CÜMLE DAĞARCIĞINIZ - 02

Gerektiği Şekliyle Nasıl Söylenir??

 

Unutmayınız, aşağıdaki "yanlış" cümlelerin birçoğunu gramer, sentaks, hatta sözcük seçiminden dolayı elimine edemezsiniz. Fakat, bunların anadil konuşanların ağzından

işitilme olasılığı sıfıra yakın, hatta sıfırdır.

 

Türkçe'den sözümona "çeviri", tuzak cümlelere de yer verilmiştir.

ALL LEVELS

 

 01  --  Matematiğim berbattır zaten.

 A   I am terrible at maths anyway.

 B   My mathematics are very bad in any case.

 

 
 

 02  --  Belki de en iyisi konuyu şimdilik unutmak.

 A   It might be best to forget about the matter for the time being.

 B   Maybe it is now the best time to forget the matter.

 

 
 

 03  --  Göze güzel görünsünler diye değil, dayanıklı olsunlar diye üretilmişlerdir.

 A   They were made for durability, not for visual appreciation.

 B   They were produced for durability; that's why they are so ugly to the eye.

 

 
 

 04  --  Tedirginliğim her geçen dakika artıyordu.

 A  My nervousness increased with passing every minute.

 B  My nervousness grew by the minute.

 

 
 

 05  --  Nezaman yapılacak bir iş olsa, ortalıktan toz olmak gibi bir huyu vardır.

 A   Whenever there is work to be done, he has a habit of disappearing.

 B   Whenever there is work to be done, he becomes dust like a habit.

 

 
 

 06  --  Ayşe çoktan kancayı taktı ona bile. [= elde etmeyi kafaya koydu ve uygulamaya geçti bile]

 A   Ayşe has already got/gotten her hooks into him.

 B   Ayşe attached her hooks to him even a long time ago.

 

 
 

 07  --  İstiyorsan, senin oldu bile; istemen yeterli; iste, vereyim; istiyorsan verdim gitti bile.

 A   It is yours for the asking.

 B   I've had enough of your asking for it; I have alreeady given it to you.

 

 
 

 08  --  Tam çaresizlik içinde vazgeçmek üzereydim ki ...... [şöyle şöyle birşey oldu].

 A   I was just about to give up in despair when ...... [such and such a thing happened].

 B   Just as I was in despair to give up when ...... [such and such a thing happened].

 

 
 

 09  --  Suratıma bir gülümseme ifadesi takındım ve ......

 A   I pasted on a smile and ......

 B   I placed an expression of a smile on my face and ......

 

 
 

 10  --  Yüzümün kızardığını hissettim.

 A   I felt myself blushing.

 B   I felt my face getting roasted red.

(Açıklama en altta)

 

 
 

 11  --  Senin yerinde olsam, ondan uzak dururum.

 A   If I were you, I'd steer clear of him/her.

 B   If I were you, I would stand far from him/her.

 

 
 

 12  --  Belki biraz yardıma ihtiyacınız vardır diye düşündüm de. [=O nedenle yardıma geldim.]

 A   I just thought that maybe you have little need for help.

 B   I just thought you could use a little help.

 

 
 

 13  --  Hiç öyle sıradışı yerlere [= fantastik veya şaşaalı] gitmeyiz. [= Genellikle evdeyiz; çıkacak olursak da sıradan, alâlade yerlere gidiyoruz]

 A   We never go anywhere fancy.

 B   We never go to such places which are outside the line.

(Sorunun irdelenmesi bölüm sonunda)

 

 
 

 14  --  Seni hakkıyla dört dörtlük yendim. Kabul ve itiraf et.

 A  I beat you right and four by four. Admit it!

 B  I beat you fair and square. Admit it!

 

 
 

 15  --  Basit bir telefon görüşmesi bütün bu karışıklığı çözüp son verebilir.

 A   A simple phone call might clear up this whole mess.

 B   An uncomplicated phone conversation can terminate this chaos.

 

 
 

 16  --  Zorla bir iki lokma yiyebildim. [Canım istemiyordu, veya hastaydım, veya toktum]

 A   I was capable of eating one or two mouthfuls by force.

 B   I could only force down a few mouthfuls.

 

 
 

 17  --  Elinde olmaksızın, gözucuyla adamı inceledi.

 A   It wasn't up to her that she inspected the man with the corner of her eye.

 B   She couldn't resist studying him out of the corner of her eye.

 

 
 

 18  --  Sonsuz olasılıklar düşünebiliyorum.

 A   I am able to think of possibilities without an end.

 B   I can think of endless possibilities.

 

 
 

 19  --  Bir şeyden tam emin olabilirdiniz. Kitabı hiçbir zaman yayınlanmayacaktı.

 A   You could be certain of one thing. His book would never be pressed.

 B   One thing was certain. His book would never see the light of day.

 

 
 

 20  --  Bir kaç ay süren bir ilişkimiz oldu, fakat şimdi bütün bunlar geçmişte kaldı.

 A   We had an affair which lasted (for) a couple of months, but that has all stayed in the past.

 B   We had an affair which lasted (for) a couple of months, but that's all in the past now.

 

AÇIKLAMALAR

 10  --  B   Çok daha ender olarak, "I felt my face blushing." Ayrıca, "I felt my face getting/going red." "I felt myself getting/going red in the face." doğrudur (fakat seyrek işitilir).

 

 13  --   A     Konuşma dilinde, "We never go anywheres fancy." kullanımı da olanaklı.

 

Konuşma Dili: Anasayfa

Önceki Test     Sonraki Test

 

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE