01
Read
fiilinin üç biçimi için yazılış aynı, okunuş farklıdır:
Yazılışı:
read - read - read
Okunuşu:
/ri:d/ /red/ /red/
02
Driven,
risen, arisen... örnekli sözcüklerin okunuşu:
YANLIŞ: /dray-vın/,
/ray-zın/, /e-ray-zın/ etc.
DOĞRU:
/DRİ-vın/, /Rİ-zın/, /ı-Rİ-zın/
03
Hang
- hung - hung
(duvara resim, ipe çamaşır... vs. hertürlü
"asmak" kavramı için)
/HÆNG/, /HANG/, /HANG/
Bu fiili aşağıdaki,
Hang - hanged - hanged (
= idam etmek) fiili ile karıştırmayınız.
/HÆNG/,
/HÆNGD/,
/HÆNGD/
04
Blew,
drew, flew, grew, threw...
örnekli olan sözcüklerin okunuşu:
/ü:/
ile okumayınız... /u:/ ile okuyunuz.
YANLIŞ: /blü:/, /drü:/, /fleüw/
etc.
DOĞRU:
/blu:/, /dru:/,
/flu:/, /gru:/, /TSru:/
etc.
DİKKAT: /blu:/,
/flu:/, = /l/ sesi, Türkçe
"kıl, akıl"
daki gibi "kalın"... "Kil, mil, sil" deki gibi ince değil...
05
Bear,
tear,
wear, swear fiillerinin
okunuşu eşseslidir:
(tear = yırtmak,
parçalamak)
/bee/ /tee/
/wee/ /swee/
(DİKKAT: İngiliz BBC /
Queen's aksanları dışında çeşitli ölçülerde /r/ sesi
işitilebilir.)
Ancak,
/e:/ şeklinde uzatarak, yani ikilemeden söyleyiniz.
Lütfen,
/tiyır/ /wiyır/ gibi garip şeyler telaffuz etmeyiniz...
"Gözyaşı"
anlamına gelen "tear" sözcüğünün yazılışı aynı, ancak okunuşu farklıdır:
Onu, /ti-ı/ diye okuyacaksınız...
Esasen "-ea-" yazılışı genelde yanlış okunmaktadır.
"Bear"
(ayı), "pear" (armut) gibi sözcükler bu gruba girer. /bee/,
/pee/.
"Beer" (bira) sözcüğünün
/biı/okunuşu ile karşılaştırınız.
06
Saw
- sawed - sawn (veya, sawed) -- testere ile kesmek,
Sew
- sewed - sewn (veya, sewed) -- dikiş dikmek,
Sow - sowed - sown
(veya, sowed) -- tohum dikmek:
Bütün biçimleriyle aynı ünlü,
yani
/O/ sesi ile okunurlar.
"Law" (= yasa) sözcüğünün okunuşundan örnek alabilirsiniz.
Anglo-Amerikan ağızları arasında çok küçük farklar vardır. Örneğin
"Amerikan" ağzında "sow" telaffuzu biraz "SAU" yönündedir. Fakat bunlar
bizim kulağımızın ayırt edemeyeceği çok minör farklardır.
"Dişi domuz" anlamına
gelen "sow" sözcüğü ise /SAU/ okunur.
07
Deal/dealt,
dream/dreamt, lean/leant, leap/leapt, mean/meant...
örnekli olan sözcüklerin okunuşu:
YANLIŞ: /di:lt/, /dri:mt/
DOĞRU: /DELT/,
/DREMT/, /LENT/, /LEPT/,
/MENT/
etc.
Leapt (=
leaped) için /Lİ:PT/ işitilebilir.
"dream"
ve "lean" için ikişer seçenek vardır:
A.
"dreamt", "leant" -- /DREMT/
, /LENT/
B.
"dreamed", "leaned" -- /DRİ:MD/
, /Lİ:ND/
08
Çoğu
zaman karıştırılan, dolayısıyla da sınavları düzenleyenlerin büyük sevgisini kazanmış olan
diğer bir grup fiil:
lie - lay - lain
(yatmak, uzanmak -- geçişsiz fiil)
lay - laid - lain
(yatırmak, uzatmak, sermek, yaymak, vs. -- geçişli fiil)
lie - lied - lied
(yalan söylemek -- düzenli fiil)
Ving biçimi: Birincisi
ve üçüncüsü için = lying; ikincisi için
= laying
Peki, şu
cümleye bakınız: "He was lying under the tree." Anlamı hangisi? Yatıyor
muydu, yalan mı söylüyordu.
Tabiatıyla, bunu bize
öncelikle bağlam, ve ayrıca da mantığımız söyleyecektir... Bu bakımdan
bu tür "aynı olma" durumlarından endişe duymaya gerek yok. Sorun
yaratıyor olsa, dil zaten onun çaresini bulurdu. (Yine de, zaman zaman,
anlamın bulanık olduğu örneklerle karşılaşabiliyoruz da.)
