|
Test Your Knowledge of
COLOUR IDIOMS
* * * * *
01 -- We had a [--------out] in our neighborhood due to last night's electrical storm. I'd forgotten how romantic it could be sitting in candle light in complete silence... = elektrik kesintisi... Arıza veya doğal afet sonucu ise... [Bakım, onarım, vb için yapılan haberli kesinti, için, "power cut" (veya, "power cut-off") kullanınız -- Ancak bu terimin, gerek arıza gerek planlı kesinti için de kullanılabildiğine dikkat ediniz.] = Dün geceki elektrik fırtınası yüzünden bizim semtte elektirikler kesildi. Tam bir sessizlik içinde mum ışığında oturmanın ne kadar romantik olabileceğini unutmuşum. 02 -- A paper is a government report outlining policy or an authoritative report on a major issue. = ???... Hükûmet yada en azından bir Bakanlık tarafından hazırlanmış, geniş kapsamlı bir konuda resmi veriler içeren veya icraat niyetlerini özetleyen resmi rapor... 03 -- It makes me puke the way you keep looking at life, looking at the world through -colored glasses. Take off those -colored glasses and give your life a hard look. = pembe gözler/gözlükler; dünyaya pembe gözlerle bakmak... = Öğğ geldi bana senin bu hayata, dünyaya pembe gözlerle bakmandan... Şu pembe gözlüklerini çıkar da gerçekçi gözle bir bak hayatına... 04 -- I saw him with a breathtakingly beautiful blonde lady last night -- I was with envy, to tell you the truth. ["blond" şeklinde de yazılabilir.] = hasetinden çatlamak... = Dün gece onu nefes kesici güzellikte bir sarışın hanımla gördüm ve hasetimden çatladım doğrusu. 05 -- Don't be a coward, don't be . Keep cool. It always pays to be calm and courageous. = korkak, tavşan yürekli... It always pays to be calm and courageous: = Sakin ve yürekli olan herzaman kârlı çıkar. 06 -- The younger son was the sheep of the family. He spent most of his time in jail for petty crimes. = yüzkarası ("ailenin yüzkarası" deyimindeki anlamı ile)... Küçük oğulları ailenin yüzkarasıydı. Vaktinin büyük bölümü ufak tefek suçlar yüzünden hapiste geçiyordu. 07 -- We spent many a sleepless night wondering why there is so much tape involved in obtaining an export permit. = "bürokrasi": kırtasiye, bugün git yarın gel ıvır zıvır bir sürü evrak işi... Bir ihracat izni almak için neden bu kadar çok bürokratik evrak işi olduğunu düşünerek kaç uykusuz gece geçirdik... 08 -- Everyday tools like scissors and pocketknives are now on the list of objects no longer allowed in the cabins of airplanes. = kara liste... Makas yahut çakı gibi günlük objeler artık uçaklara sokulmasına izin verilmeyen nesneler kara listesinde... 09 -- The management liked my idea of opening a branch office in İzmir and gave me the light to go ahead... We were finally given the light to begin setting up the new project.... = yeşil ışık yakmak Yönetim, İzmir'de bir şube açmamıza ilişkin fikrimi beğendi ve bana yeşil ışık yaktılar... Sonunda yeni projeyi hayata geçirmemiz için yeşil ışık yakıldı... 10 -- We must lay down a print for cooperation for the future on security related matters. = ayrıntılı bir master plan; model veya prototip... Güvenliğe ilişkin konularda işbirliği için bir ana plan ortaya koymalıyız... 11 -- fever is a viral disease that has caused large epidemics in Africa and the Americas. The "" in the name can be explained by the jaundice that affects some patients. = sarı humma... Sarı humma, geçmişte Afrika ve Amerika kıtalarında büyük salgınlara yol açmış viral bir hastalıktır. Terimdeki "sarı" sözcüğünü bazı hastaları etkileyen sarılık olgusu ile açıklayabiliriz. 12 -- There is a time-honoured diplomatic tradition of rolling out a carpet for visiting dignitaries. = (yürüyeceği bölüme) kırmızı halı sermek... ("Büyük itibar göstermek") Ziyaretçi olarak gelen devlet büyüklerinin yürüyeceği bölüme kırmızı halı sermek öteden beri var olan bir diplomatik gelenektir.... 13 -- The city is surrounded by a belt, an area of land protected from development. = yeşil kuşak Kent, yapılaşmaya karşı korunan bir yeşil kuşakla çevrelenmiştir.... 14 -- I'd rather explain things in , but on this particular subject there are too many shades of grey. = açık seçik, kesin çizgilerle... Herşeyi kesin çizgilerle açıklamayı tercih ederim, ama bu elimizdeki konuda pekçok belirsizlik alanı var... 15 -- The fact is that such economic issues can't be explained in terms -- they are much too complicated. = kesin bir dille, kesin belirlemelerle... Gerçek şu ki, bu tür ekonomik meseleler kesin bir dille izah edilemez -- çok karmaşık konular bunlar...
SÖZCÜK TESTLERİ ANASAYFAYA DÖNÜŞ
ANASAYFA TESTLER OKUMA EĞLENCE
|