Anahtar Sözcükler: Küresel, küreselleşme, iki kutuplu dünya, medeniyetler çatışması, iletişim devrimi, küçülen dünya, global değerler, yerel yönetimler, uluslararası sermaye küreselleşme karşıtları, milli kültür, ulusal değerler, uluslararası sermayenin oyunları, yeni bir çağın eşiğinde, küreselleşme ve hümanizma, zenginler ve fakirler, sömürü boyutları küreselleşme bir aldatmaca mı? küresel ısınma ve öteki ekolojik sorunlar, zenginler kulubü vicdanını rahatlatıyor, azgelişmişlik kader mi? Sermaye - siyaset - medya bütünleşmesi...

K Ü R E S E L L E Ş M E

&  U L U S A L   D E V L E T

 

"GLOBALIZATION AND THE NATION STATE"

başlıklı okuma parçamızın Türkçe açıklamalı versiyonudur.

Orjinal makale 2001 yılında İnternet'ten indirilmiş,

fakat yazarı ve kaynağı saptanamamıştır.

 
 
 
Bir Rüyanın Evrak-ı Metrukiyesi...
Bölüm 03...

COMMON AWARENESS, COMMON STANCE

Ortak farkındalık, ortak tavır ve tutum...

The United Nations, especially with the various conferences and meetings that it has organized in the last tens years, has been very instrumental in creating a common awareness of problems that concern the entire human race. It has also been pivotal in the adoption of a common stance with respect to such problems.

conference = Bu sözcüğün "pekçok konuşmacının yer aldığı toplantı, kongre" anlamına geldiğini bir kez daha vurgulamak isterim. (To confer: kafa kafaya verip birbirine danışmak, müzakere etmek). Bizdeki "konferans" kavramının karşılığı, İngilizce'de "lecture" olup, ayrıca üniversitede ders anlamında da kullanılır... instrumental = vasıta, aracı... common awareness = ortak bilinç, ortak farkındalık... ["Common" = 1. ortak; 2. yaygın; 3. sıradan, bayağı, adi]... common stance = ortak tavır/tutum... the entire human race = insanlığın tümü... [race = ırk sözcüğünün bazen bu şekilde "biyolojik tür" için kullanıldığına dikkat ediniz... pivotal = ana nokta, temel dayanak... to adopt = benimsemek / benimlemek... to adapt = uyarlamak, uyarlanmak; adapte olmak veya etmek... with respect to = açısından, ilişkin olarak...

Meetings organized by the United Nations on issues such as children's rights, struggle against poverty, rapid population growth, protection of the environment, housing and settlement and on issues concerning women are significant in demonstrating how much the whole of humanity is being embraced.

issues /İ-şu:z/ = konular, sorunlar... children's rights = çocuk hakları... poverty = fakirlik, yoksulluk ["Poor" sözcüğünden -- /w/ ile yazılıp okunmadığına lütfen dikkat]... housing = iskan... settlement = 1. yerleşim; 2. yerleşim merkezi/alanı (Dikkat: "çözmek, halletmek" kökünden gelen başka anlamları da vardır)... to embrace = kucaklamak, örtmek, kapsam içine almak...

How nation-states ought to reconcile independence and sovereignty with solidarity, coexistence and cooperation has evolved over time.

nation-states = ulus-devletler... to reconcile = uzlaşmak, uzlaştırmak... sovereignty = /S@V-rınti/ egemenlik... solidarity = dayanışma... coexistence = birlikte yaşama... to evolve = birlikte evrilme, evrimleşme. (Ancak, burada olduğu gibi, genel kullanımda "gelişme / büyüme" kavramlarını da içerecek şekilde görülebiliyor -- ki, antropolojik kullanımda bu hataya düşülmemesi ve "zaman içinde değişim" kavramıyla sınırlı tutulması yerinde olur)...

Regional institutions such as the EU in Europe, NAFTA in North America, MERCOSUR in Latin America and ASEAN and APEC in the Far East remain operational. And organizations such as WTO, OECD, BSEC and the OIC can be added to the list.

regional = bölgesel... to remain operational = işler / çalışır durumda olmağa devam etmek...

People, at the beginning of the 21st century, are engaged in a genuine effort to preserve world peace, to protect the Earth and to alleviate poverty.

are engaged in = "angaje" durumdalar; kendilerini bu işe vermiş, bu işle "meşgul" durumdalar...  genuine = /CE-nuin/ = gerçek, hakiki... to alleviate /ı--vieyt/ = hafifletmek, gidermek...

This is what "globalization" is.

globalization = küreselleşme...

