Düzensiz Fiiller Anasayfasına Dönüş
 

DÜZENSİZ FİİLLER KONUSUNDA

KİMİ YAYGIN YANLIŞLAR

 

 

Uyarı: Burada takip edilen telaffuz dizgesi, İngiliz "Received Pronunciation" dizgesi, veya "BBC İngilizcesi" dir. Amerikan, Avustralya, Yeni Zelanda, vb. diğer anadil ağız ve diyeleklerini izleyenlerin, özellikle farklı ünlü (vowel) tercihlerine saygı duyarım; fakat hece vurgularının yüzde yüze varan ölçülerde aynı olacağına dikkatinizi çekmek isterim.

 

 01  Read fiilinin üç biçimi için yazılış aynı, okunuş farklıdır:

Yazılışı: read - read - read

Okunuşu: /ri:d/ /red/ /red/

 

 02  Driven, risen, arisen... örnekli sözcüklerin okunuşu:

YANLIŞ: /dray-vın/,  /ray-zın/, /e-ray-zın/ etc.

DOĞRU: /DRİ-vın/, /-zın/, /ı--zın/

 

 03  Hang - hung - hung (duvara resim, ipe çamaşır... vs. hertürlü "asmak" kavramı için)

/HÆNG/, /HANG/, /HANG/

Bu fiili aşağıdaki,

Hang - hanged - hanged ( = idam etmek) fiili ile karıştırmayınız.

/HÆNG/, /HÆNGD/, /HÆNGD/



 04  Blew, drew, flew, grew, threw... örnekli olan sözcüklerin okunuşu:

/ü:/ ile okumayınız... /u:/ ile okuyunuz.

YANLIŞ: /blü:/, /drü:/, /fleüw/ etc.

DOĞRU: /blu:/, /dru:/,  /flu:/,  /gru:/, /TSru:/ etc.

DİKKAT: /blu:/,  /flu:/,  = /l/ sesi, Türkçe "kıl, akıl" daki gibi "kalın"... "Kil, mil, sil" deki gibi ince değil...

 

 05  Bear, tear, wear, swear fiillerinin okunuşu eşseslidir: (tear = yırtmak, parçalamak)

/bee/ /tee/ /wee/ /swee/ (DİKKAT: İngiliz BBC / Queen's aksanları dışında çeşitli ölçülerde /r/ sesi işitilebilir.)

Ancak, /e:/ şeklinde uzatarak, yani ikilemeden söyleyiniz.

Lütfen, /tiyır/ /wiyır/ gibi garip şeyler telaffuz etmeyiniz...

"Gözyaşı" anlamına gelen "tear" sözcüğünün yazılışı aynı, ancak okunuşu farklıdır: Onu, /ti-ı/ diye okuyacaksınız...

Esasen "-ea-" yazılışı genelde yanlış okunmaktadır. "Bear" (ayı), "pear" (armut) gibi sözcükler bu gruba girer. /bee/, /pee/.

"Beer" (bira) sözcüğünün /biı/okunuşu ile karşılaştırınız.

 

 06  Saw - sawed - sawn  (veya, sawed) -- testere ile kesmek,

      Sew - sewed - sewn  (veya, sewed) -- dikiş dikmek,

      Sow - sowed - sown  (veya, sowed) -- tohum dikmek:

 

Bütün biçimleriyle aynı ünlü, yani /O/ sesi ile okunurlar. "Law" (= yasa) sözcüğünün okunuşundan örnek alabilirsiniz. Anglo-Amerikan ağızları arasında çok küçük farklar vardır. Örneğin "Amerikan" ağzında "sow" telaffuzu biraz "SAU" yönündedir. Fakat bunlar bizim kulağımızın ayırt edemeyeceği çok minör farklardır.

"Dişi domuz" anlamına gelen "sow" sözcüğü ise /SAU/ okunur.

 

 07  Deal/dealt, dream/dreamt, lean/leant, leap/leapt, mean/meant... örnekli olan sözcüklerin okunuşu:

YANLIŞ: /di:lt/, /dri:mt/

DOĞRU: /DELT/, /DREMT/, /LENT/, /LEPT/, /MENT/ etc.

Leapt (= leaped) için /Lİ:PT/ işitilebilir.

"dream" ve "lean" için ikişer seçenek vardır:

A. "dreamt", "leant"  -- /DREMT/ , /LENT/

B. "dreamed", "leaned"   --  /DRİ:MD/ , /Lİ:ND/

 

 08  Çoğu zaman karıştırılan, dolayısıyla da sınavları düzenleyenlerin büyük sevgisini kazanmış olan diğer bir grup fiil:

lie - lay - lain (yatmak, uzanmak -- geçişsiz fiil)

lay - laid - lain  (yatırmak, uzatmak, sermek, yaymak, vs. -- geçişli fiil)

lie - lied - lied  (yalan söylemek -- düzenli fiil)

 

Ving biçimi: Birincisi ve üçüncüsü için = lying; ikincisi için = laying

  Peki, şu cümleye bakınız: "He was lying under the tree." Anlamı hangisi? Yatıyor muydu, yalan mı söylüyordu.

