UYARI: Bu dizide yayınladığım bütün
örnekler orjinal ve yayın haklarım kapsamındadır. Basım veya internet yoluyla
izinsiz yayın kesinlikle dava konusudur.
EXPLANATIONS / AÇIKLAMALAR
Çeviriler için ölçümüz, garip motomot sözcük çevirisi değil,
"Aynı durumda biz Türkçe'de ne derdik?" sorusu...

26
Çevirisi:
"Onu dışarda bırak, olur mu? (= tamam mı?)"
Açıklaması: Emir kipinde, ikinci şahısa (you)
verilen direktifler için eklenti soru (tag question) standart "----------, will
you?" şeklindedir... Anlamı da yukarda verdiğim şekildedir...
"d"
şıkkının geçerli olabilmesi için "You leave it outside, don't you?" şeklinde bir
düztümce ve eklenti sorusu olması gerekirdi: "Sen onu (herzaman) dışarda
bırakırsın / bırakıyorsun, öyle değil mi?"

27
Açıklaması: "Yapayım mı / yapalım mı?" sorusu standart
biçimde, "Shall I? Shall we?" kalıbı ile sorulur:
Shall I give
you a ring tomorrow?
= Sana yarın bi allo
diyim mi?
Shall we eat out
tonight? = Bu akşam
dışarda yiyelim mi?
Shall we go home now?
= Eve gidelim mi
artık?
"Will
I?" çok tuhaf bir anlam verecektir: Örneğin, "Bak şu kristal kürene de bil bakalım
----------cek miyim?!!" gibi... Öte yandan, birinci tekil kişide, soruyu illa
başka bir kişiye yöneltme zorunluğu yoktur -- kendi kendimize de fikir
yürütebiliriz: Aşağıdaki örneklere bknz.)
Advanced:
Başınız iki eliniz arasında kara düşünürken de bu kalıbı kullanırsınız ("shall"
veya "should" ile)
What shall I do
now?
= Ne halt edeceğim ben
şimdi?!
Who should I turn to now?
= Kimden medet umsam ki
şimdi?!

ARA AÇIKLAMA
Kimi "purist" dostlarımız,
"Sana yarın bi allo
diyim mi? şeklinde, sosyal
durum ve bağlam gerçeğini yansıtan çevirilerime biraz fazla takıyorlar...
Sonuçta, zat-ı âlîlerinin
kitaplarında, şu tür zemzem suyu çevirilere rastlıyoruz:
Annesi oğluna - "Don't
walk all over my kitchen with your muddy shoes!!"
= Çamurlu ayakkabılarınızla
mutfağımın her tarafında yürümeyiniz!!
Çevirilerinizde,
konuşmanın gerçekleştiği zaman / zemini mutlaka dikkate almalısınız...
"Bir bahâr akşamı rastladım size" dünyası güzeldi doğrusu -- ama artık mâzide
kaldı...

28
Bu soruyu yanlış yanıtladı iseniz, ve bu yanlışlık bir umursamazlık ve dikkatsizlik
sonucu değildi ise, "the English tenses" konusuna en baştan yeniden başlamanızı
öneririm. Dost acı söyler...
Herneyse... Basit kuralı
bir önceki testte de iki kez andım: Geçmişteki bir nokta yada dönemin öncesi
için = past perfect...

29
Açıklama: Anlamdan yola çıkarak doğru tense'i bulunuz:
"Annemle babam
24 yıldır evli. Önümüzdeki yıl 25 yıldır evli olmuş olacaklar. " = Future
Perfect...
Yani, "to be
married" fiil + sıfat kalıbının fiili olan "to be" için future perfect = will
have been)

30
Açıklama: Standart "davet" kalıbı:
Would you like + mastar (the infinitive)...
"e"
şıkkı olamaz; çünkü bu fiil, "hoşlanmak, keyif almak" anlamı ile
kullanıldığında, ardından "gerund" ( Ving
= fiilin ad durumu) gerektirir, ve "Did you enjoy eating out tonight?" gibi bir
soru sorardık.

31
Çevirisi:
"...Arabasını aşırı hızlı kullanıyor."
Açıklaması: "To drive" fiili, bir
"linking verb" **
olmadığına göre,
bir sıfat ile değil, bir belirteç (zarf, adverb) nitelendirilmek gerekir. "Fast"
dışındakiler birer sıfattır.
(Tabii, bu sorunun püf
noktası ise şudur: "fast" hem sıfat hem zarf olarak kullanılabilir: "It's a fast car; it
goes fast.")
**
"be, seem, taste, etc"
gibi, özne ile bir özellik veya durumu (ki, bir sıfat ile ifade edilir)
ilişkilendiren fiil tütü.

32
Bir dikkat sorusu... Bu soruyu yıllar yılı denemişimdir.
Sonuç: Yurdum insanı gerçekten güzel uyuyor; hem de horul horul...
Diğer şıklarda anlamca uyumsuz bir fiil kullanıldığını
görebildiyseniz bile, sorunun doğurduğu şüphe ve kafa karışıklığı ile size biraz
zaman kaybettirdim ya, oh olsun! Sınavları düzenleyenlerin dostunuz olduğunu kim
söylemiş?!

