CÜMLE DAĞARCIĞINIZ - 01

Gerektiği Şekliyle Nasıl Söylenir??

Bu bölümde, Eğitim Seti'mizin, Dialogues in Context başlıklı kitabından alıntı cümleler sunuyorum. Telif hakları saklıdır. Şahsi kullanımınız içindir. Lütfen, kaynak göstermeden alıntı yapmayınız.

Yıllardır konuşmada veya metinlerde rastladığım ilginç ifadeleri bir kenara not ederim. Yukarda andığım kaynakta, bunları okuyucularla paylaşmak amaçlanmıştır. Bilirsiniz, gramer filan öğrenmek oldukça kolay işlerdir. Ama, sözleri, cümleleri anadil konuşanların söylediği gibi şekillendirebilmek, yani "idiomatik konuşmak" çetin mi çetin... Buradaki örneklerde Amerikan veya Britanya ayrımı gözetilmediği gibi, herhangi bir sınıflamanın da olanaksızlığını takdir edersiniz. Fakat, çok yararlanacağınıza güveniyorum.

Sonuçta, burada "çeviri" sözkonusu değil; yalnızca ne gibi durumlarda ne gibi ifadeler, cümleler kullanılabileceğine ilişkin bazı öneriler...

Bu egzersizden almanız gereken önemli ipucu ise şudur: Türkçe anadil mantığımıza göre İngilizce'de olabilirmiş gibi görünen çoğu cümle aslında "yanlış" olacaktır. Tutmanız gereken yol -- İngilizce'ye anadil düzeyinde sahip olacağınız ilerdeki mutlu günlere değin --  anadili İngilizce olan kimselerin kullandıkları cümleleri kaydetmek, öğrenmek, taklit etmek olmalıdır.

 

Unutmayınız, aşağıdaki "yanlış" cümlelerin birçoğunu gramer, sentaks, hatta sözcük seçiminden dolayı elimine edemezsiniz. Fakat, bunların anadil konuşanların ağzından

işitilme olasılığı sıfıra yakın, hatta sıfırdır.

 

Türkçe'den sözümona "çeviri", tuzak cümlelere de yer verilmiştir.

ALL LEVELS

 

 01  --  Özür dilerim, isim hafızam çok kötü.

 A   Sorry, I remember names badly.

 B   Sorry, I am terrible with names.

 

 
 

 02  --  Sevinçten, mutluluktan dili tutulmuştu.

 A   She was speechless with joy (delight, happiness).

 B   Her tongue was held because of joy (delight, happiness).

 

 
 

 03  --  Sevinçten, mutluluktan ağlıyordu/ağladı.

 A   She was crying for joy. / She cried for joy.

 B   She was crying from joy. / She cried from joy.

 

 
 

 04  --  Bu partiyi ben ısmarlıyorum. Bu parti benden. [içki, vb.]

 A  This round's on me.

 B  I am ordering this party.

 

 
 

 05  --  Öyle görülüyor ki, bütün kızlar bayılıyor ona.

 A   He seems to be a big hit with all the girls.

 B   It so seems that all the girls are fainting for him.

 

 
 

 06  --  Pesperişan, tam bir enkaz durumdaydım. [bedensel veya ruhsal]

 A   I was a total wreck physically. Mentally, I was a total wreck.

 B   I was in the state of a total wreck physically (mentally).

 

 
 

 07  --  Walla, söylemeğe dilim varmadı.

 A   Well, my tongue didn't really arrive at saying (mentioning, talking about) it.

 B   Well, I really couldn't bring myself to say (mention, talk about) it.

 

 
 

 08  --  Sanırım aynı yaratıcı yetenek bütün ailede var.

 A   I suppose the same creative talent runs in the whole family.

 B   I suppose the whole family has the same talent creatively.

 

 
 

 09  --  Haftasonu boş musun?

 A   Are you free at the weekend / over the weekend?

 B   Are you empty at the weekend / over the weekend?

 C   Are you vacant at the weekend / over the weekend?

 

 
 

 10  --  Başkasının/başkalarının işine burnunu sokma. Sana ne? Bu kadar meraklı olma.

 A   Don't input your nose to other people's business.

 B   Don't be nosey.

 C   Don't put your nose into other people's business.

(Açıklama en altta)

 

 
 

 11  --  Hatırlar mısın eskiden bu su tabancaları ile insanları nasıl delirtirdik?

 A   Do you remember how to drive people mad with these water guns in the past?

 B   Remember how we used to drive people crazy with these water guns?

 

 
 

 12  --  Bir başkasıyla da arada bir çıkmakta olduğunu öğrenince terkedip attım başımdan.

 A   I ditched her when I found out she was seeing somebody else on the side.

 B   I threw her out and saved my head when I learnt that she was seeing somebody else on the side.

 

 
 

 13  --  Son gelişmeler konusunda beni bilgilendirebilir misiniz, lütfen?

 A   Are you able to give me information about what things have developed recently, please? / Will you please give me some information about the recently developed things?

 B    Could you update me on the latest developments? / Will you fill me in on the latest developments please?

 

 
 

 14  --  Kendisine karşı herhangi bir duygusal ilgim yok.

 A  I'm not romantically interested in her.

 B  I don't have any romantic interest against her.

 

 
 

 15  --  Kanaldan kanala zaplamayı keser misin lütfen?

 A   Do you stop zapping from canal to canal, please?

 B   Will you please stop channel-hopping!

 

 
 

 16  --  Biliyorum, seni aramalıydım (=telefonla), ama sanırım gururum izin vermedi.

 A   I know that I had to look for you, but I think my pride didn't give permission.

 B   I know I should have called you, but I guess my pride got in the way.

 

 
 

 17  --  Pek fazla konuşkan biri değilsin galiba. Öyle değil mi?

 A   You're not a frequent speaker, isn't it so?

 B   You're not much of a talker, are you?

 

 
 

 18  --  Halen büroda yeterli elemanımız yok.

 A   We are understaffed at present at the office.

 B   We don't have enough elements at present at the office.

 

 
 

 19  --  Sana dans etmeyi pek kıvıramadığımı söylemiştim.

 A   I told you I was a rotten dancer.

 B   I had told you that I couldn't make a rotten dancer.

 

 
 

 20  --  Şiir gibi hareket ediyordu. [=yürüyordu, oynuyordu, dans ediyordu, vb]

 A   She/He was (pure) poetry in motion. ["on the stage, on the basketball court, on the dance floor, vb." diye ekleyebilirsiniz]

 B   She/He was moving like a poem. ["on the stage, on the basketball court, on the dance floor, vb." diye ekleyebilirsiniz]

 

AÇIKLAMALAR

 10  --  C   Yanlış, çünkü geçerli olan deyim şudur: "Don't poke your nose into other people's business."

Konuşma Dili: Anasayfa

Sonraki Test

 

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE