Sitemizdeki soru ve
örneklerin tümü, telif hakları saklı, özgün malzemedir.
Sitemiz,
ayrıca, İnternet ortamında yaygın olarak izlenmektedir.
Kaynak göstermeksizin alıntı yaparak kendinizi
gülünç
ve zor durumlara
düşürmeyiniz.
KPDS Vocabulary -
003
Here is a sample KPDS
question, checking for vocabulary skills:
A
strong ............... exists between a country’s wealth and
the freedom afforded its citizens.
[KPDS: Kasım,
2006 -- Değerli üyemiz M.A.'ya teşekkürlerimle.]
a.
coincidence
b.
correlation
c.
consideration
d.
determination
e.
interpretation
Bir saptama ve yorum: "Afforded its citizens" ve "afforded to
its citizens" şeklinde ("to" ilgeci ile) kullanılma sıklığı aşağı yukarı
%50-50 dir sanıyorum; dolayısıyla itiraz edemeyiz, ama soruyu ben
hazırlıyor olsam "to" ile yazmayı tercih ederdim.
(Anadilimizin dil mantığına daha yatkın.)
İlk itirazım, milyon cümle konuşulsa ancak bir kez rastlanabilecek
bir ifadenin bir yabancı dil sınavında yer alması fazla zalimlik
değil mi?
Dikkat ederseniz, "zorluğu" açısından itiraz etmiyorum (ki, zor
değil). Kullanılma olasılığı, kullanım sıklığı açısından değerlendiriyorum.
Ayrıca, cümle
-- eminim ki hazırlayan kişi bilinçaltında bunu bir "ders"
niteliğinde görmüş -- hiç de hoş olmayan bir ukalalık içeriyor:
"Zengin ülke, var size özgürlük; fakir ülke, nah size özgürlük." --
AB'den dışlanalı, fazla mı alıngan oldum ne? Soruları yabancı (İngiliz sanırım)
kişi veya kişilere hazırlattıklarını
düşünüyorum. Kavramlar dünyamız açısından haksız bir tercih. Heyette
bizden de birilerinin yer alması, kültür farklılığından kaynaklanan
kavramsal bariyerleri en aza indirmekte yardımcı olur.]
İkinci itirazım: Evet, cevap şıklarında önemli,
yararlı kavramlar üzerinde durulmuş ve o açıdan iyi bir soru.
Ammaaa...
GELELİM "A" ŞIKKINA:
Çünkü, besbelli "B" şıkkı doğru şık kabul edilmiş... [Ki,
sınavda aday olsam, itirazımı sineme saklar, "B" şıkkını
işaretlerdim.]
Fakat,
"A" şıkkı da bal gibi doğru... Tamam, istatistiksel kullanım
olasılığı olarak "B" şıkkı ile kıyaslanamaz, ama ne olursa olsun o
da doğru.
Buradan çıkartılacak
ders şudur: Sorunun çift doğru cevaplı olduğuna yüzde yüz emin
bile olsanız, ne sınav gözetmenleri ile fuzuli bir tartışmaya
girişiniz; nede içinizde bir öfke ve güvensizlik yumrusu
oluşmasına... Bu, size enerji ve zaman kaybettirir. Kaçınılmaz doğru
cevabı yanında, kafanızda "parazit" oluşturan, "ama bu da
doğru olamaz mı" dedirten şık veya şıkları görmezden geliniz...
Çeşitli
derecelerde "doğru" ikinci hatta üçüncü bir cevap, sınavlarda
rastlanmayan bir durum değildir. Fakat, "Danıştay'a dava" açarsanız, kimini
kazanabilir, kimini kazanamazsınız. Örneğin buradaki durumda
kazanamayız: Çünkü yargıç, "Evet, Belediye oraya çukur kazmış, ama
kör müsün? düşmeseydin," diyecek ölçüde vicdan rahatlığına sahip
olacaktır.
Birden çok doğru cevaplı
sorular, çoğunlukla, soruyu hazırlayan kişinin, kendi düşünce
tireninin peşinde sürüklenip gitmesi, soruya farklı açılardan bakma
olanığını yitirmesinden kaynaklanır. En yararlı yol, soruyu
hazırladıktan sonra birkaç gün/hafta bir kenara bırakıp sonra yeniden ele
almak -- veya ikinci bir kişinin bağımsız eleştirel
değerlendirmesine sunmaktır.
"İyi habere"
gelince, soruları yabancıları hazırlayınca beklenmedik ikramlarda da
bulunabiliyorlar. Örneğin, "korelasyon" sözcüğü/kavramı Türkçe'de
tıpatıp mevcut olduğundan, sözümona "vocabulary" sorusu olan bu
soru, biraz mürekkep yalamış bizler için basit bir kavram sorusuna
dönüşüvermiş.
BUGÜNKÜ SÖZCÜKLERİMİZ
Cevap şıklarında verilen
5 sözcük:
Bu çalışmada, daha öncekilerden farklı
bir yol izleyeceğim. Biliyorsunuz, daha önce "İngilizce, İngilizce
öğrenilir" tezi çerçevesinde davrandık ve sözcükleri -- Türkçe
kavramlarımıza hiç başvurmadan -- çok sayıda örnek içinde görerek
anlam(lar)ını çıkarsamağa çalıştık.
Ama biliyorsunuz, ben
yabancı dil öğreniminde eklektik ("yerine göre
her yol mübah") yolları yararlı bulur, pratikte kolaylık sağlayacak
yol hangisi ise o yolu tutarım. Şöyle bir
durum düşünelim. Öğretmen, "İngilizce'yi İngilizce öğretmek," veya
"görsel çağrışımlardan yararlanmak" gibi ilkelere sıkı sıkıya
bağlıdır. Yanyana iki derslikte ders veriyoruz. İkimiz de
karatahtaya birer çöpadam çizdik ve "This is a man," cümlesini
öğrettik. Şimdi sıra geldi, "This is a free man," cümlesine...
Bizim öğrenciler
birkaç dakika geçmeden teneffüse çıkarken, yan
derslikte öğretmen ve öğrenciler saatler sonra altlarına yapmamak
için kıvranıyor olacaklardır...
Aşağıda, cevap
şıklarında geçen beş sözcüğün anlam(lar)ını gösteriyor ve
--gerekliyse -- kısa açıklama ve örnek cümle ekliyorum:
Coincidence=
Rastlantı, tesadüf, birlikte vuku bulma... Kökü:
incident /İN-sidınt/
= olay, hadise... incidence
/İN-sidıns/ = meydana gelme, vuku bulma...
co-incidence =
birlikte veya aynı zamanda meydana gelme / vuku bulma; yani bir
"rastlama / rastlantı" olma, birbirine zaman boyutunda "tesadüf" etme.
[Tıp dilindeki
insidans kavramı, olayların görülme sıklığı
şeklinde bir anlam
genişlemesi içerir.]
Correlation =
korelasyon...
[Bu kısa ve
basit açıklamam karşısında öztürkçeci damarınız kabardıysa,
tüyleriniz diken diken oldu ise -- sakin olunuz; şu sınav salonundan bir geçelim; öztürkçe'yi başka platformlarda
savunuruz.]
Consideration
= ["to consider" =
düşünmek, dikkate almak, kafasında evirip çevirmek, fiilinden]...
1. önemli görerek ve zaman ayırarak dikkate alma, üzerinde durma
ve hakkında düşünme; "mütalâa"...
After giving
some consideration to this matter, I've decided that we ought to
stop the process at least temporarily.
= Bu meseleyi
biraz (=enikonu, anlamında) düşündükten sonra, sürece en azından
geçici olarak son vermemiz gerektiği sonucuna vardım.
2. başkalarını düşünme/gözetme (=bencil olmama)...
I've never met
such an inconsiderate person in my life...
Hayatımda hiç
böylesi düşüncesiz (=bencil / başkalarını hiç düşünmeyen) bir adam
tanımadım yahu!
Determination
= 1. kararlılık ["to be determined to do sth" = bir şeyi
yapmağa kesin kararlı ve azimli olmak, kavramından]... 2.
saptama, belirleme ["to determine" fiilinden -- /di-TÖ:-min/
-- "ditör-MAYN" diye okuyanların ağzına biber sürünüz, bir daha
yapmasınlar]
["To deter" = caydırmak, caydırıcı ve engelleyici olmak, fiili ile
karıştırmayınız. Peki bu "deter" sözcüğü Türkçe'ye girmiş midir?
Çoktaaan... Hergün kullandığımız "deterjan"lar tarikiyle...]
NOT: Neden, açıp bir İngilizce-Türkçe sözlüğü, karşılıkları sıradan
ezberlemeğe başlamak çıkar/tutar yol değildir? Yada, herkes elinde
sözlük, İngilizce metinler okusa ve bilmediği sözcükleri sözlükten
bakıp not alsa?
Birincisi, düpedüz yararsız zaman ve enerji yitimi,
muhtemelen de başarılması olanaksız bir girişim olur.
İkincisi ise,
ancak ve ancak, yaklaşık "upper intermediate" düzeyden başlayarak
verimli bir yoldur. Öğrencinin, belli bir düzeyi yakalayıncaya
kadar, bir yol gösterici kaynağın (kişi veya kitap) seçiciliğine ve
açıklamalarına gereksinimi vardır.
KPDS Vocabulary -
003
Now,
Test Yourself on your comprehensive understanding of these five
concepts:
021
Iran appears to be ............... to continue and expand its uranium enrichment
program.
a.
coincided
b.
correlated
c.
considered
d.
determined
e.
interpreted
022
Many would feel that assassinating a politician can
never be justified -- no matter how strongly he may have been condemned
in the public conscience. But such ............... will not
deter a determined assassin.
a.
coincidences
b.
correlations
c.
considerations
d.
a
determination
e.
an
interpretation
023
Several studies have shown that there is a strong ...............
between low educational status and a tendency to have larger families.
a.
incidence
b.
correlation
c.
consideration
d.
deterrence
e.
interpretation
024
Only with concentrated effort will success come. In other
words, there is
no direct ...............
at all between success and the hours worked.
a.
incident
b.
correlation
c.
consideration
d.
determination
e.
interpretation
En alttaki
Notlar kısmına bknz.
025
I feel your formulae might prove a little too complicated for the
audience. Some additional ...............
may do the trick.
[may do the
trick
= sorunu çözebilir.]
a.
coincidence
b.
correlation
c.
inconsideration
d.
determination
e.
interpretation
026
This is only a tentative interpretation and it must not be taken as
expressing our final statement on the subject. We'd rather wait and
see some ............... .
a.
counter
coincidences
b.
noncorrelation
c.
inconsideration
d.
indeterminancy
e.
counter interpretations
En alttaki
Notlar kısmına bknz.
027 ...............
the exact circumstances of his death will yet take some time.
a.
Coinciding
b.
Correlation
c.
Considering
d.
Determining
e.
Interpretation
En alttaki
Notlar kısmına bknz.
028
Show some ...............
, will you? You've got no idea what a trying time she's been going
through.
[a trying time
= zor bir dönem/zaman]
a.
coincidence
b.
correlation
c.
consideration
d.
determination
e.
interpretation
En alttaki
Notlar kısmına bknz.
029
All the characters and events portrayed in this story are
fictitious. Any resemblance to real people or events is purely ...............
.
a.
coincidental
b.
correlative
c.
a
consideration
d.
a
determination
e.
an
interpreter
030
It is not so unreasonable to explain many instances of "deja vou" in
terms of "strange ..............."................
of this nature are not as rare as we might imagine.
a.
coincidences / Coincidences
b.
correlations / Noncorrelations
c.
considerations / Considerations
d.
determinants / Determinants
e.
interpreters / Counter interpretations
NOTLAR:
024
"A" şıkkında "coincidence" kullansaydım, tıpkı örnekteki KPDS
sorusu gibi, olasılık hesapları ile savunmak zorunda kalacağım bir
durum doğardı.
026
"Counter coincidences" sözü "sayaç
rastlantıları / sayaçsal rastlantılar"
anlamı verir. Doğru yorumladıysanız kutlarım. Fakat, ücra bir
laboratuarda, gizemli bir
bilimsel deneme sırasında böyle bir durumun ortaya çıkabileceği,
dolayısıyla bu şıkkın da doğru sayılması gerektiği şeklinde bir
tereddüt içinizi kemiriyorsa, açık havada biraz dolaşıp,
sonra aramıza dönün, derim.
027
"Correlating"
veya "Interpreting" ifadesi kesin doğru olacağından, gramer kuralları bakımından kullanılması olanaksız farklı türevlerini kullandım. ("Correlation of" veya
"Interpretation of" doğru
olurdu.)
028
Hayal gücümüzü biraz zorlarsak, "D" şıkkının da doğru sayılacağı
durumlar canlandırabiliriz gözümüzde. Olasılığı sıfırlamak için,
ikinci cümledeki "çıkışma" ifadesini ekledim.
Neden bu derece zor sorular hazırladığımı soruyorsanız,
söyleyeyim:
Ciddi bir sınavda yüksek bir puan hedefliyorsanız,
hazırlığınızı ona göre yapmalısınız.
Güleryüzlü, ama sizi bıdı bıdı testlerle oyalayan
binlerce İnternet sitesi var...
Bunların sizi sürükleyeceği tatlı
rehavetten, sınav salonunda
bir kâbusla uyanacağınızdan kuşkunuz
olmasın.
Dergimizi beğeniyorsanız,
lütfen dostlarınıza da öneriniz,