33
Açıklaması: "Mine, yours, his, hers, ours, yours, theirs,"
(benimkisi, seninkisi, onunkisi...) dizisi... Bunlar, "iyelik adılları" dır (=
mülkiyet zamirleri - possessive pronouns)... Dolayısıyla da, tekil yada çoğul ad
yerine kullanılabiliyorlar: örneğin, "benim dondurmam, benim rüyalarım, benim
şeyim = benimkisi, benimkiler...
Şu güzel dileği de
teklifsiz muhaberatınız için not ediniz: "(My, our) Best wishes to you and
yours"...

34
Açıklaması: Yani, Ali illa ki kendisi ile ilgili birşey
mi söylemiş olmak zorundaydı?! "Indirect speech" kurallarının hangi şıkta
çiğnenmediğine bakınız salt.
Öte yandan,
Ali said,
"I'm in my bedroom."
şeklinde bir tümce, bir "direct speech"
örneği olarak -- doğru olurdu.
"c"
şıkkı o nedenle yanlış (virgül yok ve "that"
kullanılmış olduğu için)...

35
Bu soru sizlere önemli bir sınav davranışının
gerekliliği konusunda tekrar uyarı olsun... Bir şıkkı seçtikten sonra mutlaka
yerine koyarak okumalı, oraya oturup oturmadığına bakmalısınız.

36
Genelleme yapılıyor:
Donkeys are
said to be stupid animals.
Bütün eşşeklerin aptal hayvanlar olduğu
söylenir.
Özelleme:
Some donkeys
are said to be stupid animals.
Bazı eşşeklerin aptal hayvanlar olduğu
söylenir.
[Sizin kanaâtiniz bu
yönde olsa da, sınav sorularını düzenleyenlerin bu egzantrik görüşünüzü
paylaşmayacaklarına emin olabilirsiniz.]
"The donkeys" "tercihinin doğru olması için,
daha önce sözünü ettiğimiz malum ve mahut bir eşşek grubundan söz ediyor olmamız
gerekirdi...
[Ahem...
Ahem... Bununla
birlikte, "Fransızlar" kavramını "Fransızca" kavramından, "Hollandalılar"
kavramını da "Hollanda dili" kavramından ayırt etmek için: "The French and the
Dutch are... etc.]

37
Geçmişteki bir nokta yada dönemin öncesi için PAST PERFECT kullanılır:
Tekrarlamaktan bıktım walla...
Efendim? Ne dediniz? "e"
şıkkıda mı past perfect. Pek tabii... Ama siz "some" ve "any" kullanımını
öğrenmek için lütfen "elementer" düzeye geri dönünüz...

38
"I
can't
find my keys anywhere."
veya "I
can find my keys
nowhere."

39
"here somewhere: Buralarda biryerlerde... Tümce olumsuz
olsaydı: "They can't be anywhere here."
NOT:
Neden mi "anywhere here"?... "Ha Ali Veli, ha Veli Ali" hesabı... "Somewhere
here" kullanımı eşit olasılık taşıyor... Ama, "here anywhere" kullanım
olasılığı çok düşük... Neden mi? Bakın, fazla merak insanın uykusunu kaçırır: En
iyisi olduğu gibi ezberleyiveriniz.

40
Tabii ki "c"
şıkkı da GRAMER olarak doğru; ama eğer
"Onları
hiçbiryerde aramadım, ama onları bulamadım,"
tümcesi size mantıklı görünüyorsa, İngilizce'yi bırakıp, öncelikle mantık
seanslarına yazılınız...
NOT: "Whereabouts?"
sözcüğü, "nerede, nerelerde, yaklaşık nerede, aşağı yukarı nerede?" gibi
anlamlarla kullanabileceğiniz bir soru sözcüğüdür. (Benim kulağımda, kupkuru
"Where?" sorusuna göre, daha dostça ve samimi bir lezzet bırakıyor; ama bu öznel
(sübjektif) bir algılama olabilir...)
Whereabouts do you live?
Whereabouts did you lose them?
Ayrıca,
"Whereabouts in Turkey do
you come from?"
sorusu, "Where in
Turkey do you come from?"
sorusundan daha mantıklı geliyor.
[Ama, ,
"Where in Europe do you
come from?" sorusu
için aynı şey geçerli değil... Dedim ya: Korkarım bazı şeyleri bilinç düzeyinde
açıklamak olanaksıza yakın. Zamanla kulağa yerleşmesini beklemek gerekiyor...]

41
Zaman belirten bağıl-tümcelik (yan cümlecik) bağlacı olarak, "since"
yerine "ever since" kullanarak,
"----den beri
sürekli olarak"
kavram ve vurgusunu ekleriz...
Öte
yandan, sizleri yeniden uyarmak isterim: Şıklar arasında "mantıklı" bir seçim
yapıp, hemen işaretlemeye geçmeyiniz. Seçtiğinizi, mutlaka ve mutlaka, "yerine
koyarak" okuyunuz. Nitekim bu soruda da, "ever since" bağlacını tek parça
halinde görmek şansı yerine, tek başına "ever" şıkkını okuyup geçerseniz, işiniz
zorlaşacaktır.

