
List # 03 -- April 8th, 2007

bling-bling /BLİNG-BLİNG/ =
gösteriş için takıp takıştırılmış pahalı mücevherat; daha geniş bir
kavramla, pahalı ve gösterişe dönük mal-mülk
[Tire
kullanılmayabilir. Tek sözcükle
"bling" şeklinde kısaltılabilir]
The
glittering bling-bling on her fingers and her wrists almost blinded
me.
Haven't you seen all those tribal brides with the bling bling and
gold teeth? It all looks really weird to me.
From ''Popstar'' and ''Turkish Singer'' to practically all the
so-called "ladies' programmes" on our popular TV channels suggest
that we have become a bling-bling society.
Evet, dostlar...
Ülkemizin haline baktıkça, onu sosyal-kültürel açıdan tanımlamanın
tek yolu var: O artık bir "bling-bling toplumu"...
bodewash /BOUD-w@ş/ = Aslında basbayağı,
bildiğimiz TEZEK!... Fakat ABD versiyonu bufalo kakasından
yapılıyormuş... Amerika'lılar da bunu eski zamanlarda Kanada'lı
Fransız kürk avcılarından öğrenmişler. Nitekim, Fransızca "bois de
vache" kibarlamasından geliyor. İşte size nefis bir limerick:
One of Cowboy
Cuisine's greatest tips:
Cook with bodewash, not charcoal, on trips.
If you want to sound posh,
You can say "bois de vache,"
But it's really just buffalo chips.
Fevkalade edebî, biraz yakası paçası açık, "limerick"lerimiz
için
BURAYI
TIKLAYINIZ
bogus /BOU-gıs/
= sahte, düzmece, yapmacık
Setting up a bogus company in
this country is as easy as surfing the net.
[bogus company
= hayali şirket]
That was in fact a bogus story and I wish to apologize to all my
readers.
A lot of people believe that
the epithet "war on terrorism" is being used by the Americans as a
bogus cover for achieving their wider strategic geopolitical
objectives.
[epithet
= verilen isim, sıfat, lakab...
bogus cover = "sahte
kapak", kamufle etmek için kullanılan düzmece şey]
booby trap /BU:-bitræp/ = kamufle edilmiş küçük bomba,
gizli tuzak
İstanbul police confirmed that the initial explosion was due to a
small booby-trap device planted under the victim's car.
[planted
= yerleştirilen, yerleştirilmiş]
A
policeman was electrocuted when he tried to inspect a bundle of
wires which in fact was a booby trap set up by the gang.
QUESTION:
What was that bra doing in the middle of the road?
ANSWER: Because it was a booby trap!
Bilmeceyi çözebildiniz mi?
"Booby trap" deyimini
ilginç ve komik sözcükler listeme almamın asıl nedeni şu:
"Boob / boobs; boobie / boobies" sözcükleri argoda bizdeki "memiş"
sözcüğünün tam karşılığıdır. Örnek cümle yazmaktan sarf-ı nazar
ediyorum: Eminim, hergünkü heyecanlı sörfleriniz sırasında binlerce
örnek ile zaten karşılaşıyorsunuz!
bootleg /BU:T-leg/
= Yüzyıllarca önce, gümrüklerden kaçak mal geçirenler bunu uzun
konçlu çizmelerinin içinde gerçekleştirirlermiş... Amerika'daki içki
yasağı döneminde, sözcük münhasıran Kanada'dan kaçak viski
getirenlere uygulanır olmuş. Sonra da, yasak alkollü içkilerin
üretilmesi ve sevkiyatı anlamını kazanmış. Günümüzde, hertürlü yasak
maddenin üretilmesi ve dağıtımını kapsayacak bir anlamla
kullanılabiliyor. Esasen Üsküdar Belediyesi dışında
içki yasağı koyana pek rastlanmadığından kaçak içki imalatına gerek
kalmamıştır... Sözcük sınıfı olarak isim, sıfat ve fiil
türevlerini görelim: sıfat: bootleg CDs... fiil:
to bootleg CDs...
Thus, the verb refers to
the action of bootlegging, which is carried out by
a bootlegger, who bootlegs and
produces bootleg items.
borborygmic /B@-bı-RİG-mik/ = (tıp)
mide ve barsaklarda gazdan kaynaklanan guruldanma seslerine ilişkin;
daha dar anlamıyla, yemek sonrası meydana gelen mide gurultuları...
Sözcüğün kökeni eski Yunanca'dan "ses-taklidi" bir sözcük:
borbor-ugmos... Gürültücü komşularımıza fazla şaşmamalıyız: Kiminin horozu
ü-üri-üüüüü diye öter, kiminin ki kuk-kuri-kuuuu
diye...
Tekil isim: borborygm... Çoğul isim: borborygmi...
sıfat hali: borborygmic... Fakat özellikle tıpta bu
"rahatsızlığa" verilen bilimsel adı
-- borborology /B@-bı-R@-lıci/
-- kullanırken
dikkatli olmalısınız; çünkü bu sözcük aynı zamanda "kaba ve açık
saçık saçık sözler söylemek" anlamına da gelebiliyor!!
"The conversation
around the campfire was accompanied by borborygmic remnants of the
evening meal."
Elizabeth Fenwick, Long Way Down (1959).
"In fact, borborygmic noises are made by the guts of all animals
with digestive systems. But the remarkable thing about elephants is
that the borborygmic noises from an elephant herd are loud enough to
reveal their location to hunters. "
From the OEDILF
(the Omnificent English Dictionary In Limerick Form)
brobdingnagian /BR@B-ding-NÆ-giın/
= kocaman, çok çok büyük, iri ve güçlü... [Güliver'in
(Gulliver) Seyahatleri'nde geçen devler ülkesi
Brobdingnag'a gönderim]
Synonyms: behemoth, colossal, cyclopean, elephantine,
enormous, gargantuan, giant, gigantesque, gigantic, huge, immense,
jumbo, mammoth, massive, mastodonic, mighty, monstrous, monumental,
titanic, vast.
Antonyms:
diminutive, dwarf, Lilliputian, midget, miniature, minuscule,
minute, pygmy, wee, peewee, pintsize, pintsized, teensy-weensy,
teensy, teeny, teeny-weeny, weeny.
Opening the door, he
saw a breathtaking blond with brobdingnagian boobs half reclining on
a huge sofa in the middle of the room.[half
reclining =yarı uzanmış]
[Hatırlatma: "Boob"
sözcüğü iki yukarda "booby trap" maddesi altında açıklanmıştı]
bovine /BOU-vayn/ veya /BOU-vi:n/ =
büyükbaşgillerden... Biliyorsunuz, Anglo-Amerikan kültürlerinde
hayvanlara yapılan gönderimler bizdeki ölçüde alay veya küfür
niteliği taşımıyor. Fakat, yine de ineklerin tombuş gövdeleri ve
sakin, genelde "trene bakar gibi" bakışları yüzünden çeşitli dokundurmalar
olanaklı:
A
middle aged bovine lady was at the counter, whom I recognized to be
one of our neighbours.
I looked around and sure enough my
portly friend and his equally bovine wife were also there. They
never miss the opening of a new restaurant in town.
[portly
= Üç Silahşörler'den Portos gözünüzde nasıl canlanıyorsa, işte
öylesi bir "endam"]
bumf veya bumph /BAMF/ [Fakat, Gordie
aksanına yakın bir /BUMF/ kulağa daha hoş geliyor] = (Brit.
argo) tualet kağıdı; anlam genişlemesiyle, tualet kağıdından farkı
olmayacak ölçüde değersiz herhangi basılı evrak, propagandaya
yönelik resmi veya gayrı resmi yayınlar, edebi eserler, vb...
Günümüzde "spam" türü e-posta iletileri için de işitiliyor.
Uyarı: Bu sözcüğü "tualet kağıdı" anlamında çok yakın
tanıdıklar arasında günlük yarı-argo konuşma dışında kullanmayınız.
Nedenini soruyorsanız, kaynağını söyleyeyim: "bum fodder"!!
I can't be bothered
to read through all that bumf at this time of the morning.
I
wonder if all these government agencies believe their own
propagandist bumf on the state of our economy.
In
yesterday's press conference, following his usual bumf about the
municipality's plans, the Mayor had to face some very tough
questions from the audience.
buxom /BAK-sım/ = (sıfat) 1. hoş tarzda
dolgun, sağlıklı ölçüde tombul; yanaklarından sağlık fışkıran,
göğüsler dolgun, kanlı canlı köy kızlarını ölçü alabilirsiniz... Bir
de tabii, güzeller güzeli sunucu E.C. hanımefendiyi...
"Bosom" (sine, göğüs) sözcüğü ile ses benzeşmesinin de işaret ettiği
gibi, genelde kadın fiziği için kullanılan bir sözcüktür. Günümüzde
erkekler için kullanıldığına da tanık oluyoruz; ama bir klasikçi
olan bendeniz bunu doğrusu yadırgıyorum.
As the immense
popularity in those times of Sophia Loren, Gina Lollobrigida and
Türkan Şoray amply demonstrate, buxom ladies were immensely popular
just a generation or two ago. Pity that the pendulum seems to have
shifted in the opposite direction in our day.
[Pity
that = "It's a pity that ...." = Ne yazık ki.... . -- Olağan
konuşma dilinden bir yansıma]
Synonyms: ample, bosomy, busty, chubby, comely,
curvaceous, curvy, full-bosomed, full-figured, Junoesque, plump,
voluptuous, well-proportioned, well-rounded, winsome...
Antonyms: anorexic, bony, flat, flat-chested, skinny,
thin...