"Türkçe
düşünüyorsun; bu yüzden İngilizce konuşamıyorsun,"
sözü ile anlatılmak istenen nedir? Nöro-lengüistik, Chomsky
psiko-lengüistiği, yahut göreci (rölativist) dil
eşittir düşünce
tartışmalarına hiç girmeden, şöyle yanıtlayabiliriz: İstek, düşünce ve
duygularımı
anadilimde nasıl ifade edeceğimi bana çocukluğumda öğretmişlerdi. Şimdi
de bunların, İngilizce adı verilen dil (düşünce ve
iletişim) sisteminde nasıl ifade edileceğini öğrenmek istiyorum...
Yapılması gereken,
"nasıl ifade ettiklerini" -- sözcükler, gramer, sözdizim ve sesleme
olarak -- öğrenmek, taklit etmek, kendimize mal etmektir...
Anadilimizde bile,
özgün düşünme, özgün ifade mertebesine kaç
fâni ulaşabiliyor ki?...
Bir zaman gelecek
-- hadi öyle umalım -- şahsımıza özgü yepyeni kavramları
-- ama onların anlayabileceği tümcelerle -- üretme başarısını giderek
kazanmakta olacağız... Ama biliniz ki, o yol uzun ve çetin...
Şimdilik, onlar
neyi nasıl dile getiriyorlar, onu öğrenmeğe bakınız.
03 --
Bir kimse
"ile" konuşmak deyimi için "with" kullanmak hastalığından
kendinizi kurtarınız:
Doğrusu "talk
to"...
"Talk with" deyimini, "küs olmamak" anlamı için saklayınız... Dikkat
ediniz, "konuşma-nın" sözcüğü her iki türlü de yorumlanabilir: 1.
"senin konuşma-nın" = "of your talking"; 2. "konuşma eylemi-nin" =
"of talking"...
Öte yandan, "Talking
to him will be
to your
non-advantage," geçerli bir tümce oluştururdu; ama verdiğim Türkçe tümcede
böyle fantazi bir yorumu gerektirecek bir gerekçe yok.
04 --
Keep + V3 (gerund), o eylemin sürdürüldüğünü veya
sürekli yapıldığını gösterir... Öte yandan, "squeeze" ve
"squash" fillerini bir biçimde anlama yakıştırdıysanız bile, "stop"
fiilinin bu şekilde kullanılması gramer bakımından yanlış... "Stop her +
Ving" gramer açısından doğru olurdu.
05 --
"A" şıkkı
tamamen abuk subuk sözler; total gibberish...
09 --
"Be
careful with it!" doğru olurdu...
10 --
Deyim
şöyledir: "Don't poke your nose into other people's business."
11 -- Mutluluktan dili
tutulmuştu.
A
She was speechless
with delight.
B
Her tongue was held
(caught) from happiness.
12 -- Haftasonu boş
musun?
A
Are you free
at/over the weekend?
B
Do you have
any empty
time at/over the weekend?
(Sorunun
irdelenmesi bölüm sonunda)
13 -- Seni daha sonra
arayacağım, tamam mı?
A
I'll call you
later, OK ?
B
I'll search for you
later, OK ?
(Sorunun
irdelenmesi bölüm sonunda)
14 -- Tuvaletinizi
kullanabilir miyim?
A
May I utilize your
toilet?
B
May I use your
bathroom?
15 -- İnanır mısın!
Bütün çoraplarım kaçık!
A
Do you believe that
all my socks have escaped?
B
Would you believe
that every pair I own has a run?
16 -- Bu meseleyi kısa
sürede hale yola koyarız.
A
We'll have this
mess straightened out in no time.
B
We'll put this
matter into the situational road in a very short time.
17 -- Sevgilim
tarafından terkedildim.
A
I've been
surrendered.
B
I've been dumped.
18 -- Bu partiyi ben
ısmarlıyorum. Bu parti benden. (içki, vb.)
A
This round's on me.
B
I am ordering this
party. This party is from me.
19 -- Walla, söylemeğe
dilim varmadı.
A
Well, my tongue
didn't reach to say it.
B
Well, I really
couldn't bring myself to mention it.
20 -- Büyük haberi
duydun mu? Selma ile Turan ayrılmışlar.
A
Have you heard the
big news? Selma and Turan have broken up.
B
Did you hear the
great news? Selma and Turan had departed.
(Sorunun
irdelenmesi bölüm sonunda)
İrdeleme:
12 --
"B"
şıkkının gramer olarak yanlış olduğu söylenemez. Ama, anadil konuşanlarca
tercih edilme olasılığı sıfır... Bu değerlendirme, bundan sonraki "yanlış"
tümcelerin pekçoğu için de geçerli...
13 --
"B"
şıkkı gramer olarak dörtdörtlük bir tümce... Peki, ya mantık açısından:
Kayıp ve aramakta olduğunuz bir kimseye, "Seni daha sonra arayacağım, tamam
mı?" diyorsunuz... Esasen, burada "call" ile kastedilen, "telefon etmek"tir...
Eğer, "call for" deyimini kullanılsaydı, "uğrayıp almak" anlamına
gelecekti...
Dikkat ederseniz,
"search" yerine "search for" deyimini verdim; çünkü her sınavda
hayalgücü fevkalade birkaç kişi çıkıp, sözü edilen durumun bir romanın bir sayfasında
geçebileceği itirazında bulunur. Diyeceklerdir ki: Bir polis memuru size,
"I'll search you later, O.K.?" = "Seni (üstünü) daha sonra arayacağım,
tamam mı?" diyebilir... Sınavlarda, uçuk fikir yürütmelerden uzak durunuz.
Hayal gücünüz değil, İngilizce bilginiz ölçülüyor...
20 --
Eğer
yanılma nedeniniz, "-Miş'li geçmiş; öyleyse Past Perfect" gibi bir düşünce
olduysa -- çok açık söylüyorum -- İngilizce Tense'leri öğrenmeğe en baştan
bir daha başlayınız...
Öte yandan, "Did you
hear the great news?!" fevkalade geçerli bir tümce... Ama, "big" yerine
"great" tercihi, haberin biz veya karşımızdaki açısından fevkalade müjdeli
bir haber olduğu nüansını da içerecektir.