UYARI: Bu dizide yayınladığım bütün örnekler orjinal ve yayın haklarım kapsamındadır. Basım veya internet yoluyla izinsiz yayın kesinlikle dava konusudur.

 

 

TEST -- 04

 

EXPLANATIONS / AÇIKLAMALAR

Çeviriler için ölçümüz, garip motomot sözcük çevirisi değil,

"Aynı durumda biz Türkçe'de ne derdik?" sorusu...

 

 76   Farka dikkat ediniz:

 

needn't have bought = meğer almam gerekmezmiş, ama bunu sonradan anladım; ne yazık ki bu arada satın almış bulunuyorum.

 

didn't need to buy = satın almak zorunda olmadığım daha işin başında anlaşıldı; nitekim de almadım.

 

"a" veya "c" şıklarını seçtiyseniz, "intermediate" düzey çalışmalara dönerek, öncelikle "present" ve "perfect" kavramları arasındaki temel farklara yoğunlaşınız. "b" şıkkını seçtiyseniz, açık söyleyeyim, "lower intermediate" düzeye dönerek, "have to" fiilinin anlamı, "past tense" çekimleri filan gibi konularla yeniden ilgileniniz.

 

"Psikoloji" Notu: Dost, gerçekleri söyler. Moral veriyorum diye bıdı bıdı sorularla sizleri uyutan kaynaklar, yıllar süren bir başarısızlık hikayenizin asıl nedenleridir. Unutmayınız: Birileri moral filan gibi ucuz mazeretlere sığınarak zamanını çarçur ederken, birileri yapması gerekenlere dikkatini odaklar ve başarıyı olması gereken zaman içinde yakalar...

 77  "c" şıkkı dışındakilere alıcı gözle bakmanız bile, present ve perfect farklılığına yoğunlaşmanız gerektiğini, bu farklılığın yardımcı fiil kalıplarına nasıl yansıdığını da bilmediğinizi gösterir.

 

"Did" konusunda bir anlık tereddüt göstermeniz ise anlayışla karşılanabilir. Çünkü, vurgulu "I did send" yapısı, "I sent" ile olan özdeşliğini  ilk anda çağrıştırmayabilir.

 78  Hata yaptıysanız, nedeni yine yukarda sözünü ettiğim  present ve perfect bakış açılarını ve bunların yardımcı fiil kullanım kalıplarına yansımasını ayırt edememektir...

 79  Bir sıfat tümceliğinde mutlaka sözü edilen kişiye ilişkin birşey söylenmesi gerektiği yanılgısından kendinizi kurtarınız. Yani, kedisi yahut kuzusu hakkında birşey söyleyemez miyim?

 

İkinci nokta, seçtiğiniz şıkkı mutlaka yerine koyup okuyunuz. Böylece,  görünüşte mantıklı, ama gramer veya sentaks açısından yanlış bir şıkkın zahiri güzelliğine kapılmaktan kurtulursunuz.

 80  Kuyruk sorularında (tag questions), ana tümceliğin (main clause) fiil ve öznesi yankılanır. Burada, "every citizen" ile başlayan bölüm bağıl tümceliktir (yan cümlecik, subordinate clause).

 81  Ad-tümceliklerde (noun clauses) kullanılan bağlaçlar ve ad-tümceliğin özne olarak kullanımı konularını yeniden gözden geçiriniz.

 82  "would rather do" ve "had better do" kalıplarının anlamını irdeleyiniz.

 

"Would rather to do" veya "had better to do" (tam mastar) kullanımına azçok rastlanmakla birlikte, bunların standart dışı sayılacağına, sınavlarda ise kesinlikle uzak durulması gerektiğine dikkat ediniz.

 

Size bir öğrenme kolaylığı: "must go / must not go" örneğindeki yardımcı fiiil çekiminde ne görüyorsanız, "would rather" ve "had better" için de aynı çekimleri uygulayınız. Örnek: I must not do it... I would rather not do it... I had better not do it...

 83  Hataya düştüyseniz veya hatta biraz fazla tereddüt gösterdiyseniz, belirteç tümcelikler (zarf cümlecik, adverb clauses) konusuna ve özellikle de kısaltılmış belirteç tümcelikler konusuna dönünüz ve pekiştiriniz.

 

"b" ve "d" şıkkında anlam uyuşmazlığı var. "c" ve "e" şıkları "in view of the fact that", "despite the fact that" şeklinde olmalıydı.

 84  "Five years ago" belirlemesi "past tense" kullanılmasını zorunlu kılıyor. Tabiatıyla bu, "past continuous" da olabilir. Öte yandan, planlar kendi kendilerini yapamayacağına göre, edilgen çatı kullanılması da zorunlu hale geliyor. Aslında, uzun sözün kısası, "past continuous passive" farkedilmesi nisbeten zor bir yapıdır: Bu "şeytani" soruyu burada o nedenle sundum...

 85  Öncelikle, "a" şıkkını seçtiyseniz, "tense" lerde ciddi açığınız var; bir an önce gidermeğe bakınız. "The tenses" konusuna "bî-hakkın vakıf olmak" en temel gerekliktir.

 

Tekrarlayalım: Bir sıfat tümceliğinde mutlaka sözü edilen kişiye ilişkin birşey söylenmesi gerektiği yanılgısından kendinizi kurtarınız.

 

Yani, illa ki,

 

"Hamza Bey, ki kendisi milletvekilidir, havaya iki el sıktı."

 

demek zorunda değilim;

 

"Hamza Bey, ki rahmetli babası efendi bir adamdı, havaya iki el sıktı."

 

da diyebilirim...

 

Öte yandan, işte çok işinize yarayacak pratik iki kural:

Virgüllü (iki virgül içine alınan) "non-restrictive"

sıfat tümceliklerde,

 

 1. "that" kullanılamaz;

 

 2.  bağlaç kaldırılamaz.

 

ARA AÇIKLAMA

Aşağıdaki onbeş soru için yapılabilecek irdelemeler koca bir kitabı dolduracağından, burada yalnızca konulara işaret etmek ve ipuçları vermekle yetinmek zorundayım. Lütfen Eğitim Setimizin veya piyasadaki diğer kaynakların ilgili konularına eğiliniz.

 

 86   Yer belirteci (zarfı) başa çekilerek oluşturulan vurgulu bir devrik tümce... Devrik tümce, biliyorsunuz, soru tümcesi sentaksına sahiptir. Yani, yardımcı fiil veya fiilin kendisi öznenin önünde (=solunda) yer alır.

 

"an enormous Ottoman citadel," hep birlikte, özne öbeğini (grubunu) oluşturuyor.

 87  = tanınmamak için, tanımasınlar diye... Amaç belirten bu sınıf zarf tümceliklerde (adverb clauses), özellikle Amerikan günlük dilde bağlaç olarak tek başına "that" kullanıldığına rastlamıyor değiliz. (Tarihsel boyutta İngiliz şiirinde de rastlanabilen bir uygulamaydı.) Yine de, "so that" yapısına sadık kalarak ayağınızı yere sağlam basmanızı öneririm:  She left early so that she wouldn't miss the last bus. = Son otobüsü kaçırmamak için erken çıktı.

 

Resmi kullanımlarda ise "in order that" yapısı da oldukça yaygındır: The Government decided to raise the salaries paid in the public sector in order that the workers might be persuaded to work more efficiently.

 88  Soruyu zorlaştırmak için "still" sözcüğüne de yer verdim. Burada, "daha da" anlamını katan bir pekiştirici konumunda: "Hala daha da çok para kazanmak isterler..."

 

Ancak konumuz, "rağmen" anlamı veren zarf tümcelikleri ile ilgili:

however + sıfat (veya) zarf... However hard we worked, we could never save enough. = Ne kadar çok çalışırsak çalışalım, hiçbir zaman yeterli tasarruf yapamıyorduk / yapamazdık.

no matter + soru sözcüğü (veya) soru öbeği... No matter what you do, do not touch that button. = Ne yaparsan yap, ama sakın o düğmeye dokunma. No matter how you do it, just do it. = Nasıl yaparsan yap, ama mutlaka yap işte...

