NEWS HEADLINES
Ecstasy Increases Risk of Infection, Says Study
(Bir Araştırmaya göre, Ecstasy Enfeksiyon Riskini Arttırıyor)
UYARI: Gazete
manşetlerinin kendine özgü "telegraphic style", telgraf üslubunu, özellikle sınav İngilizcesi için
örnek almayınız...
It might
enhance empathy, trigger a euphoric state and reduce inhibitions, but
ecstasy can also put your health at serious risk, according to new
research.
study
= araştırma...
to enhance
= arttırmak...
might
enhance
= arttırıyor olabilir... ["present" olasılık (=geniş zaman); Üzgünüm
ama, eğer halâ "might", "may" in past tense'idir aşamasında
takılı-kalmışsanız; alacağınız daha çok yol var demektir]...
[Diğer bir nokta: Çeviri
yaparken, "simple" ve "continuous" ayrımına fazla takılmayın;
kulağınıza doğru geleni seçin: Örneğin kendinizi burada, "might
enhance -- might be enhancing" = "arttırabilir -- arttırıyor olabilir"
ayrımına sıkışmış hissetmeyin; her iki dilde de doğal olanı seçin.
Dillerin "simple" ve "continuous" kavramları birebir çakışmaz.]
sympathy
= uyuma yol açan duygular (Dikkat: Türkçe'de "Aman ne sevimli ve
canayakın" kavramı önplana çıkarken, İngilizce'de "karşısındakinin
durumunu anlama, acıma" duyguları önplandadır)...
antipathy
= ters, düşmanca duygular...
apathy
= olumlu yada olumsuz duygu veya tavır yokluğu, ilgilenmeme... empathy
= duygularını anlama, kendini onun yerine koyma, onunla özdeşleşme...
(Takdir edersiniz ki, hekimin hastaya, yargıcın sanığa, hocanın da
öğrenciye empati duyması, görevlerini layıkıyla yerine
getirememelerine yol açar. Kısacası, benden sempati filan beklemeyin;
Ben soğuk ve katı bir hocayım!!)
to trigger
= tetiklemek, başlatmak... euphoria,
euphoric
= (Gerçi bu yaşa kadar tadmadı iseniz, bundan sonra da fayda etmez,
ama yine de söyleyeyim) coşku, vecd, zafer sarhoşluğu, tam anlamıyla
"uçmak" (hatta genelde "fazla yüksekten uçmak" -- Not: Bu duyguyu cinsel
bağlamda düşünmeyiniz; gerçi o kanaldan da öforiye ulaşılabilirse de)....
to put sth
at (serious) risk
= (ciddi surette) risk altına sokmak...
Thomas Connor, of Trinity College Dublin, told the British
Association science festival that laboratory studies had shown the
drug, also known as MDMA, could suppress the immune system and,
therefore, be a factor in increasing the risk of infection.
to suppress
the immune system
/im-YUN/ = bağışıklık sistemini baskılamak...
could suppress
= baskılıyor olması mümkün... ["present" durum (= geniş zaman);
Üzgünüm ama, eğer halâ "could", "can" in past tense'idir aşamasında
takılı-kalmışsanız; dört paragraf önce "might" için yazdıklarım aynen
geçerli)...
GENEL AÇIKLAMA:
"could, should, would, might": Bu dört yardımcı fiilin,
1
"can, shall, will,
may" yardımcı fiillerinin "past" formu işlevini karşıladığı durumlar
vardır; Ama ayrıca,
2
kendileri de
"present" anlamlı bağımsız birer yardımcı fiil olarak görev
yapabilirler. Örneğin yukarda, "might enhance" tercihi, "may enhance"
tercihine göre olasılığın o derece kesin olmadığını dile getiriyor ve
henüz kanıtlanmamış bir konudaki bilimsel yargı için daha uygun bir
tercihtir...
"There was a case report published this year of a young man in his 20s
who presented with, basically, shingles of the eye. This is something
that is extremely rare in young people. It is never seen unless
somebody is very seriously immunocompromised, as in an Aids patient.
case report
= olgu sunumu, vak'a takdimi...
to present (+ with + tıbbi neden, hastalık veya yaralanma)
(fiilin okunuşu /pri-ZENT/
= (sözü edilen neden, hastalık veya yaralanma ile) hastaneye, acile,
doktora gelmek veya getirilmek...
shingles of the eyes
= göz bölgelerinde sinir uçları iltihabı (zona); Türkçe terimi
bilmiyorum, özürlerimle...
extremely rare
= son derece ender, fevkalade ender...
to
compromise, to be compromised
= Bu fiile önemle dikkatinizi çekerim: Genel dildeki anlamı "uzlaşmak,
yarı yolda buluşmak" dır. Ancak, tıp dilinde (ve kısmen genel dilde
de) "zor durumda bırakmak, tam gerçekleşmesine engel olmak, anomaliye yol açmak" anlamlarıyla
kullanılır.
"The striking thing was... the only thing that could have been a
predisposing factor was that this person was a regular ecstasy user."
striking
= çarpıcı, dikkat çekici...
predisposing factor
= "predispozan etmen", yatkın/eğilimli kılan şey...
a
regular user
= sürekli kullanan, müptela...
Tümcenin yapısına
gelince, buradaki kişinin konuşma tarzından bir yansıma: Konuşmacı
"Çarpıcı olan şey şu idi ki" şeklinde bir giriş yaptıktan sonra
duraklıyor ve yeni tümcesine geçiyor. İngilizce'de de, ikinci "was"
sözcüğünden sonra, bunun daha önce yarım bırakılmış girişin
genişletilerek yeniden ifadesi olduğunu belirtecek bir "es" vermek
gerekir...
The Manchester
Guardian, www.guardian.co.uk
(September 8, 2005)
Walla, dostlar,
bööle bol biberli tıbbi uyarıları okuyup etkilenmemek mümkün mü -- de; şu
fani dünyada, akşam olmuş, güneş batmış, içmeyip de ne halt
edeceksin...
TOP NATIONAL NEWS
Turkish industrial output falls in July:
The increase in industrial output for the January to July period in
2005 is well down on that of the previous year. Industrial output in
Turkland fell by 0.3 percent in July, according to
figures released by the State Statistics Institute (DIE) Thursday.
industrial
output
= "sanayi üretimi"... ("Input" = girdi...)
January to July
= January-July...
well down on X
= X'e göre çok aşağılarda...
that
= Burada, daha önce geçen "increase" sözcüğünün yerine geçiyor.
Daha önce bu dergide pekçok kereler yer verdiğim bu yapıya örnekler:
The
land area of
Turkland is twice the size of that of
England.
The roads in
Turkland are a lot more dangerous than
those in England.
increase/fall
by
xx%
= ilgeç (preposition) kullanımına dikkat...
to release
= (burada) yayınlamak [ama, kitap vb yayını için = to publish]...
The July results reversed a long term trend of steady increases, and
was a marked difference to the industrial output figures for July of
2004, when there was an overall rise of 12.2 percent.
to reverse
= tersine çevirmek...
marked
/MA:KD/ ("d" ile okuyunuz) = belirgin...
markedly
/MA:-kidli/ = belirgin şekilde, belirgin derecede...
overall
= toptan değerlendirildiğinde,
hepsini kapsayan...
The DIE also amended its figure for the industrial output for June,
with the initial figure of 1.6 percent being revised upward to 1.8
percent.
Turkland’s industrial output has risen by 3.7 percent for the first
seven months of the year, again well down on the increase of 13.3
percent for the January to July period for 2004.
to amend
= değişiklik ve düzeltme yapmak...
with
= burada "olmak üzere, olacak şekilde": "Haziran seviyesini, daha
önceki %1.6'lık rakamı %1.8'e revize edecek şekilde, düzeltti...
Tabiatıyla, Türkçe'de daha basit bir tümce kurmanın yolu: "... Haziran
rakamını düzeltti ve daha önceki %1.6'lık rakamı %1.8'e revize
etti"...
to revise upward
/ri-VAYZ/
= (ekon) yukarı revize etmek...
to revise
= (genel dil) yeniden gözden geçirerek değişiklik
ve düzeltmeler yapmak...
The NTVMSNBC
http://www.ntvmsnbc.com/