Everyday Expressions Quiz 01

Günlük Deyişler: Mini-Test 01

 

Are you familiar with these popular expressions?
Have a look over them...

You will find suggested Turkish equivalents immediately after each one of them.

01 -- Oh, Meltem... As usual, your timing is impeccable!

Zamanlaman herzamanki gibi mükemmel / kusursuz... (Kinayeli ve alaycı: Meltem hiç olmadık bir zamanda çıkagelmiş ve olaya limon sıkıyor)

02 -- This will hurt me more than it will hurt you.

"Bunu yapmak istemiyorum, ama yapmak zorundayım" ikiyüzlülüğü...

03 -- (It/He/She) Grows on you.

İlk görüşte/tanışmada/okumada vb pek tutmuyorsunuz / beğenmiyorsunuz, fakat zaman içinde beğenmeğe / sevmeğe başlıyorsunuz.

04 -- Three strikes (hits/mistakes/warnings, etc) and you're out.

Üç vuruş (hata/uyarı, vb) oldumu çıkıyorsun; üç vuruşta çıkılır (oyun kuralı).

05 -- Are you a man or a mouse?!

Ne korkuyorsun be?! "Adam mısın, farecik misin?"

06 -- Are you game?

Var mısın? Hadi sportmence çık karşıma. Are you game for a challenge? Var mısın karşıma çıkmağa?

07 -- (To) Dance the night away. (Daha seyrek olarak: To dance away the night)

Bütün gece dansetmek; geceboyu dansetmek... ÖRNEK: "They danced the night away under the stars at their own private garden party."

08 -- (To) Get away from it all.

Bütün bunları, bu sevmediğimiz hayatı/ortamı geride bırakıp, çekip gitmek, bunlardan uzaklaşmak, "oh be!" demek... ÖRNEK: "It is an ideal quiet place if you are looking to get away from it all for the weekend without paying a huge price for it."

09 -- Don't play innocent with me. (veya, daha seyrek olarak: Don't play the innocent with me.)

Bana masum/bilmiyormuş numarası yapma.

10 -- Don't re-invent the wheel. (veya, No need to re-invent the wheel... veya "to reinvent")

Amerika'yı yeniden keşfetmeğe çalışmanın âlemi yok.

11 -- I'm all ears.

Bütün dikkatimle seni dinliyorum. Hadi söyle, işitmek için sabırsızlanıyorum.

12 -- Somebody pinch me. [Emir/öneri tonunda]

Rüya görüyorum galiba. Biri beni çimdiklesin.

13 -- Two can play that game.

Kendini o kadar akıllı zannetme; bu oyunları biz de biliriz; aynı numarayı ben de çekebilirim sana.

14 -- What's keeping you? (veya, What's holding you back from + Ving)

1. Hadisene yahu!.. 2. Ne duruyorsun, yap yapacağını; bakalım cürmün ne kadar?! [Özellikle de, alaycı tonda "Seni tutan ne?"]

15 -- What you don't know won't hurt you!

Bilmemek mutluluktur. Bilmesen daha iyi.

16 -- You never know.

Bilinmez ki. Hayatta herşey olabilir... ÖRNEK: "What, if they change their minds tomorrow?" "Well, you never know." "Ya, yarın fikir değiştirecek olurlarsa?" "Walla, bilinmez. Hayatta herşey oluyor."

17 -- Oh, that was a close shave.

İyi sıyırttık. Paçayı ucu ucuna sıyırttık. Kılpayı kurtulduk.

18 -- Your guess is as good as mine.

Valla bu kişiye/olaya ilişkin benim de bilgim/fikrim yok. Tahminden öteye gidemeyiz.

19 -- You mark my words!

Aha, buraya yazıyorum! [= Şimdi kulak asmıyorsun; ama göreceksin, bu dediklerim gerçekleşecek]

20 -- No monkey business, Okay?

"O biçim" işler yok, tamam mı?! [Örneğin bir bayanı eve kahveye davet ediyorsunuz; kendisinden böyle bir cümle işitmeğe hazır olunuz. Tabiidir ki, kendini bilen bir hanımefendiden işitebileceğiniz yegane sözlerdir bunlar... Cevabınız şu olacaktır: "No, of course not." Tabiidir ki, bir centilmene yakışacak sözlerdir bunlar...

Ve tabiidir ki, her iki sözün de aksinin gerçekleşeceğini her ikiniz de bile bile...]

Kaynak: Eğitim Seti 'miz, Dialogues in Context
konuşma kitabımızın deyimler bölümlerinden derlenmiştir.

BAŞA DÖNÜŞ

Konuşma Dili Anasayfaya Dönüş

 ANASAYFA        TESTLER        KARİKATÜR        EĞLENCE