 89  "to be supposed + mastar"... Dolayısıyla, "a" ve "b" dışındakileri eliyoruz... "a" şıkkı ile yanlış seçim yaparsanız, "present" ve "perfect" bakış açıları arasındaki temel fark konusunda ciddi açığınız olduğunu gösterir. "To be" = konuşma anı itibariyle. "To have been" = 1. konuşma anı öncesinde; veya, 2. konuşma anı öncesinde ve halâ... "For some time now" = "şimdi bir süredir" belirlemesi, "b" şıkkını zorunlu kılıyor.

 90  "Remember," bu anlamıyla, ad alır. (Dolayısıyla, burada ad-fiil (gerund) alır.) Ayrıca, etken-edilgen, present-perfect ad-fiillerinize dikkat.

 91  "Suggest, recommend, advise, etc" fiil grubundan sonra "that" bağlacı ile gelen ad-tümceliklerde (noun clauses) yardımcı fiilin çoğunlukla düşürüldüğüne dikkat ediniz: "The doctor suggested that I/you/she/we (should) give up smoking."

 92  "Never" başa çekilerek oluşturduğumuz bu vurgulu devrik tümce için, Soru 86'da verdiğim açıklamalar aynen geçerli.

 93  Çok basit bir kural: Bir bağıl (yan) tümcelik (subordinate clause) asla soru biçiminde olamaz. Şöyle de söyleyebiliriz: Karmaşık bir tümcede, eğer bu bir soru tümcesi ise, yalnızca ana tümcelik soru biçiminde olur; bağıl tümcelikleri düztümce olmak zorundadır.

 

-- What time is it?

-- He asked me what time it was. (= He asked me, "What time is it?")

-- Did he ask you what time it was? (= Did he ask you, "What time is it?")

 

Konuşma dilinde rastlayabileceğiniz örnekler sizi yanıltmasın. O tür kullanımlarda, parantetik ifadeyi ses tonu ile aktarıyoruz.

 94  "Who came?"... "What happened?"... Bu iki soru tarzında soru sözcüğünüz aynı zamanda özne konumundadır. "Who?" aşağıdaki iki sorudan birincisinde "Kim?" ikincisinde "Kimi?" (nesneyi soruyor) anlamındadır:

 

-- Who waited for you?

-- Who did you wait for?

 95  "Subjunctive" yapılarınızı yeniden gözden geçiriniz. Ayrıca, vazoyu kırmış olduğumuz anlaşıldığına göre, "perfect subjunctive" kullanmak gerekti.

 96  Şimdi diliyorum ve geçmişe dönük olarak diliyorum. Bir yukardaki soru için yazdıklarım aynen geçerli.

 97  Ettirgenlik (the Causatives) kalıplarınızı gözden geçiriniz.

 98  Bu soruda da, yine "the subjunctives" sahne aldılar.

 99  "Not only... but also" yapısının ilk bölümünü başa çekerek, yine Soru 86 ve 92'de yaptığımız gibi vurgulu bir devrik tümce oluşturduk.

 100  Sınavda gerilmiş, hayatından bezmiş, yorgun zihinler için buyrunuz size Çin işkencesi... Ama aslında, çok basit bir soru; ve ne yalan söyleyeyim, bunda zorlanan bir öğrenciyi "lower intermediate" den yeniden başlatırdım...

 

 

Bu 100 soru ile, tabiatıyla, İngilizce'nin gramerini tümüyle elden geçirmiş sayılmayız. Yine de, genel durumunuz hakkında size sağlıklı bir fikir verecek ölçüde ayrıntılı bir tarama yapmış olduk.

BAŞA DÖNÜŞ

 100 Gramer Sorusu Anasayfaya Dönüş