CÜMLE DAĞARCIĞINIZ - 03

Gerektiği Şekliyle Nasıl Söylenir??

 

Unutmayınız, aşağıdaki "yanlış" cümlelerin birçoğunu gramer, sentaks, hatta sözcük seçiminden dolayı elimine edemezsiniz. Fakat, bunların anadil konuşanların ağzından

işitilme olasılığı sıfıra yakın, hatta sıfırdır.

 

Türkçe'den sözümona "çeviri", tuzak cümlelere de yer verilmiştir.

ALL LEVELS

 

 01  --  Nasıl bu kadar düşüncesiz davranabildin?!

 A   How could you have been so thoughtless?!

 B   How were you able to behave so much without a thought?

 

 
 

 02  --  Bir içkiye ne dersin. Sorunlarından biraz uzaklaştırabilir seni.

 A   What do you say about a drink? It may take you far from your troubles a little.

 B   How about a drink? It might take your mind off your troubles.

 

 
 

 03  --  Kendine karşı bu kadar acımasız davranma. Bu derece yargılama kendini.

 A   Don't behave so pitilessly against yourself. Don't judge yourself in this degree.

 B   Don't be so hard on yourself.

 

 
 

 04  --  Hak etmiştim. [= "kaçınılmazdı; kendim neden oldum; besbelliydi başıma geleceği" şeklindeki anlamını işaretleyiniz] [Sözcüğü, konuştuğumuz gibi, ve bana göre doğru olan "hakketmiştim" şeklinde yazsaydım, dil polisleri yine ayaklanacak, Arapça "hakk" etmek ile karışmaması için ayrı yazmak gerektiği konusunda beni uyaracaklardı. Ardından, bir sürü lüzumsuz yazışma... İnanmadığım halde burada ayrı yazıverdim]

 A  I had it rightfully.

 B  I had it coming.

 

 
 

 05  --  Parayı seninle yarı yarıya paylaşacağım. (= kırışacağım)

 A   I'll split the money with you fifty-fifty.

 B   I'll split money with you fifty-fifty.

(Açıklama en altta)

 

 
 

 06  --  Bir tür uzlaşma oluşturmak zorundayız.

 A   We have to work out some kind of compromise.

 B   We have to accept their offer. We cannot refuse it.

 

 
 

 07  --  Olabilecek hertürlü şansımı yok etmiştim.

 A   I had destroyed all sorts of my chances that could be possible.

 B   I had blown whatever chance I might have had.

 

 
 

 08  --  Ne diye surat asıyor bu yahu?

 A   Why is he/she hanging a long face?

 B   Why is he/she pulling a long face?

 

 
 

 09  --  Belma ve Turgay birbirlerine karşı nazik fakat uzak duruyorlardı.

 A   Belma and Turgay were polite but distant to each other.

 B   Belma and Turgay were not only polite but also distant to each other.

 

 
 

 10  --  Senin, kin tutan tür bir kız olmadığına seviniyorum.

 A   I'm glad you are not the kind of girl who holds a grudge.

 B   I'm glad that you are a girl who doesn't keep a vengeance.

 

 
 

 11  --  Arabayı milim milim ilerleyecek kadar yavaşlattım.

 A   I slowed the car to a crawl.

 B   I made the car go slowly milimeter by milimeter.

 C   I slowed the car to milimeter by milimeter.

 

 
 

 12  --  En küçük bir fikrim yok.

 A   I don't have the foggiest idea.

 B   I don't have the smallest opinion.

 

 
 

 13  --  Pazartesiye işe giymek için yeni bir giysi aldım.

 A   I bought a new outfit to wear to work on Monday.

 B   On Monday, I bought a new outfit to wear to work.

 

 
 

 14  --  Tabiatıyla, biraz zaman alacak.

 A   It's going to take naturally a little time.

 B   Naturally, it's going to take a little time.

 C   It's going naturally to take a little time.

 

 
 

 15  --  Korkarım kendisi alkollü; araba kullanacak durumda değil.

 A   I am afraid he's in an alcoholic state -- he cannot drive a car.

 B   I am afraid he's been drinking --- he's in no condition to drive.

 

 
 

 16  --  Ne?! Kazıklamışlar seni. (alışverişte)

 A   What?! They've impaled you on a sharp pole!

 B   What?! You've been ripped off!

(Açıklama en altta)

 

 
 

 17  --  Bunu söylediğini baban sakın duymasın; yoksa sigortaları atar walla.

 A   Your father mustn't hear that you've said this; otherwise, he'll throw his fuses.

 B   Don't let your father hear you say that, or he'll blow a fuse.

 

 
 

 18  --  Nedense seni bir dansöz olarak düşünemiyorum.

 A   Somehow I can't picture you as a belly-dancer.

 B   I don't know why, but I can't think of you when you are a belly-dancer.

 

 
 

 19  --  Güzelliğin hakkında çok şey işitmiştim, Aysel. Ama hiçbiri senin güzelliğini tam anlatamamış.

 A   I've heard a lot about your beauty, Aysel; but nothing I've heard can do it justice.

 B   I've heard a lot about your beauty, Aysel; but no one told me about your beauty.

 

 
 

 20  --  Keşke birkaç günlüğüne bir tatil yapabilsem.

 A   I wish I could get away for a few days.

 B   I wish I could make a holiday for a few days.

(Açıklama en altta)

 

AÇIKLAMALAR

 05  --  Çünkü belli bir paradan söz ediyoruz. "Para paylaşacağım" değil, "Parayı paylaşacağım."

 16  --  "To impale smb on a (sharp) pole" = Kazığa oturtmak: Zalim "Kazıklı Voyvoda" (III. Vlad -- "Dracula") ile özdeşleşmiş olan idam yöntemi.

 20  --  "To have a holiday/vacation" veya "to take a holiday/vacation".

Konuşma Dili: Anasayfa

Önceki Test

 

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE