Throughout the period extending from Adam Smith to Marx and Keynes, either some or all of economic activity, if not entirely, has been in the hands or the control of the State.

extending from ----- to ----- = -----den -----e uzanmak, sürmek... if not entirely = 1. tümüyle olmasa bile; 2. hatta belki tümüyle... "if not" deyimi, bu iki farklı nüansı da iletebilir: Cümlenin gelişine göre karar vermek gerekir...

With Hayek and Friedman, it was once again back to Adam Smith. To them, the role of the State in the economy was to be completely changed. To them, the State should have nothing to do with economic activity. The economy should be left to the individuals, the markets should regulate themselves with their own dynamics, and there should be competition. This way, effectiveness and productivity will be achieved.

it was once again back to = bir daha dönmüş olduk... to them = onlara göre... was to be changed = (Burada) değiştirilmeliydi, değiştirilmek zorundaydı... (to be + mastar = 1. gelecek zaman; 2. zorunluluk anlatmakta kullanılır -- Burada kullanılan tense: Future in the Past))... competition = rekabet...

The aim is to utilize scarce resources for the benefit of mankind, without any going to waste.

to utilize = kullanmak, kendi yararına kullanmak, faydaya çevirmek... scarce resources = kıt kaynaklar... for the benefit of = yararına...to go to waste = çöpe gitmek, israf olmak...

It is not possible for a state that is involved in economic activity to govern properly and to be free from corruption and waste.

to be involved = işin içinde olmak; karışmış, "bulaşmış" olmak.. properly = gerektiği şekilde, uygun ve münasip şekilde...  corruption = süistimal, görevini kötüye kullanma...

This is called market economy and there will be a transition from international to universal law.

transition = geçiş, dönüşüm...

Democracy, human rights and the market economy are the new guides of mankind.

human rights = insan hakları... market economy = piyasa ekonomisi...

Better governance is one of today's foremost topics.

foremost = önde gelen, en önemli...

Development and overcoming poverty have become global issues.

to overcome = üstesinden gelmek, yenmek... poverty /PA-vıti/ = fakirlik... ("Poor" sözcüğünün isim hali... Zinhar, "power" sözcüğü ile karıştırmayasınız. -- Uyarı ve ifade tarzımı fazla "yukardan" bulanlar ise, önce dönüp çevrelerinde bu yanlışın frekansına baksınlar:((  have become global issues = yeryüzü ölçeğinde sorunlar haline gelmiş bulunuyor...

Bir Rüyanın Evrak-ı Metrukiyesi...
Sonraki Sayfa için "Next"
Diğer Okuma Parçaları için "Home"

    

ANASAYFA      TESTLER      KONUŞMA       EĞLENCE       ALMANAK

BİLMECE       E-KİTAP        YARDIMCI KAYNAKLAR       FIKRALAR

GÖZLEMLER      KARİKATÜR       ÖZDEYİŞLER       SEVİYE-TESBİT