The European Union is an indispensable model for global cooperation.

indispensable /indis-PEN-sibl/ =  vazgeçilmez... global cooperation = küresel işbirliği...

People who have lived through the horrors of World War II have united around the motto, "Europe should unite and there ought to be no more wars."

have united around ....... = ....... çevresinde birleştiler... motto = daha önce açıkladığımız sözcük ve deyimleri genelde tekrarlamıyorum... there ought to be no more wars = artık savaşlar olmamalı... 

The Common Market, which was set up by six countries in 1957, has developed in the last 45 years. Firstly, it has become an economic union of 15 countries with a single market, a common currency and a customs union. It has also established unity in law. Most recently, it has focused on political unity.

to set up = kurmak, tesis etmek = to establish [burada pasif kullanım = to be set up... Unutmayın: bu düzensiz bir fiildir: set - set - set[... common currency = ortak para... foreign currency = döviz (yani, yabancı para)... national currency = milli para... customs union = gümrük birliği... unity in law = yasalarda uyum... political unity = siyasal birlik...

Between most of the member states, borders no longer exist.

borders no longer exist = artık sınırlar yok... Unutmayınız: no longer, any longer, no more, any more -- deyimlerinin hepsini Türkçe'ye aynı çeviriyoruz: Artık Iıı-hh !!

Currently, the questions of governance and enlargement are being debated. Following the dissolution of the Soviet Union, a European Union of 28 states including the 12 countries and Turkland, who have applied, is forming.

dissolution = çözülme... Neden "a European" ?? Çünkü, yazılışına göre değil, okunuşuna göre karar vereceğiz...

 

Bir Rüyanın Evrak-ı Metrukiyesi...
Bölüm 04...

PRESENT STATE OF AFFAIRS

Eldeki / Şimdiki / Mevcut Durum...

The general outlook at the beginning of the 21st century is not very bright and world states have become aware of cross-border problems.

general outlook = genel görünüm... cross-border = sınırlar ötesi...

The world population, which was 2 billion at the beginning of the last century, reached 6 billion at the end of it.

The human being is the most dangerous threat to the Earth. He is threatening to deplete the Earth of its rich natural resources and this would be the end of everything. These resources are already insufficient to feed the hungry billions even today.

the + human being = insanlar; insanoğlu (sınıf adı)... to deplete = tüketmek, bitirmek, boşaltmak...

The root of all of these problems is population growth. Migration, the ever-crowding of cities and even terrorism are all results of rapid population growth.

migration = göç... immigration = göç alma, içeri göç... emigration = dışarıya göç... ever-crowding = gitgide daha kalabalıklaşan...

The world today faces the problem of poverty. Per capita GNP of 70 countries are less than it was 20 years ago. A billion people survive on less than $1 a day. Half of the world population earns less than $2 a day.

per capita = kişi başına (PÖ--pıtı okuyunuz)... per annum (pö-Æ-nım) = yıllık, yılda... percent = %... GNP = gross national product = gayri safi milli hasıla... survive on = ile yaşamak / hayatını idame ettirmek...

A significant portion of the world population has no access to education and medical services. Terrorism, drugs, smuggling, contagious diseases are among the common problems of humanity.

has no access to = ulaşamıyor, erişemiyor, yoksun... drugs = uyuşturucular... smuggling = kaçakçılık... contagious /kın-TEY-cıs/ = bulaşıcı...

This is the age of information. Correct. However, how will it be the age of "prosperity, peace and stability?" How will prosperity for all be achieved? This is the main problem!

prosperity = refah... prosperous = müreffeh... stability = istikrar... to achieve = başarmak, elde etmek...

The only hope is to fully embrace democracy, human rights and the market economy.

to embrace = kucaklamak, sımsıkı sarılmak... human rights = insan hakları... market economy = piyasa ekonomisi...

The United Nations conference on "Sustainable Development and Combating Poverty" which will be held in Johannesburg in September, will deal with one of the major topics of global concern.

sustainable = sürdürülebilir... to combat = mücadele etmek, savaşmak, muharebe etmek... to deal with = ile ilgilenmek, uğraşmak, ele almak... topic = konu... concern = Türkçe'ye bazen "ilgi" bazen "endişe, tedirginlik" kavramları ile çevirmek zorunda kaldığımız bu sözcük, aslında her iki kavramı da içerir...

World Economic Forum that was held in New York and the Social Forum, which convened in Porto Allegro, have brought new dimensions to the ongoing debate.

to convene /kın-Vİ:N/ = toplamak, toplanmak... have brought new dimensions = yeni boyutlar getirmiş bulunuyor... ongoing veya daha seyrek on-going = devam etmekte olan, halen sürmekte olan...

