UYARI: Bu dizide yayınladığım bütün örnekler orjinal ve yayın haklarım kapsamındadır. Basım veya internet yoluyla izinsiz yayın kesinlikle dava konusudur.

 

 

TEST -- 02

 

EXPLANATIONS / AÇIKLAMALAR

Çeviriler için ölçümüz, garip motomot sözcük çevirisi değil,

"Aynı durumda biz Türkçe'de ne derdik?" sorusu...

 

  26  Çevirisi: "Onu dışarda bırak, olur mu? (= tamam mı?)"

Açıklaması: Emir kipinde, ikinci şahısa (you) verilen direktifler için eklenti soru (tag question) standart "----------, will you?" şeklindedir... Anlamı da yukarda verdiğim şekildedir...

"d" şıkkının geçerli olabilmesi için "You leave it outside, don't you?" şeklinde bir düztümce ve eklenti sorusu olması gerekirdi: "Sen onu (herzaman) dışarda bırakırsın / bırakıyorsun, öyle değil mi?"

 27  Açıklaması: "Yapayım mı / yapalım mı?" sorusu  standart biçimde, "Shall I? Shall we?" kalıbı ile sorulur:

Shall I give you a ring tomorrow? = Sana yarın bi allo diyim mi?

Shall we eat out tonight? = Bu akşam dışarda yiyelim mi?

Shall we go home now? = Eve gidelim mi artık?

"Will I?" çok tuhaf bir anlam verecektir: Örneğin, "Bak şu kristal kürene de bil bakalım ----------cek miyim?!!" gibi... Öte yandan, birinci tekil kişide, soruyu illa başka bir kişiye yöneltme zorunluğu yoktur -- kendi kendimize de fikir yürütebiliriz: Aşağıdaki örneklere bknz.)

Advanced: Başınız iki eliniz arasında kara düşünürken de bu kalıbı kullanırsınız ("shall" veya "should" ile)

What shall I do now? = Ne halt edeceğim ben şimdi?!

Who should I turn to now? = Kimden medet umsam ki şimdi?!

ARA AÇIKLAMA

Kimi "purist" dostlarımız, "Sana yarın bi allo diyim mi? şeklinde, sosyal durum ve bağlam gerçeğini yansıtan çevirilerime biraz fazla takıyorlar...

 

Sonuçta, zat-ı âlîlerinin kitaplarında, şu tür zemzem suyu çevirilere rastlıyoruz:

 

Annesi oğluna - "Don't walk all over my kitchen with your muddy shoes!!"

 

= Çamurlu ayakkabılarınızla mutfağımın her tarafında yürümeyiniz!!

 

Çevirilerinizde, konuşmanın gerçekleştiği zaman / zemini mutlaka dikkate almalısınız... "Bir bahâr akşamı rastladım size" dünyası güzeldi doğrusu -- ama artık mâzide kaldı...

 

 

 28  Bu soruyu yanlış yanıtladı iseniz, ve bu yanlışlık bir umursamazlık ve dikkatsizlik sonucu değildi ise, "the English tenses" konusuna en baştan yeniden başlamanızı öneririm. Dost acı söyler...

 

Herneyse... Basit kuralı bir önceki testte de iki kez andım: Geçmişteki bir nokta yada dönemin öncesi için = past perfect...

 29  Açıklama: Anlamdan yola çıkarak doğru tense'i bulunuz: "Annemle babam 24 yıldır evli. Önümüzdeki yıl 25 yıldır evli olmuş olacaklar. " = Future Perfect...

Yani, "to be married" fiil + sıfat kalıbının fiili olan "to be" için future perfect = will have been)

  30  Açıklama: Standart "davet" kalıbı: Would you like + mastar (the infinitive)...

"e" şıkkı olamaz; çünkü bu fiil, "hoşlanmak, keyif almak" anlamı ile kullanıldığında, ardından "gerund" (Ving = fiilin ad durumu) gerektirir, ve "Did you enjoy eating out tonight?" gibi bir soru sorardık.

 31  Çevirisi: "...Arabasını aşırı hızlı kullanıyor."

Açıklaması: "To drive" fiili, bir "linking verb"** olmadığına göre, bir sıfat ile değil, bir belirteç (zarf, adverb) nitelendirilmek gerekir. "Fast" dışındakiler birer sıfattır. (Tabii, bu sorunun püf noktası ise şudur: "fast" hem sıfat hem zarf olarak kullanılabilir: "It's a fast car; it goes fast.")

** "be, seem, taste, etc" gibi, özne ile bir özellik veya durumu (ki, bir sıfat ile ifade edilir) ilişkilendiren fiil tütü.

 32  Bir dikkat sorusu... Bu soruyu yıllar yılı denemişimdir. Sonuç: Yurdum insanı gerçekten güzel uyuyor; hem de horul horul...

Diğer şıklarda anlamca uyumsuz bir fiil kullanıldığını görebildiyseniz bile, sorunun doğurduğu şüphe ve kafa karışıklığı ile size biraz zaman kaybettirdim ya, oh olsun! Sınavları düzenleyenlerin dostunuz olduğunu kim söylemiş?!

 33  Açıklaması: "Mine, yours, his, hers, ours, yours, theirs," (benimkisi, seninkisi, onunkisi...) dizisi... Bunlar, "iyelik adılları" dır (= mülkiyet zamirleri - possessive pronouns)... Dolayısıyla da, tekil yada çoğul ad yerine kullanılabiliyorlar: örneğin, "benim dondurmam, benim rüyalarım, benim şeyim = benimkisi, benimkiler...

Şu güzel dileği de teklifsiz muhaberatınız için not ediniz: "(My, our) Best wishes to you and yours"...

 34   Açıklaması: Yani, Ali illa ki kendisi ile ilgili birşey mi söylemiş olmak zorundaydı?! "Indirect speech" kurallarının hangi şıkta çiğnenmediğine bakınız salt.

Öte yandan, Ali said, "I'm in my bedroom." şeklinde bir tümce, bir "direct speech" örneği olarak -- doğru olurdu. "c"  şıkkı o nedenle yanlış (virgül yok ve "that" kullanılmış olduğu için)...

  35  Bu soru sizlere önemli bir sınav davranışının gerekliliği konusunda tekrar uyarı olsun... Bir şıkkı seçtikten sonra mutlaka yerine koyarak okumalı, oraya oturup oturmadığına bakmalısınız.

 36  Genelleme yapılıyor: Donkeys are said to be stupid animals. Bütün eşşeklerin aptal hayvanlar olduğu söylenir.

Özelleme: Some donkeys are said to be stupid animals. Bazı eşşeklerin aptal hayvanlar olduğu söylenir. [Sizin kanaâtiniz bu yönde olsa da, sınav sorularını düzenleyenlerin bu egzantrik görüşünüzü paylaşmayacaklarına emin olabilirsiniz.]

"The donkeys" "tercihinin doğru olması için, daha önce sözünü ettiğimiz malum ve mahut bir eşşek grubundan söz ediyor olmamız gerekirdi...

[Ahem... Ahem... Bununla birlikte, "Fransızlar" kavramını "Fransızca" kavramından, "Hollandalılar" kavramını da "Hollanda dili" kavramından ayırt etmek için: "The French and the Dutch are... etc.]

 37   Geçmişteki bir nokta yada dönemin öncesi için PAST PERFECT kullanılır: Tekrarlamaktan bıktım walla...

 

Efendim? Ne dediniz? "e" şıkkıda mı past perfect. Pek tabii... Ama siz "some" ve "any" kullanımını öğrenmek için lütfen "elementer" düzeye geri dönünüz...

 38  "I can't find my keys anywhere."

veya "I can find my keys nowhere."

 39   "here somewhere: Buralarda biryerlerde... Tümce olumsuz olsaydı: "They can't be anywhere here."

 

NOT: Neden mi "anywhere here"?... "Ha Ali Veli, ha Veli Ali" hesabı... "Somewhere here" kullanımı eşit olasılık taşıyor... Ama,  "here anywhere" kullanım olasılığı çok düşük... Neden mi? Bakın, fazla merak insanın uykusunu kaçırır: En iyisi olduğu gibi ezberleyiveriniz.

 40  Tabii ki "c" şıkkı da GRAMER olarak doğru; ama eğer "Onları hiçbiryerde aramadım, ama onları bulamadım," tümcesi size mantıklı görünüyorsa, İngilizce'yi bırakıp, öncelikle mantık seanslarına yazılınız...

 

NOT: "Whereabouts?" sözcüğü, "nerede, nerelerde, yaklaşık nerede, aşağı yukarı nerede?" gibi anlamlarla kullanabileceğiniz bir soru sözcüğüdür. (Benim kulağımda, kupkuru "Where?" sorusuna göre, daha dostça ve samimi bir lezzet bırakıyor; ama bu öznel (sübjektif) bir algılama olabilir...)

Whereabouts do you live?

Whereabouts did you lose them?

Ayrıca, "Whereabouts in Turkey do you come from?" sorusu, "Where in Turkey do you come from?" sorusundan daha mantıklı geliyor.

 

[Ama, , "Where in Europe do you come from?" sorusu için aynı şey geçerli değil... Dedim ya: Korkarım bazı şeyleri bilinç düzeyinde açıklamak olanaksıza yakın. Zamanla kulağa yerleşmesini beklemek gerekiyor...]

 41  Zaman belirten bağıl-tümcelik (yan cümlecik) bağlacı olarak, "since" yerine "ever since" kullanarak, "----den beri sürekli olarak" kavram ve vurgusunu ekleriz...

Öte yandan, sizleri yeniden uyarmak isterim: Şıklar arasında "mantıklı" bir seçim yapıp, hemen işaretlemeye geçmeyiniz. Seçtiğinizi, mutlaka ve mutlaka, "yerine koyarak" okuyunuz. Nitekim bu soruda da, "ever since" bağlacını tek parça halinde görmek şansı yerine, tek başına "ever" şıkkını okuyup geçerseniz, işiniz zorlaşacaktır.

 42   all by oneself = 1. tek başına (= yanında başka kimse olmaksızın); 2. tek başına (= yardım almaksızın)...

 

Ve, tabii, yukardaki "yerine koyup okuma" gerekirliğini bir kez daha vurgulamak isterim...

 43  "When" şıkkını yakıştırdıysanız, İngilizce Tense'leri öğrenmeğe en baştan bir daha başlayınız... "What length" -- zaman ölçümünde -- "how long" yerine kullanılamaz. Öte yandan, "What length of time?" gramer olarak olanaklı; ama burada, anadil konuşanlarca kullanılma olasılığı sıfır olurdu: Türkçe'de, "Ne zamandan beri? Ne kadar zamandır?" yerine, "Ne kadar zaman uzunluğundan beri" demek gibi birşey olurdu...

 44   Çevirisi: Doktor buraya ulaşıncaya kadar (= gelecekte), çok geç kalınmış olacak (= gelecekte)...

 

Basit bir kuralı tekrar hatırlatayım: Ana (= temel) tümcelik herhangi bir gelecek zaman "tense"inde ise, zaman belirten bağıl (yan) tümcelik present tense (herhangi bir present tense) olmak zorundadır...

 45  Yine tense kuralları: Olay geçmiş zamanda ("until/before that noise ... started)... Geçmişteki bir nokta yada dönem öncesi için Past Perfect kullanılır.

 

Advanced level: "noise outside" (= the noise which was outside) = dışardaki gürültü... Eğer "until that terrible noise started outside" deseydik, "o müthiş gürültü dışarda başlayıncaya kadar" vurgusunu getirmiş olurduk. (Yani, "outside" sözcüğünü, "noise" i niteleyen bir sıfat değil, "started" ı niteleyen bir yer belirteci olarak kullanmış olurduk. Tabiatıyla, sözcüğün vurgusu da buna göre değişirdi.)

 

Farkını göremiyorsanız, aşağıdaki iki Türkçe anlatımı, belirttiğim sözcükleri vurgulayarak okuyunuz:

 

"dışardaki o müthiş gürültü başlayıncaya değin..."

"o müthiş gürültü dışarda başlayıncaya değin..."

 46  "Belong to" fiili kullanımında sık hataya düşüldüğü hep dikkatimi çekmiştir. 1. "Continuous tense" lerde kullanılmadığına; 2. Başına "to be" fiili getirimesi gerekmediğine dikkat ediniz. En iyisi, şu ünlü şarkı mısraını örnek kullanım olarak ezberleyiniz: "You belong to me." = "Sen benimsin; sen bana aitsin." Dolayısıyla, "It belongs to me... They belong to me..."

Ezberleyin de, özgür Batılı hanımlara böyle hüngürsümük maganda sözler söylemekten de uzak durun. Akıllı erkek, "sahiplenilmek" insiyatif ve tercihini -- ve de ARZUSUNU -- kadına bırakır...

 47   Olumlu / olumsuz bildirimlere katılma niteliği taşıyan aşağıdaki kalıplarda devrik tümce kurulduğuna dikkat ediniz:

-- I like tea.

-- So do I.

 

-- I don't like tea.

-- Neither do I.

-- Nor do I.

DİKKAT: "Either" sözcüğü ile düztümce kurulduğuna dikkat ediniz:

-- I don't like tea.

-- I don't either.

DİKKAT... DİKKAT... Yankılama, aynı yardımcı fiil ve tense kullanılarak yapılmak zorundadır.

 48  Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm!! Yav, kardeşim, bir önceki sorunun açıklamasını es mi geçtiniz?!

 49   "Want" (ve, "wish") fiili, her ahval ve şeraitte, kendisinden sonra mastar (infinitive) kullanılmasını gerektirir... "I want to go... I want you to go..." tümcelerini örnek olarak ezberleyiniz.

 

"d" şıkkı da bir mastardır; ancak edilgen anlamı haklı kılacak bir durum sözkonusu değil. Edilgen örnekleri: Turkey wants/wishes to be admitted into the EU... Angela Merkel makes no secret that she wants/wishes Turkey to be excluded from the EU...

 50  Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm!! Yav, kardeşim, bir önceki sorunun açıklamasını es mi geçtiniz?!

Advanced level: Şü tümceyi dikkatle irdeleyiniz: "Don't worry," said the doctor, "I want you to relax." = Endişelenmeyiniz, rölaks olmanızı istiyorum...

 

Peki, aynı sözleri "I want you -- to relax"; yani, "you" sözcüğünden sonra kinayeli bir es vererek söylerseniz nasıl bir anlam kazanır? "Seni istiyorum -- dinginleşmek için!!"

 

"Oğlum adam ol -- baban gibi bir dikkulak olma," örneği durumlardan sakınmak için, kulak eğitimi ama çoook önemli...

BAŞA DÖNÜŞ

 100 Gramer Sorusu Anasayfaya Dönüş