Tabiatıyla, bunu bize öncelikle bağlam, ve ayrıca da mantığımız söyleyecektir... Bu bakımdan bu tür "aynı olma" durumlarından endişe duymaya gerek yok. Sorun yaratıyor olsa, dil zaten onun çaresini bulurdu. (Yine de, zaman zaman, anlamın bulanık olduğu örneklerle karşılaşabiliyoruz da.)

 

 09  Kimi fiillerle, V3 (past participle) biçiminin doğrudan sıfat işlevi ile yaygın kullanıldığını biliyorsunuz. Bu durumda farklı V3 alan birkaç fiili not ediniz:

panic-stricken crowds  (strike - struck - struck)

the sunken ship  (sink - sank - sunk)

a drunken man  (drink - drank - drunk)

Ayrıca, lütfen /senk/, /drenk/ demeyiniz.

Doğrusu: /sænk/, /drænk/...

 

 10  Knit - knit - knit (okunuşu: /nit/ = "biraraya getirmek" gibi bir anlamla): He knit his brows. = Kaşlarını çattı...

Knit - knitted - knitted (okunuşu: /nit/ , /ni-tid/ = örgü örmek). Bu düzenli bir fiildir: My sister knitted me a sweater. = Süveter ördü...

"K" harfinin okunmadığına dikkat ediniz.

 

 11  Eat fiilinin past tense (ikinci biçiminin) okunuşu:

Pekçok Amerikan ağızlarında ve kimi Britanya ağızlarında da /eyt/ şeklindedir. Yurdum insanının tercihi de o yönde oluşmuştur.

Ancak seçkin İngilizce'de bu telaffuz /et/ şeklindedir. Yurdum insanları garipseyecektir, ama birgün Kraliçe sizi yemeğe davet edecek olursa, bu verdiğim seçeneği kullanmanız saraya bir daha davet edilme şansınızı yükseltecektir.

Fakat itiraf etmeliyim ki, elli yıl önceki gözlemlerime dayandırdığım bu yargım, dildeki "social levelling" sonucu (ki, gitgide daha alt düzeylerde buluşuyoruz) daha az geçerli duruma gelmiş görünmektedir.

 

 12   See fiilinin past tense biçimi saw, sonunda hafif bir /r/ leşme ile okunur. Bizim kulağımız bunu genelde ayırt edemez. Oldukça da ince bir nokta. Ama, telaffuzunuzun mükemmel olmasını istiyorsanız, bunu da oluşturmağa çalışınız.

 

 13  dive -- dived -- dived: Dalgıçlık (örneğin tüple dalmak) alanında.

dive -- dove -- dived: "Balıklama" dalmak, vb. gibi klasik anlamda.

"dived" için /dayvd/; "dove" için /douv/ okuyunuz

 

 14  fit -- fit -- fit: Üstüne oturmak, uygun olmak...

fit -- fitted -- fitted: Terzilik vb. olduğu gibi üstüne oturtmak; 

uydurmak  / yerleştirmek gibi "geçişli" anlamlarda...

/-tid/ okuyunuz.

(Bununla birlikte, Yukardaki ayrımın daha çok Amerikanca'ya ilişikin olduğunu; Britanya'da "fitted" biçiminin çok daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz.)

 

 15  RISE, RAISE, ARISE, AROUSE

Ayırt etmekte güçlük çekildiğine tanık olduğum bu dört fiilden, birinci ve üçüncüsü düzensiz fiiller; ikinci ve dördüncüsü ise düzenli fiillerdir.

rise - rose - risen : yükselmek, kalkmak, artmak (yukarı doğru hareket) /RAYZ/ -- /ROUZ/ -- /RİZ-n/

raise - raised - raised : yükseltmek, kaldırmak, arttırmak (yukardakinin geçişli hali) /REYZ/ -- /REYZD/

arise - arose - arisen : meydana gelmek, ortaya çıkmak (oluşum) /ı-RAYZ/ -- /ı-ROUZ/ -- /ı-RİZN/

arouse - aroused - aroused : duygu, heyecan vb. uyarmak /ı-RAUZ/ -- /ı-RAUZD/

ÖRNEKLER:

Food prices rose by 3% in July... The sun rises in the east... Get up, will you? The sun has long risen. (Güneş çoktan doğdu ve yükseldi)... She slowly rose from the bed and went into the bathroom...

In July, OPEC countries raised the price of their oil sharply... She smiled back at him with a mischievous grin and slowly raised the pillow. (Yaramaz bir gülücükle baktı ve yastığı kabarttı)... (Wow!!)

A completely new situation has arisen following last week's events... Yeni bir durum meydana gelmiş, ortaya çıkmış bulunuyor...

Her explanation aroused my curiosity (= merakımı kabarttı)... A recent study has revealed that women are sexually aroused (= cinsel olarak uyarılıyorlar) by the odours given off by breastfeeding mothers and newborn babies...

 

 

 

 

DÜZENSİZ FİİLLER ANASAYFAYA DÖNÜŞ

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE