|
|
|

The İzbul Daily Anger & Laughter Chronicles
İzbul Günlük Öfke ve Gülmece Seyir Defteri
0006 -- 2.2.2006
------------------------------------
Today's Headlines in Some the World's
"Greatest" Newspapers...
Dünyanın "En Büyük"
Gazetelerinden Bazılarının Bugünkü Manşetleri...
The Manchester Guardian (İngiltere):

"Humans
caused climate change": Global warming "unequivocal" fact and likely
to continue for centuries, leading international study says...
PM: peer inquiry won't distract me: Blair says he will
get on with his job... Fierce clashes shatter Gaza
truce: Hamas fighters blew up a pro-Fatah radio station... UN
plan calls for Kosovo constitution: Proposal would see statehood in
all but name... Muslim police may get extra security:
Met promises risk assessment after Birmingham arrests...
Sainsburys shares rocket on takeover talk: Private equity
groups assessing possible £10bn-plus bid...
The
Hürriyet (İstanbul, Türkiye):

Doktorlar
Panikte: Hastanede seks skandalı [Bosna-Hersek'ten entipüften "bir
haber"]... Okan Bayülgen Hangi Ünlü Mankeni Öptü?...
Tecavüzcüyü Azeri Lehçesi Yakalattı...
Şehrazat'ı Unutturan Aşk... Pornoyla Hayır
İşleyecek... O Evliliğin Fotoğrafı...
G-Stringini Fırlattı... Seda Aşık mı?...
Sapığı Okula Sokmuşlar... Eli Bıçaklı
Tanrıçalar... Cinsel Güc için 10 Öneri...

Sorunca,
"N'apalım, halk bunu istiyor," şeklinde bir de hakarete uğruyoruz...
Yorumum yok...

The İzbul Daily Anger & Laughter Chronicles
İzbul Günlük Öfke ve Gülmece Seyir Defteri
0007 -- 2.4.2006
------------------------------------
Top Ten Most-Read News
En-Çok
Okunan On "Haber"
from
The Hürriyet Online, April 2nd 2007

Dansöz
Hediye Etti...
Gencebay Sends a Belly Dancer for a Birthday Present
En seksi Barmaid'ten...
From the Sexiest
Barmaid
İyi ki Karşıma Çıkmadı...
Good Job He Didn't Face
Me (Tamer Karadağlı story)
Nez Evlendi...
Nez Gets Married
"Taşfırın Erkeği" Uğur Dündar...
Impersonation Show by
"Hardbread Bakery man"
Boşanıyorlar...
Şenlendirici Love
Triangle Involving Deniz Seki Ends in Divorce
5'inci Kez Evlendi...
Esra Akkaya Story
Cüretkar Deniz...
Deniz Seki in the Rape
Scene
Yalın'a Şok...
Yalın - Tuba Ünsal Love
Story
Romantika Sahnede...
"Romantika" Musical
with Çağla Şikel Photos
And, to make a good start to your working week --
Ve, haftalık
çalışmanıza iyi bir başlangıç yapmanız için --
Don't miss the video-show of "the Sexiest Barmaid Chel"...
"En Seksi
Barmaid Chel" in vidyo-shovunu kaçırmayınız...
http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/6243630.asp?gid=177
? ! ? ! ? !
Long live the "multi-voiced" Turkish Media !!
Çok Yaşa E
mi Sen "Çok-Sesli" Türk Medyası !!
Only Yesterday...
Daha Dün...
1.
Aydın Doğan Group closed down The Gözcü,
the only daily supporting the Opposition among a dozen published by
the Group.
2.
The TMSF has assumed ownership -- in the Name of Law -- of the
ATV television and the Sabah
daily newspaper -- Aydın Doğan Group's main competitors...
What are they doing unto you, Türkiye?? QUO VADIS, Türkiye ??
Türkiyem, Ne
Yapıyorlar Sana ?? Türkiyem, Nereye Gidiyorsun ??

The İzbul Daily Anger & Laughter Chronicles
İzbul Günlük Öfke ve Gülmece Seyir Defteri
0008 -- 24.2.2006
------------------------------------
Değerli Okuyucularımız,
Nedenini anlayamadım; ama son
yirmi-dört saat içinde "yanağını okşamak" fiilinin
İngilizce'sini soran yüzlerce ileti aldım.
Gazetelerden birisinde bir fotoğraf mı yayınlanmış
ne? İlgi toplamış.
Topluca cevaplıyorum:
"pat someone fondly on the face"
= bir kimsenin
yüzünü sevecenlikle okşamak
Bu, "Batı"da bile, hayli liberal (= rahat
tavırlı), hatta laübali bir davranış sayılır.
Hele ki, "pat"
fiili yerine "fondle"
fiilini kullanırsanız, davranış "liberal" olmaktan da çıkar,
doğrudan "liboş"
olur.


The İzbul Daily Anger & Laughter Chronicles
İzbul Günlük Öfke ve Gülmece Seyir Defteri
0009 -- 12.3.2006
------------------------------------
Bağnazlık Üstüne Eğitici Bir Fıkra ve
Çevirisi...
Bağnazlık = bigotry, dogmatism, fanaticism, ignorance, illiberality,
intolerance, narrow-mindedness, partiality, partisanship,
provincialism, unreasonableness
Geçen gün bana gönderilen
bir mesajdaki, "Siz ateistler, ..." ifadesine çok takıldım.
Hernekadar açıklamak zorunda değilsem de, hayatımın hiçbir döneminde
"ateizm" başlığı altında sınıflanabilecek bir duygu, inanış veya
felsefe sergilememiş olduğuma göre, kendini savcı ve hâkim yerine
koyan bu kişinin ülkemiz insanlarını "inananlar ve inanmayanlar"
olarak böyle bir çırpıda ortadan "carttadanaktan" bölüvermesindeki
kör, cahil ve bencil bağnazlık bana geçenlerde okuduğum bir fıkrayı
hatırlattı. İbretlik fıkrayı ve çevirisini sunuyorum.
I was
walking across a bridge one day, and I saw a man standing on the top
rail, about to jump off.
Bir gün bir köprüde
karşıdan karşıya geçiyordum. Üst korkulukta durmuş, aşağı atlamaya
hazırlanan bir adam gördüm.
"Stop! don’t do it!", I cried and ran up to him.
"Dur,
yapma!" diye bağırdım ve ona doğru koştum.
"Why shouldn’t I?" he said.
Neden yapmayacakmışım
ki?
I said, "Well, there’s so much to live for!"
Dedim ki, "Çünkü
yaşamak için çok neden var.
He said, "Like what?"
Ne gibi, mesela?
I said, "Well… Look, tell me: Are you a religious man
or an atheist?"
Dedim ki, "Hımmm...
Bak, söyle bana: Dindar bir adam mısın, yoksa ateist mi?"
He said, "Religious."
Dindarım.
I said, "Me too! What religion are you? Christian,
Moslem, Jewish? Buddhist?"
"Ben de öyleyim,"
dedim. "Hangi dindensin? Hristiyan mı? Müslüman mı? Musevi mi?
Budist mi?"
He said, "Christian."
Hristiyanım.
"Me, too," said I, and added, "Look here, you ought to
know only God who gave you the gift of life can reclaim it. Tell me:
Are you a Catholic or a Protestant?’
"Ben de öyle," dedim ve
ekledim: "Bak bana, Yalnızca sana can veren Tanrı'nın o canı geri
alabileceğini bilmen gerekir. Söyle bakayım: Katolik misin,
Protestan mı?"
He said, "I am of Protestant faith."
"Protestan
itikadındanım," dedi.
I said, "Me, too! Me, too. Are you Episcopalian or
Baptist?"
"Ben de. Ben de. Episkopalyan mısın, Baptist mi?"
He said, "Baptist!"
Baptistim.
I said, "Hey, great! Me too! Are you Baptist church of
God or Baptist church of the Lord?’
[Anlaşılan, Baptist
Kilisesi için böyle bir bölünme var.]
He said, "Baptist church of God!"
I said, "Me, too! Me, too! Are you original Baptist
church of God, or are you reformed Baptist church of God?"
"Ben de!
Ben de! Peki, bu ikisinden orjinal kiliseye mi bağlısın, yoksa
reforme edilmiş olanına mı?"
He said, "Reformed Baptist church of God!"
"Reforme edilmiş
olanına."
I exclaimed, "Me, too! Me, too!" Then I reminded
him: "See? You ought to know only God who gave you the gift of life
can reclaim it." Then I asked him, "Are you reformed Baptist church
of God, reformation of 1879, or reformed Baptist church of God,
reformation of 1915?’
"Ben de! Ben de!"
diye bağırdım. Sonra hatırlattım ona: "Gördün mü bak? Yalnızca sana
can veren Tanrı'nın o canı geri alabileceğini bilmen gerekir." Sonra
sordum: "1879 yılında reforme edilen Kiliseye mi bağlısın, yoksa
1915'de reforme edilene mi?"
He said, "Reformed Baptist church of God, reformation
of 1915!"
"1915'de reforme edilene..."
"Then, die, you heretic scum," I exclaimed, and pushed
him off the bridge.
"Geber, o
zaman, pislik kâfir!" diye bağırdım ve itiverdim onu
köprüden aşağı.
| |