09
Kimi
fiillerle, V3
(past participle) biçiminin doğrudan sıfat işlevi ile yaygın kullanıldığını biliyorsunuz. Bu
durumda
farklı V3 alan birkaç fiili not ediniz:
panic-stricken crowds
(strike - struck - struck)
the sunken ship
(sink - sank - sunk)
a drunken man
(drink - drank - drunk)
Ayrıca, lütfen /senk/, /drenk/
demeyiniz.
Doğrusu: /sænk/, /drænk/...
10
Knit
- knit - knit
(okunuşu:
/nit/
= "biraraya getirmek" gibi bir anlamla): He knit his brows. = Kaşlarını
çattı...
Knit - knitted - knitted
(okunuşu: /nit/
, /ni-tid/ = örgü örmek). Bu düzenli bir fiildir:
My sister knitted me a sweater. = Süveter ördü...
"K" harfinin okunmadığına
dikkat ediniz.
11
Eat
fiilinin past tense (ikinci
biçiminin) okunuşu:
Pekçok Amerikan ağızlarında
ve kimi Britanya ağızlarında da
/eyt/ şeklindedir. Yurdum insanının tercihi de o yönde oluşmuştur.
Ancak seçkin İngilizce'de bu
telaffuz /et/
şeklindedir. Yurdum insanları garipseyecektir, ama birgün Kraliçe sizi
yemeğe davet edecek olursa, bu verdiğim seçeneği kullanmanız saraya bir
daha davet edilme şansınızı yükseltecektir.
Fakat itiraf etmeliyim ki, elli yıl önceki
gözlemlerime dayandırdığım bu yargım, dildeki "social levelling" sonucu
(ki, gitgide daha alt düzeylerde buluşuyoruz) daha az
geçerli duruma gelmiş görünmektedir.
12
See fiilinin past tense biçimi
saw, sonunda hafif bir
/r/
leşme ile okunur. Bizim kulağımız bunu genelde ayırt edemez. Oldukça da ince
bir nokta. Ama, telaffuzunuzun mükemmel olmasını istiyorsanız, bunu
da oluşturmağa çalışınız.
13
dive --
dived --
dived: Dalgıçlık (örneğin tüple dalmak) alanında.
dive --
dove --
dived: "Balıklama" dalmak, vb. gibi klasik anlamda.
"dived" için
/dayvd/; "dove"
için /douv/
okuyunuz
14
fit
-- fit -- fit: Üstüne oturmak, uygun olmak...
fit -- fitted -- fitted: Terzilik
vb. olduğu gibi üstüne oturtmak;
uydurmak / yerleştirmek gibi "geçişli" anlamlarda...
/Fİ-tid/ okuyunuz.
(Bununla birlikte, Yukardaki
ayrımın daha çok Amerikanca'ya ilişikin olduğunu; Britanya'da "fitted"
biçiminin çok daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz.)
15
RISE, RAISE, ARISE, AROUSE
Ayırt etmekte güçlük çekildiğine tanık olduğum bu
dört fiilden, birinci ve üçüncüsü düzensiz fiiller; ikinci ve dördüncüsü
ise düzenli fiillerdir.
rise - rose - risen : yükselmek, kalkmak, artmak (yukarı doğru
hareket) /RAYZ/ -- /ROUZ/ -- /RİZ-n/
raise - raised - raised : yükseltmek, kaldırmak, arttırmak (yukardakinin
geçişli hali) /REYZ/ -- /REYZD/
arise - arose - arisen : meydana gelmek, ortaya çıkmak (oluşum)
/ı-RAYZ/ -- /ı-ROUZ/ -- /ı-RİZN/
arouse - aroused - aroused :
duygu, heyecan vb. uyarmak
/ı-RAUZ/ -- /ı-RAUZD/
ÖRNEKLER:
Food prices rose by 3% in July...
The sun rises in the east... Get up, will you? The sun has long
risen.
(Güneş çoktan
doğdu ve yükseldi)...
She slowly
rose from the bed
and went into the bathroom...
In July, OPEC countries
raised
the price of their oil sharply... She
smiled back at him with a
mischievous grin and slowly raised the pillow.
(Yaramaz bir
gülücükle baktı ve yastığı kabarttı)... (Wow!!)
A completely new situation
has
arisen following last week's events...
Yeni bir durum
meydana gelmiş, ortaya çıkmış bulunuyor...
Her explanation
aroused my
curiosity
(= merakımı kabarttı)... A recent study has revealed that women are sexually
aroused
(= cinsel olarak uyarılıyorlar)
by the odours given off by breastfeeding mothers and newborn
babies...