Doç. Dr. Yalçın İzbul

komik

Free Bilingual E-Zine

FUNNY WORDS / CURIOUS WORDS

İzbul'un İngilizce'de En Komik / En İlginç Sözcükler Listesi

En Komik Kelimeler

komik kelimeler

Page 02

 

 

 

türkçe ingilizce en komik



List # 02 -- April 1st, 2007


apparatus /Æ-pı--tıs/ veya /Æ-pı-REY-tıs/ = aygıt, cihaz, düzenek

The new apparatus contains five transistors and nine integrated microcircuits.

Fascists often claim, insidiously, that society cannot do without a social apparatus of coercion and compulsion, i.e., without state and government.
[coercion = ezerek bastırma; compulsion = zorla yaptırma]


argle-bargle /A:-gıl-BA:-gıl/ = argy-bargy /A:-ci-BA:-ci/ = gürültü patırtılı tartışma; yüksek sesle ağız kavgası

There's been a lot of argle-bargle in the news lately about those low-quality, low-brow, so-called "reality shows" invading our TV screens. [low-brow = "zevksiz", ayaktakımına yakışır cinsten; so-called = 1. güya, sözümona; 2. adı verilen, denilen


avatar /Æ-vıta:/ = (günümüzde) internet forumlarında, "çet" veya oyun odalarında, katılımcı tarafından kendini temsilen seçilen grafik [orjinal anlamı: bir tanrının insan kimliğine bürünmesi)

You can easily see that most avatars used in chat rooms reveal people's extravagantly presumptuous phantasies about themselves in cyberspace. What is more puzzling is that others seem to happily partake of the phantasy. = öyle görünüyor ki, başkaları da bu fantazilere itirazsız katılıyorlar (= fantaziyi paylaşmaktan mutlular)...


avuncular /ı-VIN-kılır/ = amca hakkında, amcaya ilişkin, amca gibi. Kullanımda, anlam genişlemesiyle, "bir amcadan beklenecek şekilde hoşgörülü ve cömert" nüansını da içerebilir.

[Bu sözcük aslında Latince kök anlamından dolayı "dayı" kavramına ilişkin olması gerekirken; İngilizce "amca" ve "dayı" ayrımı yapmadığı için genel dilde bir belirsizlik oluşmuştur. Antropolojide kullanılan akrabalık terimlerinde ise "avuncular - nepotic" ayrımı ile anne ve baba tarafından akrabalık bağları kesin şekilde ayırdedilir.]

A healthy dose of avuncularity might be just what the doctor ordered for certain executive positions. [what the doctor ordered = tam gerekli olan şey, gerekli olan şeyin taa kendisi]

An avuncular manager helped him to make a smooth start in his new job.

However, young ladies should beware of an over-avuncular attitude as it might easily be a cloak for a not-so-admirable seductive scheme.
= Bununla birlikte, genç hanımlar aşırı amcavarî davranışlar karşısında dikkatli olmalıdırlar; çünkü bu tür davranışlar aslında pek-o-kadar-da-takdire-şayan-olmayan baştan çıkarma planları için bir örtü olabilir." [Örtülü ödenek nice âdemi baştan çıkartır!! -- Türk atasözü]


balderdash /B@L-dıdæş/ = saçmalık, uydurmaca

Balderdash! None of what you say makes sense, mate! [mate = Hey, birader! Dostum, arkadaşım...]

You didn't do your homework because you had to look after your baby sister in the evening? That's pure balderdash, Meltem."



bamboozle /bæm-BU:-zl/ = (fiil) kafasını karıştırarak aldatmak, hile yapmak

It is now clear that the Bush administration bamboozled the public into believing there was a connection between Saddam Hussein and the attacks of September 11.

The Zürriyet is a supreme example of how the media bamboozles the public with disinformation and surreptitious propaganda. = "Zürriyet Gazetesi, dezinformasyon ve saman altından su misali yürütülen propaganda ile halkın nasıl kafasının karıştırılıp aldatıldığının mükemmel bir örneğidir."
[Kahramanlar'dan Hilton Roof'a 350 kuruşluk Dimitra eşliğinde öykünen genç solcunun, gün gelip Hilton Roof'tan Kahramanlar'ı 100 dolarlık şaraplar eşliğinde seyreylerken, önce sağcı sonra yağcılaşmasını kim yadırgayabilir ki...]


bastinado /bas-ti-NEY-dou/ = Falaka... [To take/give the bastinado. Ayrıca fiil olarak: to bastinado, bastinadoes, bastinadoed, bastinadoing.]

The Marquis de Sadettin admitted that he had taken and given the bastinado many times using canes, belts, hoses, etc."


behemoth /bi-Hİ:-mıth/ veya /-hımıth/ = devasa hayvan veya dev boyutlarda herhangi bir cisim.
[sıfat durumu olan "behemothian" günümüzde fazla kitabidir, ama zarif bir espiride araya sıkıştırabilirsiniz]

Vestel is certainly a behemoth now among our industrial companies.

Last year, I came face to face with a behemoth bear up in the mountains.

Up until these uncouth behemoths moved into Beyoğlu in the 'seventies, this was one of the nicest bars in the district.
[uncouth behemoths = kültür yoksunu "ayılar"]


bibelot /Bİ:B-lou/ biblo

The large living room was crammed with books, bibelots and baroque furniture.


bibliobibuli /BİB-lio--bıli/ = çok fazla kitap okuyan ve çevresiyle genellikle kopuk kimse. [Bizim memlekette fazla bulunmaz. Maamafih, İngilizce'de iltifatkar bir terim olduğu söylenemez. Aşağıda, sözcüğü ilk ortaya atan H.L. Mencken'in tanımından görüleceği gibi:]

“There are some people who read too much: The bibliobibuli. I know some who are constantly drunk on books, as others are drunk on whiskey or religion. They wander through this most diverting and stimulating of worlds in a haze, seeing nothing and hearing nothing.” -- H.L. Mencken

türkçe ingilizce en komik

 

 

komik      çok komik      en komik

 

 

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN