Unutmayınız,
aşağıdaki "yanlış" cümlelerin birçoğunu gramer, sentaks, hatta sözcük
seçiminden dolayı elimine edemezsiniz. Fakat, bunların anadil
konuşanların ağzından
işitilme olasılığı sıfıra yakın, hatta sıfırdır.
Türkçe'den sözümona "çeviri", tuzak cümlelere de yer
verilmiştir.
ALL LEVELS
01 --
Nasıl bu kadar düşüncesiz davranabildin?!
A
How could you
have been so thoughtless?!
B
How were you
able to behave so much without a thought?
02 -- Bir
içkiye ne dersin. Sorunlarından biraz uzaklaştırabilir seni.
A
What do you
say about a drink? It may take you far from your troubles a little.
B
How about a
drink? It might take your mind off your troubles.
03 --
Kendine karşı bu kadar acımasız davranma. Bu derece yargılama kendini.
A
Don't behave
so pitilessly against yourself. Don't judge yourself in this degree.
B
Don't be so
hard on yourself.
04 --
Hak etmiştim.
[= "kaçınılmazdı; kendim neden oldum; besbelliydi başıma geleceği"
şeklindeki anlamını işaretleyiniz] [Sözcüğü, konuştuğumuz gibi, ve bana
göre doğru olan "hakketmiştim" şeklinde yazsaydım, dil polisleri yine
ayaklanacak, Arapça "hakk" etmek ile karışmaması için ayrı yazmak
gerektiği konusunda beni uyaracaklardı. Ardından, bir sürü lüzumsuz
yazışma... İnanmadığım halde burada ayrı yazıverdim]
A
I had it
rightfully.
B
I had it
coming.
05 -- Parayı
seninle yarı yarıya paylaşacağım. (= kırışacağım)
A
I'll split the
money with you fifty-fifty.
B
I'll split
money with you fifty-fifty.
(Açıklama en
altta)
06 -- Bir
tür uzlaşma oluşturmak zorundayız.
A
We have to
work out some kind of compromise.
B
We have to
accept their offer. We cannot refuse it.
07 --
Olabilecek hertürlü şansımı yok etmiştim.
A
I had
destroyed all sorts of my chances that could be possible.
B
I had blown
whatever chance I might have had.
08 -- Ne
diye surat asıyor bu yahu?
A
Why is he/she
hanging a long face?
B
Why is
he/she pulling a long face?
09 -- Belma
ve Turgay birbirlerine karşı nazik fakat uzak duruyorlardı.
A
Belma and
Turgay were polite but distant to each other.
B
Belma and
Turgay were not only polite but also distant to each other.
10 -- Senin,
kin tutan tür bir kız olmadığına seviniyorum.
A
I'm glad you
are not the kind of girl who holds a grudge.
B
I'm glad that
you are a girl who doesn't keep a vengeance.
11 --
Arabayı milim milim ilerleyecek kadar yavaşlattım.
A
I slowed the
car to a crawl.
B
I made the car
go slowly milimeter by milimeter.
C
I slowed the
car to milimeter by milimeter.
12 -- En
küçük bir fikrim yok.
A
I don't have
the foggiest idea.
B
I don't have
the smallest opinion.
13 --
Pazartesiye işe giymek için yeni bir giysi aldım.
A
I bought a new
outfit to wear to work on Monday.
B
On Monday, I
bought a new outfit to wear to work.
14 --
Tabiatıyla, biraz zaman alacak.
A
It's going to
take naturally a little time.
B
Naturally,
it's going to take a little time.
C
It's going
naturally to take a little time.
15 --
Korkarım kendisi alkollü; araba kullanacak durumda değil.
A
I am afraid
he's in an alcoholic state -- he cannot drive a car.
B
I am afraid
he's been drinking --- he's in no condition to drive.