"PHRASAL VERBS"

AÇIKLAMA

 

Dilbilimcinin amacı, dili ve dilleri incelemek, çözgülemektir. Oysa, çeşitli nedenlerle yabancı bir dil öğrenmeyi hedefleyen kişiler için, dil bir amaç değil, araçtır. Dilbilimci için  mutluluk kaynağı olan gramer çalışmaları, başkaları için  sıkıntı ve isyan nedenidir. Haklıdırlar da...

Ne var ki bir dili, hayatının ilk 4-5 yılı içinde anadil kimliğinde [bilingual kişiler için birden fazla dil] öğrenmemiş olan bir kimsenin, bu dili sonradan öğrenmeğe çalışırken yaslanabileceği başlıca koltuk değneklerinden birisi de tümdengelimci gramer bilgisidir.

Diyelim ki "tense" leri, doğal ortamda işiterek, deneme yanılma yoluyla kullanarak öğrenmeğe çalışırsanız, bu sizin 3-4 yılınızı alacaktır. Oysa gramer, "tense" lerin temel mantık ve kullanımını sizlere bir saatçik sürede öğretebilir; işinizi de son derece kolaylaştırabilir.

Bilinçle öğrenen, deneme yanılma yoluyla gidenlere herzaman büyük fark atar.

Gelgelelim, gramerin her alanı, genel okuyucu açısından aynı derecede verimli bir çalışma alanı değildir. Böyle durumlarda, kuralları öğrenmeğe çalışmaktansa, çok daha pratik yaklaşımların daha büyük verim sağladığını görürüz.

İşte bunlardan birisi de, "phrasal verb" ile "verbs with prepositions" kavramları arasındaki alan egemenliği kavgasıdır. İnanınız ki, bu konuda 24 ciltlik dev bir çalışma yapsanız, yine de İngilizce'deki kavgayı bitiremezsiniz. Genel okuyucu da, bu dev eserinizi noktası virgülüne sadakatle okusa, yine de bir kuruşluk fayda sağlayamaz.

Biliyorsunuz, oluşturmağa çalıştığım eğitim sistemi içinde, sıkı "gramer polisliği" yöntemleri ile, coşkulu bir serbesti içinde "pratik" yöntemlerin garip bir evliliği yer alıyor. Bu benim "pragmatik" programım ve "eklektik" yaklaşımımdan kaynaklanıyor. Nerede ne yol varsa, işimize yarıyorsa sistemimize dahil ediyor; işimizi yokuşa sürenleri ise dışlıyoruz...

Akademik bir çatı altında, asistanlarım ve öğrencilerimle birlikte çalışmak olanağından uzak olduğum için, bu yaklaşımlarımı her yönüyle kemale erdirilmiş bir sistemle sonuçlandırmağa âhir ömrümün yeteceğini sanmıyorum... Ama, deneyimlerimden sizleri elimden geldiğince yararlandırmağa çalışıyorum.

Gelelim, bütün bunların, bu sayfanın başlığındaki konu ile ne ilgisi olduğuna:

Dikkat ederseniz, derslerimiz çerçevesinde, "phrasal verbs" başlığı altında yaptığımız çalışmalarda, yukarda sözünü ettiğim ünlü tartışmayı sürekli bastırıyor hatta "aşağılıyorum".

Bu konudaki tavrımca, "Siz deyimleri örnekleriyle birlikte öğrenin; kullanılan partikül edatmış zarfmış; elimizdeki deyim gerçek bir phrasal verb'müş, yada değilmiş, orasına boşverin" diyorum.

İtiraf edelim ki, bu tavır bir gramerci açısından, en hafif tanımlamayla, çok üzücü...

Dolayısıyla, aşağıda, dilbilim ve dilbilgisi (gramer) açısından konuya ilgi duyanlar için "kural benzeri" bazı önerilerimi yazacağım. "Kural benzeri" diyorum, çünkü dildeki bütün örnekleri tartışmasız açıklayabilecek bir kurallaştırmayı ben de gerçekleştirebilmiş değilim.

 

 

Deyimsel Nitelikli Fiil + Partikül Bileşiklerini, Fiil + İlgeç (Edat) Birlikteliklerinden Nasıl Ayırt Edebiliriz?

Başvurulabilecek Üç Yol

Unutmayınız: *** işareti tümcenin geçersiz olduğunu gösterir.

 

 1  Wh- Sorusu Yolu:

Eğer, fiil ile birlikte olan sözcüğü, bir Wh- sorusun başına (ki doğal günlük kullanımda çoğunlukla tümceliğin sonuna) getirebiliyorsanız, bu bir ilgeçtir. İşte örnekler:

I come from Turkland.

From which country do you come?

From where do you come? [Kitabîliğine rağmen, gramer doğru.]

Where do you come from?

 

I'm preparing a few things for the journey.

For what am I preparing a few things? [Kitabîliğine rağmen, doğru.]

What am I preparing a few things for?

 

Bu şekilde davranamayan, yani "gerçek" "phrasal verb" olanlara örnekler:

 

He threw out his old shoes.

***Out where did he throw his old shoes?

***Where did he throw his old shoes out?

 

Aşağıdaki örnekler ise, bizi yanıltabilecek noktaya parmak basıyor. Tümce sonuna alındığında gramatik ve son derece doğal olan bu örnekler, başa çekilmiş örnekler geçerli olmayacağı için, yine "phrasal verb" olarak değerlendirilmelidir:

 

He gave up smoking.

***Up what he gave?

What did he give up?

You must not let that get you down.

***Down what mustn't you let get you?

What mustn't you let get you down?

 

 



 2  Sıfat Tümceliği [Relative Clause] Oluşturarak Sınama:

He referred to a certain matter. We discussed yesterday.

The matter, to which he referred, was discussed yesterday.

The matter, which he referred to, was discussed yesterday.

Sonuç: Buradaki yapı bir "fiil + preposition" yapısıdır. Nitekim, ilgecin başa çekildiği ilk örnek, kitabî niteliğine karşın, gramatik ve geçerli bir tümcedir.

 

Oysa aynı şey aşağıdaki örnek için söylenemez:

 

One of the students handed in his paper as soon as the exam began. It failed to pass.

***The paper, in which one of the students handed as soon as the exam began, failed to pass.

The paper, which one of the students handed in as soon as the exam began, failed to pass.

 

Sonuç: "to hand in" yapısının gerçek bir "phrasal verb" olarak değerlendirilmesi gerekir.

 

 



 3  Araya bir Belirteç (=Zarf) Yerleştirme Sınaması:

 

Eğer elinizdeki deyimde fiil ve partikül arasına bir belirteç yerleştirebiliyorsanız, bu bir "fiil + ilgeç" birlikteliğidir. Gerçek bir "phrasal verb" değildir.

 

I bargained with them over the price.

I bargained endlessly with them over the price, but couldn't get a discount.

 

Tersine bir örnek görelim:

 

I picked up the wallet from where it was dropped.

***I picked quickly up the wallet from where it was dropped.

 

 


Gelelim asıl konuya... Bunları söylemekle, konuyu tüketmiş, tartışmaya son noktayı koymuş olmuyoruz...

 

Anlam açısından yaklaşarak, "Acaba, fiilin asıl anlamında bir kayma var mı? Yeni bir anlam mı kazanıyor?" sorusu açısından tartışmalar doğabileceği gibi, aşağıdaki anomaliler de tartışılabilir:

 

I'll call on you tomorrow.

 

On whom will you call tomorrow? Bütün kitabîliği ve kullanım açısından kulağa garip gelmesine karşın, gramatik olmadığı söylenemez: Demek ki bu gerçek bir phrasal verb değil...

 

The man, on whom I'll call tomorrow, lives not far from here.  Bütün kitabîliği ve kullanım açısından kulağa garip gelmesine karşın, gramatik olmadığı söylenemez: Demek ki bu gerçek bir phrasal verb değil...

 

The man, on whom you plan to call for support, is out of town at the moment.  Bütün kitabîliği ve kullanım açısından kulağa garip gelmesine karşın, gramatik olmadığı söylenemez: Demek ki bu gerçek bir phrasal verb değil...

 

SONUÇ: Bu bir "phrasal verb" değildir!!

 

Oysa, üçüncü "kurala" göre:

 

***I'll call quickly on the shop.

***I'll call quickly on you.

***Call quickly on the man.

 

SONUÇ:  Bu bir "phrasal verb" dür!!

 

 

Vardığım sonuç şöyle: Dilciler arasında sürüp giden tartışmaya konu olan bu yapılar aslında bir ucunda "çok çok deyimsel" (very much phrasal!!) olanlarla, öteki ucunda ise "çok az deyimsel" ("very little phrasal!!") deyişlerin yer aldığı kayar bir skala oluşturuyorlar. Tartışma ise bu sürekliliği bölüklere ayırarak farklı birimler olarak tanımlamak isteğinden kaynaklanıyor. Kısacası, bana göre, fuzuli bir tartışma...

 

Gelelim nihai sonuca: Böyle bir tartışmaya taraf olmanın, bütün amacı bu deyimleri öğrenip kullanabilmek olan bir kimse açısından en küçük bir yararı olabilir mi? İşin gramatik gizemini çözmeğe çalışacakları süre içinde, deyimler ve kullanım örneklerini çoktan belleğe yerleştirmiş ve özümlemiş olabilirlerdi.

 

 

Bütün bunları söyledikten sonra, dilbilim öğrencileri ile sınırlı kalmak koşuluyla, aşağıdaki iki kaynağı incelemenizi önerebilirim.

Celce-Murcia, M. and Larsen-Freeman, D. (1983), The Grammar Book: An ESL/EFL Teacher's Course, Boston: Heinle & Heinle. pp. 265-279.
Greenbaum, S. & Quirk, R. (1990), A Student's Grammar of the English Language, Essex, England: Longman. pp.336-343.

 

SÖZCÜK TESTLERİ ANASAYFAYA DÖNÜŞ