AN ELEMENTARY INTRODUCTION TO

ENGLISH PHONOLOGY & PHONEMICS

 

FARKLI SESLİKLER

(English Phonemes)

Sitemizde, temelde BBC İngilizcesi üstüne kurulu, ama dünyanın hiçbir köşesinde sizi yaya bırakmayacak bir seslendirme dizgesi sunuyorum.

Bunu yaparken, Türkçe harflerin sağladığı olanakları da gözardı etmeyerek, sizleri sıkmayacak asgari ölçüde fonetik işareti kullanacağım. Çünkü akademik düzeyde ilgilenmeyenler için, nekadar çok fonetik işareti kullanırsanız, insanları o derece soğutursunuz.

Türkçe'de bulunmayan seslikler (fonemler, konuşma sesleri) için oluşturduğum işaretleri aşağıda sıralıyorum. Yalnız, dikkat ediniz, bunlar birer "harf" değildir. Bunlar, konuşmadaki ses birimini temsil eden birer işarettir. [Konumuz, yazı veya harfler değil; konuşma sesleri... Bu seslerin kağıt üzerinde, ekranda nasıl temsil edileceği üzerinde duruyoruz]:

 01    æ  : Türkçede olmayan bir fonem. /a/ ile /e/ arası. Örnekler: cat /kæt/, black /blæk/, man /mæn/... Eğer siz ünlü "I'm bad!" şarkısını /aym-BED/ diye telaffuz ediyorsanız, "Ben yatak-ım" gibi birşey demiş oluyorsunuz. Doğrusu, /aym-BÆD/ veya  /aym-BÆ:D/

 02    @  : /a/ ile /o/ arası... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde /a/ ya daha yakın... O yüzden kimisinden "hotdog", kimisinden "hatdag" işitiyor, ikilemde kalıyor zavallı kulaklarımız! Örnekler: hot /h@t/, fog /f@g/, dog /d@g/, dock /d@k/

 03    I  : (Schwa) : Bunun üzerinde çok düşündüm. Aslında dilin orta bölümlerinde biryerlerde boğumlanan schwa sesi ile kıyaslandığında Türkçedeki "ı" sesi,  çok önde ve dar. Bu fonemi internet ortamında /@/ veya başaşağı "e" ile temsil edenler var. Schwa sesini, sizleri uyarmak koşuluyla, burada bizim "ı" harfi ile temsil etmeğe karar verdim. Bu "schwa" konusu İngilizce sesleme sisteminin ana direklerinden birisi ve vurgulama sistemi ile de içiçe... Hemen bütün vurgusuz hecelerdeki ünlü, dilin orta bölgelerinde oluşturulan bu renksiz ve güçsüz sesliğe yuvarlanıyor.

 04   /r/  sesini, BBC İngilizcesinde telaffuz edilmiyorsa, göstermiyoruz. Ama aynı sözcüğün USA İngilizcesinde ise gayet belirgin bir biçimde seslendirilip yuvarlandığını da bilmelisiniz. Tercih sizin: Her ikisi de standart İngilizce...

 05    NG  --  ng  : BU işaretle "-ing" son-ekinde biz Türklerin birtürlü beceremediğimiz sesi göstereceğiz. /n/ sesinden yola çıkıp, /g/ yönünde ilerlerken, oralarda biryerlerde duracaksınız ve /g/ yi asla duymayacağız: I'm going home /aymgouiNGoum/ Böyle birşeyler işte... Ben bıraktığımda, üniversitedeki âdet, bebeğin "ınga ınga" diye ağlamasından misal getirmekti. Hala öyle midir, bilemem...

 06    TS  --  ts  : İşte Türkçe seslikler sisteminde benzeri olmayan bir ses daha. Örnekler: thin /tsin/, thimble /TSİM-bl/, thunder /TSAN-dır/... Efendim, dilinizin ucunu, oldukça yayvan şekilde, dişlerinizin arasına, üst dişlere hafif dokunuyor pozisyonda yerleştirin, havayı üstünden sızdıracak şekilde /t/ demeğe çalışın. Böylece, tıpkı gerektiği şekilde "pel-thek pel-thek" konuşmuş olacaksınız. Bu işi yaparken, etrafa birkaç küçük tükürük sıçratamıyorsanız, tam başaramıyorsunuz demektir.

Bu sesi, şu üç sözcüğü peşpeşe söyleyerek talim edebilirsiniz: tin - thin - sin... Unutmayın, /ts/ sesi, /t/ den çok /s/ ye yakındır. Çünkü birincisi patlamalı, ikincisi sızıcı bir sesliktir. "I think": Biz bunu "ay tink" diye söyleriz. Fransızlar da "ay sink" derler. Her ikisi de yanlış, ama İngilizler Fransızları anlar da bizi anlamazlar...

 07   DZ  --  dz  : Ve tabii, yukardakinin karındaşı. Oradaki titreşimsiz (yani ses kirişleri titreştirilmiyor -- "ötümsüz") iken, bu da onun "titreşimli" ("ötümlü") kardeşi. Yani, üretiliş biçimi aynı; yalnız bu defa sadece soluk çıkarmakla kalmayacak, ses "tellerinizi" devreye sokarak, "ses" de çıkaracaksınız... Pelthek kardeşin /badzi badzi/ yürüyen kardeşi... Örnekler: this /dzis/, then /dzen/, those /dzouz/...

 08   w  = Adı üstünde, "dubluve" değil... "Dabılyu", yani /v/ nin katmerlisi değil, /u/ nun katmerlisi. Hakkını verin. Dudaklar yuvarlak ve ileri uzatılmış (kalın dudaklı bir zenci ile öpüşmek üzere gibi)... Örneğin "very well" derken, özellikle alt dudağınız tam yayvandan tam yuvarlak pozisyona geçmeli. Sakın /veri vel/ demeyin. Gözleri ameliyatla düzeltilmiş Çinli sanacaklardır yoksa sizi...

 09   V  : Şimdi de geldik, biz Türklerin İngilizce'nin telaffuzunda en çok güçlük çektiğimiz sese... Yani, alfabede "v" harfi ile gösterilen ses. Türkçe'de /v/ sesinden /w/ sesine kadar herşeyi bu harfle gösteriyoruz. Yani, Türkçe'deki /v/ sesi "Walla, bayaa yuwarlak" olabiliyor...  Oysa, İngilizcede ikisi arasında en küçük bir akrabalık bile yok.

Daha önce de işaret etmiş olduğum gibi, "dabıl-yu", /u/ sesinin katmerlisi... /v/ sesinin değil...

/v/ sesinin karındaşı ise, /f/ sesi. Çünkü, ikisi de oluşturulurken, konuşma organ ve boşluklarının konumu tıpatıp aynı: Yalnızca, birincisi "titreşimli" ("ötümlü") kardeş, ikincisi de "titreşimsiz" ("ötümsüz") kardeş...

O halde, /v/ sesini boğumlamak için: dudaklar tamamen yayVan, alt dudak üst dişlerin altına değiyor ve /f/ demek üzereyken, /v/ diyeceksiniz (yani ses kirişlerini devreye sokmuş olacaksınız)... Aksi halde, sizi anlamaları asla ve asla sözkonusu değildir. İnanınız ki, bizler için İngilizcedeki en zor ses bu sestir; çünkü Türkçe'den önyargılıyız; üstelik herkes bir "dabılyu" dur tuttumuş, dikkatimizi oraya çeliyorlar. (Oysa, deminki kalın dudaklı zenciye bir öpücük verin: işte size "dabılyu"...)

Bu arada, /w/ ve /wh/ arasındaki önemli farka da dikkatinizi çekmek isterim:  İkincisi "aspire" edilen bir ses olmasıyla büyük farklılık taşır. Telaffuz ederken ayna tutsanız, buğulanacaktır. Çünkü "hohlamak" ile birliktedir. Örneğin, "what" ve "watt" sözcüklerinin okunuşu birbirinden çok farklıdır. Bu telaffuz farkı anlamı değiştirebildiğine göre, bunları birer varyasyon değil, ayrı birer fonem (sesbirim, seslik) olarak düşünmek gerekir.Yani "what" sözcüğünü,

/vat/ şeklinde okursanız, Çince olur.

/wat/ şeklinde okursanız, kâşif "James Watt" anlaşılır.

/huat/ şeklinde okursanız, /wh/ sesini tam tutturamamış olsanız da, herşeye rağmen yine de anlaşılacaktır...

 10   :  : İki nokta üstüste işareti kendisinden önce gelen sesin uzatılacağını gösterecektir. Ama bunu yaparken sesi iki defa söylemeğe değil, uzatmağa dikkat edin. Yani rüzgar /uu/ diye esmiyor, /u:/ diye esiyor. Rakip takımı da /yuuh/ diye ıslıklamayın. Doğrusu: /yu:h/.

DİKKAT... DİKKAT... Şimdi bu baş belalarının buraya kocaman resimlerini asıyorum. Eminim ki görünce onları heryerde tanıyacaksınız:

   æ  DZ  TS  @  :  w  ı  NG  "r"  v  

 

BAŞA DÖNÜŞ

HECE VURGUSU

Türkçe aşağı yukarı yazıldığı gibi okunduğu için şanslıyız. Üstelik Türkçede hece vurgusu, pek az sözcük dışında anlamı değiştirmiyor (GE-lin ve ge-LİN, veya, /BAĞ-la-MA/ çalgı, /bağ-LA-ma/ emir kipi fiil gibi)... Öyleki, Türkçeyi tamamen kitaplardan öğrenen bir yabancı, size telefon ederek şu heceleri peşpeşe sıralasa, eminim ki anlaşılacaktır:

Bu-ak-şam-an-ka-ra-ya-u-çak-laa-ge-li-yo:-rum...

Yani, bizler bu şarkıyı "düm-teketek" düzeninde de söyler, "teketek-düm" düzeninde de anlarız!!!

Biliyorsunuz, İngilizcede işler böyle değil. Sözcüğün yazılışına bakarak (ileri düzey ingilizce bilenler için bir tahmin mümkün olsa da) okunuşu konusunda kesin birşey söylemek olanak dışı...

Örnek mi? Bakınız, biz Türkler "interesting" sözcüğünü belki de %90 oranında yanlış söylüyoruz: /intı-RES-ting/ diyoruz. Oysa doğrusu /İN-tırısting/... Yani, "DÜM-teketek" düzeninde olması gerekiyor. Karşımızdaki İngiliz yada Amerikalının, (Türklerin bu sözcüğü nasıl telaffuz ettikleri konusunda ön-bilgisi yoksa) bizi anlaması sözkonusu değil.

Elimizde iki heybetli sorun var: 1. İngilizcede kullanılan bize yabancı sesler (fonemler, sesbirimler); ve, 2. Vurgu... (Vurgu konusunda şimdilik yalnızca hece vurgusu, yani syllabic stress/accent üzerinde duracağım).

Hece vurgusunu, iki "-" işareti ile ayrılmış kalın (bold) yazı ve kapital harflerle yazarak göstereceğim. Okurken bu heceye gelince bir an duraklayın ve ardından heceyi patlatın. Sözcüğün diğer bölümlerini, sanki duyulmasını istemiyormuşsunuz gibi yuvarlayarak ve hızla söyleyin.

İkincil vurgulu heceleri ise, yine kapital harflerle, fakat kalın yazmaksızın gösteriyorum.

Örnekler:

exercises, /EK-sı-SAY-ziz/

paradise, /-rı-DAYS/

espionage, /ES-piı-NA:J/

retrograde, /RET-rou-GREYD/

 

HECE VURGUSU İÇİN ÖRNEK SÖZCÜKLER

UK İngilizcesinde Söylenmeyen /r/ leri Göstermiyoruz

Unutmayınız, vurgusuz bölümleri, sanki duyulmalarını istemiyormuş gibi hızla ve sesinizi düşürerek söyleyiniz; vurgulu heceyi ise anlık bir duraklamadan sonra patlatınız!

interesting  =  /İN-tırısting/ : DÜM-teketek ritminde okunacak

necessary = /NE-sısıri/ (DÜM-teketek)

necessarily = /NE-sı-SE-rıli/ (teke-DÜM-teke)

exploit = /iks-PLOYT/  (tek-DÜM)

exploitation = /iksploy-TEY-şın/ (teke-DÜM-tek)

capital = /-pitıl/  (DÜM-teke)

capitalistic = /KÆ-pitı-LİS-tik/  (teketek-DÜM-tek)

desert (çöl) = /DE-zıt/ (DÜM-tek)

to desert (terketmek) = /di-ZÖ:T/ (tek-DÜM)

dessert (tatlı) = /di-ZÖ:T/ (tek-DÜM)

photograph = /FOU-tı-GRA:F/ (RÆ:) (DÜM-te-KE:)

photographer = /fı-T@G-rıfı/ (/ı/ ile) (tek-DÜM-teke)

photography = /fı-T@G-rıfı/ (/i/ ile) (tek-DÜM-teke)

photographically = /fıtıg-RÆF-ıkli/ (teke-DÜM-teke)

social = /SOU-şıl/ (DÜM-tek)

society = /sı-SAİ-ti/ (tek-DÜM-tek)

socialism = /SOU-şılizm/ (DÜM-teke)

Sitemizde kullandığım fonetik işaretlerin tümünü, ayrıntılarıyla görmek için,

 BURAYI TIKLAYINIZ

 

 KONUŞMA BÖLÜMÜNE DÖNÜŞ

 

 ANASAYFA        TESTLER        KARİKATÜR        EĞLENCE