The question of whether "to grow or to share" is still on the agenda. United Nations Secretary General Kofi Annan, says in a statement that: "The poor are not the victims of globalization. The problem rather is: They haven't been involved in the global market, but remained outside of it."

still on the agenda = hala gündemde... statement = (burada) beyanat, bildiri... victim = kurban (bir olayın kurbanı anlamında)...

Robert wade, one of the members of the London School of Economics says: "Global income inequality has become widespread during the last 20 years. It is not enough to defend globalization. There is the need for international institutions to integrate more with the world economy."

income inequality = gelir eşitsizliği... widespread = yaygın... to become widespread = yaygınlaşmak, yaygın hale gelmek... to integrate = bütünleşmek, bütünleştirmek (burada, birincisi -- Peki, nerden anladık? Çünkü, ikincisi "geçişli/transitive" bir kavramdır ve kendisinden sonra nesne gerektirecektir)...

British International Development Minister Claire Short says: "Globalization will bring a huge wealth. This, in turn, can be used to reduce the worldwide poverty and to remedy global scale injustice"

huge /HYU:C/ = kocaman, çok büyük... wealth = zenginlik... in turn = DİKKAT: daha önce de birkaç kez dokunduk: Bunu her gördüğünüz yerde, "de, da" (dahi) ile çeviriniz: "This, in turn, = Bu da... "Kendi sırası geldiğinde" kavramından... to remedy = çare olmak, düzeltmek... remedy /RE-mıdi/ (ad) = çare, derman... scale = ölçek, ölçekte, ölçekteki...

James C. Bennett says: "I believe that the reason of globalization will win the battle at the end. All nations will succeed to pass forward to democracy and market economy. However, this process will take generations."

the reason of globalization = küreselleşmenin mantığı... reason = 1. neden, sebep; 2. akıl mantık, muhakeme... rational /RÆ-şınıl/ = rasyonel, akla mantığa uygun... will take generations birkaç kuşakta ancak gerçekleşecek...

The opinions of the World Bank on this issue are as follows: "Globalization has helped in many developing nations to lower poverty. But, in order to improve the living conditions in the poorest countries, measures like increasing trade, creating an environment conducive for investment, improving educational and health services, helping more of the rich countries to help the poor ones and debt relief should be taken."

to lower = düşürmek, azaltmak... measures = önlemler... conducive /kın-DCYU-siv/ = uygun, kolaylık sağlayan veya o sonuca götüren, o yönde kolaylık sağlayan... creating an environment (which is) conducive for investment = yatırımlar için uygun ve teşvik edici bir ortam yaratmak... debt relief /DET-rı-Lİ:F/ ("b" sessiz) = borçların silinmesi (relief = hafifletme, kurtarma)... 1. Son bölümdeki deyiş: "to help smb to help smb else" = daha çok sayıda zengin ülkenin fakir ülkelere yardımcı olmalarına yardımcı olmak... 2.  En sondaki edilgen "should be taken" fiilinin nesnesi daha önce geçmiş olan "measures" sözcüğüdür...

 

Bir Rüyanın Evrak-ı Metrukiyesi...
Bölüm 05...

THE AFTERMATH OF WWII

The motto after the World War II was "peace and stability cannot be separated."

motto = ana ilke, yol gösteren düstur...

We know that the remedy for reducing poverty and bringing about prosperity is sustainable development.

remedy /RE-mıdi = çare, deva... prosperity = refah... prosperous = müreffeh... to prosper = zenginlemek, işleri "tıkırında" olmak... sustainable = "sürdürülebilir"...

The suitable environment for eliminating poverty should be created both at national and global levels.

At the national level, protectionism will come to an end as the market economy takes hold.

protectionism = korumacılık...

The period of resource wasting through industrial subsidizations behind tariffs is over.

resource wasting = kaynak israfı... subsidization = sübvansiyon yapma... tariffs = gümrük ve ithalat vergileri...

Bir Rüyanın Evrak-ı Metrukiyesi...

Önceki Sayfa için "Back"

Sonraki Sayfa için "Next"
Diğer Okuma Parçaları için "Home"

         

ANASAYFA      TESTLER      KONUŞMA       EĞLENCE       ALMANAK

BİLMECE       E-KİTAP        YARDIMCI KAYNAKLAR       FIKRALAR

GÖZLEMLER      KARİKATÜR       ÖZDEYİŞLER       SEVİYE-TESBİT