42
all by oneself = 1.
tek başına (= yanında başka kimse olmaksızın); 2. tek başına (= yardım
almaksızın)...
Ve, tabii,
yukardaki "yerine koyup okuma" gerekirliğini bir kez daha
vurgulamak isterim...

43
"When" şıkkını yakıştırdıysanız, İngilizce Tense'leri öğrenmeğe en
baştan bir daha başlayınız... "What length" -- zaman ölçümünde -- "how long"
yerine kullanılamaz. Öte yandan, "What length of time?" gramer olarak olanaklı;
ama burada, anadil konuşanlarca kullanılma olasılığı sıfır olurdu: Türkçe'de,
"Ne zamandan beri? Ne kadar zamandır?" yerine, "Ne kadar zaman uzunluğundan
beri" demek gibi birşey olurdu...

44
Çevirisi: Doktor buraya ulaşıncaya kadar (= gelecekte),
çok geç kalınmış olacak (= gelecekte)...
Basit bir kuralı tekrar
hatırlatayım: Ana (= temel) tümcelik herhangi bir gelecek zaman "tense"inde ise,
zaman belirten bağıl (yan) tümcelik present tense (herhangi bir
present tense) olmak zorundadır...

45
Yine tense kuralları: Olay geçmiş zamanda ("until/before
that noise ... started)... Geçmişteki bir nokta yada dönem öncesi
için Past Perfect kullanılır.
Advanced level:
"noise outside" (= the noise which was outside) = dışardaki gürültü... Eğer
"until that terrible noise started outside" deseydik, "o müthiş gürültü
dışarda başlayıncaya kadar" vurgusunu getirmiş olurduk. (Yani, "outside"
sözcüğünü, "noise" i niteleyen bir sıfat değil, "started" ı niteleyen bir yer
belirteci olarak kullanmış olurduk. Tabiatıyla, sözcüğün vurgusu da buna göre
değişirdi.)
Farkını göremiyorsanız,
aşağıdaki iki Türkçe anlatımı, belirttiğim sözcükleri vurgulayarak okuyunuz:
"dışardaki o müthiş
gürültü başlayıncaya değin..."
"o müthiş gürültü
dışarda başlayıncaya değin..."

46
"Belong to" fiili kullanımında sık hataya düşüldüğü hep dikkatimi
çekmiştir. 1. "Continuous
tense" lerde kullanılmadığına; 2.
Başına "to be" fiili getirimesi gerekmediğine dikkat ediniz. En iyisi, şu ünlü
şarkı mısraını örnek kullanım olarak ezberleyiniz: "You belong to me." = "Sen
benimsin; sen bana aitsin." Dolayısıyla, "It belongs to me... They belong to
me..."
Ezberleyin de, özgür Batılı hanımlara böyle hüngürsümük maganda sözler
söylemekten de uzak durun. Akıllı erkek, "sahiplenilmek" insiyatif ve tercihini
-- ve de ARZUSUNU -- kadına bırakır...

47
Olumlu / olumsuz bildirimlere katılma niteliği taşıyan aşağıdaki
kalıplarda devrik tümce kurulduğuna dikkat
ediniz:
-- I like tea.
-- So do I.
-- I don't like tea.
-- Neither do I.
-- Nor do I.
DİKKAT: "Either" sözcüğü ile düztümce
kurulduğuna dikkat ediniz:
-- I don't like tea.
-- I don't either.
DİKKAT... DİKKAT... Yankılama, aynı
yardımcı fiil ve tense kullanılarak yapılmak zorundadır.

48
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm!! Yav, kardeşim, bir
önceki sorunun açıklamasını es mi geçtiniz?!

49
"Want" (ve, "wish") fiili, her ahval ve şeraitte,
kendisinden sonra mastar (infinitive) kullanılmasını gerektirir... "I want to
go... I want you to go..." tümcelerini örnek olarak ezberleyiniz.
"d"
şıkkı da bir
mastardır; ancak edilgen anlamı haklı kılacak bir durum sözkonusu değil. Edilgen
örnekleri:
Turkey wants/wishes to be admitted into the EU... Angela Merkel makes no secret
that she wants/wishes Turkey to be excluded from the EU...

50
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm!! Yav, kardeşim, bir
önceki sorunun açıklamasını es mi geçtiniz?!

Advanced level:
Şü tümceyi dikkatle irdeleyiniz:
"Don't worry," said the doctor, "I want you to relax." =
Endişelenmeyiniz, rölaks olmanızı istiyorum...
Peki, aynı sözleri
"I
want you -- to relax";
yani, "you" sözcüğünden sonra kinayeli bir es vererek söylerseniz nasıl bir
anlam kazanır?
"Seni istiyorum -- dinginleşmek için!!"
"Oğlum adam ol -- baban
gibi bir dikkulak olma," örneği durumlardan sakınmak için,
kulak eğitimi ama çoook önemli...

BAŞA DÖNÜŞ
100
Gramer Sorusu Anasayfaya Dönüş
|