Test Your Knowledge of

 

COLOUR IDIOMS

NOT: Şu küçük testi bile hazırlamak saatlerimi aldı... Demek istediğim, bunları Değerli Üyelerimizin kendi istifadeleri için hazırlayıp yayınlıyorum. Internet kanalıyla veya basılı formda çoğaltmak, Telif yasaları çerçevesinde dava konusudur. Ancak, okul ve dershanelerde kaynak göstermek koşulu ile öğretim amacıyla kullanabilirsiniz. Emeğe saygı lütfen.

*  *  *  *  *

Please do not click the answer button before you have thoroughly studied the question and deliberated on your own choice !!

 

READY... STEADY... GO !!

 

 01  --  We had a [--------out] in our neighborhood due to last night's electrical storm. I'd forgotten how romantic it could be sitting in candle light in complete silence...

= elektrik kesintisi... Arıza veya doğal afet sonucu ise... [Bakım, onarım, vb için yapılan haberli kesinti, için, "power cut" (veya, "power cut-off") kullanınız -- Ancak bu terimin, gerek arıza gerek planlı kesinti için de kullanılabildiğine dikkat ediniz.]

= Dün geceki elektrik fırtınası yüzünden bizim semtte elektirikler kesildi. Tam bir sessizlik içinde mum ışığında oturmanın ne kadar romantik olabileceğini unutmuşum.

 02  --  A paper is a government report outlining policy or an authoritative report on a major issue.

= ???... Hükûmet yada en azından bir Bakanlık tarafından hazırlanmış, geniş kapsamlı bir konuda resmi veriler içeren veya icraat niyetlerini özetleyen resmi rapor...

 03  --  It makes me puke the way you keep looking at life, looking at the world through -colored glasses. Take off those -colored glasses and give your life a hard look.

= pembe gözler/gözlükler; dünyaya pembe gözlerle bakmak...

= Öğğ geldi bana senin bu hayata, dünyaya pembe gözlerle bakmandan... Şu pembe gözlüklerini çıkar da gerçekçi gözle bir bak hayatına...

 04  --  I saw him with a breathtakingly beautiful blonde lady last night -- I was with envy, to tell you the truth. ["blond" şeklinde de yazılabilir.]

= hasetinden çatlamak...

= Dün gece onu nefes kesici güzellikte bir sarışın hanımla gördüm ve hasetimden çatladım doğrusu.

 05  --  Don't be a coward, don't be . Keep cool. It always pays to be calm and courageous.

= korkak, tavşan yürekli...

It always pays to be calm and courageous: = Sakin ve yürekli olan herzaman kârlı çıkar.

 06  --  The younger son was the sheep of the family. He spent most of his time in jail for petty crimes.

= yüzkarası ("ailenin yüzkarası" deyimindeki anlamı ile)...

Küçük oğulları ailenin yüzkarasıydı. Vaktinin büyük bölümü ufak tefek suçlar yüzünden hapiste geçiyordu.

 07  --  We spent many a sleepless night wondering why there is so much tape involved in obtaining an export permit.

= "bürokrasi": kırtasiye, bugün git yarın gel ıvır zıvır bir sürü evrak işi...

Bir ihracat izni almak için neden bu kadar çok bürokratik evrak işi olduğunu düşünerek kaç uykusuz gece geçirdik...

 08  --  Everyday tools like scissors and pocketknives are now on the list of objects no longer allowed in the cabins of airplanes.

= kara liste...

Makas yahut çakı gibi günlük objeler artık uçaklara sokulmasına izin verilmeyen nesneler kara listesinde...

 09  --  The management liked my idea of opening a branch office in İzmir and gave me the light to go ahead... We were finally given the light to begin setting up the new project....

= yeşil ışık yakmak

Yönetim, İzmir'de bir şube açmamıza ilişkin fikrimi beğendi ve bana yeşil ışık yaktılar... Sonunda yeni projeyi hayata geçirmemiz için yeşil ışık yakıldı...

 10  --  We must lay down a print for cooperation for the future on security related matters.

= ayrıntılı bir master plan; model veya prototip...

Güvenliğe ilişkin konularda işbirliği için bir ana plan ortaya koymalıyız...

 11  --   fever is a viral disease that has caused large epidemics in Africa and the Americas. The "" in the name can be explained by the jaundice that affects some patients.

= sarı humma...

Sarı humma, geçmişte Afrika ve Amerika kıtalarında büyük salgınlara yol açmış viral bir hastalıktır. Terimdeki "sarı" sözcüğünü bazı hastaları etkileyen sarılık olgusu ile açıklayabiliriz.

 12  --  There is a time-honoured diplomatic tradition of rolling out a carpet for visiting dignitaries.

= (yürüyeceği bölüme) kırmızı halı sermek... ("Büyük itibar göstermek")

Ziyaretçi olarak gelen devlet büyüklerinin yürüyeceği bölüme kırmızı halı sermek öteden beri var olan bir diplomatik gelenektir....

 13  --  The city is surrounded by a belt, an area of land protected from development.

= yeşil kuşak

Kent, yapılaşmaya karşı korunan bir yeşil kuşakla çevrelenmiştir....

 14  --  I'd rather explain things in , but on this particular subject there are too many shades of grey.

= açık seçik, kesin çizgilerle...

Herşeyi kesin çizgilerle açıklamayı tercih ederim, ama bu elimizdeki konuda pekçok belirsizlik alanı var...

 15  --  The fact is that such economic issues can't be explained in terms -- they are much too complicated.

= kesin bir dille, kesin belirlemelerle...

Gerçek şu ki, bu tür ekonomik meseleler kesin bir dille izah edilemez -- çok karmaşık konular bunlar...

 

İKİNCİ BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ

SÖZCÜK TESTLERİ ANASAYFAYA DÖNÜŞ

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE