Test Your Idiomatic English - 01

Gerektiği Şekliyle Nasıl Söylenir??

"Türkçe düşünüyorsun; bu yüzden İngilizce konuşamıyorsun," sözü ile anlatılmak istenen nedir? Nöro-lengüistik, Chomsky psiko-lengüistiği, yahut göreci (rölativist) dil eşittir düşünce tartışmalarına hiç girmeden, şöyle yanıtlayabiliriz: İstek, düşünce ve duygularımı anadilimde nasıl ifade edeceğimi bana çocukluğumda öğretmişlerdi. Şimdi de bunların, İngilizce adı verilen dil (düşünce ve iletişim) sisteminde nasıl ifade edileceğini öğrenmek istiyorum...

Yapılması gereken, "nasıl ifade ettiklerini" -- sözcükler, gramer, sözdizim ve sesleme olarak -- öğrenmek, taklit etmek, kendimize mal etmektir...

Anadilimizde bile, özgün düşünme, özgün ifade mertebesine kaç fâni ulaşabiliyor ki?...

Bir zaman gelecek -- hadi öyle umalım -- şahsımıza özgü yepyeni kavramları -- ama onların anlayabileceği  tümcelerle -- üretme başarısını giderek kazanmakta olacağız... Ama biliniz ki, o yol uzun ve çetin...

Şimdilik, onlar neyi nasıl dile getiriyorlar, onu öğrenmeğe bakınız.

Yada, Babil Kulesini yaratan yüce Tanrı, sizleri güvenilir tercümanlara düşürsün...

ALL LEVELS

Choose the correct, natural, received  (= expected)

-- or, in one word, the "idiomatic" expression.

 

Trap sentences (in the form of apparent direct

translation from Turkish) are also included...

Herzaman yapmanız gerektiği gibi,

bilmediğiniz idiomatik kullanımları

not edip, ezberleyiniz...

 

 01  --  Bil bakalım kim?

 A   Guess who?

 B   Let's see: Who do you know?

 

 
 

 02  --  Seni bu kadar çok beklettiğim için özür dilerim.

 A   Sorry to keep you waiting (for) so long.

 B   I apologize for waiting for you such a long time.

 

 
 

 03  --  Onunla konuşmanın pek bir yararı olmayacak.

 A   There won't be much point in talking to him.

 B   Talking with him will be your non-advantage.

(Sorunun irdelenmesi bölüm sonunda)

 

 
 

 04  --  Seni sürekli ezip aşağılamasına, kullanmasına izin verme.

 A  Stop her to squeeze and squash you.

 B  Don’t let her keep walking all over you.

(Sorunun irdelenmesi bölüm sonunda)

 

 
 

 05  --  Sana ne? Seni ilgilendirmez. Sen kendi işine bak.

 A   What is to you? It is not connecting with you. Look at your own business.

 B   It's none of your business.

 

 
 

 06  --  Benimle böyle konuşmağa hakkın yok.

 A   You have no right to talk to me like that!

 B   You have nothing legal to speak with me like this.

 

 
 

 07  --  Birtürlü karar veremiyorum.

 A   I can't give my decision of some kind.

 B   I just can’t make up my mind.

 

 
 

 08  --  Tam işitemedim; pek işitemedim.

 A   I didn’t quite catch that.

 B   I didn't hear it very much.

 

 
 

 09  --  Hey, dikkat etsene!

 A   Hey, be careful for it!

 B   Hey, watch it!

(Sorunun irdelenmesi bölüm sonunda)

 

 
 

 10  --  Burnunu sokma. Sana ne başkasının işinden?

 A   Don't be nosey.

 B   Don't insert your nose into others' works.

 

İrdeleme (Notes, Elucidation = Açıklığa Kavuşturma):

 03  --  Bir kimse "ile" konuşmak deyimi için "with" kullanmak hastalığından kendinizi kurtarınız: Doğrusu "talk to"... "Talk with" deyimini, "küs olmamak" anlamı için saklayınız... Dikkat ediniz, "konuşma-nın" sözcüğü her iki türlü de yorumlanabilir: 1. "senin konuşma-nın" = "of your talking"; 2. "konuşma eylemi-nin" = "of talking"...

Öte yandan, "Talking to him will be to your non-advantage," geçerli bir tümce oluştururdu; ama verdiğim Türkçe tümcede böyle fantazi bir yorumu gerektirecek bir gerekçe yok.

 04  --  Keep + V3 (gerund), o eylemin sürdürüldüğünü veya sürekli yapıldığını gösterir... Öte yandan, "squeeze" ve "squash" fillerini bir biçimde anlama yakıştırdıysanız bile, "stop" fiilinin bu şekilde kullanılması gramer bakımından yanlış... "Stop her + Ving" gramer açısından doğru olurdu.

 05  --  "A" şıkkı tamamen abuk subuk sözler; total gibberish...

 09  --  "Be careful with it!" doğru olurdu...

 10  --  Deyim şöyledir: "Don't poke your nose into other people's business."

 

 11  --  Mutluluktan dili tutulmuştu.

 A   She was speechless with delight.

 B   Her tongue was held (caught) from happiness.

 

 
 

 12  --  Haftasonu boş musun?

 A   Are you free at/over the weekend?

 B   Do you have any empty time at/over the weekend?

(Sorunun irdelenmesi bölüm sonunda)

 

 
 

 13  --  Seni daha sonra arayacağım, tamam mı?

 A   I'll call you later, OK ?

 B   I'll search for you later, OK ?

(Sorunun irdelenmesi bölüm sonunda)

 

 
 

 14  --  Tuvaletinizi kullanabilir miyim?

 A  May I utilize your toilet?

 B  May I use your bathroom?

 

 
 

 15  --  İnanır mısın! Bütün çoraplarım kaçık!

 A   Do you believe that all my socks have escaped?

 B   Would you believe that every pair I own has a run?

 

 
 

 16  --  Bu meseleyi kısa sürede hale yola koyarız.

 A   We'll have this mess straightened out in no time.

 B   We'll put this matter into the situational road in a very short time.

 

 
 

 17  --  Sevgilim tarafından terkedildim.

 A   I've been surrendered.

 B   I've been dumped.

 

 
 

 18  --  Bu partiyi ben ısmarlıyorum. Bu parti benden. (içki, vb.)

 A   This round's on me.

 B   I am ordering this party. This party is from me.

 

 
 

 19  --  Walla, söylemeğe dilim varmadı.

 A   Well, my tongue didn't reach to say it.

 B   Well, I really couldn't bring myself to mention it.

 

 
 

 20  --  Büyük haberi duydun mu? Selma ile Turan ayrılmışlar.

 A   Have you heard the big news? Selma and Turan have broken up.

 B   Did you hear the great news? Selma and Turan had departed.

(Sorunun irdelenmesi bölüm sonunda)

 

İrdeleme:

 12  --  "B" şıkkının gramer olarak yanlış olduğu söylenemez. Ama, anadil konuşanlarca tercih edilme olasılığı sıfır... Bu değerlendirme, bundan sonraki "yanlış" tümcelerin pekçoğu için de geçerli...

 13  --  "B" şıkkı gramer olarak dörtdörtlük bir tümce... Peki, ya mantık açısından: Kayıp ve aramakta olduğunuz bir kimseye, "Seni daha sonra arayacağım, tamam mı?" diyorsunuz... Esasen, burada "call" ile kastedilen, "telefon etmek"tir... Eğer, "call for" deyimini kullanılsaydı, "uğrayıp almak" anlamına gelecekti...

Dikkat ederseniz, "search" yerine "search for" deyimini verdim; çünkü her sınavda hayalgücü fevkalade birkaç kişi çıkıp, sözü edilen durumun bir romanın bir sayfasında geçebileceği itirazında bulunur. Diyeceklerdir ki: Bir polis memuru size, "I'll search you later, O.K.?" = "Seni (üstünü) daha sonra arayacağım, tamam mı?" diyebilir... Sınavlarda, uçuk fikir yürütmelerden uzak durunuz. Hayal gücünüz değil, İngilizce bilginiz ölçülüyor...

 20  --  Eğer yanılma nedeniniz, "-Miş'li geçmiş; öyleyse Past Perfect" gibi bir düşünce olduysa -- çok açık söylüyorum -- İngilizce Tense'leri öğrenmeğe en baştan bir daha başlayınız...

Öte yandan, "Did you hear the great news?!" fevkalade geçerli bir tümce... Ama, "big" yerine "great" tercihi, haberin biz veya karşımızdaki açısından fevkalade müjdeli bir haber olduğu nüansını da içerecektir.

 

Konuşma Dili: Anasayfa

Sonraki Test

 

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE